ABD-İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş bu yönleriyle dünya gündemi içerisinde yer almaya devam etmektedir. Onun karşısında ise, 9 Ekim uluslararası komplosunun bir devamı olan 6 Ocak komplosunu boşa çıkaran Önder Apo, emperyal planların kaos yaratan saldırıları karşısında halklara özgürlük için yol göstermeye devam ediyor
Afşin Aybar
2026 yılının ilk günleri, Ortadoğu’da yıl içerisinde yaşanacak olası gelişmelerin habercisi oldu. Önder Apo bu olasılıkların neler olabileceğine birkaç ay öncesinden dikkat çekti. Dananın kuyruğunun asıl olarak Ortadoğu’da, İran’da, Irak’ta kopacağı uyarısında bulundu. Bu uyarı 2026’ya girilmeden hemen önce yapıldı.
Önder Apo’nun yapmış olduğu uyarı 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’in Şex Maqsut, Eşrefiye ve Benê Zeyid mahallelerine TC destekli çete güçlerinin başlattığı saldırı ile doğrulandı. Saldırı Halep’te başlatılmış ve ardından Fırat’ın batısında yaygınlaşmış ve Fırat’ın doğusuna taşırılarak geniş bir alana yayılmıştı. Hedefinde ise Rojava Kürdistanı halkının soykırımdan geçirilerek, HTŞ’yi tek hakim iktidar gücü haline getirmek vardı. Daha düne kadar ‘‘Terör örgütü’’ denilen, liderinin başına on milyonlarca dolar konulan bir çete yapılanmasının önü açılarak her bakımdan destek verilmesinin sebebi yaşanan gelişmeler kapsamında belirginlik kazanmıştı.
TC’nin de dahil olduğu, Fransa’da İsrail ve HTŞ arasında gerçekleştirilen anlaşma bunun kanıtıydı. Saldırıların başlayıp Fırat’ın doğusuna yayılmasıyla paralel olarak gelişen ikinci saldırı hamlesi DAİŞ çetelerinin tutulduğu cezaevlerinin boşaltılmasıyla gerçekleşti. Cezaevlerinde tutulan DAİŞ’lilerin silahlandırılarak HTŞ’ye katılımının sağlanması ve DAİŞ’lilerin bu şekilde Irak ve İran’a yönelik saldırı planına bir kara gücü olarak dahil edilmesi emperyal planın hedeflerindendi.
HTŞ’nin Suriye’de iktidara hazırlanmasının, öncesinde de Colani’nin İngiltere, ABD, İsrail tarafından eğitilerek hazırlanmasının nedeni de buydu. Ancak Suriye’nin engelsiz bir saldırı üssü haline getirilmesi, HTŞ ve DAİŞ çetelerinden bir karasal güç oluşturulabilmesi için de hâlâ bazı engeller bulunmaktaydı. Rojava Devrimi’nin rengini verdiği, öz ve biçim kazandırdığı Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin varlığı ise ABD-İngiltere-İsrail ortak emperyal planının önündeki en büyük engeldi. Bu engeli ortadan kaldırmak için Halep’ten başlayarak saldırıya geçtiler.
2026 yılının ilk gününde Halep’te yüz yüze kalınan saldırılar bu yönleriyle uluslararası bir komplo olma özelliğine sahipti. Karşılaşılan bu komplo ikinci bir uluslararası komplo olduğu kadar, 9 Ekim 1998’de Önder Apo’ya karşı uygulamaya konan uluslararası komplonun bir devamı olma özelliğine sahipti. Komplonun hedefi Önder Apo olurken, planyanlar da aynı güçlerdi. Yine 9 Ekim1998’de olduğu gibi, Suriye toprakları komplonun uygulamaya konulduğu temel saha olarak belirlenmişti.
6 Ocak 2026‘da yaşananların, 9 Ekim 1998’de yaşananlarla benzer ve ortak yönlerini ilk sezen ve gören Önder APO oldu. O nedenle uluslararası komplonun bir devamı olan 6 Ocak 2026 saldırısına karşı ilk harekete geçen de Önder APO oldu. 9 Ekim 1998’de olduğu gibi, 6 Ocak 2026’da uygulamaya konulan uluslararası komployu da boşa çıkardı. Soykırım riskleri taşıyan gelişmeler karşısında Kürt halkının varlığı ve kazanımlarını koruyarak demokratik ulus birliğini gerçekleştirmenin yolunu gösterdi. Böylelikle saldırıya geçen güçlerin, Kürtlere saldırırken güvendikleri yönlerinin halkların demokratik birliği karşısındaki gerçekliğini ortaya çıkardı. Kendini güçlü sananlar Kürt halkının topyekün mücadele ekseninde birleşmesi ve küresel ölçekte gelişen enternasyonal dayanışma karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Hem saldırıda kullanılan güçler hem de onların iplerini elinde tutanlar beklemedikleri bir yenilgiye uğradı. 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik ABD-İsrail’in saldırıları ile başlayan savaşın açığa çıkardıkları da bunu gösterdi.
Taraflar arasında süren savaşın hem maliyeti hem yol açtığı kayıplar önceki savaşları aşan bir özellik taşımasına rağmen, neden olduğu tahribat, sivil insan kaybı, işlenen savaş suçları ve yıkım dışında, sonuç almaktan uzak görünmektedir. Savaş tamamen istihbarat ve teknik güce dayalı olarak sürmektedir. Kara güçleri henüz aktif olarak devreye girmiş değil. DAİŞ ve HTŞ çeteleri de bu savaşa henüz dahil edilmiş değil. ABD-İsrail, bir yandan müttefiklerinden yardım isterken, diğer yandan da bugüne kadar sırtlarını döndükleri, katledilmelerine ortak oldukları İran’ın mazlum halklarına; Kürtlere, Beluçlara ve diğer farklı kimlik, kültür ve inanç topluklarına çağrılar yapmaktadır.
ABD-İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş bu yönleriyle dünya gündemi içerisinde yer almaya devam etmektedir. Onun karşısında ise, 9 Ekim uluslararası komplosunun bir devamı olan 6 Ocak komplosunu boşa çıkaran Önder Apo, emperyal planların kaos yaratan saldırıları karşısında halklara özgürlük için yol göstermeye devam ediyor. Ülkede, Ortadoğu’da ve uluslararası alanda, 8 Mart’tan 21 Mart’a, etkisini doğrudan gösteren Kürdistan halkının görkemli direnişi de bunu gösteriyor.
Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nden Newroz’a aradan geçen günler, o günlerin önem ve anlamına dair yapılan gösterilerin çok ötesine geçmiştir. Kürdistan’da, Türkiye ve Avrupa’nın metropol kentlerinde meydanları, caddeleri dolduran; kadını-erkeği, genci-çocuğu ve yaşlısıyla milyonlarca insan gür sesleriyle böyle bir gerçekliği tarihe mal etmişlerdir.
O nedenledir ki, 8 Mart’tan 21 Mart’a sokakları, meydanları dolduran insanlar 9 Ekim 1998’de olduğu gibi; 6 Ocak 2026 uluslararası komplosunu da boşa çıkararak, uluslararası komplocu güçlere ve işbirlikçilerine en anlamlı cevabı direnen halk gerçekliği ile vermişlerdir.
Selam olsun Önder Apo’ya, selam olsun her Newroz’da yeniden bir doğuşu yaşayan, direnen Kürdistan halkına!








