- Suriye, uzun süredir Ortadoğu’nun en karmaşık ve riskli çatışma alanı olmayı sürdürüyor. Görünmeyen tehlikeler ve uzun vadeli çatışma ihtimalleri sürekli masada
- Haşdi Şabi–HTŞ çatışması zayıf bir ihtimal olarak görülse de böyle bir senaryoda Dêrazor’dan Şengal’e kadar geniş bir hatta ciddi riskler oluşabilir
- Sahil bölgeleri – Lübnan sınırından Efrîn’e kadar uzanan hat, yeni çatışmaların yaşanabileceği alanlar olarak öne çıkıyor. HTŞ’nin Hizbullah ile çatışma ihtimali de uzak görünmüyor
Suriye, uzun süredir Ortadoğu’nun en karmaşık ve riskli çatışma alanı olmaya devam ediyor. Görünmeyen tehlikeler ve uzun vadeli çatışma ihtimalleri, özellikle Kürt aktörleri de arayışa yöneltiyor. Kürtler, yeni bir sürecin eşiğinde. Türkiye ise 30 Ocak mutabakatını memnuniyetle karşılasa da sahadaki durumu da dikkatle izliyor. Anlaşmanın varlığı, sahadaki gerçekliklerin bir anda değiştiği anlamına gelmiyor.
Hizbullah–HTŞ çatışması ihtimal dahilinde dillendirilirken, İsrail sahil bölgelerinde etkinliğini artırma çabasında. ABD’nin Suriye’den çekilmesi ise dengeleri kökten değiştirecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Humus, Hama, İdlib, Dêrazor, Şengal, Musul ve Ninova hattı, tarafların çekilme ve yeniden konumlanma ihtimallerinin konuşulduğu bölgeler hâline gelmiş durumda. Kısacası Ortadoğu’nun deneme laboratuvarı yine Suriye.
Belirsizlikler sürüyor
Rojava–Şam arasında 30 Ocak mutabakatı sürerken, sahadaki belirsizlikler devam ediyor. Tugayların oluşturulması, petrol sahalarının statüsü ve Özerk Yönetim kurumlarının entegrasyonu gibi konular hâlâ netleşmiş değil. Kobanê’deki ablukada bu belirsizliğin bir parçası.
Türkiye, Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ediyor ve Kürtlerin Şam ile anlaşmasını hızlandırmak için Colani üzerinden dolaylı bir baskı kurduğu değerlendiriliyor. Şam’da yeni bir liderlik mi ortaya çıkacak yoksa mevcut aktörler mi güçlenecek, henüz belirsiz.
Türkiye–Şam ilişkilerindeki yakınlaşma, sahaya doğrudan yansıyor. Vali atamaları, Kobanê kuşatması ve Efrîn–Serêkaniyê hattındaki Türkiye hareketliliği bu politikanın parçaları olarak görülüyor. Reqa valisinin Girê Spî’ye geçip Türk askerleriyle görüşebilmesi, Şam–Ankara koordinasyonunun sahadaki en somut örneklerinden biri.
6 Ocak Halep saldırısıyla başlayan süreç, bölgedeki dengeleri altüst eden bir kırılma yarattı. Suriye, deyim yerindeyse diken üstünde. Yeni bir kaos döneminin ve bölgesel bir savaşın sinyalleri giderek güçleniyor. Bölgenin yüzyıllık dizaynı, uzun vadeli çatışmaların yeniden sahneye çıkmasına zemin hazırlıyor.
ABD’nin 2 Mart’a kadar Suriye’den çekilme ihtimali, Rojava–Şam görüşmeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bölgedeki risklerin daha görünür hâle geldiği anlaşılıyor. ABD’nin çekilmesi ve yeni savaş sinyalleri görülüyor.
ABD’nin çekilmesini erken ve riskli bulan Moskova, bu karara sıcak bakmıyor. Washington ise Suriye’den çekilerek hem İsrail’e alan açmayı hem de askerlerini Katar ve Hewlêr merkezlerine kaydırmayı planlıyor.
İsrail basını İran’a yönelik saldırı ihtimalini sıkça dile getirirken, Gazze savaşı ve Hizbullah ile yaşanan gerilim bu tabloyu daha da karmaşık hâle getiriyor. Lübnan–Suriye hattında tansiyon yükselirken, İsrail’in bölgedeki kontrolü artırma çabası dikkat çekiyor.
Sahil bölgeleri—Lübnan sınırından Efrîn’e kadar uzanan hat, yeni çatışmaların yaşanabileceği alanlar olarak öne çıkıyor. HTŞ’nin Hizbullah ile çatışma ihtimali de uzak görünmüyor.
İran’a saldırı olasılığı ve Irak hattında riskler
Şam’ı kontrol etmeye çalışan aktörler, İsrail gerçeğini göz ardı etmiyor. Irak–Şengal–Musul–Ninova hattı, Şii–Sünni geriliminin yeniden tırmanabileceği bölgeler olarak değerlendiriliyor. Türkiye ise Suriye’deki gelişmelerin Musul’a kadar uzanan etkilerini yakından takip ediyor.
Haşdi Şabi–HTŞ çatışması zayıf bir ihtimal olarak görülse de böyle bir senaryoda Dêrazor’dan Şengal’e kadar geniş bir hatta ciddi riskler oluşabilir.
Güç mücadelesi
İsrail, Quneytira dışındaki birçok bölgeyi kontrol altında tutmak istiyor. HTŞ–Hizbullah çatışması, İsrail’in bölgedeki güç dengesini kendi lehine çevirmek için kullanabileceği bir araç olarak görülüyor. Münih görüşmeleri sonrası oluşan sessizlik, kısa sürede çatışmalı bir döneme evrilebilir.
Haber: Enes Yıldız / ANF









