• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Prof. Dr. Akdeniz: Dijitalde mutlak itaat tehlikesi

15 Mart 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet, Söyleşi

Öğretim Görevlisi ve Hukukçu Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile dijital medyayı konuştuk:

İnsanlara “kim olduğunuzu biliyoruz, yazarsanız gözümüz üstünüzde, zaten elimiz her yere uzanıyor,” duygusunu hissetmek istiyorlar. Bütün savcılar Türkiye’de işi gücü bırakmışlar, bunlarla uğraşıyorlar. Gidin bakın, adliye koridorlarındaki Asliye Ceza Mahkemeleri’nin duruşma salonları hep sosyal medya soruşturmalarıyla dolu

Nezahat Doğan 

Yaşadığımız dijital medya çağında, iletişim ve haber alma hakkına karşı iktidarın baskıcı ve otoriter uygulamaları devam ederken, hesaplar kapatılıyor. Her gün erişim engeli ve bant daraltmalarla karşı karşıya kalıyoruz. Üstelik İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) hazırladığı ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile araştırmacı Ozan Güven’in kaleme aldığı ‘Dijital İtaat Rejimi’ raporu Türkiye’de dijital medya devleri kullanıcı haklarını değil, ticari çıkarlarını korumak amacıyla devletin sansür taleplerine boyun eğdiğini gösteriyor.

İktidar bu “dijital itaat” tavrından aldığı güçle toplumun haber alma ve ifade özgürlüğünü hedef alan yeni ve baskıcı yasaları çıkarma girişimini artırıyor. Şimdi de anonim hesaplarda kimliği olmadan haber yazmanın mümkün olamayacağı ve herkesin fişleneceği yeni bir yasanın hazırlığı yapılıyor. Bu tasarı aynı zamanda iktidarın 15 yaşın altındaki çocuklara dijital medyanın yasaklanmasını öngörüyor.

Çocuklara yönelik kısıtlama yasasıyla apolitik, bilgisiz, dogmatik kalıpların içine sıkıştırılmış bir gençlik mi hedefleniyor? İktidar eğitim politikasına dijital medyaya yönelik sansür ve dizayn çalışmasını da katarak gençliği ve toplumu istediği biçimde şekillendirmek mi istiyor? Neden 15 yaşın altındaki çocuklar? Yaklaşan tehlikenin ne kadar farkındayız? Sansüre ve kısıtlamalara karşı muhalefet ve STK’ler ne yapmalı? Tüm bunları ve yeni yasa çalışmasının doğuracağı sonuçları Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Hukukçu Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile konuştuk.

 

  • Bir yanda demokratikleşme ve barış konuşulurken, bir yanda iktidar ve devlet medyanın büyük çoğunluğunu elinde tutuyor, diğer yanda ifade özgürlüğü üzerindeki baskı, sansür, dijital alanda engelleme, kapatma, bant daraltma uygulamaları gerçekleşiyor. İktidar nasıl bir denetim planlaması yapıyor?  

Sürekli geriye giden, ilerlemenin zaten konuşulmadığı daha da kötüleşen bir durum var. Bazen bir şey olmuyormuş gibi geliyor ama aslında o kötü durum iyileşmiyor. Bir an duruyor, tekrar düşmeye devam ediyoruz. Mesela İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı tartışmalı bir kişi, Adalet Bakanı oldu. Daha önceki tartışmalı bir başsavcı İrfan Fidan, Anayasa Mahkemesi üyesi ve geçtiğimiz hafta içinde Anayasa Mahkemesi Başkan vekili oldu; muhtemelen önümüzdeki bir yıl içinde de Anayasa Mahkemesi Başkanı olacak. Yargının içine fazlasıyla siyaset karışmış durumda. AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin ara sıra verdiği doğru kararları uygulamayan yargı, Danıştay’ın Barış İçin Akademisyenler dosyasındaki tavrını değiştirmesi gibi pek çok örnekte görüldüğü haliyle tamamen siyasi iktidarın eline geçmiş durumda. Böyle bir dönemde insanların kendilerini ifade edebildikleri son kale sosyal medya platformları ve internet…

  • Bu son kaleye de şimdi dokunuluyor ve ciddi bir müdahale ve sansür mü geliyor?  

Dokunulmuştu aslında… Mayıs 2007’de bu meşhur internet yasası Meclis’ten geçerken, o zaman da çocuklar bahane edilmişti. Yani çocukların korunması amacıyla o yasa Meclis’ten geçirilmişti. Sadece belli suçlar için demişlerdi. Katalog suçlar adı altında müstehcenlik, çocukların cinsel istismarı, fuhuşa teşvik, kumar siteleri; bir de Atatürk’e hakaret konusu konmuştu o zaman. Ama tabii uygulamada hep Youtube engellendi. 17/25 Aralık süreçlerinden sonra da kişilik haklarının ihlali, özel hayatın gizliliği sebepleriyle bu erişim engelleme, içeriklerin yayından çıkartılması maddeleri genişletildi. Hemen arkasından Mart 2015’te milli güvenlik, kamu düzeninin korunması gerekçesiyle yeni bir madde eklendi: 8/A… Dolayısıyla o yaştaki çocukları korumadan daha çok milli güvenlik adı altında hükümetin kendi kendisini koruma uygulamaları hayata geçirildi.

  • Hükümetin kendini koruma yöntemi şimdi dijital medya üzerinden mi yapılıyor? X hesabı ve siteler erişime engelleniyor. Nasıl uygulamalarla karşı karşıyayız?

Topyekün engellemelerle karşı karşıyayız… Mesela Wikipedia iki buçuk yıl boyunca Türkiye’den erişime engelli kalmıştı. Deprem dönemi Ekşi Sözlük platformuna da erişilemedi. Mesela bizim hukuki destek verdiğimiz, sadece kadın muhabirlerin çalıştığı Kürt haber sitelerinden Jinnews yaklaşık 50 defa engellendi ve alan adını değiştirmek zorunda kaldı. Biz 11 defa Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk ve ihlal kararı çıkarttık ama buna rağmen tekrarlanıyor. Bir taraftan barış süreci, bir taraftan sansür var.

  • Bunu nereye oturtuyoruz? Bir taraftan barış süreci, bir taraftan bu sansür, oto sansür ve kapatmalar ile toplumdaki algıda demokratikleşmenin tam tersi uygulamaların olması nasıl bir algı yaratıyor ya da ne yapılmak isteniyor?

Kafalarında bir düzen var, dar bir yol çizilmiş. Barış konuşuyoruz ama kısıtlı bir alanda konuşmamıza izin veriliyor. Onun dışına çıktığınız anda engelleme sadece erişim kısıtlama ve internet sansürleri yoluyla olmuyor. Yakın tarihte Alican Uludağ’ın başına gelenler, Ekrem İmamoğlu’nun başına gelenler gibi çizginin dışına çıktığı veya rakip olarak görüldüğü anda hemen bir müdahale geliyor. Dolayısıyla internet ve sosyal medya platformları hala çok önemli.

  • Akın Gürlek Adalet Bakanı olduktan hemen sonra ‘klavye delikanlıları şimdi gerçek kimlikleriyle yazsınlar’ ifadesini kullandı. Ne demek istedi? İktidarın nasıl bir ajandası var?

Adalet Bakanı’nın söylediği şu: Siz dışarıya karşı anonim olsanız dahi o hesaba girerken, biz sizin kim olduğunuzu bileceğiz. Aslında birçoğunun zaten kime ait olduğunu biliyorlar. İstedikleri zaman da buluyorlar. Çünkü adalet istatistiklerine baktığımız zaman sadece Cumhurbaşkanına hakaret konusunda, kamu görevlilerine hakaret konusunda binlerce kişi soruşturuluyor ve yargılanıyor. Ama daha sıkı bir sisteme ihtiyaçları var. Böyle bir gözetim sistemine panoptikon diyoruz. George Orwell bile bunu düşünemezdi herhalde. Oradan daha ileriye gidilmiş bir seviyede…

  • Bütün bunların ardındaki hedef tepkisel karşı duruşları ya da muhalefeti korku ve sindirmeyle geriye itmek mi? Bir şey yapıldığında her an devreye girecek mekanizmanın korkutucu etkisini hissettirmek mi isteniyor?

Siz korkutucu etki dediniz, ben caydırıcı ve dondurucu etki diyorum. İnsanlara “kim olduğunuzu biliyoruz, yazarsanız gözümüz üstünüzde, zaten elimiz her yere uzanıyor,” duygusunu hissetmek istiyorlar. Bütün savcılar Türkiye’de işi gücü bırakmışlar, bunlarla uğraşıyorlar. Gidin bakın, adliye koridorlarındaki Asliye Ceza Mahkemeleri’nin duruşma salonları hep sosyal medya soruşturmalarıyla dolu. Biz İfade Özgürlüğü Derneği olarak gazetecilerin yanı sıra çok sayıda sade vatandaşa da hukuki destek veriyoruz. Yaşlı jenerasyona ait çok sayıda Facebook davamız var mesela; bir şey yazmamışlar ama Facebook’ta bir şey beğenmişler diye herkesi yargılıyorlar.

  • 15 yaşın altındaki çocuklara da dijital medya yasağı gündemde. Çocukların da yetişkin olmaya başladığı andan itibaren hakları ihlal edilmiş olmayacak mı? Bu çocukları yok sayma ve ifade özgürlüğünü sekteye uğratmak hali değil mi? Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler yok mu?

Öyle tabii. Türkiye’nin taraf olduğu BM çocuk haklarına dair sözleşme var, kimsenin umurunda değil. Ama çocuk haklarına dair sözleşme 18 yaşın altındaki herkesi çocuk olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla 15-18 yaş altı herkes çocuk olarak değerlendirilmiş ve çocukların da ifade özgürlüğü, sosyalleşme, oyun oynama haklarından bahsediyor.

  • BM sözleşmesi çocukların gelişimi açısından tam olarak ne diyor? Çocuklar için nasıl bir çalışma yapmak gerekiyor?

Pedagojik olarak, çocuğun gelişimi açısından oyun oynayacak diyor. Çocuk kendisini ifade edecek, sosyalleşecek diyor ve bu interneti de kapsıyor. Çünkü böyle bir şeye kalkıştığınız zaman aşağıdan yukarıya, “green paper” dedikleri ve “white paper” dedikleri bir tartışma dosyası ile bu işin başlaması, tüm paydaşların görüşünün alınması lazım. Akademisyenlere bir süre verilmesi lazım. “Bunu yapmayı düşünüyoruz. Görüşlerinizi gönderin,” denilmesi lazım. O görüşlerin kamuoyu ile paylaşılması, değerlendirilmesi, tekrar raporlandırılması lazım. Ama 15 yaşından küçüklere internet, sosyal medya yasaklanacak diye duyduğunuz an biliyorsunuz ki o 3 ay olur, 5 ay olur Türkiye’de Meclis’ten geçecektir herhangi bir tartışma olmadan.

  • Peki, neden 15 yaş bunu biliyor ve tartışıyor muyuz?

Hayır bilmiyoruz. Neden 14 değil, 16 değil, 13 değil, 12 değil de, neden 15… Hiçbir anlamı yok.

  • Dijital medya platformlarından attığı zaman o çocukların sonraki refleksleri ve tepkileri ne olacak?

Yarının seçmenleri onlar. İnşallah bu yasayı koyanları seçmezler. Ana muhalefet için de bunu söylüyorum. Çünkü onlar da aynı kafada.

  • 21. yüzyıl bir hız ve teknoloji çağı, dijital dünya ve yapay zekâ daha güçlü olarak yaşam içinde yer alacak. Eğitim sistemi içinde de daha fazla kullanılacak. Tüm bunların doğru kullanım mekanizması ve algoritması söz konusu. Çocuklar için doğru işletim sistemini devreye koymak varken, 15 yaş altına yasaklamak ve yasaklamaya tepkisizliği anlamlandırabilmek mümkün mü?

Hepsinin telefonunda WhatsApp var, başka aplikasyonlar da kullanıyorlar. Instagram kullananlar da var ve 13 yaşından sonra zaten kullanıyorlar. Bu platformların da minimum yaş sınırı 13 aslında. Dolayısıyla 15 yaş çok yüksek bana sorarsanız. Çünkü bir şekilde girecekler. Ya yaşlarını yalan söyleyecekler ya da annesi babası yardımcı olacak veya başka platformlar üzerinden yapacaklar. Bunun yapay zekâ boyutu da var. Benim de kızım yakın tarihte kullanmaya başladı. Yani ister istemez kullanacaklar. Powerpoint kullanıyorlar, Word kullanıyorlar. Öyle başladılar yeni eğitim sistemlerinde.

  • Hem X hesaplarında hem de diğer mecralarda çok bot hesap var. Anonimliği konuştuğumuz yerde, hiçbir şeyini bilmediğimiz hesaplardan bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Nefret, ırkçılık, hedef gösterme söz konusu oluyor. Bu nasıl bir tehlikeyi beraberinde getiriyor? Nasıl bir bilinçli gerekiyor? Nasıl sınırlar olmalı?

İfade özgürlüğü zaten mutlak bir hak değil ve dolayısıyla bazı sınırların olması gerekiyor. Verdiğiniz örnekler de bizim troll dediğimiz botlar. Bir kısmı gerçek insanlar değil, botlarla saldırılar. İşte gündemin manipüle edilmesi, nefret söylemi, kişisel taciz gibi birçok sorun sosyal medya platformlarında var. Yıllardır aynı şeyi söylüyoruz. Mesela Ekşi Sözlük’te de var, diğer platformlarda da var. Tabii Elon Musk döneminde Twitter’ın X’e dönüşmesiyle orası da berbat bir ortama dönüşmüş durumda. İster istemez hepimiz kullanıyoruz, çünkü öncelikle haber kaynağımız bunlar. Tabii bunlarla baş edilebilmesi için aslında ilk başta platformların kendi kendilerini regüle etmeleri, hesapları kapatmaları, şikayetleri vakitlice değerlendirmeleri lazım ama yapmıyorlar. Bu platformlardan şikâyetçi olanlar sadece Türkiye’de değil. Avrupa Birliği yakın zamanda bizim raporumuzda da yer verdiğimiz Digital Services Yasası’nı yaptı. İngiltere’de bir yasa var. Ama bu platformlar hem çok büyük finansal imkânlara sahip hem de çok sayıda ülkede bulundukları için mücadele kolay değil.

  • 15 yaşından küçükleri konuşuyoruz ama torba yasa olunca araya başka şeyler de sıkıştırılmıyor mu? 8/A kararları neyi içeriyor?

Milli güvenlik, kamu düzeni gerekçesiyle alınan 8/A kararlarını içerik yer sağlayıcıları 4 saat içinde uygulayabiliyorlar. 4 saat bana sorarsanız çok kısa bir süre ama gene de bir değerlendirme yapmak için iyi bir fırsat, imkân. Tabii bazen gece yarısı geliyor mesela. Bizim hukuki destek verdiğimiz dükkâna sabah 2’de gelmiş. Sabah 6’ya kadar değerlendirmeden uyandığında ne olur? Ceza gelebilir. Ciddi para cezaları var. Şimdi o sosyal medya platformları için o 4 saatlik süreyi 1 saate indirmişler ve diyorlar ki sen 1 saat içinde bu kararı uygulamazsan -bazen karar da göndermiyorlar- küresel cironun %3’ü diyor. Yani küresel ciro dediğin nasıl bir paraysa artık. Ya Türkiye’den çekilecekler ya da otomatik uygulayacaklar. Zaten geçen sene 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanması ile başlayan süreçten sonra başta X, arkasından Meta, TikTok ve diğerleri BTK üzerinden gönderilen Sulh Ceza Hakimleri kararlarını çok hızlı bir şekilde uyguluyorlar.

  • Son zamanlarda ciddi engelleme ve bant daraltma ve kapatma ile yüz yüze kalındı. Hiçbir hukuki yaptırımları da olmadı. Zamana yayılan bir durum mu söz konusu?

Aynen öyle… Hatırlayacaksınız, 19 Mart sürecinde özellikle X, sadece Ekrem İmamoğlu’nun hesabını değil, çok sayıda gazetecinin, sivil toplum kuruluşunun, kadın örgütlerinin, gençlik ve öğrenci örgütlerinin hesaplarını ve çok takipçili hesapları da engelledi ve Türkiye’den görünmez kıldı. Hatta bir kısmını da sorgulamadan kapattı. Dediler ki Ekrem Bey’in hesabı için itiraz ettik, Anayasa Mahkemesi’ne gittik dediler. Ama çok istisnai olarak bazı hesaplarla ilgili kararlara itiraz ediyorlar. Onun için biz zaten sonra kurumun adını “dijital itaat rejimi” dedik. Yani boyun eğmiş durumdalar. Artık bu durumu kabullenmiş durumdalar. Dolayısıyla siz onlara bir saat değil de yarım saat içinde bu kararları uygulayın derseniz, onlar altyapılarını ona göre değiştirecekler hiç bakmadan. Ekrem İmamoğlu’nun mu, Yaman Akdeniz’in mi hesabı bakmadan çat diye kararı uygulayacaklar yani.

  • Eskiden nasıldı bu işleyiş, şimdi ne oldu?

Twitter döneminde gazeteciler, basın örgütleri söz konusu olduğunda kararları uygulamaya itiraz ediyor, Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor diye biliyorduk. Bir koruma hissediyorduk. Şimdi artık tek başımayız, ya yalnızız. Alternatifler var tabii ki. Blue Sky var, Mastodon var. Ben de denedim alternatif platformları kullanmayı ama olmadı. Çünkü çoğunluk neredeyse siz de biraz mecburen onu kullanıyorsunuz. Kaçış yok.

  • Kaçış yok. Çünkü alan da yok. Keza aradığımız çıkış yolu içerisinde güçlü bir platforma ve iletişim ağına dönüşmüş WhatsApp, Instagram, Youtube, siteler engellendiğinde tepkiler neden yükselmiyor?

Biliyorsunuz iki sene önce Instagram engellendiğinde bir sürü kişi ne olduğunu anlayamadı. Şimdi de çocuklar, 15 yaş altı derken çok ciddi şekilde etkilenecek. Bunu hafife almamak lazım ama maalesef sizin de söylediğiniz gibi hiç konuşulmuyor, tartışılmıyor. Muhalefet liderlerinin, siyasetçilerin çıkıp buna “hayır” demesi lazım. Bazı metinler geldi, orasını düzeltelim, burasını düzeltelim modundalar. Kategorik olarak “hayır” demeliler.

  • Bu kanun teklifi ile birlikte çok ciddi bir durumla karşı karşıya kalacağız ve bu ciddiyetin farkında olup ona göre yol, yöntem ve söylem geliştirmek gerekmiyor mu? Rapordaki başlık ‘dijitalde mutlak itaate.’ Sistem önümüze itaati sağlamaya yönelik bir süreci mi koyuyor?

Tabii. 19 Mart’ta 2025’te bu süreç başladı. Yani Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrasında X bu kararlara uymaya başlayınca arkasından hem Youtube hem Meta ve TikTok uymak zorunda kaldı. Bunun yapılabildiğini, bunun işlediğini gördükleri anda daha fazla karar çıkmaya başladı. Çünkü 19 Mart öncesinde bu kararlar sosyal medya platformlarına gidiyor ama uygulamıyorlardı. Ya da LGBTİ+ gruplarla ilgili veya öğrenci hesapları, kadın örgütleri ile ilgili kararları görmezden gelebiliyorlardı. Ama buna uymaya başladıkları anda bizimkiler de daha fazla karar, daha fazla hesap, daha fazla içeriği engellemeye başladılar. Çünkü sansürün işlediğini fark ettiler ve onun için şimdi önümüzde bu yasa teklifi var.

  • Bu yasa teklifine itaat edileceğini bildikleri ve ses çıkartılmayacağını düşündükleri için mi her şey üst perdeden ve basınçla geliyor?

Uyacaklarını, itaat edeceklerini biliyorlar, itaat edeceklerini bildikleri için dozaj arttırılıyor. Kararlara da çok fazla itiraz edilemiyor. Yasa teklifine de ses çıkarılmadı. Araştırın. Bu yasa teklifi ile ilgili bir saat içinde uygulayıp uygulayamayacaklarına ya da 15 yaş altına yasaklayıp yasaklayamayacaklarına ne X’in, ne Meta’nın, ne de Tiktok’un bir açıklaması var. Onlar zaten boyun eğmişler, kabullenmişler, bir şekilde biz buna uyarız modundalar. Diğer taraftan 15 yaş konusu veya diğer maddeler yasalaşırsa bakalım CHP itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne götürecek mi? Götürmeye cesaret edebilecek mi?

  • Bu başka alanlara da müdahale demek değil mi? Risk oluşturmuyor mu? Nasıl bir tehlike var görmemiz gereken?

Başka alanlar için de olacak tabi… Özel hayat müdahaleleri. Bence sırada sivil topluma bir müdahale olacaktır. LGBTİ+ gruplara müdahale hep düşünülüyor, konuşuluyor. Özel hayatlara etki ajanlığı da iki kere gündeme geldi olmadı ama mutlaka üçüncüsü olacaktır. Daha çok müdahalelerle karşı karşıya kalacağız.

  • Bir de emek ve fikir hırsızlığı söz konusu… Kendini muhalif olarak addeden televizyon kanalları, internet siteleri, Youtube da dahil tümünde haberin kimin haberi olduğu, kimin yaptığı, kimin yazdığı, kaynağının ne olduğu gösterilmeden bir haberin alıntılanması bir etik sorun değil mi? Hakkını, emeğini yok sayıyor ve ondan nemalanıyor. Biz bunu defalarca söylüyoruz. Yeni Yaşam Gazetesi’nde çıkmış haberi alıyor ama kaynak göstermiyor. Neden?

Bir paragraf alırsın, link verirsin Diken yapıyor bunu. Günün 11’i diye bir şeyleri var. 11 tane haber veya köşe yazısını seçiyor. Bir paragraf, bir cümleye link koyuyor, altına diyor ki işte şurada şu yazmış. Her görüşten koyuyor. Tamamını okumak istiyorsan tıklayıp gidiyorsun oraya. Mesela T24 öyle yapmıyor, tamamını alıyor sonunu da bu röportaj Gazete Duvar’da ya da Yeni Yaşam’da diyor. Bu olmaz!

  •  Bu neden yapılmıyor, işte bunun ayrı bir yaptırımı yok mu?

İşte bu telif haklarının ihlali. Buna daha çok ses çıkartılması lazım. Ama çok zor bunları engellemek. Çünkü bu bir kültür sorunu.

  • Eskiden bunun bir etikliği vardı. Nitelik-nicelik gitti yerine ne geldi?

Yerine fikir hırsızlığı geldi. Etiklik falan yok. Bir tarafta sizin gibi gazeteciler öbür yanda da hala bunu suistimal eden, kes yapıştır gazeteciliği yapan bir azınlık var. Bu kültürel bir sorun. Takipçinin buna da “hayır” demesi lazım. O hesapları takip etmemeleri lazım, o içerikleri beğenmemeleri lazım, o web sitelerini kullanmamaları lazım ama kaç kişi tepki gösteriyor orası tartışılır. Toplumun haber alma özgürlüğü için çalışan gazetecilere de yayınlara toplumun daha çok sahip çıkıp ses yükseltmesi gerekir. Önümüzde yaklaşan bir tehlike var bunu herkesin görmesi takip edip, farkında olması gerekir.

.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Amedspor’dan kritik galibiyet: İkinci sıraya yükseldi

Sonraki Haber

Bir kırılma noktası: Halepçe’de insanlık öldü

Sonraki Haber

Bir kırılma noktası: Halepçe'de insanlık öldü

SON HABERLER

Kahvehanede kurulan dengbêj derneği

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Amed’de ‘Kırık Terazi’ belgeseli Rojin Kabaiş için adalet çağrısıyla gösterildi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Rojava’da sel felaketi: MSD’den ‘Hesekê’deki kamplara acilen yardım ulaştırılsın’ çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bir kırılma noktası: Halepçe’de insanlık öldü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Prof. Dr. Akdeniz: Dijitalde mutlak itaat tehlikesi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Amedspor’dan kritik galibiyet: İkinci sıraya yükseldi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

 İstanbul ilçelerinde Newroz kutlamaları sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır