Rakka’daki ‘Unutulmayan Anılar’ müzesi, DAİŞ döneminde işlenen suçları anlatıyor
DAİŞ, 2014’ten 2017’ye kadar Rakka’yı kontrolünde tuttu. Bu dönemde binlerce kadın ya tecavüze maruz bırakıldı ya da köle pazarlarında satıldı. Kadınlar ve kız çocukları siyah çarşaflara hapsedilirken, gözleri ve ellerinin görünmesi dahi yasaklandı.
“Kafirlikle” suçlanan yüzlerce kişinin kafası kesildi. Katledilen kişilerin cansız bedenleri günlerce sokak ortasında bekletildi. “Şeriat yasalarına” uymayanlar ya kırbaç cezasına çarptırıldı ya da yargısız infazla katledildi. Gece sokağa çıkmak yasaklandı; işkence, zorla kaçırma ve kaybetme gibi uygulamalar sıradan bir hale getirildi. Eğitim, kültür ve sanatsal faaliyetler ortadan kaldırıldı, tarihi yapı ve kültürel miras tahrip edildi. İnsanlar “vergi” adı altında haraca bağlandı, yüzlerce ailenin malına ve mülküne el konuldu.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim Kültür Dairesi, yaşananların unutulmaması için kentte bir süre önce “Unutulmayan Anılar” müzesi kurdu. Tarihi bir taş yapıda kurulan müzenin hazırlık çalışmaları bir buçuk yıl sürdü. Müzede DAİŞ’in katliamlarda kullandığı kesici aletlerden insanlara giydirdiği turuncu renkli tişörtlere, yaktığı kitaplardan aldığı kararların dökümüne kadar birçok belge bulunuyor. Müzede toplu mezarlar, sokak ortasındaki işkenceler, kafası kesilen insanlar, elleri kelepçeli kadınlara dönük uygulamalar ile tarihi yapılara dönük saldırıların fotoğraflarından oluşan bir sergi bulunuyor. Sergide 100 civarında fotoğraf yer alıyor.
‘Hayatımız kararmıştı’
29 yaşındaki Serfiraz Şerîf, bizzat DAİŞ vahşetini yaşayan kadınlardan biri. Diğer kadınlar gibi o da siyah çarşafa sokuldu ve 2 yıl boyunca eve hapsedildi. Birçok kez “satılma” tehlikesiyle karşıya kaldı. Kürtlerin kentten çıkarılması sonrası bu vahşetten kurtulabildi. Şimdi bir dönem DAİŞ karanlığının egemen olduğu ve QSD tarafından 2017 yılında tamamen özgürleştirilen Rakka’da, Kuzey ve Doğu Suriye Kültür ve Arkeoloji Dairesi Eşbaşkanlığı görevini yürütüyor.

Serfiraz Şerîf, “Rakka özgürleştirildikten sonra bu hafızanın unutulmaması için bu müzeyi kurduk. DAİŞ’in Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin başına ne getirdiğini tüm dünyaya göstermek için bu müzeyi kurduk. Bu müzeyle nasıl kafa kesildiğini, nasıl el ve ayak kesildiğini, kadınların nasıl haksız ve hukuksuz bırakıldığını göstermek istedik” dedi.
DAİŞ’in aynı zamanda bir tarihi yok ettiğini söyleyen Serfiraz Şerîf, “4-5 yıl boyunca elbiselerimiz, kapılarımız, pencerelerimiz, kısaca her şeyimiz siyahtı. Hayatımız karartılmıştı” diye kaydetti.
Serfiraz Şerîf, “Büyük bir vahşet yaşandı. Binlerce insana izletiliyordu. Kaç erkek ve kadının kaçırıldığını bilmiyoruz, Nerede oldukları bilinmiyor. İnsanlar halen yakınlarını arıyor. Belki ölmüşler ancak unutulmamasını istiyoruz” dedi.
Serfiraz Şerîf, o döneme dair tanıklıklarını şöyle anlattı: “3 gün boyunca kızgın güneşin ya da yağışın altında bırakılıyorlardı. İnsanlar görsün diye. Sadece 1 günde 82 kişinin kafası kesildi. Bu şekilde asılmıştı ve bedenleri de yerdeydi. Her bir başın altında bir beden… Bu örnekleri gösterdik ki unutulmasın.”
Binlerce kitabın yakıldığını ve kütüphanelerin talan edildiğini söyleyen Serfiraz Şerîf, “Bunlar gerçek anların fotoğrafları. Dertleri aynı zamanda bir tarihi ve kültürü sessizleştirmekti. Okul isimlerini değiştiriyorlardı. İslami bir isim veriliyordu. Burası, Êzidî kadınların yaşlarına göre nasıl satıldığını gösteriyor. 40 yaşına kadarsa 75 bin dinar. Yaşı ne kadar küçükse fiyat o kadar yükseliyordu. 6-9 yaş çocuklar 200 bin dinardı” ifadelerini kullandı.
‘Karanlıktan aydınlığa çıktık’
DAİŞ öncesi ve sonrasını karşılaştıran Serfiraz Şerîf, “En önemlisi hukuk tesis edildi. Kadınlar ilerledi. Bu durumdan gurur duyuyoruz. Kadınlar artık yönetiyor, eşbaşkanlık yapıyor, özgürlüğü yaşıyor. Bütün hakları var. Demokratik bir yaşam var. 7 yıl az bir süre değil; karanlıktan aydınlığa çıktık. Bunun için büyük bir irade vardı. Çok da anlatmaya gerek yok; evinde haksız yaşayan ve zayıf olan kadınlar şimdi yaşamın sahibi. Ben kendim bir örneğim. Ben evdeydim ve çıkamıyordum. Bugün özgürüm ve işimi yapıyorum” ifadelerini kullandı.
Haber: Azad Altay \ MA









