• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Oylar ve düşen başlar-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
7 Nisan 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Olağandışı olanın tam olarak ne zaman olağan görülmeye başlandığını söylemek çok zor. Aynı şey, ruhsal değişimler için de geçerli. Genel geçer şeyler söylenebilir, ama bunlar, değişimin ancak açık seçik belirtilerinin kendisini göstermeye başladığı ana ilişkin söylenebilecek olanlar. Tam olarak ilgi hangi anda uyanır, ilgisizlik hangi olay ve aşamada kesin olarak yerleşir, bunu eksiksiz hatırlamak başlı başına bir sorun. İnsan yaşamında yaklaşık da olsa kesin bir deneyim yoktur ve insanın yoğunluğunu ancak zor kullanımı sırasında bulduğu söylenir. Ama bu, hem saldıran hem de saldırıya maruz kalan için de aynı şey mi, kuşkulu. Birinde öfke, nefret ve haz; ötekinde korku, dehşet ve acı. Bu ikili süreç, başlangıç ve sonları bakımından farklı deneyimlerin konusu. Yine de olağandışı olanın içinde, tarafları olağan bir kayıtsızlıkta birleştiren bir duyu yitimi anı vardır: Saldıranın haz almadan saldırmaya, maruz kalanın da acı duymadan olanı olduğu gibi karşılamaya ve kabullenmeye başladığı o kesin kayboluş anı.

İnsan bunalımlarının doruğu, ama kayıtsızlık diyorlar. İnsan ilgisizliğinin dibi, ama dikkat keskinliğine sayılıyor. Kapılıp gittiğiniz mucizevi bir büyü savaş. Şaşırırsın, sürüklenir, tutulur, kendinden geçer ve durulursun. Anormal olan, normal bir hal almaya başlar. Çarpışanlar için de böyle mi? Belki de. Bütün biçimleri denendikten sonra, ölümün şaşırtıcı olmaktan çıkması yine de şaşırtıcı. Denendiği halde yaklaşık olsa da kesin bir deneyim olan yıkım, acı ve ölümün, kesin bir deneyimden sayılmaması da öyle. Bir yoğunluk anı vardır ve bunun tam bir kesinlikten uzak olması ayrıca garipsenebilir bir durum. Başımızı döndürenin, gülüp geçtiğimiz bir şeye dönüşmesi. Bütün bu değişimlerin tam olarak ne zaman başladığını söyleyememenin güçlülüğü, bütün bunların tam olarak ne zaman başladığının kesin olarak söylenebilir olduğunu bilmenin gülünçlüğünden. Kesin olarak bilemediğinin, kesin olarak bildiğinin bir sonucu olarak belirmesi.

Bir kendini yakma anının görüntüsü. Altmışlardan kalma. Budist rahip Thic Quang Duc. Bir tören havasında. Diğer rahipler ve öğrencilerinin oluşturduğu bir çember ortasında. Öğrencilerinden biri herhalde, benzini döküyor ve kibriti çakıyor. Alevler içinde yanarken Buda oturuşu hiç bozulmuyor. Ne kıpırdıyor, ne tek bir ses çıkardığı duyuluyor. Son anına dek kahramanca. İzleyenlerin hiçbiri kayıtsız değil. Ne ona doğru atılmak isteyenler, ne secdeye kapananlar, ne de kalabalığı zapt etmeye çalışanlar. Bilinir, sonrası bir salgın. Diem hükümeti zamanında altı rahip ve bir rahibe; Ky hükümeti zamanında dokuz rahip ve dört rahibe; Van Thieu hükümeti döneminde bir rahip ve yedi rahibe. Ve altmışların sonuna doğru Vietnam, kendini çıra gibi tutuşturan çocuk rahibeler ve rahipler ülkesi. Hepsinin bakışlarında Saygonlu bir öğretmen olan Huyn The Mai adlı kadının sözleri: “Ne deli, ne mutsuzum. Yaşamak çok güzel ve yaşamayı çok seviyorum. Ama yaşamımı ülkem ve inançlarım için feda etme hakkım var…”

Başlangıçta dehşete düşüren giderek seyirlik, sonrasında ise dönüp bakmayı bile gerektirmeyen sıradan bir vakaya dönüşür. Bir rahip ya da rahibenin kendini yaktığına tanık olan tek tük yabancılar sarsılabilir. Ama yerliler yolun kenarında kaldırımda genellikle bir alev sütunu görür. Eh, yine biri kendini yakmıştır! Alev sütunun içinde bir rahibe vardır. Bu arada lokantalarda garsonlar sipariş alıp servis yetiştiriyor, yakınlarda geçmekte olan bir düğün alayından şen bir müzik yükseliyordur. Hayat tökezlemiyor, trafik hiç aksamıyordur. Yananın karşısında durup dalga geçen birkaç kişi, daha geride iç çeken bir iki kadın, tezgâhının ardından olayı tepkisiz izleyen üç beş işyeri sahibi. Gördüğü anda yüzü buruşan ya da hiç görmeden geçip giden yayalar… Olağan dışı olan, olağan bir hal almıştır. Dehşet duygusundan bu mutlak ilgisizliğe kesin olarak ne zaman geçilmiş, bir hatırlayan çıkmamaktadır.

Aynı Grotesk dehşetli hikâye. Neyse ki, bizimkinde duyu yitimi anı belirsizliğini korusa da ilginin uyanacağı an kesin olarak öngörülebilir: Düşen başlar, saymakla sabahları bulduğumuz oylarımızı aştığında. “Zafer” de, geçmişin bütün kırılma anları da o an birbiri ardına kendiliğinden aydınlanıverir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

İlk adım: Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Önder Apo’nun fiziken özgür olmadığı bir süreçte söylenecek sözlerin, çıkarılacak yasaların bir anlamı olmayacak, Kürt halkında da Türkiye halklarında da...

İran savaşı ve Trump

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Trump’ın yalanları ve tutarsızlıkları giderek artıyor. Bunlar üzerinden bir yorum yapmanın anlamlı olmadığı açıktır. ABD İran’a saldırırken çok hızlı bir...

İki mükemmel haber-yazı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

“Tekrar” çocukların olduğu gibi, kitlelerin eğitiminde de, “öğrenmenin anasıdır.” Gününü dolduran bir  eylem biçiminin “tekrarından” söz etmiyorum. Bilinmesi gereken bir...

‘İç cepheden’ sevgilerle…

Yazar: Yeni Yaşam
31 Mart 2026

‘İktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar…’ John Emerich Dalberg-Acton Aslında Acton, “güç arttıkça onu kullanan kişinin yozlaşma ihtimali de artar,...

İmralı’nın kapıları açılmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
31 Mart 2026

Türkiye, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çözümleyici tarzına anlam ve değer vermelidir. Bu Önderlik yeni değil, 1988’den bu yana demokratik...

Kürde mezara kadar kelepçe politikası

Yazar: Yeni Yaşam
30 Mart 2026

Uzatılan ölümler var, uzak düşürülen yaşamlar var. Mekanlardan zamanlara yayılan, bazen adı değiştirilen, bazen de isimsiz bırakılan. Hayat peyderpey değiştiriyor...

Sonraki Haber

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’ndeki hak ihlalleri vahim boyutta-İÇERİDEN

SON HABERLER

BM raporu: Afganistan’da kadınların durumu ağırlaştı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Bornova Belediyesi’ne soruşturma başlatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Hesekê’de patlama: Bir kişi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

YPJ heyeti Şam’daki görüşmenin ardından Rojava’ya döndü

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Rojava’da binlerce yıldır kutlanan bir bayram: Ekîto

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Birçok kentte Amara ve Gemlik yürüyüşlerine katılım çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Mexmûr Kampı’nda anaokulu projesi tamamlandı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır