Varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Rojava’da saldırılar ve ölümler devam ediyor
Birleşmiş Milletler’in insani yardım malzemelerini taşıyan bir konvoy, milislerin kuşatması altındaki Kobanê yolunda.
Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürt liderliğindeki milisler ile hükümet güçleri ve müttefikleri arasında devam eden çatışmalar nedeniyle, bölgedeki insani durumun daha da kötüye gitme tehlikesi var. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bölgedeki koşulların “felaket” olduğunu açıkladı. Türkiye sınırına yakın Kobanê şehri, Şam hükümetiyle ittifak halindeki savaşçılar tarafından bir haftadan fazla bir süreden beri kuşatma altında.
Sonra bir de kar yağışı başladı, diye yakınıyor Mohammad. Kuzey Suriye’deki kuşatma altındaki şehirdeki durum zaten yeterince felaket değilmiş gibi, şimdi de korkunun yanı sıra soğuk da hüküm sürüyor. “Şu anki durumumuz korkunç. İhtiyacımız olan hiçbir şey yok ve buradaki insanlar öldürülmekten ve katledilmekten korkuyorlar,” diyor Mohammad, “nd” ile yaptığı röportajda.
Kobane, Türkiye sınırındaki Kuzey Suriye’de bulunan, çok etnikli ancak Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir şehirdir. 2014/15 yıllarında Kürt savaşçılar burada ilk kez sözde “İslam Devleti”ni (IŞİD) yenilgiye uğrattığından beri, şehir “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi”ne, diğer adıyla Rojava’ya aittir. Şehir, Kürtlerin liderliğindeki “Suriye Demokratik Güçleri” (SDF/SDG) tarafından kontrol edilmektedir. Geçiş hükümeti birlikleri ve onunla ittifak halindeki İslamcı milislerin özyönetim bölgelerine yönelik kapsamlı saldırıları nedeniyle Kobanê bir haftadır kuşatılmış ve abluka altına alınmış durumdadır.
Nesrin Abdullah, SDG içinde savaşan Kürt Kadın Savunma Güçleri’nin üst düzey komutanlarından biridir. Abdullah, Kobanê’de görev yapmaktadır ve internet üzerinden şu açıklamayı yapmıştır: “İslamcılar çok şiddetli saldırılar düzenliyor. Cephe hattı Sarrin çevresinde uzanıyor.” Sarrin köyü Kobanê’den arabayla yarım saatten biraz fazla uzaklıkta. Şehrin büyüklüğü ve konumu askeri durumu daha da zorlaştırıyor: “Kobanê küçük bir şehir ve ayrıca tamamen kuşatılmış durumdayız, bu yüzden savunmasızız.”
Geçen hafta Şam ve SDG bir ateşkes anlaşması imzaladı. Ancak her iki taraf da birbirlerini anlaşmayı ihlal etmekle suçlamaya devam ediyor. Kendini başkan ilan eden eski El Kaide militanı Ahmed Şara liderliğindeki merkezi hükümet, Suriye’nin tüm bölgelerini kontrolü altına almak istiyor. Cumartesi günü ateşkes 15 gün uzatıldı. Ancak Kobane’deki durum hâlâ son derece hassas.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de Kobanê’de, on binlerce insanın neredeyse tamamen abluka altında olduğunu bildiriyor. Gözlemevinin direktörü Rami Abdel Rahman, son günlerde hükümet güçlerinin ilerlemesinin ardından çevre köylerden birçok ailenin de şehre sığınmak için geldiğini açıkladı. Bu durum, ikmal sorununu daha da ağırlaştırdı: Taze gıda neredeyse hiç bulunmuyor, yakıt stokları da neredeyse tükenmiş durumda. Kobanêli Mohammad, “Önümüzdeki günlerde bir çözüm bulunmazsa, durumun daha da kötüleşmesi tehlikesi var” uyarısında bulunuyor.
“Suriye öldü. Şu anda yaşadığımız şey modern bir IŞİD.”
Nesrin Abdullah Kürt Kadın Savunma Kuvvetleri Komutanı
Elektrik ve internet bağlantısı da büyük ölçüde kesildi, bu da iletişimi önemli ölçüde zorlaştırıyor. Kobanê, şimdiye kadar Tişrin Barajı’ndan elektrik ve su temin ediliyordu. Şam birkaç gün önce barajın kontrolünü ele geçirdiğinden beri, bu ikmal kesintiye uğradı. Ancak Suriye Enerji Bakanlığı, elektrik ve su kesintilerinin sorumluluğunu üstlenmedi ve “mevcut teknik imkanlar dahilinde tedarikin sürdürülmesi için çalışılacağını” belirtti. Ancak şu ana kadar hiçbir şey yapılmadı.
Sağlık hizmetleri alanında durum özellikle kritik. Kobanêli bir doktor olan Bahtiyar, bir video mesajında durumu kaotik ve neredeyse kontrol edilemez olarak tanımlıyor. Şehir merkezinde açık çatışmalar olmasa da halkın sürekli korku içinde yaşadığını belirtiyor. “Kürt Kızılayı” ayrıca ilaçların giderek azaldığından şikayetçi. Kuşatmanın başlamasından bu yana yaklaşık bir hafta içinde beş küçük çocuk, Kobanê’de soğuk ve yetersiz bakım nedeniyle hayatını kaybetmiş.
Bu arada Birleşmiş Milletler de alarm verdi. BM sözcüsü Farhan Haq, Kobanê’deki insani durumun dramatik olduğunu söyledi ve şehre giden tüm yolların şu anda İslamcı hükümet güçleri tarafından kapatıldığını doğruladı. Geçici hükümetle yapılan görüşmelerin ardından, pazar akşamı 24 kamyondan oluşan ilk BM yardım konvoyu Kobanê’ye ulaştı. Konvoyda yakıt, gıda ve ilaç bulunuyordu.
Zaten Mart 2025’te, özyönetim ve Şam, Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin ve SDG’nin Suriye devlet yapılarına entegrasyonu konusunda prensipte anlaşmaya varmıştı. Ancak aylarca süren müzakerelerin ardından anlaşma uygulanmadı; her iki taraf da gecikmeden birbirini sorumlu tutuyor. Ocak ayında ise İslamcı geçici hükümet, ABD’yi özyönetime verdiği desteği kesmeye ikna etmeyi başardı. ABD ve SDG uzun süredir IŞİD’e karşı mücadelede müttefikti.
Trump’ın Suriye özel temsilcisi Tom Barrack, kısa bir açıklamasında Kürtlere yapılan ihaneti resmen açıkladı: SDG’nin asıl amacının, yani sahada IŞİD karşıtı birincil güç olarak hareket etmesinin sona erdiğini kendisine ait X kanalında duyurdu. Bu “yeşil ışık”tan sonra İslamcı birlikler, özyönetime karşı harekete geçebildiler.
SDG, şu anda Kobane dışında sadece ülkenin kuzeydoğusundaki birkaç bölgeyi kontrolünde tutuyor. Orada çoğunlukla Kürtler yaşıyor ve şimdi İslamcı birliklerin katliamlarından korkuyorlar. Bu nedenle Nesrin Abdullah, İslamcı ilerleyişi durdurmak için doğrudan cephe hattından uluslararası topluma çağrı yapıyor. “Suriye ölmüştür” diyor ve “Şu anda yaşadığımız şey, modern bir IŞİD’dir” diye ekliyor.
Christopher Wimmer
Almancadan çeviren: Meriç Gök
(Kaynak: 26.01.2026 tarihli nd-Journalismus von links)









