• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Şubat 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Rojava, Rojava’dan fazlasıdır…

7 Şubat 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Bir halkın sadece varlık ve özgürlük uğruna ödediği bedelin bu düzeydeki yaygınlığı, ortak bir hafıza ve kültür inşa etti. Bu, Kürt kurumlarının çeperini de aşan gündelik yaşamda sürekli kendisini üreten, dinamik ve itirazı yüksek bir Kürt kamusallığı yarattı. Hareket, Kürt Özgürlük Hareketi dediğimiz, tam da budur

Cengiz Çiçek 

Rojava’yı sahiplenme eylemleri, Rojava’yı aştı ve dört parça Kürdistan’ı bir yaptı. Bunun en çarpıcı ifadesi, 2+2= 1 oldu. Sadece ülkeyi değil Kürdistanlıları da bir ve Rojavalı yaptı. Eylemler, sadece katılımın niceliğiyle değil; niteliği itibariyle de üzerinde fazlasıyla durulmayı hak ediyor. Dört parçadaki Kürtlerin ortak sloganlar etrafında kenetlenmesi ve yükselen ulusal tavır, Kürdistan tarihinde bir ‘ilk’e işaret ediyor. Bir parçanın içinde bulunduğu tehlikeye karşı parçaların tek yürek, tek beden olması, bu ilklerden birisiydi. Bağrında taşıdığı ulusal ruh, tavır ve birliktelik bağlamında böyle nitelendirilebilir. Rojava, en küçük kardeş olarak Kürt ailesinin birliğinin modern zamanlardaki en temel yapı harcı oluyor. Elbette Rojava devriminin kendi hikâyesinin, üzerinden yükselen değerlerinin ve yıllar sonra karşı karşıya kaldığı tehlike düzeyinin bunda payı var. Çığ gibi büyüyen Kürt tavrının, “Rojava, Rojava’dan fazlasıdır!” manşetini attığını belirtmek mümkün.

Bu durumu adeta bir volkan gibi gün yüzüne çıkaran, Kürt mahallesinin derinliklerinde yıllardır dolanan varlık mücadelesi ve özgürlük tutkusudur. Özgürlük için verilen mücadele ve varlığın içinde tutulduğu güvencesizlik, başkentlerin anlatısının ve resmi mekanların ötesinde bir Kürt kamusallığını, Kürt politizasyonunu inşa ediyor. Rojava şahsında yüzeye çıkan da yolunu arayan bu birikimdir. Söz konusu olan, “uygar” dünyanın hukuk düzeninin dışında tutuldukça kendi iç hukukunu, dilini, duygusunu, itirazını akışkan ve devingen tutan bu niteliktir. Resmi anlatının perdesini yırtamayan egemen siyasal ve toplumsal dünyanın bunu anlayabilmesi, görebilmesi zordur. Tahran’da, Ankara’da, Bağdat’ta, Şam’da adı “sorun” ile anılan Kürtlüğün baş etmesi gereken sorun da budur.

Yıllar öncesinde İstanbul’daki Newroz mitingine katılan Kürt dostu bir arkadaş bahsini ettiğimiz Kürdün “kapalı” kamusallığıyla tanışmasını alandaki gözlemleri üzerinden şöyle tarif ediyordu: “HDP’nin çalışmalarının bir sonucu olarak bu kadar insanın Newroz alanına akacağına ikna değilim. Bizim bilmediğimiz ya da fark edemediğimiz başka bir dünya, tarih var.” demişti. Bu merakla alanda dolaşırken kulak misafiri olduğu her sohbetin içinde, zindanda olan bir akraba, sürgünde olan bir dost, hayatını kaybetmiş ortak tanıdıkların olduğunu söylemişti. Bir halkın sadece varlık ve özgürlük uğruna ödediği bedelin bu düzeydeki yaygınlığı, ortak bir hafıza ve kültür inşa etti. Bu, Kürt kurumlarının çeperini de aşan gündelik yaşamda sürekli kendisini üreten, dinamik ve itirazı yüksek bir Kürt kamusallığı yarattı. Hareket, Kürt Özgürlük Hareketi dediğimiz, tam da budur.

Kürt halkının anadilinde eğitim ve anadili öğrenimi başta olmak üzere hukuki güvenceden mahrum bırakılması, onu hâkim uluslara nazaran politikayla daha ilgili, politik dinamizmi daha yüksek bir halk olarak ayakta tutuyor. Ayrıca kendi kaderini tayin mücadelesini yürütürken hedeflediği eşitlik, adalet, demokrasi ve özgürlük değerlerini kendi değerleri haline getirmiş bir halk olarak varlığını sürdürmesini de sağlıyor. Devleti olan bir Alman’ın, İngiliz’in, Arap’ın, Türk’ün politikaya ilgisi her geçen gün azalırken, devletlerle süregiden bu gerilimli ilişkiler, Kürt halkını en dinamik ve etkili politik öznelerden birisi kılıyor.

Statüsüzlüğünün zorunlu bir sonucu olarak göç ettiği her zaman ve mekâna dilini, kültürünü, politik bilincini ve mücadelesini de taşıyor. Kürtlerin yerleşik halklara nazaran olağanüstü olan bu olağan hali, iç ilişkilerinde ve bir arada yaşadığı halklarla olan ilişkilerinde yenilenen, etkileyen ve yer yer dönüştüren içerikler kazandırıyor. Bu durum, Kürt sorununu Kürt mahallesinin dışına taşıran; Kürtlerin mücadele değerleriyle evrensel değerleri harmanlayan, iç içe geçiren bir kapasiteye ulaştırıyor. ‘Halkların ortak mücadelesi’, ‘halkların kardeşliği’, ‘enternasyonal’ gibi bugünlerde hedef haline gelen değerlerin ya da mücadele gerçeklerinin, sadece bir tercih değil, Kürt halk mücadelesinin doğal bir sonucu ve karakteri olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Diasporadaki Kürt siyasi organizasyonlarının içinde bulunduğumuz süreçte “kendisini feshetmesinin” istenmesi, bu gerçeğin kabulünün de dolaylı itirafı olarak görülmelidir. Ayrıca yeri gelmişken bir cümleyle bu durumu toparlamak gerekirse, Rojava’yı savunmak, ezilen bir ulusun kendi kaderini tayin hakkını savunmak bağlamında enternasyonalist mücadelenin turnusolüdür. Bu anlamıyla Rojava’yı savunmak, Rojava’yı savunmanın ötesindedir.

Kürtlerin statüsüz bırakılma hali devam ettikçe, Kürt örgütlerinin akıbetinden bağımsız, halkın özgür yaşam arzusu ve bunu üreten ilişkileri, organizasyonu varlığını devam ettiriyor ve edecektir. Son günlerde Irak, İran, Suriye ve Türkiye Kürtlerinin ‘parçalı’ hali, sınırlarını aşan birlikteliklerinin sırrının; ‘örgüt’ sınırlarını aşan bu halk gerçekliğinde yattığını bilmek gerekiyor. Rojava savunusu için alanlara çıkan milyonlarca Kürdün gerçeğini en iyi, en doğru böyle ifade edebiliriz. Kürtlerin özgürlük arayışının bugünlere gelmesinde öncülük rolü olan Kürt siyasal hareketlerinin tarihsel katkısı, elbette belirleyicidir. Bundan sonra da öyle olacaktır. Bu örgütlü mücadeleye ve emeklere saygının, ona layık olmanın bir gereği olarak; uzunca süredir ıskalanan, görmezden gelinen ama Rojava serhıldanının işaret ettiği yalın gerçeği görmek zorundayız. Kürt halkının statü, varlık, özgürlük ve onur mücadelesi, gelinen aşamada bir partiye ya da bir parçaya daraltılamaz, hapsedilemez. Kürt örgütlerinin tarihsel başarısı, hatta yaptıkları devrim, kendi örgütsel gücünü, sınırlarını aşan, bir Kürt siyasal ve toplumsal gerçekliğini yaratmalarıdır. Yeni dönem, bu aşkınlığın kabulü ve bunun yarattığı ihtiyaçları karşılayabilecek örgütlenme alanlarını, mücadele sahalarını oluşturmakla kazanılacaktır. Benzer şekilde Kürt halk mücadelesi, artık tek bir forma, biçime de sıkıştırılamaz. Bu anlamda en yaratıcı formülasyonlardan birisinin ‘Hareket formu’ olduğunu belirtmek isabetli olur. Hareket, akışkandır; katılığı, dogmatizmi, donukluğu reddeder. Hareket, halkın yaşadığı her yerdedir ve halkındır; örgütsel mülkiyetçiliği, hazımsızlığı dışlar. Hareket, kendisini halkının ihtiyaçları temelinde örgütler, taktik ve stratejisini ona göre belirler; sadece örgütsel ihtiyaçlar üzerinden şekillenen mücadele anlayışına mesafelidir.

Bugünlerde Öcalan’ın yıllar öncesinde “demokratik ulusun bir boyutunu bile örgütleyememişsiniz, karşıma çıkıyorsunuz” çıkışını, daha sık anımsıyor ve “bu erken uyarıları daha iyi değerlendirebilirdik” diye de hayıflanmıyor değiliz. Elbette toplumsal mücadeleler tarihinde dalgalanmalar olacaktır. Adı üzerinde bu bir mücadeledir. ‘Rojava devriminin derslerinden’ her birimizin de kendi payına çıkarımları olacaktır, olmalıdır. İmralı’da ‘Soykırım Kıskacında Bir Halkı Savunmak’ üst başlığıyla kaleme alınan savunmaların-politik programın gereklerinin zamanında hayata geçirilememesinin özeleştirisini vermek önemlidir. Belirli mahfillerden kendisine ve paradigmasına yönelik saldırılara en anlamlı yanıtı da yine paradigmayı hayata geçirmekle vereceğimizi bilerek yürümek de olması gerekendir. Öcalan’ın demokratik ulus çözümü boyutları arasında ifade ettiği diplomasi, öz savunma, hukuk, kültür, ekonomi gibi başlıkları, Kürtleri karşı karşıya olduğu tehlikelerden koruyacak, uzak tutacak gündelik yaşamı, ilişkileri örgütleme esasları olarak ele almanın tam zamanıdır. Yaygın kanaatin aksine bu boyutlar, sadece dışa dönük değil bugünlerde ihtiyacı daha fazla duyulan Kürt halkının kendi hayatını nasıl örgütlemesi gerektiğine dair bir çözüm iradesi ve önerisidir.

Kürdün geleceğine dair kaygısı olan ve kafa yoran herkesin ortaklaştığı temel hususlardan birisi de Kürt örgütlerinin ulusal birlik temelinde bir araya gelmeleridir. Örgütlerin değil Kürt halkının çıkarlarını önceleyen başlıklarda ortaklaşmanın ve pratikleşmenin tam zamanıdır. Kimileri SDG ve geçici Şam hükümeti arasında imzalanan anlaşmanın garantörü olarak bazı devletleri arada tuttu -ki önemsiz de değildir- esas garantörlük; Kürt halkı adına mücadele yürüten örgütlerin ulusal birlik temelinde bir araya gelmesi; Kürt halkının bulunduğu her yerde, bu fikriyat temelinde örgütlülüğünü güçlendirmesi, mücadelesini büyütmesidir. Zamanın ruhu, Kürdün hak arama mücadelesinin en temel sacayaklarından birisi olan ulusal birlik politikalarını hayata geçirmek ve her Kürt sokağını bu bilinçle örgütlü ve diri tutmaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Epstein belgeleri, Trump’ın ahlâkı ve zamanın ruhu!

Sonraki Haber

İnsanlıkta ısrarın coğrafyası: Rojava

Sonraki Haber

İnsanlıkta ısrarın coğrafyası: Rojava

SON HABERLER

İnsanlıkta ısrarın coğrafyası: Rojava

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Rojava, Rojava’dan fazlasıdır…

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Epstein belgeleri, Trump’ın ahlâkı ve zamanın ruhu!

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

CHP; barış ve demokrasi konferansı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Katliam yaklaşırken: Öcalan ve diğer Kürt liderler hangi belayı defetti?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Felaket umudu yok etmez, onu sınar

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Semsûr’da saat hala 04:17 | Foto Galeri

Yazar: Yeni Yaşam
6 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır