Mûş Barosu öncülüğünde düzenlenen panelde konuşan HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, meselenin esasının Abdullah Öcalan’ın statüsünü kabul etmek olduğunu söyledi
Mûş Barosu öncülüğünde, Mûş Barosu Avukat Tahir Elçi Konferans Salonu’nda “Muş, politik aktörlerle toplumsal barış sürecini konuşuyor” konulu panel düzenlendi. Panelde, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Erzirom Milletvekili Meral Danış Beştaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Okan Konuralp ve Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen’in konuşmacı olarak yer alırken, panelin moderatörlüğünü Mûş Baro Başkanı Kadir Karaçelik gerçekleştirdi. Panele, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Panelin ilk oturumu, “Toplumsal barış sürecinde izlenen yöntemin özellikleri” başlığıyla başladı.
‘Süreç Dolmabahçe Mutabakatıyla yokmuş gibi davranıldı’
Panelde ilk olarak konuşan HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, Mûş’un onlarca yıldır hem çatışmadan etkilenen hem direnen bir şehir olduğunu söyleyerek, daha önceki yıllarda barış çabalarını hatırlattı. Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 90’ların başından beri çok sayıda barış girişiminin gerçekleştirdiğini hatırlatarak, “1999’da gelen ilk barış grubu ve sonrasında gelenler maalesef tutuklandı. Maalesef bu süreçler sonuçsuz kaldı. Kürt siyasal hareketi her alanda bu meselenin çatışma dışı koşullarla irade sahibi. 2013 sürecini iyi hatırlıyoruz. Fakat maalesef akamete uğratılmak için birçok hareketlenme oldu ve sonrasında bitti dediler. Süreç Dolmabahçe Mutabakatıyla yokmuş gibi davranıldı. Bu durum önümüzde ‘Güvensizliğin sebepleri’ olarak duruyor” dedi.
‘Barış ortaklaşılarak mümkün olabilir’
Kobanê Davası’na işaret eden Meral Danış Beştaş, davanın siyasi mühendislikle oluşturulduğunu ifade etti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve 27 Şubat Çağrısı’na gelinen aşamayı hatırlatan Meral Danış Beştaş, “27 Şubat Çağrısı çok güçlü bir çağrıydı. Çok tartışıldı. Kürt Özgürlük Hareketi bu çağrıyı kabul ettiklerini söyledi. Dünya tarihinde ilk defa silahlar yakıldı. Önemli bir aşamaydı. Bu sürecin aktörleri çoklu aktörler. Birçok meseleyi bir arada değerlendiriyoruz. Halk şunu soruyor, ‘Peki neden adım atılmıyor?’ Uluslararası bir meselenin çözümünü konuşuyoruz. Bütün bunları göz önünde bulundurursak, çok kolay bir çözüm olmadığını görürüz. Karşımızdaki iktidar AKP ve MHP bloku. Bizim bulunduğumuz pozisyon Kürt halkına karşı ırkçı ve tekçi bir yaklaşım olduğunu unutmamak lazım. Bu süreci isteyen güçler kadar, istemeyen güçler de var. Hala o kodlarda ısrar edenler var. Anadilinde eğitim olunca hep bir ağızdan ‘Ülke bölünür’ diyorlar. Çok katmanlı bir boyutu olan bir süreç yaşıyoruz. Bununla ilgili herkesin, kurumların süreçte rızasının olması için büyük bir çaba gösteriyoruz. Barış ortaklaşılarak mümkün olabilir. MHP mesela bazı toplantılar yaptı ama iktidar partisi bu konuda konuşmuyor. Çekimser bir tutum var ve sürekli hassasiyetlere sığınan bir durum olduğunu görüyoruz. Bunun doğru olmadığını söylüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Abdullah Öcalan’ın konumu kabul etmek gerekiyor’
Meclis’te kurulan komisyonun oluşturduğu nihai rapora dikkati çeken Meral Danış Beştaş, “Biz katiyen Kürt meselesini ‘terörizm’ kavramıyla tanınmasını reddediyoruz. Silahlı mücadele sonuçtur, neden değil. Raporda en çok tartışılan konu Kürt meselesinin tanımı yok. Birçok noktaya şerh düşerek ‘Evet’ dedik. Birçok noktada önermeler vardı. Uzun süre müzakere edildi. AİHM ve Anayasa kararlarının uygulanması için hiçbir şey yapılmasına gerek yok. Kayyımların 2 ayda bir görev süreleri uzatılıyor. Kayyımlar kaldırılabilir. Toplumsal muhalefet odaklarına yönelik saldırı var. Siyasi irade olarak atılacak adımlar var. Silah bırakan militanların toplumsal ve siyasal yaşama katılım iradeleri önemlidir. Yasayı çıkarınca nasıl gelecekler, nereye gelecekler? ‘Silah artık araç olmayacak. Siyaset yaparak mücadelemizi sürdüreceğiz’ diyorlar. Sayın Öcalan’ın statüsü. Kendisi bu meselede siyasi aktör. Kendisinin özgür olması, özgür çalışması gerekiyor. Bu meselenin esası Abdullah Öcalan’ın konumunu kabul etmek. Bu konuda artık adımların atılması gerekiyor. Doğrudur bir mekan var ama kendisi oraya geçmeyi reddediyor. ‘Bu durumun hukuki zemini olması gerekiyor’ diyor” diye kaydetti.
‘Süreç önceki süreçlere benzemiyor’
Yeniyol Grubu Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, sürecin daha önceki barış süreci girişimlerine benzemediğinin altını çizerek, dünya örneklerine de benzemediğini söyledi. Dünya süreçlerinde önce meselenin kök sebeplerinin ortadan kaldırıldığına işaret eden Mehmet Emin Ekmen, “Bu süreç öncelikle silahsızlanmayı, ardından demokratik siyasetle meselenin çözümünü amaçlıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kodlarının tarif ettiği makbul yurttaş nasılsa Kürtler de kendini öyle hissedecek. Asıl hedefe gidiş yolu olarak bu yöntemi doğru bulduğunu söylüyorum. Türkiye modelini başka bir ülkenin denemesi mümkün değil. Nasıl ki 13 model kendini tekrar etmiyorsa dünya modellerinin de tekrar edilmesini beklememek lazım. Süreci ayakta tutmak, gerekli esneklikleri göstermek bu modelin en önemli durumu budur. Süreç şuan ayaktadır. Bahçeli, bu süreç için zihinli ve kararlı” dedi.
Erdoğan ve AKP’nin ilk yılda konforlu bir alanda kaldığını söyleyen Mehmet Emin Ekmen, şuanda da “Süreci Meclis’e bıraktık” söylemi kurduklarını dile getirdi. Mehmet Emin Ekmen, “Erdoğan hiçbir zaman bir paragraftan uzun konuşma yapmamıştır. Yarın öbür gün yasa gelecek. Muhalefet kapımıza dayanacak. Erdoğan, güçlü bir şekilde süreci kamuoyuna anlatmalı. Bence doğru olan kongre feshinden silah yakımına kadar yasa çıkmalıydı. Tek taraflı yasa da çağrı da yeterli değil. Arka planı hazırlanmış önemli yasalar gerekli. Bu süreçte Öcalan, Bahçeli, Erdoğan dışında kim ne derse desin şüpheyle bakmalıyız. Bu 19 ayda da az yol almadık” dedi.
‘O rapor içimize sinmedi’
“Kürt sorunu var ama yok” çerçevesinde olduğunu kaydeden CHP Milletvekili Okan Konuralp, yakılan, boşaltılan köyleri anımsattı. Kürt sorunun hemen çözülebilecek bir sorun olmadığını belirten Okan Konuralp, silahların bırakılmasının ve sorununun her yerde konuşulur olmasının değerli olduğunu kaydetti. CHP’nin sorunun çözümünde bir parça olduğunu aktaran Okan Konuralp, “Barışı inşa etmek ve kalıcı hale getirmek zordur. Zor olduğu için yıllardır savaşılıyor. 2 yıl öncesine kadar bu masada kimsenin buluşabileceğini kimse tahayyül etmedi. O rapor içimize sinmedi. Ama bazen içimize sinmeyen şeylere de evet demek değerlidir. Benim gördüğüm şuan itibariyle süreç tıkandı. Ama belki de tıkanmadı. Sabırlı olmak gerekiyor. Bilmediklerimiz üzerinden bu süreci iyi yürüttük. AKP ve Cumhur İttifakı bu meseleyi demokratikleşmeden çözmek istiyor. Demokratikleşme önünde en önemli bahane silah ve ‘terör’dü. Ama şuan silahlar olmasa da tartışılmıyor” diye belirtti.
Panelin ilk oturumu soru cevap şeklinde sona erdi.
Kaynak: MA









