• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Murat Karayılan: 2026 Newroz’u Önder Apo’nun özgürlüğü Newroz’u olmalı

18 Mart 2026 Çarşamba - 09:44
Kategori: Güncel, Manşet

2026 Newroz’unun ‘Önder Apo’nun özgürlüğü Newroz’u’ olması gerektiğini belirten HPG Komutanı Murat Karayılan, sürecin başarıya ulaşması için devletin somut adımlar atması gerektiğini vurguladı

HPG Komutanı Murat Karayılan, ANF’ye verdiği özel röportajda, Kürt sorununun çözümüne dair yürüyen sürecin yeni bir aşamaya girdiğini belirterek, tarihsel bir dönemeçten geçildiğini vurguladı. Murat Karayılan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2026 tarihli açıklamasını hatırlatarak, bu açıklamayla birlikte sürecin ikinci aşamasının başladığını ifade etti. Bu yeni aşamanın, artık daha somut ve yasal adımların atılmasını gerektirdiğini dile getiren Karayılan, çözümün yalnızca söylem düzeyinde değil, doğrudan siyasal ve hukuki düzenlemeler üzerinden ilerlemesi gerektiğini kaydetti.

Bu süreçte belirleyici rolün doğrudan Türkiye Meclisi’ne düştüğünü belirten ve Meclis bünyesinde oluşturulan komisyonun raporunu sunduğunu hatırlatan Karayılan, Nisan ayının kritik bir eşik olacağını belirtti. Kürt sorununun çözümünün artık ertelenemez bir noktaya geldiğini ifade eden Karayılan, devletin bu tarihi sorumluluk karşısında nasıl bir tutum alacağının belirleyici olacağını vurguladı.

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün temel şartı olduğunu belirten Karayılan, bu talebin sadece hareketin değil, geniş halk kesimlerinin ve uluslararası kamuoyunun da ortak beklentisi haline geldiğini söyledi. Karayılan, Newroz alanlarında yükselen taleplere işaret ederek, halkın bu sürece aktif biçimde dahil olduğunu ve özgürlük talebini güçlü bir şekilde dile getirdiğini ifade etti. Bu talebin dayatılmış bir talep değil, tarihsel süreç içerisinde doğal olarak ortaya çıkan bir sonuç olduğunu belirten Karayılan, çözüm için bu gerçekliğin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

Röportajın devamında bölgesel gelişmelere dikkat çeken Karayılan, yalnızca Türkiye’de değil, tüm Ortadoğu’da kritik bir sürecin yaşandığını belirtti. Özellikle İran ve Doğu Kürdistan’daki gelişmelerin yeni bir dönemin habercisi olduğunu ifade eden Karayılan, halkların kaderinin birbirine bağlı olduğunu ve bu sürecin ortak bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurguladı. Karayılan Halkların birlikteliği ve dayanışmasının bu dönemde daha fazla önem kazandığını belirtti.

Karayılan, önümüzdeki ayların tarihi gelişmelere gebe olduğunu ifade ederek, bu sürecin doğru okunması ve örgütlü bir şekilde karşılanması gerektiğini söyledi. Aksi halde halkların bu süreçte zarar görebileceğini belirten Karayılan, özellikle Doğu Kürdistan halkının bilinçli ve hazırlıklı olduğunu dile getirdi.

Murat Karayılan’la gerçekleştirdiğimiz röportaj şu şekilde:

  • 2026 Newroz’u yaklaşıyor. Bu yılki Newroz’un diğer bir özelliği de Ramazan Bayramı’na denk gelmesi. Bu iki önemli bayram münasebetiyle vermek istediğiniz mesaj nedir?

Öncelikle tüm halkımıza selam ve saygılarımı sunuyorum. Evet, bu yıl hem dini hem de ulusal bayramları birlikte karşılıyoruz. Başta Önder Apo olmak üzere, kahraman şehitlerimizin anneleri, aileleri ve tüm arkadaşlarımızın Newroz ve Ramazan bayramlarını kutlarım. Yine bütün Kürdistan, bölge halkları ve inananların Newroz ve Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Ramazan ayı yalnızca oruç ayı değildir. Ramazan ayı aynı zamanda nefsi ve ruhu temizleme, güzellik ve barış ayıdır. Ramazan Bayramı da böyle kutsal bir bayramdır. Newroz Bayramı da kardeşlik ve birlik, mücadele ve direniş bayramıdır. Bu da bölge halklarının ve halkımızın tarihinde önemli ve kutsal bir yere sahiptir. Bu nedenle her iki bayramda da ulusal ruhun, özgürlük, barış ve dayanışma ruhunun daha fazla gelişmesini umuyoruz. Böylesi kutsal günler bu yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Umut ediyoruz ki bu şekilde birlikte kutlanan bu bayramlar, mevcut gündeme ve inançlı toplumlar üzerine etki eder. Bu çerçevede inanç sahibi herkesin bayramını bir kez daha kutluyorum.

Newroz Bayramı mücadelemiz ile birlikte yeni bir düzeye ulaşmış bulunuyor. Özellikle Önder Apo’nun, halkımızın tarihine ilişkin Medya hareketinin ve Newroz’un çıkışı çerçevesinde yaptığı değerlendirmeler; Newroz’a büyük önem kazandırmış durumdadır. Bu temelde geliştirilen değerlendirmeler bizim için yeni bir gün ve yeni bir çıkış oldu. Bundan dolayı Mazlum Doğan arkadaş Amed Zindanı koşullarında Newroz günü 3 kibrit çöpüyle Newroz’u kutladı ve tarihi eylemini gerçekleştirdi. Yine Zekiye Alkan ve Rahşan Demirel gibi devrimciler bedenlerini ateşe vererek Newroz ateşini gürleştirdiler ve Newroz’u kutladılar. Bu açıdan Newroz’un mücadele tarihimizde önemli ve özel bir yeri vardır. Bu temelde tüm Newroz ve devrim şehitlerini Çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş ve Zekiye Alkan arkadaşlar şahsına anıyor, anıları önünde eğiliyorum. Bu kutsal günlerde onlara verdiğimiz sözü bu vesile ile bir kez daha yineliyorum. Sonuna kadar onların çizgisinde ve izinde mücadele edecek, kutsal amaçlarının başarıya ulaşması için mücadeleyi yükselteceğiz. Newroz ateşi müjde, zafer ve başarı ateşidir. Newroz ateşinin ruhuyla mutlaka sonuç alacak ve kahraman şehitlerin davasını başarıya ulaştıracağız.

  • Son süreçte Kürdistan Özgürlük Davası emekçilerinden bazıları yaşamını yitirdi ve şehit oldu. Son olarak Salih Muslim’in şehadeti ilan edildi. Bu şehadetlere ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Sizin de belirttiğiniz gibi, Kürt halkının mücadelesine emek vermiş, rol oynamış, gözle görülür fedakarlıklar yapmış kimi şahsiyetler bu son dönemde hastalık sebebiyle vefat ettiler. Başta Salih Muslim (Bavê Welat) arkadaş, Osman Kılıç (Gundî) arkadaş ve Ehmed Huseyni olmak üzere yaşamını yitiren tüm yoldaşları saygı ve minnetle anıyor, anıları önünde eğiliyorum.

Salih Muslim’i uzun bir zamandır tanıyorum. Salih Muslim Türkiye’de okumuştu. Onun için Türkiye siyasetini takip ediyordu ancak Hareketimizi yakından tanımıyordu. Tanıdıktan sonra özellikle 1983 yılında Önder Apo ile görüşmesinin ardından artık Hareket’le yürümeye karar verdi. O zamandan bu yana Kürdistan özgürlük çalışmalarında çok emeği oldu. O süreçlerde Suudi Arabistan’da çalışıyordu. Önder Apo Suudi Arabistan çalışmalarıyla birebir kendisi ilgileniyordu. Orada kadro yoktu, yurtsever kişiler bulunuyordu. Onlarla direkt telefonla konuşuyor, sürekli irtibat kuruyordu. Onlardan biri de Salih Muslim arkadaştı. Salih Muslim arkadaş birçok kez telefon yoluyla veya birebir görüşmelerle Önder Apo’yu yakından tanıdı. Bu nedenle Önder Apo kendisine dair, ‘benim için tıpkı Sırrı Süreyya Önder gibi çok değerli ve kıymetlidir’ dedi. Gerçekten de böyle arkadaşlar çalışmalarımızda çok önemli roller oynadılar. Salih Müslim arkadaş da öyleydi. Tereddütsüz bir katılım ve fedakarlık gösterdi.

Arapçası iyiydi, Önder Apo’nun düşünce ve fikirlerini tercüme etme noktasında da büyük bir emek verdi. Kobanê’de önce Enver Aluş bu konuda emek veriyor, bildiri vb. belgeleri tercüme ediyordu. Sonrasında ise Salih Muslim arkadaş daha çok Önderlik düşüncelerini yazıp, genel değerlendirmelerini tercüme etti. Diğer bir deyişle hem ideolojik çalışmalarda hem de siyasi ve örgütsel faaliyetlerde emek verdi.

Nitekim daha sonra PYD’nin kuruluşu ve ilk süreçlerinde eşbaşkan olarak rol oynayarak Kürt siyasetinde emek verdi ve önemli bir yer edindi. Önder Apo çizgisi çerçevesindeki mücadelesinde gittikçe derinleşti, daha fazla kararlılık ve duruş sahibi olarak güçlü bir katılım sergiledi. Evet, Salih Muslim Parti’ye kadroluk sözü vermiş biri değildi ancak devrimin genel bir kadrosu gibi çalışıyordu. Bu şekilde dört parça Kürdistan’da çalışan arkadaşlar mevcuttur. Onların hepsi açısından bir örnek olduğu ifade edilebilir. Parti’ye kadroluk sözü vermemiş olmasına rağmen, özgür ülkenin, özgürlük mücadelesinin bir kadrosu olmuş, gecesini gündüzünü vermiş, ailesi de kendisi de her türlü fedakarlığı sergilemiş bir arkadaştır. Mücadele içerisinde örnek bir halk önderi olarak çıktı ortaya. Böylesi başka arkadaşlar da var. Apoculuk, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde rol oynayan kişilerin illa yemin eden ve söz veren Parti kadroları olmalarına gerek yok. Önemli olan kişinin kararlı ve tereddütsüz bir şekilde katılması, Önderliğin düşünce ve fikirlerinde derinleşmesi, bu çerçevede rol üstlenmesi ve rolünü oynayabilmesidir. Salih Muslim bu açıdan büyük bir örnektir. Birlikte birçok çalışma yürüttük. Salih Muslim gibi kahraman arkadaşların anıları unutulamaz. Bu temelde bir kez daha saygıyla anıyor, ailesi ve değerli Kobanê halkımıza tekrar başsağlığı diliyorum.

Mücadelemiz içerisinde bu şekilde rol sahibi olan, demokrasi ve yurtseverlik çerçevesinde katılım göstermiş ve önemli görevleri yerine getirmiş kişiler bulunmaktadır. Onlardan biri Önder Apo’nun da işaret ettiği gibi Sırrı Süreyya Önder’dir. Sırrı Süreyya da Hareketin kadrosu olmamasına rağmen, önemli rol oynayan bir arkadaştır. Daha önce Türkiye sol hareketlerinde bir sosyalist olarak yer almış, zindanda kalmış, sanatçı, aydın, siyasetçi ve daha birçok yeteneği olan bir arkadaştı. Önder Apo’nun çizgisini ve Hareketimizi tanıdıktan sonra, büyük bir kararlılık ve heyecanla katıldı. Türkiye sol hareketinden gelen Türkmen biri olarak Kürt halkının davasına büyük bir sempati ve ilgi duydu. Bu elbette dürüstlük, temizlik ve vicdan meselesidir. Bunu gördü ve çalışmak istedi. Ben kendisini 2013 yılında tanıdım. Yanımıza her geldiğinde mutlaka bir gece kalıyor, onunla çok kapsamlı konuşmalar yapıyor, sohbet ediyorduk. Böylesi açık bir insandı ve özgürlük, sosyalizm, demokrasi mücadelesi için her türlü fedakarlığı yapan birisiydi. Bu temelde Sırrı Süreyya Önder’i de bir kez daha saygıyla anıyorum. Anıları her zaman bizimle yaşayacaktır.

Aynı zamanda tıpkı Sırrı Süreyya gibi aslen Türkiyeli olan ve Türkiye sol hareketinde yer almış biri olarak Kürt halkına yönelik zulmü ve Türk devletinin özgürlük mücadelesine karşı yaptığı haksızlıkları gördükten sonra bir bütünen Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katılmış bir arkadaş olan Hüseyin Aykol yoldaşı da anmak istiyorum. Hüseyin Aykol yoldaş, kendi örgütüyle olan ilişkisini tamamen koparmamış olmasına rağmen tüm yaşamını Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne adadı. Gerçekten büyük bir sosyalist, enternasyonalist ve devrimcidir. Hem Türkiye hem de Kürdistan’ın sosyalizm ve özgürlük mücadelesine büyük bir fedakarlıkla emek verdi ve hizmet etti.

Hüseyin Aykol arkadaşı 1991 yılında tanıdım. Daha önce telefonla, sonrasında da 1992 yılında Lübnan’da Önderlik Sahası’nda Mahsum Korkmaz Akademisi’nde görüştük. O süreçte Önderlik de oradaydı. O zaman yalnızca röportajlar yapmadı; aynı zamanda nasıl işbirliği yapabiliriz ve kendisi nasıl rol oynayabilir üzerine tartıştı. O süreçte günlük yayın yapacak olan Özgür Gündem Gazetesi’nin çıkarılmasına ilişkin de tartışmalar yapıldı. Yani Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin başarıya ulaşması için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır biriydi. Zaten şehadetine kadar da hep emek verdi ve hizmet etti. Böylece Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin büyük bir emekçisi oldu. Nasıl ki, Türkiye’de sosyalizm davası için emek verdiyse, Kürt halkının mücadelesinde de öncü bir emekçi oldu. Müstesna biriydi. Onun gibi örnekler azdır. Bu kadar dürüst, temiz, vicdanlı ve Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne bağlı olmak çok önemlidir.

Bugün biz halkların kardeşliğinde gittikçe derinleşiyorsak, bunda böyle arkadaşların rolünün çok fazla olduğu bilinmelidir. Evet, Hareketimizin daha başlangıcında Haki Karer, Kemal Pir ve sonrasında Emine Erciyes, Gülnaz Ege gibi rol oynamış kadro arkadaşların yanı sıra, Sırrı Süreyya Önder, Hüseyin Aykol gibi Türkiye sol hareketinden gelmiş, dünyayı tanımış, kültürlü, bilgili ve bu yoğunlaşmalarla Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katılmış arkadaşlar da halklar arasında bir köprü oldular. Enternasyonal ruhla sergiledikleri katılım, halkların birliğinin temelini güçlendirdi ve bu değerli insanlar mücadelemizde bu rolü oynamaya hala devam etmekteler. Her zaman böyle olacak ve onların çizgisinde sonuna kadar halkların özgürlük mücadelesini yükselterek başarıya ulaştıracağız.

Son günlerde son yolculuğuna uğurladığımız diğer bir isim de Selim Sadak arkadaştır. O da Botan’ın Bafê Köyü’nde, Dicle Nehri kıyılarında büyümüş, yurtseverliği ile tanınan bir kişilikti. 1991 yılında Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin Türkiye siyasetinde rol oynayabilecek bir düzeye ulaştığı dönemde, bazı kişilerin parlamenter olarak seçilmesi gerekiyordu. O süreçte Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin kaynağı ve kalesi, gerillanın meskeni, direniş ve savaş yeri olan Botan’ı kimlerin temsil edebileceği yönünde tartışmalar yürütüldü. İşte o zaman Selim Sadak’ın isminin gündeme gelmesiyle kendisini duyduk. Nitekim kendisi ve değerli Orhan Doğan yoldaş, Botan halkının temsilcisi olarak gösterildiler ve bilindiği gibi halkımız da onları onayladı ve bu şekilde parlamenter oldular.

Selim Sadak arkadaş, yaşamını yurtseverlikle geçirmiş biri olarak siyasete girdikten sonra da Türkiye’de ve halkımız içerisinde tanınan biri oldu. 10 yıl zindanda kaldı ve bir santim dahi geri adım atmadı, yurtseverlikte hep daha fazla derinleşti. Sonrasında da kendisiyle görüştük. Çokça tartıştık; birbirimizi tanıdık ve birlikte birçok çalışma yürüttük. Bu temelde Selim Sadak arkadaşı da saygı ve hürmetle anıyorum, Botan-Hezex halkımıza ve ailesine başsağlığı diliyorum. Selim Sadak arkadaşın çocuklarının ve ailesinin de onun izinde takipçisi olacaklarına inanıyorum. Bir döneme damga vurmuş, rol oynamış böyle bir arkadaşın, herkesten önce ailesinin ve yakınlarının onun izinde yürümesi gerekir. Bu hepimizin görevidir. Tüm yurtseverlerin böyle dürüst, temiz ve ülkesine bağlı arkadaşların takipçisi olması gerekir. Selim Sadak arkadaşın yolunda insan ancak bu şekilde derinleşebilir, gelişebilir ve başarabilir. Bu temelde bir kez daha değerli Hezex halkımıza başsağlığı diliyorum. Selim Sadak gibi yurtseverliği güçlü, kararlı ve Kürt halkının özgürlük mücadelesine bağlı arkadaşlar bize ve tüm yurtseverlere örnektir. Selim Sadaklar bu çerçevede ele alınmalı ve onları bu şekilde ölümsüz kılmalıyız. Biz de bu kahraman devrimcilere ve değerli arkadaşlara bu temelde yaklaşıyoruz.

‘Tüm Kürt halkının ulusal ruhla birbirini desteklemesi gerekir’

  • Bugün Amerika ve İsrail’in İran’a saldırılarının 18. günü. Bu savaşa dair neler söylersiniz?

Süregelen bu savaş tüm bölgeyi içine almış durumda. Bu, Üçüncü Dünya Savaşı’dır. Üçüncü Dünya Savaşı bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmek amaçlı yürütülüyor. Hegemonik ve statükocu güçler arasında yürütülen bir savaştır. Bu savaşta bölge halklarının hiçbir çıkarı bulunmamaktadır. Bu savaş, bölge halklarının savaşı değildir. Bu nedenle biz bu savaşta kimsenin tarafında değiliz. Hareket olarak halkların özgürlük ve demokrasi çizgisi olan üçüncü bir çizgimiz var. Bu temelde hareket ediyoruz. Ancak bu savaş herkese zarar veriyor. Diğer bir deyişle, sivil ve hiçbir tarafla alakası olmayan kişiler zarar görüyor. Siyasi, ekonomik, toplumsal ve askeri olarak tüm bölgeyi etkiliyor. Artık Hürmüz Boğazı’nın alınması sonucu bütün dünya ekonomisine de tesir etmektedir. Zaten bu çerçevede halihazırda kapsamlı bir gündem var. Fakat Doğu Kürdistan’daki halkımızı daha fazla etkilemektedir.

Doğu Kürdistan halkımız değerlerine bağlı, tarih ve derin bir yurtseverlik bilinci sahibi bir halktır. Bu vesile ile Doğu Kürdistan halkımızı saygıyla selamlıyorum. Halkımız böylesi önemli bir süreçte daha çok örgütlenmeli, bilinçli hareket etmeli ve her türlü saldırı ve duruma karşı hazırlıklı olmalı. Doğu Kürdistan halkımıza karşı saldırı gelişirse, kuşkusuz onların arkasında olacağız. Tabii ki tüm Kürt halkının ulusal ruhla birbirini desteklemesi gerekir.

Bugün İran halkları ve Doğu Kürdistan halkı bu savaş kapsamında çok mühim bir döneme geçmiş bulunmakta. Bu durumun farklı bir şekilde ele alınmaması gerekir. İran halklarının kaderi birbirine bağlıdır. Bu sürecin böylece karşılanması için halkların kardeşliği ve birlikteliğinin daha fazla öne çıkarılması, buna göre hareket edilmesi gerekir. İnanıyorum ki bu süreç kendisiyle birlikte halklar ve Kürt halkı için yeni ve olumlu bir dönemi getirecektir. Belirttiğimiz gibi gelişmeleri örgütlü ve bilinçli bir şekilde ele almak, her yerde hareketi ve savunma sistemini güçlendirmek gerekir. Böyle olmazsa arada ezilme olur. Doğu Kürdistan halkımızın süreci doğru okuyup ne zaman ne yapılması gerektiğini bilerek hareket etme noktasında hakimiyet sahibi olduğuna, bilinçli davrandığına ve üzerine düşen görevleri yerine getireceğine inanıyorum.

  • Demokratik Ulus Abdullah Öcalan’ın önemli fikirlerinden biri. Fakat Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan gelişmelerin ardından bu fikre karşı geliştirilen saldırılar söz konusu. Bu saldırılara karşı cevabınız nedir?

Dil uzatan, emek vermeyen, hizmet etmeyen, 24 saatini dahi Kürt halkının mücadelesine vermeyen, fedakarlığa hazır olmayan, kaçan kişilere cevap vermeye gerek duymuyoruz. Onlar kontra gibi hareket ediyorlar. Tüm işleri kaçtıkları Avrupa gibi alanlarda oturdukları yerde Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşıtlık yapmaktır. Verilen emekleri ve dökülen kanı göz ardı ediyor, onurunu ve değerini azaltmak istiyorlar. Bu tarz kişiler ne kadar böyle davranırlarsa davransınlar, güneşi balçıkla sıvayamaz ve karartamazlar. Çünkü Güneş’in etkisi çok büyüktür. Önder Apo’nun Kürdistan’daki çıkışı kendisiyle bir rönesans yaratmış, aydınlanmayı sağlamış, siyasi, askeri, toplumsal ve tarihi açıdan Kürt aklı ve stratejisini geliştirerek büyük bir derinlik ve hamleye yol açmıştır. Bunu kimse göz ardı edemez.

Önder Apo’nun büyük eserlerinden biri de Demokratik Ulus Stratejisi’dir. Dar milliyetçi yaklaşımlar, Kürt halkının rol ve misyonunu daraltıyor, bir kalıba sokuyor ve yalnız bırakarak güçten düşürüyor. Böyle ilkel ve dar milliyetçi bir siyaset Kürt halkına hizmet etmiyor. Kürt halkını kendi içinde sıkıştırıyor. Bu yaklaşım kesinlikle Kürt halkına hizmet etmek bir yana tam tersine bu saldırıların düşman tarafından yöneltildiğini de biliyoruz. Düşmanın trolleri bunu gündemleştiriyor. Çünkü Kürt halkının düşmanları en fazla da demokratik ulus siyasetinden korkuyor.

Mesela “Kürtler kimdir ki Arap halkını ve Türkleri harekete geçirebilir?” diyorlar. Onlar Kürtleri her daim köle olarak görüyorlar. Bu nedenle en fazla demokratik ulus siyasetine karşı hareket ediyorlar. Biz çeşitli raporlardan ve kayıtlardan biliyoruz ki, onlar en çok da Önder Apo’nun geliştirdiği demokratik ulus siyasetinden korkuyorlar. İşgalci devletlerin istihbarat kurumları bu konu üzerine çok çalışmaktalar. Fakat kendine Kürt diyen bazı kimselerin, hatta bazı yurtseverleri de etkileyerek aynı şeyleri dile getirdiklerini görmekteyiz. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Kürtlerin rolünü daraltmak ve küçültmektir.

Önder Apo bölgede Kürt halkını özgürlük, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesinde öncü kılmaya çalışmakta. Ulusalcılığı çok sevenlerin bu hakikati görmesi gerekir. Biz de bu temelde bölgede özgürlük ve demokrasi devrimini gerçekleştirmek, değişim-dönüşümü sağlamak istiyoruz. Bu çok önemli bir amaç ve büyük bir stratejidir. Ancak bazı kişilerin o kadar aklı dar ve ufku öngörüden uzak ki, dar milliyetçilik duruşuyla bu stratejiyi gözden düşürmeye çalışıyorlar. Bu beyhude bir çabadır. Her yurtseverin bu gerçeği görmesi gerekir.

Örneğin Rojava’da QSD Dêrazor ve Reqa’ya kadar gidince, “Kürtlerin oralarda ne işi var, neden Kürt gençlerini ölüme gönderiyorlar?” diyerek eleştiriyorlardı. QSD oralardan çekilince bu kez yine eleştiriyorlar. Çünkü onların işi gerçekleri sürekli eleştirmek, karartmak ve gözden düşürmektir. Aslında eleştiri değil bu. Hakiki eleştiriye herkes açıktır. Biz bir eleştiri ve özeleştiri hareketiyiz. Yurtsever kimselerin ‘neden böyle oldu?’ diye eleştirmeye hakkı vardır. Fakat burada eleştiri değil, karalama ve gerçekleri tersyüz etme durumu var. Görülmesi gereken budur. Şimdi de Rojava Kürdistanı’nda halkımızın yapması, güç getirmesi ve geliştirmesi gereken şey demokratik ulus siyaseti, diğer bir deyişle Kürt halkının Asuri-Süryani ve Arap halklarıyla kuracağı kardeşliktir. Ancak bu siyaset ile Suriye’de genel olarak demokrasi devrimini güçlendirebilir, rol ve misyon sahibi olabilirler. Demokrasi ve siyasi mücadele ile kendilerini her açıdan güçlendirebilirler. Bugün demokratik ulus siyaseti Kürtleri Suriye siyasetinde temel bir güç haline getirebilir. Kendi içinde kendini daraltmak ve bu tarz bir Kürtlükte kilitlenmekle herhangi bir şey yapamaz. Bu nedenle böyle yaklaşımlar halkımızın çıkarına değildir. Tüm Kürdistan yurtseverleri ve demokrasi yanlılarının bu gerçeği göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerekir.

Önder Apo ne diyor? ‘Ben Kürtlere bir yer yapmaya çalışıyorum’ diyor. Neden? Çünkü Kürtlerin resmi olarak herhangi bir yerleri yok. Şimdi Birleşmiş Milletler’de devlet olan milletler var ancak devlet olmayan milletlerin oluşturduğu bir platform da var. Peki orada Kürtler var mı? Orada da yok. Yani bu dünyada Kürtlere bir yer vermemişler. Kürtler hala kelpe nüfustur; bir kaydı ve yeri bulunmamaktadır. Evet, kimi yerlerde statü var. Bu iyidir. İşte Güney bu açıdan bir adımdır; yine Rojava adım atmaktadır. Fakat bilmeliyiz ki hala kaydımız yoktur; Kürtlerin kaydı yok. Ciddi bir mücadele gerekmektedir. Bu nedenle Önder Apo Kürtlere bir yer oluşturmaya çalıştığını belirtiyor. Türkiye yasalarında yer verilecek. Yürütülen mücadele, demokrasi ve demokratik sosyalizm mücadelesi olduğu kadar, ondan daha çok da Kürdistani ve Kürtlük mücadelesidir. Biz Kürtler olarak bölgede kendi topraklarımız üzerinde özgür bir şekilde nasıl yaşayacağız? Şimdi bunun mücadelesi yürütülüyor ve herkesin bu hakikati görmesi gerekir.

Önder Apo 54 yıldır bu çalışmayı sürdürüyor. Dikkat edilirse, bu yılların yarısı içerde, yarısı da dışarıda geçti. Hem dışarıda hem de zindanda teorik, siyasi, felsefi her açıdan amansız bir çalışma yürütüyor, büyük bir çaba gösteriyor. Bu biçimde Kürt halkı için birçok mevzi yarattı; birçok gelişmeye yol açtı ve şimdi de bu yeni dönemi sonuca götürmek, başarıya ulaştırmak istiyor. Kürtlüğe ilişkin derin düşünen herkesin bu çerçevede ele alması gerekir. Önder Apo ve Hareketimizin Kürdistan için yürüttüğü mücadele birkaç cümle ile ifade edilemez. Bunların hepsi şehitlerin kahramanlığı, Önder Apo’nun emekleri, zindanda ve dağların doruklarında yazılan destanlarla geliştirildi. Kolay olmadı. Bu yüzden bilgisayar başında oturarak karışıklık yaratmaya çalışan bazı kişilerin çabaları anlamsızdır ve sonuç alamaz. Fakat Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini başarıya ulaştırabilmek için, tüm halkımızın ve Kürt yurtseverlerinin de bu hakikatte derinleşmesi gerekir.

Kürtlerin demokratik bir birliğe ihtiyacı var

  • Rojava’da yaşanan gelişmelerle birlikte Kürt halkı tarafından güçlü bir çıkış gerçekleştirildi ve pratikte bir birlik oluşturuldu. Bu birliğin siyasi alanda da oluşması için çabalarda bulunulduğunu bilmekteyiz. Bu hususta gelişmeler ne düzeydedir?

Evet, Ocak ayının başında komplocu bir tarzda Rojava halkımıza yönelik saldırılar geliştirildi. Bununla birlikte Kürt halkı bulunduğu her dört parçada da harekete geçti; ulusal bir duruş ve yüksek bir ruh sergileyerek birlik çağrısı yaptı. Halkımız pratikte birliğini oluşturdu. Bu konuya ilişkin siyasetin geride kaldığı söylenebilir. Halk Kürt siyasetinin önüne geçti. Bu bir gerçekliktir. Bu durumun aşılması gerekir.

Siz bu çabaların hangi düzeye ulaştığını sordunuz. Bildiğim kadarıyla hala gözle görülür bir düzey bulunmamakta, bazı tartışmalar yürütülmektedir. Rojava Kürdistanı’nda birlik oluştu, geçen Nisan ayında bir konferans gerçekleştirildi. Yine Doğu Kürdistan’da 6 parti birleşti. Bu değerli ve iyi bir gelişmedir. Her birlik girişimi uygundur ve kıymetlidir. Çünkü tarih boyunca Kürt halkının durumu göz önüne alındığında, birliğini kurmadığından dolayı kaybettiği görülmektedir. Bugün de aynı konu gündemdedir. Bu nedenle birlik amaçlı yapılan tüm girişimler olumludur. Birlik oluşmasından kimse zarar görmez, halkımız kazanır.

Bugün bölgemiz kaynamaktadır, savaş var ve bu savaşın amacı bölgeyi yeniden dizayn etmektir. Herkes kendi ülkesi için çalışıyor. Biz Kürtlerin de öyle yapması gerekiyor. Ancak şimdi bakıyorsun Kürtlerde herkes ülkesi için değil kendi partisi için çalışıyor. Oysa ki ülke ve halk çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulması gerekir. Bu ciddi ve ulusal bir problemdir. Bunun aşılması gerekir.

Biz bu amaçla birçok kez girişimlerde bulunduk ancak şimdiye kadar elle tutulur bir gelişme sağlanmadı. Fakat bölgenin böylesine kaynadığı ve savaşın Kürdistan’da yaşandığı bu dönemde bu sorun aşılmazsa daha ciddi tehlikeler oluşacaktır. Kimse kazanımlarının daimi olduğunu belirtemez. Örneğin bölgenin yeniden dizayn edilmesi üzerine planlar yapılıyor. Peki Kürtlerin yeri nedir bu dizaynda? Belli değil. Mevcut gerçekliğe göre var olan durumdan öteye farklı bir şey görünmemektedir. Yani halkımızın geleceğine ilişkin tehlikeler bulunmakta. Bunun herkes tarafından görülmesi ve bu durumun sonlandırılması gerekir.

İşte önümüzde Ramazan ve Newroz bayramları var. Birkaç gün içinde Newroz’u ve Ramazan Bayramı’nı birlikte kutlayacağız. Halkımız yine alanlarda birlik çağrısı yapıyor. Bu yılki Newroz, Önderliğe Özgürlük ve Kürtlerin Demokratik Birliği şiarıyla tanımlanıyor. Biz hareket olarak Kürtlerin demokratik birliğini stratejik bir husus olarak ele alıyoruz. Bunları propaganda amaçlı dile getirmiyor, ya da ‘olsa da olur olmasa da olur’ demiyoruz. Biz, ‘olmazsa olmaz’ diyoruz. Kürtlerin demokratik birliğinin oluşması gerekir. Çünkü herkes tartışıyor ve kendisi, ülkesi için çalışıyor. Bizim ülkemiz ayaklar altına alınmış durumda. O zaman, herkesten önce bizim birlik olmamız lazım. Fikirlerimiz farklı olabilir; zaten büyük bir halkız, az değiliz. İçimizde farklı fikirlerin olması ve her fikre dair bir partinin bulunması çok doğaldır. Önemli olan ulusal ve ortak çıkarlar temelinde birlik olabilmemizdir. Yine herkes kendi fikrini savunabilir ve mücadelesini yürütebilir. Nitekim bahsettiğimiz demokratik birlik böyledir. Çok düzenli, kongresi ve konseyi olan, başkanı bulunan, nizami bir birlik gelişmeyebilir şu anda. Tabi ki öyle olsa iyi olurdu fakat göründüğü kadarıyla bu çok çabuk gerçekleşmeyecek. 2013 yılında bu konu yine gündeme girdiğinde bazı adımlar atıldı, 2014’te de bu durum sürdü. Ancak daha sonra durduruldu. Kimin niye durdurduğu ayrı tartışılması gereken bir konudur. Fakat bu durumdan da anlaşıldığı kadarıyla düzenli bir birlik oluşması kolay değil. O zaman ortak bir strateji temelinde birleşilebilir, yanı sıra herkes kendi çalışmasını yürütebilir. Fakat ortak hususlar olmalı. Daha doğrusu ulusal çıkarlar ortak bir şekilde savunulmalı ve herkes buna göre hareket etmeli. Sadece kendi örgütüne göre değil, ulusal çıkarlara göre hareket edilmesi, kendi içinde irtibatlı olması fakat yine de kendi işini yürütebilmesi gerekir. Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda ve genel bir duruş sergilenmesi gerektiğinde ise herkesin bu duruşu göstermesi elzemdir. Dış ilişkilerde ya da şimdi Rojava ve Rojhilat’ta olduğu gibi olağanüstü durumlar geliştiğinde ve önemli konular olduğunda, ulusal ve birlik içinde bir tutum göstermek önemlidir. Bunun dışında da herkes kendi programı doğrultusunda bulunduğu parçada siyasi, örgütsel ve ulusal çalışmalarını sürdürebilir.

Bu çerçevede demokratik bir birliğe ihtiyaç olduğunu ifade ediyoruz. İlgili herkesi bir kez daha, bu tarihi dönemde Kürt halkının çıkarları için demokratik birlik çerçevesinde birleşmeye çağırıyoruz. Bizler bu biçimde halkımızın beklediği adımları atabiliriz. Halkımız nasıl ki Rojava Devrimi’ne sahip çıkarak önemli mesajlar verdiyse, şimdi de Newroz alanlarında aynı çağrıyı ve şiarı yükseltmektedir. Bizim de Kürt siyaseti olarak bunu cevapsız bırakmamamız, sorumlu davranarak demokratik ve ulusal bir birliği geliştirmemiz gerekir.

Tüm Kürt liderlerine, yöneticilerine, siyasetçilerine, aydınlarına, sanatçılarına, parti ve örgütlerine çağrımız budur. Bu tarihi süreçte Demokratik Kürt Birliği’ni oluşturalım. Bunun için herkesi sorumluluğuna sahip çıkmaya davet ediyoruz. Hareket olarak biz bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bu dönemde gerçekten Kürtlerin demokratik birliğinin oluşması için üzerimize düşen tüm görevleri tereddüt etmeden yerine getireceğiz.

  • 27 Şubat 2025 çağrısıyla başlayan süreç hangi aşamada? Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Öncelikle şunu belirteyim: Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te geliştirdiği hamle, çok önemli bir hamledir. Bu hamlenin öneminin şu an herkes tarafından çok daha fazla anlaşılacağına inanıyorum. Yani şu an yaşanan gelişmeler ve mevcut durum, bu yeni stratejinin önemini ortaya koyuyor.

Önder Apo, bu hamlenin birinci yıldönümünde önemli bir açıklama daha yaptı. “Artık süreçte ikinci aşama başladı” dedi. Bir çok çevre, hareketimizin bu biçimde Önder Apo’yla bütünlüklü bir şekilde süreci geliştirebileceğini beklemiyordu. Birçok kesim yorum yapıyor, ‘ikna olmazlar’ diyordu. Hareketin ikna olacağını düşünenler de bir bütünen kabul görmeyeceğini belirtiyorlardı. Hatta kimileri hareketimizde parçalanma yaşanmasını umut ediyor ve bunun beklentisi içindeydi. Ancak geçen zaman çok iyi gösterdi ki, bizler yönetim, yapı, savaşçı ve halk olarak, yani hepimiz Önder Apo’yla bir bütünüz. Bu, Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde çok önemli duruştur. Bu biçimde her aşamada birlik ruhunun geliştirilmesi sıradan bir konu değildir. Bu temelde tarafımızdan süreç başarılı bir biçimde geliştirilmiştir ve üzerimize düşen görevleri yerine getirdik. En önemli olan konular PKK’nin feshi ve silahlı savaş stratejisinin durdurulmasıydı. Bu hususlardaki değişim elbette sıradan bir şey değildir.

Şimdi belirttiğimiz gibi Önder Apo, 27 Şubat 2026 tarihli açıklamasında artık ikinci aşamanın başladığını işaret etti. İkinci aşama nedir? İkinci aşama yasal adımların atılmasıdır. Yani daha çok devlet tarafı gerekli adımları atacaktır. Zaten bilindiği gibi TBMM’de oluşturulan komisyon da raporunu hazırladı ve sundu. Açık ki önümüzdeki ayda bu konuda bir karara gidecekler. Bu çerçevede Nisan ayı önemli bir ay olmakta. Kürt sorunu bölgesel bir sorundur ve Türkiye’nin en önemli sorunudur. Özellikle Kürt halkı ile Osmanlı Devleti -ki Cumhuriyet zamanında da Türkiye Cumhuriyeti- şimdiye kadar birçok dönemden geçti. Ancak 1806’de Köysancak’ta Abdullah Babanzade’nin Osmanlı valisini hançerle vurmasından bu yana geçen 220 yıl içerisinde her ne kadar Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi zaman zaman ortaklaşmalar olsa da, ağırlıklı olarak kargaşa söz konusudur. Kürt halkı ile devletler arasında sürekli sorunlar, isyan ve isyanlara karşı da katliam gelişmiştir. Bu bir gerçektir.

Şimdi Türkiye Meclisi bu konuda köklü bir karar alacak mı, almayacak mı? Yani yüzyıllardır devam eden bu sorunu çözecekler mi çözmeyecekler mi? Bunun için, mevcut süreç çok önemlidir. Bu konuda Türk devleti adına TBMM karar verecektir. Bizler de Türk devlet yetkililerinin bu konuda gerçek çözüme dönük bir kararı geliştirmelerini bekliyoruz. Gerçekten yüzlerce yıldır devam eden bu sorunun kökten bir biçimde çözülmesi gerekiyor. Şu bilinmeli ki, sadece gerillanın silahsızlandırılmasına dönük kimi yasaların çıkarılması kesinlikle yeterli olmayacaktır. Eğer çözüm adına sadece bu halkadaki bir şey için çalışılıyorsa, tabii ki bu olmaz.

Her şeyden önce bu dönemin mimarı Önder Apo’dur. Önder Apo’nun özgürlük sorunu çözülmeden, bu sorun da çözülmez. Önder Apo’nun özgürlüğü hem siyasi, hem toplumsal, hem tarihi, hem de ahlaki olarak bir gerekliliktir. Bugün halkımız da Newroz alanlarında sürekli bir şekilde bunu haykırıyor. Bu, yalnızca hareket olarak bizim bir isteğimiz değildir. Doğrudur; hareket olarak ilk talebimiz budur ancak bu, aynı zamanda tüm halkımızın da, tüm dünyadaki dostlarımızın da istemidir. Sorunla ilgilenen ve çözüm isteyen herkesin talebidir. Yani bugün böyle bir talep vardır ve çözüm için gerekli şeylerin yapılması gerekmektedir. Önder Apo’nun özgürlüğünün gerekliliği zorla dayatılan ve farz kılınan bir şey değildir; doğal olarak ulaşılan ve yapılması gereken bir sonuçtur.

Yine mesela Kürt varlığı söz olarak kabul ediliyor. Tamam o zaman yazılı olarak da kabul edilsin. Bu, yasal olsun. Bunlar, yani Kürtlerin yasal statüye kavuşması ve Önder Apo’nun özgürlüğü gerçekleşmediği sürece mevcut sorun da köklü bir biçimde çözülemez. Köklü bir çözüm için kesinlikle devlet bu çerçevede adım atmalı. Bugün bölgemiz Ortadoğu kaynıyor. Ve tüm ülkelere dönük tehlike söz konusudur. Eğer Türk devleti böylesi bir süreci rahat bir biçimde karşılıyorsa, bunda Önder Apo’nun geliştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Hamlesi’nin rolü çok fazladır. Yani Önder Apo bu süreci geliştirdi ve şu an Türkiye rahattır; ancak her yerde savaş olsaydı Türkiye çok daha fazla sıkışma yaşar ve büyük tehlikelerle yüz yüze kalırdı. Şimdi bu konuda mesela kimi Türk yetkilileri, Önder Apo’nun özgürlüğü konusunun Türkiye kamuoyu tarafından kabul görmediği yönünde kimi şeyler belirtiyorlar. Tamam da, siz de o zaman Önder Apo’nun yaptığı şeyleri halka izah edin! İşte biz de ikna için halkımıza ve arkadaşlarımıza hep izah ediyoruz. Siz de izah edin. Önder Apo’nun şu an Türk ve Kürt halklarının kardeşliği temelinde geliştirdiği siyaset ne anlama geliyor? Mesela şimdi AKP’liler, “bölgede savaş var; füzeler ve dronlar her ülkeye gidiyor. İsrail’in Demir Kubbesi varsa bizim de Tayyip Erdoğan öncülüğünde kurduğumuz siyasi kubbemiz var” diyorlar. Tamam da, belirtilen bu kubbe nasıl yaratıldı, bunu da bilmeleri gerekiyor. Bunun için herkesin kendi tarafını ikna etmesi gerekliliği vardır.

Biz bu dönemde gerilla güçleri içerisinde, başta HPG Komuta Konseyi’nin yıllık toplantısı olmak üzere kimi toplantılar gerçekleştirdik ve bunları başarılı bir biçimde tamamladık. Komuta kadememizin yıllık toplantısının dönemin başarısı açısından aldığı önemli kararlar vardır. Şimdi bu röportajda bu kararların hepsini açmama gerek yok ancak yeri gelmişken şu kararı paylaşmak isterim: Gerilla, Önder Apo’yu birebir görmek ve onunla diyalog halinde olmak istiyor. Nitekim fesih kongremizde de bu karar vardı. ‘Silahsızlanma aşamasının Önder Apo tarafından yönetilmesi gerekiyor’ biçimindeydi. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor: İşte gerilla da şimdi bunu istiyor. Yani herkes tarafından bu isteğe anlam verilmeli, bunun için çaba gösterilmeli ve bu çerçevede kalıcı çözüm geliştirilmeli. Yoksa Devlet Bahçeli’nin bundan birkaç gün önce yaptığı açıklamada belirttiği, ‘bu önemli dönemde Türkiye merkezi bir rol oynamalı, merkez olmalı’ sözlerinin gerçekleşmesi için öncelikle Türkiye’de Kürt sorununun kalıcı bir biçimde çözülmesi gerekir. Yani Devlet Bahçeli’nin söylediği bu şeyler ancak Kürt-Türk ittifakı temelinde olabilir. Bunu herkes görmeli ve bunun için çaba geliştirilmeli.

Türk devlet yetkililerinin de bu konuları düşünmelerini, bu temelde stratejik bir karar vermelerini ve Kürt sorununun kökten çözümü için belki bir kerede olmasa da yol alınması için karar almalarını ve adım atmalarını umuyorum. Beklentimiz bu yöndedir, bu çerçevede önümüzdeki ay çok önemlidir. Türkiye Devleti ve hükümetinin kararının ne olacağını beklemekteyiz. Bu durum, sürecin gidişatını belirleyecektir.

Şunun da bilinmesi gerekir ki biz seçeneksiz değiliz; seçeneklerimiz vardır. Böyle dediğimiz zaman kimse yanlış anlamasın. Biz tecrübeli, güçlü ve toplumsal bir hareketiz. Ancak çözüm geliştirmek istiyoruz ve bu açıdan alternatifimiz var. Çözüm olursa, buna hazırız. Olmazsa, yani çözümsüzlük hali gelişirse, o duruma da hazırız ve bunun üzerine de çalışıyoruz. Biz acemi bir hareket değiliz, deneyimliyiz. Farklı yollardan da başarıyı sağlayabilecek yeterli düzeyde derinliğimiz, gücümüz ve tecrübemiz vardır. Bu nedenle herkesin süreci ve bu konuyu doğru ele alması gerekir. Bu şekilde çözüme gidebiliriz ve biz çözümün gelişmesini istiyoruz.

Önder Apo bu konuda çok büyük bir çaba sergiliyor ve biz de Önder Apo’nun arkasında birlik içerisinde duruyoruz. Fakat çözüm için Türkiye tarafının da hakikati görmesi, buna göre adım atması gerekir. Bu çerçevede Türkiye devletinin adım atmasını ve Önder Apo’nun çabalarının sonuç alarak başarıya ulaşmasını umuyoruz.

  • Sorularımız bunlardı. Son olarak eğer bir mesajınız varsa alabiliriz…

Hareket ve halk, esasen de tüm bölge halkları olarak çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Konuşmamızda da belirttiğimiz gibi hemen olmasa da önümüzdeki aylar çok tarihi ve önemli bir süreçtir. Biz, 2026 Newrozu’nun gerçek bir özgürlük Newrozu, yani Önder Apo’nun Özgürlüğü Newrozu olmasını istiyoruz. 2026 yılı buna adaydır. Bu iddiayı sürekli dile getiriyoruz, bu sloganı yükseltiyoruz ancak artık gerçekleşmesi gerekiyor. 2026 yılının bizim için şimdiden çok önemli bir yıl olacağı bellidir.

Kuşkusuz rehavete kapılmamak ve saf yaklaşmamak gerekir. Her şey tersi bir biçimde de gelişebilir ve bize yönelik kapsamlı saldırılar yapılabilir. Biz örgüt olarak bunu da düşünüyor ve bu hususta da hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat kimsenin yanlış anlamaması gerekir. Biz her türlü duruma karşı tedbirli olmalıyız. Halkımızın da 2026 Newrozu’nu Özgürlük ve Demokratik Birlik şiarıyla karşılaması, Newroz’dan sonra da mücadelesini güçlendirmesi, kendini daha fazla örgütlemesi, harekete geçmesi, birliği ve dirliği sağlaması gerekir. Çünkü sürecin nasıl evrileceği şu an belli değildir. Evet, olumlu evrilmesi noktasında umudumuz var ancak işin içinde birçok taraf bulunmakta. Ve Önder Apo’nun büyük bir dürüstlük ve emekle sergilediği çabaların boşa çıkarılması ve sürecin tersine dönmesi ihtimali de çok uzak bir ihtimal değildir. Halkımızın da bizlerin de bu duruma hazırlıklı olmamız gerekmektedir.

Dolayısıyla iki yönlü ihtimalin olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Her iki açıdan da hazırlık yapmamız lazım. Durum ve seçenekler ne olursa olsun, her türlü hazırlıklı olmamız, bu temelde kendimizi daha fazla örgütlememiz ve harekete geçmemiz elzemdir. Halkımız bu biçimde yaklaşmalıdır. Böyle olursa, her koşul altında sonuç alırız. Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşanan gelişmeler gösteriyor ki; tarihi ve yeni bir durum gündemdedir. Bu tarihi ve yeni süreçte Kürt halkı ve Hareket olarak başarmalıyız. Bundan ötürü her ne kadar eksikleri olsa da örgüt olarak gerekenler yerine getiriliyor, fakat halkımızın da kendi açısından gereken her şeyi yapması lazım. Newroz’u bu temelde kutlarsak doğru bir kutlama olur. Halkımızın da bu çerçevede yaklaşacağını umuyor, bir kez daha Newroz ve Ramazan Bayramı’nı tüm halkımıza ve inananlara yürekten kutluyor, tüm devrim direnişçilerine ve yoldaşlara 2026 yılında başarılar diliyorum.

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Halkların Alternatif İklim Zirvesi’nde ana gündemlerden biri ‘savaş’

Sonraki Haber

İran, İsrail ve ABD savaşında 19’uncu gün: Bölgesel savaş ihtimali artıyor

Sonraki Haber

İran, İsrail ve ABD savaşında 19'uncu gün: Bölgesel savaş ihtimali artıyor

SON HABERLER

CHP’den Akın Gürlek hakkında suç duyurusu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

90’lardan bu yana Newroz tanıklığı: İnsanlar, bu ateş yanmalı diyordu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

KCDK-E’den Frankfurt Newrozuna çağrı: Ulusal birlik ruhuyla katılalım

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Ortadoğu denkleminde Kürt-Türk ittifakı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Av. Menzione: Abdullah Öcalan ile görüşme talebimize yanıt verilmiyor

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

‘İran’da asıl mesele toplumsal meşruiyet ve halkın iradesi’

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Haşdi Şabi taburu ve ABD Konsolosluğu hedef alındı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır