Avrupalı aydın, aktivist, akademisyen ve insan hakkı savunucuları, Rojava’da devam eden saldırılara karşı Avrupa Parlamentosu’na bireysel başvuruda bulunma kampanyası başlatarak acil müdahale talep etti
HTŞ-DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların Rojava’ya yönelik saldırıları devam ederken bu saldırılara küresel kamuoyundan da tepkiler yükselmeye devam ediyor. Avrupalı aydın, aktivist, akademisyen ve insan hakkı savunucuları Rojava’da devam eden saldırılara ilişkin Avrupa Parlamentosu’na bireysel başvuruda bulunma kampanyası başlatarak, bağımsız soruşturma ve acil müdahale talep etti.
Başvuru metninde şu ifadelere yer verildi:
“Bu bölgede sivil nüfusun, uluslararası hukuk kapsamında sistematik etnik temizlik, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve imha eşiğini aşan şiddet eylemleri ile karşı karşıya olduğuna dair güvenilir ve giderek artan kanıtlar bulunmaktadır. Suriye’deki Kürt toplumu onlarca yıldır bilinçli biçimde marjinalleştirme, vatandaşlıktan mahrum bırakılma, kültürel baskı ve siyasi dışlanmaya maruz kalmıştır. Bugün bu tarihsel adaletsizlik, sivil nüfusun fiziksel olarak yok edilmesini ve zorla yerinden edilmesini hedefleyen örgütlü ve şiddet içeren bir hale dönüşmüştür.
Kobanê’de insanı durum felaket boyutunda
Şu anda Kobanê kenti, El Kaide ve IŞİD bağlantılı ağları bünyesinde barındıran ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) adıyla bilinen yapı altında faaliyet gösteren aşırılıkçı silahlı gruplar tarafından üst üste ikinci haftasına giren tam bir kuşatma altındadır. Kaçmış IŞİD mensuplarının ve cihatçı ağların bu şekilde seferber edilmesi, yalnızca siviller için acil bir tehdit oluşturmakla kalmamakta, aynı zamanda Avrupa dâhil olmak üzere bölgesel ve küresel güvenlik açısından da yeniden ciddi bir tehlike yaratmaktadır. Kobanê’deki insani durum ise felaket boyutundadır. Ağır kış koşullarında elektrik, su, gıda ve ısınma bilinçli olarak kesilmiştir. Güvenilir raporlar, açlık ve şiddetli soğuğa maruz kalma nedeniyle çocuk ölümlerini doğrulamaktadır. İnternet ve iletişim hizmetleri kasten devre dışı bırakılmış, böylece işlenen vahşetin gerçek boyutları gizlenmiştir. Bu suçların mağdurları da yalnızca Kürtler değildir. Kuzey ve Doğu Suriye’deki öz-yönetim sistemiyle birlikte yaşayan tüm etnik ve dini topluluklar, Asuri ve Süryani toplulukları, Ermeniler, Êzidîler, Çerkesler ve Arap nüfus, artık katliam, zorla yerinden edilme ve yok edilme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Bu sessizlik bir rızadır
Yukarıda tanımlanan eylemler, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nde yer alan hukuki eşikleri karşılamaktadır: Madde 6 (Soykırım), Madde 7 (İnsanlığa Karşı Suçlar) ve Madde 8 (Savaş Suçları). Sivil nüfusa bilerek yaşamı tehdit eden koşullar dayatılması, uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasaktır. Bu koşullar altında sessizlik ya da gecikme diplomasi değildir. Bu, uluslararası hukuk önünde ve tarihin yargısında sonuçları olan bir rızadır.
Talepler
Bu nedenle Avrupa Parlamentosu’ndan acilen şunları talep ediyorum:
- Kobanê kuşatmasını ve sivillerin hedef alınmasını açık ve kesin bir dille kamuoyunda kınaması,
- Acil, koşulsuz ve bağımsız şekilde denetlenen bir ateşkes ilan edilmesini, insani yardım koridorlarının açılmasını talep etmesi
- Kuzey ve Doğu Suriye’deki sivil nüfus için uluslararası koruma mekanizmalarını devreye sokması,
- UCM öncülüğündeki süreçler dâhil olmak üzere bağımsız uluslararası soruşturmaları desteklemesi,
- Bu suçlardan sorumlu olan ya da suçlara ortak olan kişi ve devlet aktörlerine karşı siyasi, hukuki ve diplomatik yaptırımlar uygulaması.
Avrupa’nın ‘Bir Daha Asla’ ilkesine bağlılığı bugün Kobanê sokaklarında sınanmaktadır. Tarih bu anı, yayımlanan açıklamalara göre değil, eylem ya da eylemsizlik sonucu kurtarılan veya kaybedilen hayatlara göre yargılayacaktır.
Kararlı ve derhal harekete geçilmesini talep ediyorum.”
HABER MERKEZİ









