Tişrîn Barajı direnişinin birinci yılında konuşan QSD savaşçıları, ‘Tişrîn direnişi, devrimci halk savaşının zaferidir. Halklarımızla birlikte Stalingrad ve Dimdim Kalesi’ni hatırlatan tarihsel bir direniş yaşandı’ dedi
Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve Türk devletine bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) çetelerine karşı büyük bir mücadelenin verildiği Tişrîn Barajı direnişinin üzerinden bir yıl geçti.
27 Kasım 2024’te HTŞ ve SMO çetelerinin Halep’e dönük başlattıkları saldırının ardından 8 Aralık günü Şam’ın düşmesiyle birlikte Tişrîn Barajı’na yönelik saldırıları başladı. 8 Ocak 2025 tarihinde ise Kuzey-Doğu Suriye halklarının Tişrîn Barajı’na akın etmesiyle direniş, devrimci halk savaşına dönüştü. 5 Mayıs 2025 tarihinde ise QSD ve YPJ komutanlıkları tarafından yapılan açıklamada Tişrîn direnişinin, HTŞ ve SMO çetelerinin saldırıları karşısında zafer kazandığı belirtildi.
Tişrîn Barajı direnişinin 1. yıldönümü vesilesiyle ANF’ye konuşan QSD savaşçıları, yaklaşık beş ay süren Tişrîn direnişinin Kuzey ve Doğu Suriye halklarının “Stalingrad’ı, Dimdim Kalesi direnişi” olduğunun altını çizdi.
Özsavunmasını yapamayan halklar her zaman katliamlara uğrar
Tişrîn direnişinin ön cephelerinde yerini alan savaşçılardan Mazlum Zexirî, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının Tişrîn direnişinde devrimci halk savaşıyla zafer kazanılacağını ispat ettiklerini belirterek şunları ifade etti:
“Tişrîn direnişi sırasında ilk etapta Suriye Tel tepesinin olduğu yerde direnişe katıldım. Ardından Qelqel köyünde direnişteki yerimi aldım. Tüm hava saldırılarına ve her türlü teknik saldırılara karşı halkımızla birlikte direnişte yer aldık. Tişrîn direnişi, QSD savaşçıları ile Kuzey ve Doğu Suriye halklarının ortak direnişidir. Tişrîn direnişi, devrimci halk savaşı ile zafer kazanılacağının ispatıdır. Halkımızın Tişrîn’de gösterdiği direniş, fedakârlık bize güç veriyordu. Bizler halkımızdan moral ve güç alarak bu direnişi büyütüyorduk.
Tişrîn direnişi gösterdi ki halk ve savaşçıların direnişi asla yenilmezdir ve her zaman zafer getirir. Bunun için de halkımız savunma güçleri olan QSD, YPG, YPJ ve Asayiş Güçleri etrafında kenetlenmeli ve savunma güçlerine inanmalıdır.
Halkımız şunu çok iyi bilsin ki kendi öz savunma güçleri olmayan halklar, her zaman katliamlarla, saldırılarla karşı karşıya kalır. Yakın tarih buna şahittir. 2014 yılında Şengal’de şimdiki SMO ve HTŞ güçleri içerisinde yer alan DAİŞ çetelerinin gerçekleştirdikleri katliam, geçen yıl Mart ayında Alevi halkına dönük HTŞ-SMO çetelerinin gerçekleştirdikleri katliamlar bir kez daha gösterdi ki; öz savunmasız halklar, katliam, soykırım saldırıları ile her zaman karşı karşıya kalacaktır. Bu yüzden halkımız öz savunma güçlerine destek verip, büyütmeli. Suriye’de yaşayan halklarda öz savunma temelinde örgütlenmeli ve savunmasını yapmalıdır.”
Tişrîn direnişi ile çetelerin iradesi kırıldı
Tişrîn direnişinde yer alan Demhat Rojava, direnişin halkların zaferiyle sonuçlandığını belirtti. “Tişrîn barajında büyük bir direniş yaşandı ve büyük bir ruh ortaya çıktı” diyen savaşçı Demhat Rojava, “Türk devletinin İHA, SİHA ve savaş uçaklarına, tanklarına, toplarına rağmen HTŞ ve SMO çeteleri Tişrîn barajında halkların duvarına çarptı. Tişrîn’de halklarımız ile birlikte tarihte az örneklere rastlanan Stalingrad, Dimdim Kalesi direnişi gibi büyük bir direniş yaşandı. Ve bu direniş ruhu karşısında düşman tüm teknik gücünü kullanmasına rağmen başarılı olamadı. Tişrîn, HTŞ ve SMO çetelerinin iradesini kırarken, Kuzey-Doğu Suriye halklarına büyük moral veriyordu. Ve Tişrîn direnişi ile birlikte devrimci halk savaşı stratejisinin yenilmezliği bir kez daha ispatlandı” diye konuştu.
Hepimiz tek yürek olmuştuk
QSD güçleri içerisinde yerini alan Arap savaşçı Dilşêr Tirpespî, Tişrîn’de mücadele eden tüm savaşçıların ülkelerini ve halklarını savunmak için fedaice direndiklerinin altını çizerek şunları söyledi:
“Tişrîn Barajı’na ilk giden gurup içerisinde yer aldım. Gittiğimiz zaman Türk devletine bağlı El Emşat çete gurupları başta olmak üzere HTŞ ve SMO çeteleri Tişrîn Barajı’na ulaşmışlardı. Bizler de hemen güçlerimizi toplayarak, planlamamız yapıp, tim şeklinde cephelere, mevzilere ayrıldık. Çünkü bizler savaş gücüydük ve kendimizi savaşa göre eğitip, hazırlamıştık.
Tişrîn Barajı’nda Türk devletinin desteğini alan HTŞ ve SMO çetelerinin saldırıları karşısında büyük bir direniş sergiledik. Her arkadaşımız, fedai bir şekilde çetelerin üzerine giderek, düşmanı yenilgiye uğratıyordu. Çetelerin elinde her ne kadar teknik güç olsa da düzensiz ve disiplinsiz olmalarından kaynaklı arkadaşlarımızın karşısında büyük darbeler alıyorlardı. Bizler savaşa aşık güçler değiliz. Ancak halkımız ve topraklarımız için her zaman kanımızın son damlasına kadar da savaşmaya hazırız.”
Tişrîn direnişinde Kürt, Arap, Süryani, Ermeni, Êzidî ve Alevi savaşçıların birlikte, aynı mevzide savaştıklarını vurgulayan QSD savaşçısı Dilşêr Tirpespî, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bizler Arap, Kürt, Süryani, Ermeni, Êzidî ve Alevi savaşçılar aynı mevzide çetelere karşı savaşıyorduk. Çünkü hepimiz tek yürekle aynı amaç etrafında kenetlenmiştik. Amacımız halkımızın ve topraklarımızın özgürlüğü ve savunulmasıydı. Hiçbir güç Kuzey ve Doğu Suriye’de yarattığımız değerlere saldıramaz.”
Haber: Bahoz Amed / ANF









