KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ‘Halkı 15 Şubat eylemlerine katılmaya, Abdullah Öcalan’ın ve Kürdistan halkının özgürlüğünü yakınlaştırmaya, Rojava’nın statüsünü koruma mücadelesini yükseltmeye çağırıyorum’ dedi
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, ANF’ye verdiği özel röportajda 9 Ekim 1998’de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Şam’dan çıkarılmasıyla başlayan Uluslararası Komplo’nun yıl dönümüne dikkat çekerek, bu süreçte halkın “Güneşimizi Karartamazsınız” direnişiyle komplonun hedeflerinin boşa çıkarıldığını söyledi. Mustafa Karasu, son dönemde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarla eş zamanlı biçimde Demokratik Ulus Paradigması’na karşı da sistemli bir saldırı yürütüldüğünü belirterek, 15 Şubat’ta Kürdistan’ın dört parçasında ve her yerde protesto eylemlerine güçlü katılım çağrısı yaptı.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun değerlendirmeleri şu şekilde:
“9 Ekim 1998’de Önder Apo’nun Şam’dan çıkarılmasıyla başlayan Uluslararası Komplo’nun 28. yılındayız. Önder Apo’nun esaret altına alınışının da 27. yıl dönümü. Önder Apo da esaretinin 28. yılına giriyor. Bu vesileyle bu komploda yer alan tüm devletleri, siyasi güçleri şiddetle kınıyoruz.
Bu komploya karşı mücadelede kendilerini Önder Apo etrafında ateşten barikat yapan, Güneşimizi Karartamazsınız direnişçilerini de saygıyla, minnetle anıyorum. Eğer Uluslararası Komplo başarıya ulaşmadıysa, komploya karşı halkımızın büyük direnişi genişlediyse ve bugüne kadar da bu direniş sürüyorsa, bunda Güneşimizi Karartamazsınız direnişinin, şehitlerimizin büyük etkisi vardır. Hala da onların çizgisi doğrultusunda, onların mücadelesini verdiği moral ile Uluslararası Komplo’ya karşı mücadele veriyoruz. Uluslararası Komplo’ya karşı verdiğimiz mücadele ile Uluslararası Komplo’nun bütün amaçlarına ulaşmasını engelledik. Ancak Uluslararası Komplo’yu tümden yenilgiye uğratıp tümden sonlandırmadık.
1999 yılındaki komplo, Önder Apo’nun devrimci kişiliğine, Önder Apo’nun Orta Doğu’da yaratmak istediği siyasi anlayışa, bu temelde geliştirmek istediği Orta Doğu düzenine karşı bir komploydu. Önder Apo, düşünceleriyle, mücadelesiyle, halkların kardeşliğine dayalı yeni bir Orta Doğu düzeni şekillendirmek istiyordu. Orta Doğu’da uluslararası güçler, işbirlikçiler yoluyla Orta Doğu’yu egemenlik altında tutuyorlardı. Önder Apo, mücadelesiyle, halkların kardeşliğiyle Kürt sorununun çözümünü sağlama, Kürt sorununun çözümü temelinde Orta Doğu’da demokratikleşmeyi geliştirme ve bu temelde de hegemon güçlerin bölgedeki işbirlikçi ayaklarını kırmayı hedefliyordu.
İşte Önder Apo’nun bu düşünceleri, Önder Apo’nun halkların kardeşliğine dayalı yeni Orta Doğu düzeni amacı hegemonik güçleri rahatsız etti. Onların bölgedeki politikaları açısından engel teşkil edecek bir politik yaklaşım vardı.
Türkiye, PKK’ye karşı bir savaş veriyordu
Bu nedenle ABD, İsrail başta olmak üzere İngiltere dahil birlikte Önder Apo’ya yönelik bir uluslararası komplo gerçekleştirdiler. Önder Apo’nun zorla, tehditle Suriye’den çıkmasını sağladılar. Kuşkusuz Türkiye’yi de kullandılar. Türkiye de Önder Apo’nun Ortadoğu’dan çıkarılmasını hedefliyordu. Türkiye, PKK’ye karşı bir savaş veriyordu. Önder Apo’ya karşı bir saldırı yürütüyorlardı. Hatta 1996’da bir komplo ile Önder Apo’yu imha etmeyi de planlamışlardı Şam’da ama başarısız olmuştu. Şunu gördüler, Önder Apo, PKK’nin öncülüğünü yaptıkça Ortadoğu’da Önder Apo’nun düşünceleri gelişecek, etkili olacak. Sadece Kürdistan’da değil, Orta Doğu’da halkların kardeşliğine dayalı bir düzen kurma gerçekleşecekti.
Uluslararası güçlerin bu komployu gerçekleştirme nedeni, kendi hegemonyalarına tehdit olarak gördükleri bu zihniyeti ortadan kaldırmak istemeleriydi. Öte yandan Orta Doğu’ya bir müdahale etmeyi planlıyorlardı. Orta Doğu’ya müdahaleleri sırasında böyle bir devrimci güç, böyle bir Önderlik, böyle bir hareket Orta Doğu’daki savaş ortamından yararlanabilirdi. Bu yönüyle de Orta Doğu’ya, Irak’a müdahale etmeden önce Önder Apo’yu saf dışı etmeyi kendi amaçları için gerekli gördüler. Eğer Önder Apo’yu saf dışı edebilirlerse, Kürt özgürlük hareketini etkisizleştirebilirler, halkın Önder Apo’yla bağını koparabilirler, böylelikle Önder Apo öncülüğündeki özgürlük hareketini etkisizleştirebilirlerdi. Böyle bir amaçla da komplo gerçekleştirildi.
Önder Apo’nun önderlik gücü de etkili hâle geldi
Ancak bu komploya karşı Güneşimizi Karartamazsınız direnişçilerinin öncülüğünde halkımız büyük bir mücadele verdi. Evet, Önder Apo esaret altına alındı ama halkımız Önder Apo’yu sahiplendi, partimiz PKK, Önder Apo’yu sahiplendi, Önder Apo ile halk, Önder Apo ile PKK ilişkileri kesilmediği gibi Önder Apo’ya bağlılık daha da arttı. Önder Apo, oradaki düşünce gücüyle yarattığı paradigmayla daha da güçlendi. Bu yönüyle uluslararası komploya karşı mücadele Önder Apo’yu belki özgürleştiremedi, tümden yenilgiye uğratamadı ama bu süreçte mücadelemiz de büyüdü, gelişti. Önder Apo’nun önderlik gücü de etkili hâle geldi.
Önderlik gerçeği
Bunun en somut örneği Önder Apo’nun düşüncelerinin Orta Doğu’da pratikleşmesi oldu. Önder Apo 20 yıl Suriye’de kalmıştı, Rojava halkımızla iç içeydi. Bu bakımdan Rojava halkı Önder Apo’ya bağlı olduğu gibi Suriye’deki Arap toplumu da Önder Apo’yu tanıyordu. Önder Apo’nun öyle dar milliyetçi bir yaklaşımda olmadığını görüyorlardı. Hatta bazı Arap aydınları Önder Apo için ikinci Selahattin değerlendirmesinde bulunmuştu. Yani nasıl ki Selahattin Eyyubi, Haçlılara karşı Orta Doğu’da halkları korumuşsa, Önder Apo’nun da ikinci Selahattin olarak halkları Orta Doğu’daki hegemonik güçlere karşı koruyacağını söylüyorlardı. Böyle bir önderlik gerçeği vardı.
Demokratik Ulus Suriye’de pratikleşmişti
İşte Önder Apo’nun düşünceleri Suriye’de demokratik ulus anlayışıyla pratikleşti. Suriye’de ulusa dayalı bir demokratik sistem kuruldu. Bu 12-13 yıldır pratikleşti, gerçekleşti. İlk önce Rojava’da hâkim olan Rojava devrimci güçleri, daha sonra DAİŞ’le mücadelede Arap halkıyla, Arap gençleriyle birlikte mücadele ettiler ve Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni kurdular. Bu çok önemli bir gelişmeydi.
Bu gelişme sadece Suriye’nin demokratikleşmesini sağlayacak bir adım değildi, sadece bir demokratik sistem değildi. Suriye şahsında bütün Orta Doğu’yu etkileyecek demokratik bir sistem ifade ediyordu. Çünkü Orta Doğu etnik çatışmalar, dinsel çatışmalarla çok yorulan bir coğrafyaydı. Bu bakımdan Önder Apo’nun düşünceleri Kuzey Doğu Suriye’de aslında Araplar tarafından, Suriyeliler tarafından, diğer halklar tarafından sempatiyle karşılandı. Bir maya atıldı.
Kuşkusuz Önder Apo’nun istediği düzeyde gerçekleşmedi. Ama Araplar, Suriyeliler, diğer halklar kavga etmeden 12-13 yıldır orada birlikte yaşadılar. İşte nasıl ki birinci Uluslararası Komplo’da Önder Apo’nun düşüncelerini, öngördüğü Orta Doğu’yu kendisi için tehlike gören uluslararası güçler, ekonomik güçler, Suriye’deki, Kuzey Doğu Suriye’deki bu demokratik ulus anlayışını, bu demokratik sistemi de Orta Doğu için tehlikeli gördüler. Nitekim ABD temsilcisi açıkça Orta Doğu’ya demokrasiye gerek yok, Orta Doğu monarşiyle yönetilebilir diyerek aslında nasıl bir Orta Doğu arzuladıklarını ortaya koydular. Bu aynı zamanda nasıl bir politika izlediklerini, hangi politikalara karşı olacaklarını, hangi politikaları kabul etmeyeceklerinin açık ifadesiydi.
İşte bu temelde, bu anlayış sonucu 5 Ocak’ta Paris’te bir anlaşma gerçekleştirildi. ABD, Fransa, İsrail, Türkiye içinde böylelikle bu anlaşmayla Orta Doğu’da örnek olabilecek Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tasfiye edilmesi kararını aldılar. Tabii ki burada İsrail amacına ulaştı, o da Golan Tepeleri’ni aldı, Suriye’nin güneyini aldı, yine eskiden Suriye’nin Lübnan üzerinde etkili olması vardı, Suriye’nin artık Lübnan’da etkili olmayacağını, Lübnan’a karışmayacağı garantisi alındı. Ve böylelikle DAEŞ benzeri olan, DAEŞ anlayışını tümden aşmayan, uluslararası güçler tarafından iktidara getirilse de, hala Şam Hükûmeti’nin etrafında DAEŞ zihniyetine dayalı çetelerin bulunduğu bir zihniyetle Kuzey Doğu Suriye’ye saldırıldı. Bu sadece Kürtlere saldırı değildi, bu aynı zamanda Kuzey Doğu Suriye’deki demokratik sisteme saldırıydı. Bu açıdan bir uluslararası komplo gerçekleştirildi Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne karşı. Bu tabii aynı zamanda Önder Apo’nun demokratik ulus paradigmasına karşı bir saldırıydı.
Demokratik ulus paradigması çok önemli bir teorik yaklaşımdır, çok önemli bir önermedir. Orta Doğu’da etnik ve dinsel toplulukların birbirine düşürüldüğü bir yerde bunu ortadan kaldırma projesidir. Öte yandan demokratik ulus projesi tabii burada uygulanmaya çalışıldı, belirttiğim gibi eksikler, yetersizlikler olabilir. Ama Arap halkı içinde de, Suriyeli halkı içinde de bu yaşamdan çok rahatsız olan kesimler yoktu. Çünkü Arap toplumu öyle baskı altında değildi. Hatta Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kontrolündeki, etkisindeki Arapların durumu diğer bölgedeki Arapların durumundan daha da iyiydi. İyi bir durumdaydı, biz bunu biliyoruz.
Şimdi böyle bir proje gerçekleştirildi. İşte bu demokratik ulus anlayışına saldırıyordu uluslararası güçler. Çünkü bu Orta Doğu’nun demokratikleşmesi demektir. Orta Doğu’da etnik ve mezhep çatışmalarının son bulması demektir. Ama uluslararası güçler, hegemonik güçler kendi çıkarları için böyle bir projeyi, böyle bir sistemi kabul etmezler. Etmediler.
Ulus devlet anlayışından en çok Kürtler zarar gördü
Ama bazı kendine Kürt diyen kesimler de şimdi diline demokratik ulus projesini dolamışlar. Şimdi bir ulus devlet anlayışı var. Ulus devlet anlayışında Orta Doğu’da en büyük zarar gören kimdir? Kürtlerdir. Kürtler bu ulus devlet anlayışıyla Orta Doğu’da yok edilmeye çalışılıyor. Orta Doğu’dan kaldırılmaya çalışılıyor. Çünkü ulus devlet demek soykırım demektir. Ulus devlet Avrupa’da bile, her yerde, nerede olmuşsa diğer kültürleri yok etmiştir, tasfiye etmiştir. Şu anda tabii Avrupa’da yüzyıllardır çatışmalar oldu, savaşlar oldu. Bunun sonucu o anlayışı bırakarak demokratik ulusa yakın bir anlayışa geldiler. Şu anda Avrupa demokratik ulus anlayışına yakın bir zihniyetle barışını sağlıyor, istikrarını sağlıyor.
Şimdi Orta Doğu’da ulus devlet anlayışından en fazla zarar gören kim? Bir daha vurgulayalım. Kürtlerdir. Kürtler bu anlayışla soykırıma uğratılmaya çalışılıyor. Peki bunun alternatifi nedir? Alternatifi demokratik ulustur. Yani hangi devlet olursa olsun diğer halkların kültürel, inançsal, öz yönetim, her türlü haklarını kabul ederek bir arada yaşamalarıdır. Bundan güzel bir şey var mı? Yani hangi devlet olursa olsun, ne olursa olsun her yerde bu demokratik ulus anlayışının oturması demek barış demektir, demokratik yaklaşım demektir, insani yaklaşım demektir. Ulus devlet ise diğer farklı kimlikleri yok etme, ezmedir. Bu ne diye eleştiriliyor? Tamam, ulus devlet kurmak istiyor. Kim kuruyorsa kursun ama yine de ulus devlet anlayışı tehlikelidir.
Ulus devletlerin olduğu yerde bile, geçmişte ulus devletlerin olduğu yerde bile bu anlayışın, bu farklı etnik ve dinsel kimlikleri ezme, eritme, soykırıma uğratma anlayışının ortadan kalkması, demokratik ulus anlayışının bütün devletlerin içine yerleşmesi gerekir. İnsanlık için doğrusu budur. İşte bu Orta Doğu’nun istikrarı projesidir. Orta Doğu böyle istikrara kavuşabilir. Yoksa halklar, inançlar, etnik topluluklar birbirine girsin, devam etsin. Evet, ulus devlet anlayışı kırılmaz da demokratik ulus anlayışı oturmazsa Orta Doğu bu kavgalardan kurtulamaz. Bir kere bunu belirtelim.
Şimdi, tabii Rojava şahsında bir müdahale oldu. Orada işte demokratik ulus projesini gerilettiler. Bir geri çekilme oldu. Şu anda işte Rojava, orada da tabii Araplar, Kürtler, Süryaniler beraber yaşıyor. Şu andaki Rojava dediğimiz bölgede de en doğru yaklaşım demokratik ulus yaklaşımıdır. Araplarla, Süryanilerle, bütün topluluklarla ortak bir zihniyetle barış içinde yaşamak gerekiyor. Tabii herkes bütün haklarıyla yaşayacak. Kürtler kendi kimliğiyle, kültürüyle yaşayacaklar. Araplar öyle yaşayacak, Süryaniler öyle yaşayacak. Yine belli bir ortak yönetim olabilir. Herkes diyelim çeşitli biçimlerde yönetimde de yer alabilir.
Güneş balçıkla sıvanmaz
Şimdi bazıları sanki o gerileme demokratik ulus anlayışından olmuş gibi konuşuyor. Bununla alakası yok. 6 Ocak Anlaşması var. Uluslararası güçlerin saldırısı var. Bu saldırıyla o proje tümden dağıtılmak, yıkılmak istendi. Bu bakımdan demokratik ulus anlayışına saldırmak gerçekten gericiliktir. En başta da Kürt karşıtlığıdır. Demokratik ulus karşıtlığı yapmak, ulus devlet fetişizmi yapmak, ulus devleti yüceltmektir. Orta Doğu’da ulus devletlerin yüceltilmesi Kürt soykırımıdır. Bu kadar açık olan bir durum karşısında Önderliği eleştiriyorlar, hareketi eleştiriyorlar. Derler ya güneş balçıkla sıvanmaz.
Önderlik tarih boyunca Kürt toplumunun, Kürt halkının ortaya çıkardığı en büyük değerdir. Kürtleri onur eden, Kürtlerin başını dik tutmasını sağlayan Önder Apo ve onun yürüttüğü özgürlük hareketidir. Bugün Kürtlerin Orta Doğu’da başı dikse, dünyada onurluysa bunu yaratan Önder Apo’nun çizgisi, PKK’nin öncülük ettiği Kürt özgürlük hareketinin geldiği aşamadır.
PKK feshedildi, rolünü oynadı. Bu da bir son değil, yeni bir başlangıç anlayışıyla, yaklaşımıyla gerçekleşti. Bu yönüyle Önder Apo’ya dil uzatmak gericiliktir. Uluslararası komplocular Önder Apo’ya ve PKK’ye saldırabilirler. Şu anda Önder Apo’ya ve özgürlük hareketine yönelik bu karalama dilini kullananlar aslında uluslararası komplonun uzantılarıdır. Uluslararası komplonun destekçileridir.
Komplo zihniyetinin devamı
Birinci Uluslararası Komplonun amacı Önder Apo düşüncesini ve devrimci hareketini ezmekti. Bugünkü Suriye’de başlatılan, 6 Ocak’ta Kürtlerle başlatılan uluslararası komplo da Önder Apo’ya ve özgürlük hareketini tasfiye etmeye yöneliktir. Şimdi bazı çevreler gerçekten komplonun destekçileridir. Bu dönemde Önder Apo’ya ve hareketimize, demokratik ulus anlayışına yönelik saldırılar, kesinlikle komplo zihniyetinin devamıdır. Onlar da bizi demokrasi ilgilendirmez diyorlar. Ne demek bizi demokrasi ilgilendirmez? Kürtler Orta Doğu’da ancak demokrasi koşullarında, demokratikleşme gelişirse varlıklarını güvenceye alabilirler. Hatta varlıklarını güvenceye alamazlar.
Ulus devlet anlayışına da karşı çıkacağız
21. yüzyıl demokratikleşme temelinde Kürt yüzyılı olur. Bunun dışındaki yaklaşımlar Kürt karşıtıdır. Ama bazıları tarafından kışkırtılıyorlar. Ne söylediklerini bilmiyorlar. Demokratik ulusa saldırı, o temelde önderliğe saldırıdır. Biz halkların kardeşliğini de savunacağız. Demokratik ulusu da savunacağız. Ulus devlet anlayışına da karşı çıkacağız. Çünkü bu ulus devlet anlayışı Kürt soykırım politikasıdır. Orta Doğu’da Kürt soykırımını engellemenin en önemli yollarından biri de bu demokratik ulus anlayışını geliştirip ulus devlet anlayışını geriletmektir. Bu yönüyle demokratik ulus, ulus devlet anlayışına karşı bir yaklaşımdır. Bunu görecekler.
Halkımız Rojava’ya saldırı karşısında ayağa kalktı. Kürdistan’ın bütün parçalarında ayağa kalktı. Neyi gördü? Şexmeqsud’a, Eşrefiye’ye, Kuzey Doğu Suriye’ye saldırı şahsında bütün Kürtlere saldırı olduğunu gördü. Çünkü şu açık, Kürt halkının mücadelesini geliştiren, bütün parçalardaki kazanımların oluşmasında büyük rolü olan ve bugün de savunulan Önder Apo çizgisinin özgürlük hareketinin tasfiye edildiğini gördüğü için halk sahiplendi. Halkın sahiplenmesi Önder Apo çizgisindendir. Kürt özgürlük hareketine karşı saldırıya karşı Kürt özgürlük hareketini savunmadır. Çünkü Kürt özgürlük hareketinin tasfiyesinin Kürtler için ne kadar kötü bir durum olduğunu en iyi Kürt halkı bilmektedir.
Dört parçada mücadele eden hareketiz
Bu açıdan her yerde ayağa kalktılar. Bu 50 yıllık mücadelenin sonucudur. Biz 50 yıldır mücadele veriyoruz. Önder Apo’nun başlamasıyla birlikte 52 yıldır sadece tek bir Kürdistan parçasında mücadele etmedik. Ayrıca sadece Bakur’da mücadele etmedik. Kürdistan’ın dört parçasında mücadele eden tek hareketiz. Kürdistan’ın dört parçasında mücadele ederek Kürt halkını etkileyen tek hareketiz. Nitekim bu çabamız, mücadelemiz, 1999 Uluslararası Komplo’ya karşı mücadelede bütün parçalar ayağa kalktığı gibi, 2. Uluslararası Komplo’da Kuzey Doğu Suriye şahsında tüm Kürtlerin kazanımlarına yapılan saldırıda da bütün parçalarda halkımız ayağa kalktı. Bu halkı ayağa kaldıran o tarihsel temel nedir? O tarihsel bilinç nedir? Hangi bilinç düzeyi? Hangi anlayış? Hangi zihniyet? Bunu herkes görecek.
Kürtleri hangi mücadele birleştirdi?
Kürdistan’ın dört parçasındaki zihniyeti birleştiren kimdir? Hangi mücadele birleştirdi? Bizim mücadelemiz birleştirdi. Bunu herkes bilecek. Bu bakımdan Rojava’ya sahiplenmede Kürdistan’ın bütün parçalarından ayağa kalkılması ve farklı görüşte Kürtlerin de bu mücadeleye katılması böyle bir tarihsel gerçekliğin sonucudur.
Bütün arkadaşlar da belirtiyor ya. Evet, en fazla Süleymaniye katıldı, Kerkük katıldı. Hatta diğer alanlardaki ayağa kalkan kitlenin önemli bölümü de Süleymaniye ve Kerkük kitlesiyle ilişkide olan, benzer siyasi yaklaşımda olan çevrelerin aktif katılımı oldu. Evet, bütün Kürtlerin katılımı oldu. Ama bunu yaratan biziz. Bizim özgürlük mücadelemizdir. Bu özgürlük mücadelesinin gelişimini sağlayan da Önder Apo’dur. Önder Apo çizgisi olmasaydı şu anda Kürdistan’da özgürlük hareketi bu düzeyde gelişmezdi. Dört parçada Kürt halkının özgürlük mücadelesi bu düzeye kavuşmazdı. Bu gerçek bilinecek. Öyle ulu orta, ucuz konuşulamaz. Onlar günlük konuşmalardır. Suya yazı yazmak gibidir.
Sahiplenme sürmeli
Bilmem, harekete saldırıyorlarmış, Önderliğe saldırıyorlarmış. Onlarınki sadece kara çal izi kalır. İzi kalmaz. Önder Apo ideolojisinin çizgisinin önünde hiçbir güç duramaz. Tarihin akışı o yöndedir. Evet, üzerimizde çok yoğun baskı var. Saldırı var. Uluslararası güçlerin saldırısı var. Bölgesel güçlerin saldırısı var. Yani çok yönlü üzerimizde saldırı var. Doğru. Bu saldırı bizi geriletmez. Bizi ideolojimizden, düşüncemizden vazgeçirmez. Zaten doğru politika yürüttüğümüz için bu kadar saldırı altındayız. Bu gerçeğin de bilincindeyiz. Bu açıdan halkımızın bu süreçte gösterdiği iradeyi selamlıyoruz.
Şunu söyleyebiliriz. Halkımız Kürdistan’ın dört parçasında büyük bir ayağa kalkış gösterdi. Rojava’ya sahiplendi. Rojava’da bugün tümden tasfiye edilmedi, tümden yok edilmediyse, hala o özel yapının, o iradeli yapının korunması varsa Rojava’da, bu halkımızın mücadelesinin sonucudur. Önder Apo’nun çabaları sonucudur. Bu gerçeğin bilinmesi gerekir. Bu temelde tabii ki bundan sonra da bu sahiplenmenin sürdürülmesi gerekir.
Halkımız ayakta olmalı
Uluslararası Komplo’nun yıl dönümündeyiz. Önder Apo hâlâ esaret altında. Bu yıl dönümünde de halkımız her yerde ayakta olmalı. Bu Rojava’ya sahiplenme, Önder Apo’ya sahiplenme, bütün Kürt halkına, Kürt halkının özgürlüğüne sahiplenmedir. Ve bütün halkların Orta Doğu’da özgürlüğüne sahiplenmedir. Orta Doğu’da halkların kardeşliği, özgürlüğü temelinde bir coğrafya çok güzeldir. Bu düşünce halkların geleceğini özgür ve demokratik kılabilir. Bunun dışında ulus devlet anlayışının getirdiği yaklaşımlarla hiçbir yere varılamaz. Zaten Avrupa bunu anladığı için Avrupa’da şimdi ulus devlet anlayışı yerine tümden ulus devletten vazgeçmeseler de demokratik ulus anlayışına yakın bir anlayışı benimsemişlerdir. Yoksa Avrupa’da huzur olmazdı.
Bu açıdan ben bu vesileyle bu süreçte ayağa kalkan halkımızı kutluyorum. Yine bu süreçte Rojava’ya saldırılar sürecinde saldırılar sonucu şehit düşen tüm insanlarımızı minnetle, saygıyla anıyorum. Onlarca, yüzlerce yaralıya da acil şifalar diliyorum. Bu halkın bu ayağa kalkışı aynı zamanda bizim için Kürt Demokratik Birliği’nin gerçekleştirilmesi çağrısıdır da. Bu, Önder Apo’nun ve hareketimizin on yıllardır hedeflediği bir amaçtır.
Dört parçada birlik olabilir
Ancak Kürt siyaseti üzerinde çok farklı güçlerin etkisi olduğundan, çok farklı güçlerin çıkarları, ulusal birliği kendi çıkarları için doğru görmediklerinden bugüne kadar ulusal birliği gerçekleştiremedik. Demokratik birlik gerçekleştirilemedi. Artık dört parça Kürtler açısından birlik ancak demokratik birlik olabilir. Demokratik birlik hem çağımızın gereğidir hem de dört parçada olmanın gereği olarak demokratik birliği gerçekleştirmek gerekir. Demokratik birlik gerçekleşirse gerçekten Kürtler güçlenir, her parçada özgürlüğe yakınlaşırlar. Ama bu demokratik zihniyette olmalı. Hegemonik zihniyette olmamalı. Demokratik zihniyet aynı zamanda kendi içinde demokratik bir yaklaşımı gerektirdiği gibi komşu halklarla ilişkilerde de demokratik zihniyeti gerektirir. Çünkü demokratik zihniyet, demokrasi anlayışı bir bütündür.
Demokratik anlayışla her yerde ayağa kalkmalıdır
Bir konuda demokratik olacağız, bir konuda demokratik olmayacağız olmaz, doğru olmaz. Biz bu temelde bu yönlü halkın yaklaşımını bir çağrı olarak kabul ettik. Hatta Abbas arkadaşları bunu bir talimat olarak gördük. Biz bu çerçevede demokratik birliğin gerçekleşmesi için üzerimize düşeni yerine getireceğiz. Bu 15 Şubat’ta halkımız yine bu demokratik birlik çerçevesinde, demokratik anlayışla her yerde ayağa kalkmalıdır.
Rojava’ya statü
Önder Apo bir Kürt önderidir. Bir Kürt önderinin böyle esaret altında olmasını 27 yıldır hangi Kürt kabul edebilir? Nasıl ki tarih içinde işte Qasımlo’dur, Seyit Rıza’dır, Şeyh Sait’tir, bunlara yönelik saldırıları halk kabul etmiyorsa, bugün Önder Apo neden 27 yıldır o zindandadır? Kürt halkının özgürlük mücadelesini verdiği için, Kürt halkının çoğunluğu bizim önderimiz dediği için o zindanda. Bu bakımdan yurtseverlik, Kürtlük, gerçek Kürtlük, yurtseverlik Önder Apo’ya sahiplenme ile olur.
Bu bakımdan bu 15 Şubat’ta gerçekleşecek eylemlerde Kürdistan’ın dört parçasında bütün halkımızı da bu eylemlere katılmaya, Önder Apo’nun özgürlüğünü yakınlaştırmaya, Kürdistan halkının özgürlüğünü yakınlaştırmaya, Rojava’da da statüyü korumaya, koruma mücadelesini yükseltmeye çağırıyorum.”
HABER MERKEZİ









