Hamit Adiman, okuma ve yazma bilmeden girdiği cezaevinde 30 yıllık tutsaklığı boyunca Kürtçe 11 kitap kaleme alarak tamamladı
Mersin’de 1994 yılında gözaltına alınan ve dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezası verilen Hamit Adiman, 30 yıllık tutsaklık sürecinin ardından 8 Kasım 2024 tarihinde özgürlüğüne kavuştu. Sırasıyla Mersin, Konya, Dîlok ve Şakran cezaevlerinde tutulan Adiman, adını yazmaya bilmeden girdiği cezaevinden 11 kitap yazarak çıktı.
Tutsaklık sürecinin ilk yıllarını ve cezaevi atmosferini anlatan Hamit Adiman, “Dışarıdayken cezaevi işleyişini bilmiyorduk. Ancak Mazlum Doğan dönemini ve Diyarbakır Cezaevi vahşetini anlatan arkadaşlardan devraldığımız mirasla o iradeyi tanıdık” dedi. 30 yıllık sürecin sadece bir “zindan hayatı” olmadığını, bir “tecrübe ve bilgi, birikim” alanı olduğunu vurgulayan Hamit Adiman, cezaevlerindeki baskı politikalarına ve ertelemelere rağmen iradelerini koruduklarını ifade etti.
‘Eğitim ile kendimi var ettim’
Hamit Adiman, tutsaklığın ilk yıllarında yaşadığı derin iç hesaplaşmayı şu sözlerle dile getirdi: “İlk iki yıl hiçbir şeyi kabul edemedim. ‘Halkımız için yeterince şey yapamadık, nasıl yakalandık?’ diye kendime soruyordum. Ancak sonra anladım ki, zindan Sayın Öcalan’ın felsefesiyle bir eğitim gücüne dönüşmüş durumda. Okuma yazması olmayan bir insanın cezaevinde bir-iki yıl içinde dünya ve Kürdistan siyasetini en modern seviyede yorumlayabilecek bir düzeye ulaştığına şahitlik ettim. Ben de bu eğitim gücüyle kendimi var ettim.”
11 kitap kaleme aldı
Cezaevine girdiğinde tek bir harf dahi okuyup yazamadığını belirten Hamit Adiman, dört duvar arasında anadilinde yürüttüğü çalışmalarla 11 kitap kaleme aldığını ifade etti. Bugüne kadar Xeyalên Rîsandî, Kervana Hesretê, Rêwiyê Evînê ve Awzemka Xemên Min isimli 4 kitabının basılarak okuyucuyla buluştuğunu anlatan Hamit Adiman, kitaplarının “örgüt propagandası” iddiasıyla yasaklandığını söyleyerek, şunları söyledi: “Başlangıçta ismimi bile yazamıyordum ama şimdi Kürtçe için omuzlarıma bir sorumluluk aldım. Devletin yasaklarına rağmen üretmeye devam ettim. Çünkü benim için her Kürtçe paragraf bir direniştir.”
Barışın adresi Meclis’tir

Sürece dair değerlendirmelerde bulunan Hamit Adiman, barışın bir “tasfiye konsepti” ile gelmeyeceğini vurguladı. Barış olacaksa önce Kürtlerin varlığının kabul edilmesi gerektiğini ifade eden Hamit Adiman, “Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi bu ülkeyi Türkler ve Kürtler beraber kurdu. O halde pratik olarak ilişkiler yeniden inşa edilmeli. Kürt halkı artık başkasına askerlik veya kölelik yapmayı kabul etmiyor. Barışın adresi Meclis’tir. Kürt meselesi anayasada yer almalı, dili resmiyet kazanmalı, kültürü ve tarihi yasalarla güvenceye alınmalıdır. Kimliğiniz özgür değilse silahları bırakmanın bir karşılığı olmaz” dedi.
Kürtler bu toprakların en kadim halkıdır
Şovenist kalemşörler ve barış düşmanlarının süreci sabote etmek istediğini kaydeden Hamit Adiman, “Ancak halklar kararlı olmalı. Demokrasinin olduğu yerde herkes mutludur. Fakat umudumuzu sadece devlete bağlamamalıyız; Kürt halkı örgütlü gücüyle kendi iradesine sahip çıkmalıdır” diye konuştu. Şu an halkın arasında olduğunu ve annelerin çocuklarını aradığı, büyük acıların yaşandığı bir coğrafyada gezdiğini belirten Hamit Adiman, “Kürtler bu toprakların en kadim halkıdır. Onurlu bir barış, diliyle, tarihiyle ve özgür yaşamıyla mümkündür” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak: MA








