DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada DSG ile Şam yönetimi arasındaki müzakerelere ve Münih Güvenlik Konferansı’nda yürütülen temaslara dikkat çekerek, Rojava’ya yönelik ablukanın derhal kaldırılması ve siyasal müzakerenin desteklenmesi çağrısında bulundu
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’in 28’inci dönem 61’inci birleşimiyle gerçekleştirilen ve Meclis’te bulunan siyasi partilerin önergelerinin görüşüleceği Meclis Genel Kurulu’nda gündem dışı söz aldı. Münih Güvenlik Konferansı’na katılan Suriye Demokratik Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve Dış İşleri Sorumlusu İlham Ehmed’in gerçekleştirdiği diplomatik temasları değerlendiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, DSG ve Şam Yönetimi arasındaki müzakerelerde gelinen aşamaya ilişkin konuştu.
Rojava’ya yönelik Ocak ayında başlayan ablukalara dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, söz konusu kuşatma ile sivil halkın cezalandırıldığını belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Kobanê başta olmak üzere birçok yerleşim alanı askeri baskı altına alındı. Çocukların, hastaların, yaşlıların temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılmasına tanıklık ettik. Ancak bütün bu baskı ve kuşatma koşullarına rağmen, Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi en başından beri askeri genişlemeyi değil; müzakere, diplomasi ve siyasal çözüm hattını savundu. 18 Ocak’ta başlayan ve 30 Ocak Mutabakatı ile somutlaşan süreç, silahlı çatışma zemininden anayasal ve siyasal demokratik entegrasyon zeminine geçişi ifade etmektedir. Bu çok kritik bir eşiktir. Çünkü bu tercih, ‘ya teslimiyet ya savaş’ ikilemine sıkıştırılan bir halkın üçüncü yol ısrarıdır ve bu ısrar müzakeredir” dedi
‘Yıllardır inkâr edilen bir gerçekliğin fiilen kabulüdür’
Söz konusu müzakere sürecinin uluslararası düzeyde görünür hale geldiği en önemli platformun ise Münih Güvenlik Konferansı olduğuna işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Üç gün boyunca Münih’te yaşananlar, Ortadoğu siyasetinde yeni bir fotoğraf ortaya koymuştur. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi temsilcisi İlham Ahmed’in, Suriye Geçici Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte Şam heyeti içinde yer alması; yıllardır inkâr edilen bir gerçekliğin fiilen kabulüdür. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yapılan görüşmenin fotoğrafı, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack tarafından ‘Bin kelimeye bedel bir fotoğraf yeni bir başlangıç’ sözleriyle paylaşıldı. Bu basit diplomatik bir jest değildir; Kürtlerin ve bölge halklarının siyasal statüsünün uluslararası düzeyde muhatap alındığının ilanıdır. Ancak mesele yalnızca ABD eksenli değildir. Münih’te Almanya Cumhurbaşkanı ve Almanya Dışişleri Bakanı ile temaslar gerçekleştirilmiştir” şeklinde konuştu.
Şeybani’nin Münih’te ‘SDG’yi düşman değil, ortak olarak görüyoruz’ sözlerini hatırlattı
Fransa Cumhurbaşkanı Emenuel Macron ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile yürütülen görüşmelere işaret eden Gülistan Kılıç Koç Yiğit, Avrupa’nın da Suriye’de yürütülen süreci yakından izlediğini ve süreci muhataplık temelinde ele aldığını belirtti. DSG heyetinin Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal Bin Ferhan ile gerçekleştirdiği görüşmeye de dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, yapılan görüşmelerin bölgesel denklemin değiştiğini gösterdiğini belirterek şunları söyledi:
“Bunlardan da önemlisi, Esad Şeybani’nin Münih’te açıkça ‘SDG’yi düşman değil, ortak olarak görüyoruz’ demesidir. Bu cümle, yıllardır savaş diliyle kurulan denklemin çözülmeye başladığını göstermektedir. Biz buradan şunu açıkça söylüyoruz: Rojava yönetimi başından beri müzakereyi savundu. Kadın özgürlüğünü, yerel demokrasiyi, çok kimlikli yaşamı savundu. IŞİD’e karşı mücadelede dünya ile omuz omuza durdu. Bugün de merkezi devletle demokratik entegrasyonu, silahların susmasını ve anayasal çözümü savunuyor.”
‘Siyasal müzakereyi destekleyin’
DSG’nin tutumunun kıymetli ve önemli oduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, QSD’nin tutumunun bölge halkları için kazanım olduğu vurgusunu yaparak devemla şunları söyledi:
“Ancak bugün hâlâ süren kuşatma, altyapı kesintileri ve sivil halk üzerindeki baskılar ve hala bu kuşatmadan dolayı çocukların ölüyor olması bu diplomatik ilerlemeyle çelişmektedir. Eğer gerçekten ‘demokratik entegrasyon’ ve ‘birlik’ konuşuluyorsa, önce abluka kaldırılmalıdır. Elektrik, su ve sağlık hizmetleri ve en önemlisi çocukların yaşamı siyasi pazarlık konusu yapılamaz. Buradan tüm bölgesel ve uluslararası aktörlere çağrımızdır: Suriye’de askeri çözümler yerine siyasal müzakereyi destekleyin. Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik fiili kuşatmayı kaldırın. Kürtlerin ve bölgedeki tüm halkların anayasal güvence altındaki haklarını tanıyın. Türkiye dâhil tüm tarafları diyalog ve barış zeminine çekin.
Türkiye’ye çağrı
Buradan açık bir çağrı da Türkiye hükümetinedir: Madem Şam yönetimi ‘ortaklık’ diyebiliyor, madem Avrupa başkentleri muhataplık kurabiliyor; Türkiye neden doğrudan diyalog kurmasın? Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bölgedeki Kürt temsilcilerle doğrudan görüşmelidir. İlham Ahmed’le, ilgili siyasi aktörlerle temas kurulması bir diplomatik olgunluk göstergesidir. Türkiye açısından da bu süreç bir tehdit değil, bir fırsattır. Sınırın ötesinde demokratik bir çözüm inşa edilmesi; Türkiye’deki Kürt meselesinin demokratik çözümü için de olumlu bir iklim yaratacaktır. Savaş politikaları kısa vadeli taktik kazançlar üretir. Barış politikaları ise halklara gelecek kazandırır.
DEM Parti olarak ilkesel tutumumuz nettir: Biz savaşın değil, müzakerenin yanındayız. Biz inkârın değil, eşit yurttaşlığın yanındayız. Biz kuşatmanın değil, halkların birlikte ve özgür yaşamının yanındayız. Ortadoğu’da yeni bir dönem başlıyorsa, bu dönem askeri vesayetle değil; demokratik mutabakatla şekillenmelidir. Münih’te ortaya çıkan fotoğraf, yalnızca diplomatik bir kare değildir. O fotoğraf, yıllardır yok sayılan bir halkın ‘Biz buradayız ve çözümün parçasıyız’ deme iradesidir. Bu iradeyi güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur.”
Kaynak: MA









