Rêya Heq Kürt Alevi inancının toplumsal hafızasını oluşturan kavramların kökenine doğru yapılan her yolculuk, bizi aynı zamanda dilin arkaik katmanlarına ve kültürel sürekliliğin izlerine götürür. İnancın kök hücresini oluşturan kutsal kelimeler ve kavramlar incelendiğinde, zaman ve mekânın toplumsal varoluş üzerindeki belirleyici etkisi açıkça görülmektedir. Kültürün oluşumu yalnızca tarihsel süreçlerle değil, kelimelerin taşıdığı mana ve sembolik anlamlarla da şekillenir. Bu nedenle Rêya Heq geleneğinde her kelime, yalnızca bir ifade aracı değil; aynı zamanda varoluşsal hafızanın taşıyıcısıdır.
Rêya Heq Kürt Alevi inancına ait kavramlar, kök hücre niteliği taşıyan ve çok katmanlı anlamlar barındıran kavramsal yapılardır. Her bir kavram, kendi ilk anlamını muhafaza ederken aynı zamanda kadim toplumların düşünme biçimleri, varoluş anlayışları ve ontolojik perspektifleri hakkında derin bilgiler sunar. Tarihsel ve toplumsal analizlerin önemli referans alanlarından biri olan Verimli Hilal coğrafyası, bu bağlamda dilsel hafızanın yoğunlaştığı bir mekân olarak öne çıkar. Bölgenin düşünce biçimi, kültürel gelişimi ve toplumsal belleği, dillerde ve dolayısıyla kelimelerde saklıdır. Kürtçe, bu coğrafyada kadim sürekliliği temsil eden en zengin dilsel alanlardan biri olarak değerlendirilir.
Rêya Heq öğretisinde merkezi bir konuma sahip olan kavramlardan biri Xızır’dır. Çeşitli araştırmacılar, Xızır kelimesini Arapça “al-Khidr” (yeşil) kelimesiyle ilişkilendirirken, İslami kaynaklarda da “ahdar” (yeşili bol olan yer) kavramı ile bağlantı kurulmaktadır. Bununla birlikte Kürtçe’de yeşil, yeşerme ve baharın gelişi “heşînî” kavramı ile ifade edilir ve bu anlam, Réya Heq inancının varoluş mitolojisi açısından belirleyici bir sembolizme sahiptir.
Kozmik anlatıya göre kâinat, Kudret Kandili’nde (Yeşil Kubbe’de) tezahür eden yeşil bir ışıkla var olmuştur ve bu ışık kadınla özdeşleştirilir. He/Hú (Heq), Şin (yeşerme) ve Ni (yeni) bileşenleri üzerinden okunduğunda yeşillik; varoluş, yeniden doğuş ve bereket anlamlarını taşır. Bu bağlamda kadın, doğa ve yeniden doğuş arasındaki ilişki, ekolojik bir yaşam anlayışının temelini oluşturur.
Dersim merkezli Rêya Heq geleneğinde dile getirilen “destê kesk û hêşîn te dabî” (yeşil elin bereketi içinde olsun) söylemi, bu sembolizmin toplumsal dildeki karşılığıdır. Yeşil (kesk) ve yeşermek (hêşîn) kavramları, bolluk, bereket ve yenilenme anlamlarını taşırken; varoluşsal hakikatin kadın eli ile özdeşleştirilmesi kadın özgürlükçü bir yaşam perspektifini ifade eder.
Xızır kavramının batıni anlamı, rıza toplumu perspektifine dayanan ontolojik bir yaklaşım içerir. Ortadoğu bilgelik geleneğinde doğa, toplum ve birey arasında ayrım gözetmeyen bütünsel bir varlık anlayışı söz konusudur. Bu yaklaşım, insan merkezli hümanizmden ziyade doğa-toplum-birey üçlüsünü bir bütün olarak ele alır; özne-nesne ayrımını ve ruh-beden ikiliğini aşan bir hakikat anlayışına işaret eder.
Rêya Heq öğretisinde Xızır, doğanın döngüselliğini, devr-i daimîyi ve varoluşun sürekli dönüşümünü, çark ı pervaz halini temsil eder. Zaman doğrusal değil, dairesel olarak algılanır. “El ele el Hakka” söylemi, bu daireselliğin toplumsal alandaki komünal karşılığıdır.
Süreklilik, hareket ve Hızır aklı
Alevi süreklerinin büyük çoğunluğunda Xızır’ın zaman ve mekân içinde sürekli dolaşım hâlinde olduğu inancı vardır. “Bin bir ismi vardır, biri de Xızır; her nerede çağırsam orada hazır” söylemi, bu sürekliliği ifade eder. Semantik açıdan bazı araştırmacılar, Xızır kelimesini Farsça, Kürtçe ve Kelhorice’de “hızlı” ve hareket hâlinde olmayı ifade eden köklerle ilişkilendirirken; Kürtçe’de “hızr” kelimesinin düşünce ve fikir anlamına gelen çağrışımlarına da dikkat çekmektedir.
Bu bağlamda Xızır; sürekli yenilenme, zorda olana yetişme, umut üretme, hakikatçi karar alma ve toplumsal aklın yaratıcı gücü olarak yorumlanır. İnsan ve toplumun kendini yeniden inşa edebilmesi, bu kolektif aklın varlığıyla mümkündür. Xızır aklı; hakikat ve özgürlük arayışında hızlı, esnek ve çoklu düşünme biçimini temsil eder.
Direniş, hakikat ve özgürlük arayışı
Toplumun en zor anlarında “Ya Xızır” nidası ile ayağa kalkması, yalnızca metafizik bir çağrı değil; aynı zamanda toplumsal bilinç ve direnişin sembolik ifadesidir. Nahak anlayışa karşı verilen mücadele, rıza toplumunun değerlerini yeniden inşa etme çabasıdır ve bu süreç hakikat ile özgürlüğün birlikte aranmasını ifade eder.
Sümer anlatılarındaki Gılgamış Destanı’nda ölümsüzlük arayışının Utnapiştim figürü üzerinden yorumlanması gibi, Xızır’ın ölümsüzlüğü de biyolojik değil; zihinsel ve ruhsal özgürlük arayışına karşılık gelir.
Rêya Heq Kürt Alevi inancında Xızır kavramı; doğanın döngüselliği, kadın bilgeliği, toplumsal rıza ve kolektif akıl anlayışını bir araya getiren çok katmanlı bir semboldür. Yeşillik ve yeniden doğuş metaforları üzerinden şekillenen bu kavram, hakikat ve özgürlük arayışının ontolojik temelini oluşturur. Xızır aklı ile ikrarlaşan her Can, zulme karşı varlığını, birliğini ve dirliğini sürdürme sorumluluğunu taşır.
Alevi sürekleri genellikle şubat ayının 2. haftası perşembe gününe denk gelecek şekilde 3 gün Xızır orucu tutarlar.
Bugün Rojava’da Nahak anlayışın zulmü altında olanlara kadın canların mücadelesi, topluma xızır olmaktadır.
Ya Xızır…









