Dikkat edilirse, kutlamaların olduğu her yerde PKK bayrakları dalgalanmaktadır. Gençler başta olmak üzere kadınlar en fazla da PKK bayrağını kaldırmakta, bununla kendisini ifade etmektedir. PKK’nin bir ruh, inanç, bilinç olduğu yönündeki değerlendirmeler tam da bu biçimde hakikat kazanmaktadır
Ali Sinemilli
Newroz haftasına girdik. Kürtler bulundukları her yerde kutlamalar yapıyor. Geçen yıllara nazaran bu yıl kutlamaların daha erken başladığı da görülüyor. Gerek köy ve mahallelerde gerekse de şehirlerde yapılan merkezi kutlamalardan yansıyanlar, bu yılki kutlamaların çok daha kitlesel geçtiğini gösteriyor. Nerede kutlama varsa orada yediden yetmişe halk kutlamalara katılıyor, sesini yükseltiyor.
Kuşkusuz, Newroz Kürt halkı açısından bir şenlik şölen havasında geçmiyor. Daima siyasal-politik bir havada kutlanıyor. Egemenler tarafından içi boşaltılmaya çalışılsa da özü korunuyor. Direniş ve mücadele bayramı olarak bugünlere gelen, bugün de bu temelde devam eden bir gelenek var.
Alanları dolduran geniş toplumsal kesimler en üst düzeyde Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü istiyor. Başlatılan sürecin anlam kazanması, bir neticeye varması için bunun şart olduğunu dile getiriyor. ‘Biji Serok Apo’ sloganlarının, ‘Bê Serok Jiyan Nabe’ sloganlarının en gür bir biçimde haykırıldığı, en fazla dile geldiği Newroz bu Newroz denilebilir.
Kürt halkı PKK’nin yarattığı direniş geleneğinin, Newroz’un tarihsel özüne denk geldiğini bilince çıkardıkça Newroz ile PKK, Newroz ile Önder Apo arasındaki bağa daha fazla sarılmakta, bu temelde mücadeleye katılmaktadır. Newroz’a katılmak bir nevi PKK ile, Önder Apo ile bütünleşmek anlamına gelmekte, böyle ele alınmaktadır.
Önder Apo’nun, PKK’nin Kürdün yazısız tarihinden gelen değerlerin bileşkesi olduğunu gören halk, gün geçtikçe daha fazla Önderliğe ve PKK’ye bağlanmakta, onun etrafında çember oluşturmaktadır. Newroz kitlesel direnişin, topyekün ayağa kalkışın adresi olduğu için de Önder Apo’ya ve PKK’ye sahiplenme en çok da bu zeminde hayat bulmaktadır.
Malum! PKK geçen yılın Mayıs ayında yaptığı Kongre ile resmi olarak varlığını sona erdirdi ve bunu kamuoyuna deklare etti. Fakat görülüyor ki, Kürt halkı için, devrimci demokratik kesimler için bu karar modern zamanların bir gereği, usulün yerine getirilmesi olarak ele alınmakta, öyle yaklaşılmaktadır.
Dikkat edilirse, kutlamaların olduğu her yerde PKK bayrakları dalgalanmaktadır. Gençler başta olmak üzere kadınlar en fazla da PKK bayrağını kaldırmakta, bununla kendisini ifade etmektedir. PKK’nin bir ruh, inanç, bilinç olduğu yönündeki değerlendirmeler tam da bu biçimde hakikat kazanmaktadır. Bilindiği üzere, Önder Apo ‘PKK bir Newroz partisidir’ diyor. Yani söz bu şekilde eyleme dönüşüyor.
Açık ki, Kürt direndikçe, mücadele ettikçe kazandığını görmekte, PKK’nin yarattığı tarihin bunun sayısız örneği ile dolu olduğunu fark etmekte, bundan dolayı da PKK’ye, PKK’nin yarattığı geleneğe sarılmaktadır.
Elbette, oluşan bu toplumsal ruhu boşa çıkarmak, tersyüz etmek isteyenler de var. Sömürgecilerin, soykırımcıların hizmetinde, onların çıkarına hareket edenler hala vardır. Bunları biz en son Rojava Özerk Yönetimi’ne dönük saldırılarda gördük. O günlerde ellerini heyecanla ovuştururlarken izledik. Bugüne kadar kırılamayan özgür Kürt iradesi acaba bu kez kırılabilir mi diye beklenti içine girenler olmadı değil. Derler ya, her dönemin ‘Bekoları’ bu dönemde de zuhur etti. Ama nihayetinde kazanan yine PKK oldu, PKK’nin ortaya çıkardığı direniş ruhu oldu, Önder Apo’nun demokratik toplum paradigması oldu. Kafa karıştırmak isteyenler, suyu bulandırıp kendilerine pay çıkarmak isteyenler alınan seferberlik kararı ile şaşkına döndüler, rezil-i rüsva oldular.
Hiç kuşku yok ki, bunların sesi tümüyle kesilmedi. Hala ses çıkaranlar, buna niyetlenenler var. Fakat bu tarihi Newroz günlerinde malum güruhun elleri hiç olmadığı kadar boştur. Sözlerinin kıymeti hiç olmadığı kadar azalmıştır. Kürt halkı bir bütün olarak Bakur’dan Rojava’ya oradan Rojhilat’a kadar PKK’nin direniş ruhuyla özgürlüğe emin adımlara yürümektedir.
Kürdün Newrozunu yasaklayanlar, bu direniş mirasını ortadan kaldırmak isteyenler bugün tek tek ortadan kaybolurken, Kürt, ömrünün baharındaki bir genç misali en coşkulu, en dirençli haliyle özgür bir yarının inşası için canla başla çalışmaktadır.
Dikkat edilirse, bugünlerde gerek dört parçadaki Kürdün gerekse Kürt düşmanlarının gözü kulağı Rojhilat Kürdistanı’nın üzerindedir. Dost da düşman da oraya kilitlenmiş durumdadır. Herkes görüyor ki, bu devrimci dinamik zamanı geldiğinde ‘patlayacak’ ve kendisi ile birlikte tüm bölgede yeni gelişmelerin kapısını aralayacak.
Görünen o ki, PKK geleneği Bakur, Rojava, Başur’da nasıl devrimci dönüşümlere yol açtıysa aynısını Rojhilat’ta da yaratacak. Resmi olarak varlığına son veren PKK, çizgi olarak en fazla Rojhilat’ta kendisini ifadeye kavuşturacak, PKK bayrakları diğer parçalardan daha fazla burada dalgalanacak.









