• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Mart 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Hicri İzgören

Otorite seviciliğinden biat kültürüne

11 Temmuz 2024 Perşembe - 00:00
Kategori: Hicri İzgören, Yazarlar

Edebiyat dünyasının en önemli yazarları arasında sayılan Franz Kafka, eserlerinde insanın korkularını, yalnızlığını ve kendine yabancılaşmasını konu alır.

Şato adıyla bilinen romanında şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlarla, otorite ve bürokrasiyi eleştirir, iktidar yapılarının yarattığı sistematik düzeni sorunsallaştırır ve bu yapıların ürünü olan bürokratik labirentin karşısında pasif boyun eğişi yüzümüze çarpar.

Kafka bu romanda bildik otoritenin nasıl bir sisteme dönüşebileceğini, insanların bu otoriter yapı karşısında nasıl korktuğunu ve ezildiğini sorgular.

Edebiyat tarihçileri Kafka’nın bu korku ve ezikliğini sürekli itiaat isteyen otoriter bir yapıya sahip olan babasından aldığını belirtirler.

Kafka, hemen tüm eserlerinde yabancılaşma, sosyal dışlanma, kimlik sorunlarını işler. Bu üç sorunsalı bireyin iktidar karşısındaki baskısı ve iktidarı ele geçiren bireyin dönüşerek, kendi varlığını başkalarının ezilmesine bağlı tutmasıyla temellendirir.

Bu durumu Kafka’nın babasına yazdığı bir mektupta bütün açıklığıyla görmek mümkün: “Baba, senin karşında bir parça da olsa direnebilmek için, kısmen de bir tür intikam olarak, çok geçmeden sende fark ettiğim küçük, gülünç şeyleri gözlemlemeye, biriktirmeye abartmaya başladım. Sözgelimi senin çoğu zaman yalnızca görünüşte senden üstün olan kişilere kolayca hayran kalmanı ve bunlarla böbürlenmen üzerdi de beni.” (Babaya Mektup-CanYayınları-Çeviri: Cemal Ener)

Yazarımız bu otorite ve ezilmişlikle beraber aynı zamanda babasına hayrandır. Bilindiği gibi  bu durumlar psikolojide ‘otorite seviciliği’ diye adlandırılır.

Yani bazı insanlar bir otorite karşısında güçlerini gösterip karşı koyamadıkları için otorite sevici olurmuş. Gücü elinde taşıyan yani otoritenin yanında yer almaları onların kendilerini bir anlamda iyi hissetmelerini sağlarmış.

***

Otoriteryanizm veya otoriterlik, siyasi çoğulculuğun reddedildiği, siyasi statükonun korunması adına güçlü merkezi otoritenin kullanıldığı ve hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, demokratik oy kullanma hakkı gibi unsurların azaltıldığı bir siyasi sistemdir.

Otoriter yapı elindeki tüm aygıtları ve baskı unsurlarını kullanarak bir anlamda rıza üretir ve gücünü bu tür otorite sevicilerden alır. İktidar için en makbul vatandaşlar, sorgulamayan, eleştirip karşı çıkmayan, sorgusuz, yargısız biat edenlerdir.

Spinoza yıllar öncesinde bu durumların sebep ve sonuçlarına dair uyarılarda bulunmuş, tehlikeye dikkat çekmişti: “Bir insanın ruhunun, başka bir insanın hakkına tamamen bağlı olması imkânsız bir şeydir. Hiç kimse kendi doğal hakkını, yani her konuda özgürce akıl yürütme ve özgürce değerlendirme yetisini bir başkasına devredemez; dahası, hiç kimse bu bapta baskı altına alınamaz. İşte bu yüzden diyoruz ki devlet buna yöneldiğinde şiddet uygular.”

Bu yapı aynı zamanda karşı çıkan bireyleri de hain, terörist diye yaftalama işlevi görür.

Biat kültüründe düşünme, akıl yürütme lidere devredilmiş olup otoritenin her dediği, her uygulaması amasız fakatsız kabul edilir. Kişinin düşünme yeteneği bir anlamda rehin alınmıştır.

Birileri çıkıp da bu rehin alma durumunu; bireylerin kendisini rehin alan zor durumda bırakan ve hatta yıpratan durumlara boyun eğmesi, bu durumu savunması, görmezden gelmesi, mağdur edilmesine rağmen ezenin yanında olması, hatta ezen kişiye karşı olumlu duygu beslemesi olarak tanımlanan Stockholm Sendromu’yla da ilişkilendirse yanlış olmaz herhalde.

***

Aynaya baktığında kılıf bulmadan, mazeret üretmeden, dürüstlüğünü ortaya koyabilenler; kötülük üretenlere karşı direnmek gerektiğini de bilenlerdir.
Hani ‘yaşamak direnmektir’ denir ya… Evet. Kürtçede bu söz daha anlamlı oluyor galiba: ‘Berxwedan jiyane’

 

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Öğretmenlerin direnişine güç vermek…

Sonraki Haber

Güneşe yolculuk

Sonraki Haber

Güneşe yolculuk

SON HABERLER

İran, İsrail’in Dimona Nükleer Santralini hedef aldı: En az 7 ölü

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Avrupa’nın dört bir yanında Newroz ateşi yandı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Mart 2026

Gazeteci İsmail Arı gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Mart 2026

Kırşehir Cezaevi toplama kampı mı?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Mart 2026

Rojava Film Komünü: Üretim, gösterim, eğitim

Yazar: Yeni Yaşam
21 Mart 2026

‘Kürtler her şeyin en güzelini hak ediyor’

Yazar: Yeni Yaşam
21 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır