CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘Durumun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi lazım’ dedi
Partisinin Meclis Grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2026 bütçe giderlerini eleştirerek, “Kimden ne alınacağı ve kime ne verileceğini karara bağladılar. Bir şey verirlerse de onu yoksula değil, zengine ve yandaşa vermeyi tercih ettiler. Saniyede 500 bin lira vergi ödeyeceğiz. 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle yani fabrikatörle, fabrikanın kapısını ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Sonra bir de yüzde 24’lük bir dilim var onu da maaşı çekmeden maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yüzde 11 Türkiye’de yapılan tüm ticaretten, imalattan para kazananların verecekleri kurumlar vergisi. Yüzde 88’inin orta direk ve yoksuldan alan verginin sadece yüzde 11’ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AKP’nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında bu düzeni yıkacağız. Kimse Erdoğan’ın masallarına inanmasın, kimse durumunun geçmişten iyi olacağına inanmasın, durumun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi lazım” ifadelerini kullandı.
‘Erdoğan’ın ağzını bıçak açmadı’
Açlık sınırının 30 bin TL olduğunu belirten Özgür Özel, “30 bin liranın üzerinde açlık sınırı var ve tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. 28 bin lira ilan ettiler, ilan edildiği gün açlık sınırının altında. Alındığında açlık sınırı biraz daha yükselmiş olacak. AK Parti işçiye 12 ay boyunca, biliyorsunuz seçimden önce yılda 3-4 kez düzenleriz diyorlardı, seçimden sonra asgari ücrete yıl içinde hiç dokunmadılar, 28 bin lira vermeyi kafaya koydu. Peki, en düşük emekli maaşı ne oldu: 18 bin 975 lira. 19 bin lira bile değil. 18 bin 975 lira. Bu rakamı artıracaklarını söylemesini herkes bekledi ve döndü baktı, Erdoğan’ın ağzını bu konuda bıçak açmadı. AK Parti iktidarı gelmeden önce en düşük emekli maaşı 1 buçuk asgari ücret ediyordu. Yani emekliye hiç ilişmeseler, hiç çelme takmasalar, hiç yakalarına yapışmasalar, 1 buçuk asgari ücret verseler bugünkü itiraz ettiğimiz yetmeyen asgari ücret üzerinden yine emekliye 42 bin lira para vermeleri gerekir. Ama emekliye yaklaşık 19 bin lira veriyorlar” diye konuştu.
ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasına değinen Özgür Özel, “Maduro yatak odasında uyurken sürüklenerek kaçırıldı ve ABD’ye götürüldü. Bir devletin başkanı dün bir araba arkasında New York sokaklarında dolaştırılarak teşhir edildi. Bir ülkenin gururuyla, onuruyla oynandı. Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun maalesef tam ortasındayız. Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak zorundadır. Dünya şimdi susarsa dizini dövecektir. Trump düzeni, ABD düzeni, dünya düzeni olamaz. BM sistemi yok sayılamaz. Günlerdir Venezuela meselesini konuşuyor. Trump yönetimi uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler şartını hiçe sayarak bir başka ülkeye tek başına gitti, askeri müdahalede bulundu. Kolombiya, Küba, Meksika, İran, Danimarka, Danimarka’ya bağlı Grönland Trump tarafından açıkça tehdit edilmeye başladı. Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun maalesef tam ortasındayız. Daha sözün en başından söylüyorum. Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır. Bu çıldırmışlık haline karşı durulmalıdır” şeklinde konuştu.
‘48 saat geçti, tık yok’
Maduro’nun kaçırılmasına karşı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın suskun kalmasını eleştiren Özgür Özel, şöyle devam etti:
“Peki, ne oldu? Maduro’nun başına bunlar geldikten sonra ‘dostum, kardeşim, canım, ciğerim’ diyen Erdoğan’a döndü baktı, ama 48 saat geçti ‘tık’ yok. Tık! Ne zaman ki, ne zaman ki tepkiler yükseldi, ayyuka çıktı. Ne zaman ki eleştirilerimiz, bütün AK Parti’ye oy veren, MHP’ye oy veren seçmenin de hak verdiği bir düzleme oturdu; önce ‘hep beraber Özgür Özel’e saldıralım’, o da kâr etmedi, dün çıkmış öyle ‘Ey Trump’ falan yok. O seçim öncesi olursa, ihtiyaç olursa Merkel’e falan söylüyordu öyle. Bakın şimdi Erdoğan’ın nasılmış omurgalı siyaseti. Diyorum ya bir köşemiz var, hak etmediğimi duyarsam hak ettiğini duyarsın köşesi. Sayın Erdoğan yine hak etti, bu köşeyi. Rus uçağı düşürüldü. Dönemin başbakanının angajman kurallarına göre yetkisi vardı. Bu da tarafsız cumhurbaşkanıydı. ‘Ben düşürdüm ben’ dedi. ‘Rus uçağının düşürülme talimatını ben verdim’ dedi. Bunun üzerine, Suriye’de 34 askerimiz bir hava saldırısıyla şehit oldu. Bunun üzerine Rusya’ya, Rusça’da özür dilerim diye tercüme edilen, Türkiye’ye üzgünüz diye tercüme edilen bir özür mektubu iletildi. O ilişkiler ki o dönem narenciye perişan oldu, domates üreticisi perişan oldu, turist gelmedi, Antalya perişan oldu. O dönem araya Putin’i tanıyan eskinin önemli kıdemli siyasetçileri girdi, aracılıklar edildi, gidildi kapıda beklendi. Rus televizyonu iki dakika onu bekletti, geri saydı, şak şak oynadı ‘bak ne hale getirdik’ diye. O gün Rus uçağını düşürmekle övünene Putin’in kapısında iki dakika sayaç saydırdılar.”
ANKARA









