İspanya Ekoloji Federasyonu Ecologistas en Acción, Rojava’nın demokratik kazanımlarını ve özyönetim modeline dikkat çekti. Açıklamada, kadın özgürlük mücadelesiyle dayanışma çağrısında bulunuldu
İspanya Ekoloji Federasyonu Ecologistas en Acción (Ekolojistler İş Başında), yaptığı yazılı açıklamayla Rojava’nın demokratik kazanımlarını, devrimci projesini ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından inşa edilen özyönetim modelini savunmak amacıyla Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nin dayanışma çağrısına katıldığını duyurdu. Rojava’da demokratik ve toplumsal bir deneyimin hayata geçirildiği vurgulanana açıklamda, Rojava’da komün temelli örgütlenmenin esas alındığı, kadınların yaşamın tüm alanlarında öncü rol üstlendiği, etnik, dini ve cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı eşitlikçi bir sistemin inşa edildiği belirtildi. Doğaya saygıyı esas alan bu modelde, çevre politikalarından sorumlu ve bir bakanlığa eşdeğer konumda olan Ekoloji Konseyi’nin kurulmasının tarihsel bir adım olduğu ifade edildi.
‘Savaş ekolojik yıkımdır’
Ecologistas en Acción, savaşın sadece insani değil, ekolojik bir felaket olduğuna dikkat çekti. Doğal kaynaklara erişim ve kontrolün savaşın araçları haline geldiği belirtilen açıklamada, Türkiye’nin Fırat Nehri’nin akışını azaltarak Rojava’yı ekonomik ve insani açıdan boğmaya çalıştığı; bölgenin önemli enerji kaynaklarından biri olan Tişrîn Barajı’nın bombalandığı ve Efrîn’de zeytinliklerin kitlesel biçimde yok edilerek yerel ekonominin tahrip edildiği kaydedildi. Açıklamada, Beşar Esad rejiminin düşüşünün ardından gerici ve otoriter dini grupların iktidarı ele geçirmesinin, ideolojilerini paylaşmayan halklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade edildi. Bu tehdidin Dürzi, Alevi ve Kürt sivillere yönelik saldırılar ve katliamlarla somutlaştığı belirtildi.
‘Merkeziyetçi devlet dayatılıyor’
Açıklamada, Rojava’daki Özerk Yönetim’in federal, merkezi olmayan, çok uluslu, eşitlikçi ve demokratik bir Suriye perspektifini temsil ettiği vurgulanırken; yeni Suriye devletinin Arap, dini referanslı ve merkeziyetçi bir yapı hedeflendiği kaydedildi. Sürecin Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçlerin yanı sıra Batılı devletlerin onayıyla ilerlediği; HTŞ gibi daha önce terör listelerinde yer alan yapıların “müttefik” ilan edilerek ekonomik yaptırımların kaldırıldığı ifade edildi. Colani’nin geçiş hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (QSD) arasında Mart 2025’te imzalanan anlaşmanın bazı maddelerine uyulmadığı belirtilen açıklamada, ülkede gerçek bir demokratikleşme sürecinin başladığına dair herhangi bir işaret bulunmadığına işaret edildi.
‘Jin Jiyan Azadî’
Esad rejimine karşı özgürlük ve demokrasi talebiyle ayağa kalkan kesimlerin umutlarının, HTŞ öncülüğündeki grupların iktidara gelmesiyle boşa çıkarıldığı ifade edilen açıklamada, Demokratik bir Suriye umudunun ise bir yandan Rojava’da ve asimilasyona karşı direnen halkların mücadelesinde, diğer yandan kadın özgürlük hareketinde somutlaştığı vurgulandı. Açıklamada, binlerce Arap kadının da dahil olduğu kadın özgürlük sürecinin Rojava sınırlarını aştığı belirtilerek, Kürt kadın hareketinin “Jin, Jiyan, Azadî” sloganına atıfta bulunuldu. Kadınların, geçmişteki baskı ve şiddet koşullarına geri dönmeye izin vermeyeceği ifade edildi.
‘Desteğimiz sürecek’
Mezopotamya Ajanı’nda yer alan haberde, Ecologistas en Acción halkların özgürlük mücadeleleriyle dayanışma içinde olmaya devam edeceklerini belirterek, çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesi, barış ve sosyal adaletin sağlanması, mülteciler ile yerinden edilmiş kişilerin güvenli geri dönüş koşullarının oluşturulması ve siyasi hakları, özgürlüğü ve eşitliği güvence altına alan demokratik modellerin geliştirilmesi için desteklerini sürdüreceklerini kaydetti.
EKOLOJİ SERVİSİ








