• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Zeynel Kete

Ortadoğu’da derinleşen savaş, Kürt eksenli kuşatma

23 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Yazarlar, Zeynel Kete

Bugün Ortadoğu’da yaşananlar, dar anlamıyla bir “bölgesel çatışma” ya da “yerel vekâlet savaşı” olarak ele alınamaz. İçinden geçtiğimiz süreç, giderek daha çok 3. Dünya Savaşı olarak tanımlanan, küresel sistemin yapısal krizinin askeri, ideolojik ve toplumsal düzeylerde dışavurumudur. Bu savaşın merkez üslerinden biri Ortadoğu iken, savaşın stratejik ekseni Kürdistan coğrafyası olarak şekillenmektedir.

Kapitalist modernitenin hegemonik güçleri; siyasal meşruiyet, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal rıza üretiminde derin bir tıkanma yaşamaktadır. Tıpkı 1. ve 2. Emperyalist Paylaşım Savaşları öncesinde olduğu gibi, bu yapısal krizin aşılma yolu yeniden savaş, güvenlikçi tahkimat ve ideolojik seferberlik üzerinden örülmektedir. Yeni yüzyılda enerji sahaları, jeostratejik geçiş hatları ve hegemonik birlikteliklerin korunması adına yürütülen bu savaşın en yoğunlaştığı alan ise Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’dir.

ABD, İsrail ve Türkiye arasında örtük–açık uzlaşılarla yürütülen, Britanya merkezli diplomatik aklın Paris gibi başkentlerde şekillendirdiği bu yeni saldırı konsepti, Rojava’ya dönük askeri ve siyasal yönelimi tesadüfi olmaktan çıkarır. Burada hedef alınan yalnızca bir coğrafya değil; Kürtlerin demokratik siyaset kadın özgürlükçü toplumsal modeli ve çok kimlikli yaşam tahayyülüdür. Başka bir ifade ile demokratik siyaset stratejisi ile demokratik toplum inşasını engellemektir.

Bu nedenle HTŞ ve benzeri selefi–şeriatçı yapılar, yalnızca “radikal dini gruplar” olarak değil; uluslararası güçlerin yerel işbirlikçileri, sahada kullanılan ideolojik ve askeri aparatlar olarak işlev görmektedir. Kürtlere, Dürzilere ve Alevilere yönelik gerçekleştirilen saldırılar; hastanelerin, çocukların, kadınların doğrudan hedef alınması, uluslararası savaş hukukunun sistematik biçimde ihlal edilmesi, savaşın psikolojik ve toplumsal boyutunu açığa çıkarmaktadır.

Bugün HTŞ ve benzeri selefi–şeriatçı yapıların Suriye sahasında Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere yönelmesi; tesadüfi ya da yalnızca mezhepsel bir husumetin sonucu değildir. Bu yönelim, uluslararası güçlerin yerel işbirlikçileri eliyle yürüttüğü ideolojik bir tasfiye savaşının parçasıdır. Nasıl ki Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan hatta Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum ve Sivas katliamları Alevi hafızasında bir kırılma değil süreklilik oluşturuyorsa; bugün Rojava ve Suriye’de yaşananlar da bu zincirin güncel halkasıdır.

Özellikle kadınlara yönelen vahşet, savaşın yalnızca askeri değil, zihinsel ve kültürel bir imha stratejisi olduğunu göstermektedir. Son kurşununu teslim olmamak için kendine ayıran bir kadının, bir binanın üst katından aşağı atılması; kadın bedeninin “fethedilecek bir mekân” olarak görülmesi, Rojava’daki özgürlük arayışının kadınla özdeşleşmiş olmasının intikamıdır.

Bu saldırılarla hedeflenen, klasik anlamda bir katliamın ötesinde; Kürt toplumunu yalnızca fiziki olarak değil; ruhsal, zihinsel ve tarihsel hafıza düzeyinde etkisizleştirmek, psikolojik kırımın etkisinde bırakarak, umutsuz, ve perspektifsiz bir geleceğe mahkûm etmektir.

Rojava’ya dönük bu savaş cephesi, aynı zamanda Türkiye’de tartışılan Barış ve Demokratik Toplum perspektifini etkisizleştirmeyi hedeflemektedir. Kürtlerin dört parçada geliştirmeye çalıştığı Demokratik Ulus fikrini dağıtmak, muhataplığı belirsizleştirmek, parçalı ve rekabetçi aktörler yaratmak bu stratejinin temel ayaklarındandır.

Bu bağlamda, “Demokratik Toplum çözüm değildir” algısının bilinçli biçimde üretilmesi, barış müzakerelerinin toplumsal meşruiyetini aşındırmayı amaçlamaktadır. Devletin ideolojik aygıtlarının, savaş dönemlerinde propaganda tekniklerini yoğunlaştırması; tarihsel olarak Goebbels çizgisinde şekillenen algı yönetimlerinin yeniden devreye sokulması bu sürecin bir parçasıdır.

Ortadoğu gerçekliği ve demokratik alternatif

Ortadoğu’nun çok kimlikli, çok inançlı ve çok kültürlü toplumsal dokusu; merkezi ulus-devletçi, tekçi ve şeriatçı modellerle sürekli bastırılmak istenmiştir. Kürtler, Aleviler, Dürziler ve diğer halklar üzerindeki bu baskı, aslında demokratik bir Ortadoğu ihtimaline duyulan korkunun dışavurumudur.

Rojava’da inşa edilmeye çalışılan model; İran’daki kadın öncülüklü halk hareketleriyle, bölgedeki diğer özgürlük arayışlarıyla aynı tarihsel hatta ikrar tazelemektedir. Bu nedenle Rojava’ya yönelen saldırı, yalnızca Kürtlere değil; Ortadoğu’da özgür ve demokratik bir yaşam fikrine yöneliktir.

Sonuç yerine: Savaşın karşısında toplumsal akıl

Bugün yaşananlar bize bir kez daha göstermektedir ki, savaş yalnızca cephelerde değil; zihinlerde, hafızalarda ve toplumsal ilişkilerde yürütülmektedir. Demokratik Toplum ve Barış perspektifi, bu çok boyutlu savaşa karşı geliştirilen en güçlü toplumsal akıldır. Tüm saldırılara rağmen bu aklın tasfiye edilememesi, Kürtlerin ve bölge halklarının tarihsel direncinin bir sonucudur.

Ortadoğu’nun geleceği, savaşla değil; demokratik müzakere, toplumsal eşitlik ve kadın özgürlüğü temelinde şekillenecektir. Rojava’da hedef alınan tam da bu ihtimaldir.

Rojava’da inşa edilmeye çalışılan demokratik model; Alevi cemlerinde, Kürt meclislerinde, kadın örgütlenmelerinde tarihsel karşılığını bulan bir yaşam anlayışıdır. Bu nedenle bu modele yönelen saldırı, yalnızca bir askeri tercih değil; demokratik Ortadoğu ihtimaline karşı açılmış ideolojik bir savaştır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yapay karşıtlık gerçek ortaklık

Sonraki Haber

Bağımsız Suriye artık Rojava’dır

Sonraki Haber

Bağımsız Suriye artık Rojava’dır

SON HABERLER

Hesekê ayakta: Halk kentini savunuyor | Foto Galeri

Yazar: Bedri Adanır
23 Ocak 2026

Kürt sektörü

Yazar: Aziz Oruç
23 Ocak 2026

Romanlar: Demokratik toplum eşit yurttaşlıkla mümkün

Yazar: Aziz Oruç
23 Ocak 2026

Teröristlerle iş birliği

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

Bağımsız Suriye artık Rojava’dır

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

Ortadoğu’da derinleşen savaş, Kürt eksenli kuşatma

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

Yapay karşıtlık gerçek ortaklık

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır