Suriye’deki gelişmeler doğrultusunda kafalar karışık. Ocak ayı içinde yaşananlar tedirginlik ve kırılganlığa neden olmuştu Kürtler için. Dünyanın gözü Rojava’ya çevrilmişti. Geçici Suriye hükümetinin başa geldiği günden itibaren katliamlardan ve talandan başka haber gelmiyordu. Birileri Şara’yı başkan yaptı, o da bu atamayı kabul etti. Ortada demokratik bir seçim yok, öyle olunca da ekonomi, güvenlik adalet çağdaş normlara göre işlemiyor. Bir de akıl hocaları var bu hükümetin yanında, işleri daha da zorlaştırıyor. Akıl hocası ülkelerden biri de Türkiye. Söyledikleri ile saha da yaşattıkları hiçbir şekilde örtüşmüyor. Alevi katliamına sessiz kaldıkları gibi Kobani’ye saldıran IŞİD ordusuna da destek sunmaktan çekinmediler. Alevilerin katledilmelerine ses çıkarmadılar ki Türkiye’de Alevilerin neler yaşadıklarını gayet iyi hatırlıyoruz. Sivas’ta 33 can yakıldı yobazlar tarafından bu ülkede ve cezaevinden bir kararla serbest kaldılar. Dürzilere karışamadılar çünkü İsrail orada söz sahibi olarak Şam’ın burnunun dibine kadar geldi. Türkiye bütün gücünü Kürt kazanımlarının hayata geçmesini önlemek için kullanmaya başladı. Türkiye’de Kürtlerin bütün haklarını almaması için her türlü siyasi oyunları devreye sokan iktidar Suriye topraklarındaki Kürt kazanımlarına karşı da aynı devlet-i Ali Osman oyunlarına devam etmekten sakınmadı. Bu kadar zulmü yaşattıkları yetmiyormuş gibi devamlı Aleviler ve Kürtler bizim kardeşimizdir söylemiyle aklımızla oynamaktan da geri durmuyorlar.
Bugün SDG ile Şam hükümeti arasındaki antlaşma doğrultusunda Haseke şehrine Kürt vali atandı. Bu gelişmenin güvenlik açısından bir garantisi var mı? HTŞ ve Türkiye’nin bu durumu kontrol altında tutarak yeni bir vali ataması söz konusu olabilir mi? Çünkü Suriye’de halen adalet ve hukuk sistemi hayata geçirilmedi. Şam hükümetinin Haseke’ye saldırması söz konusu olur mu? Bu sorular hepimizi düşündüren sorular, tarihte bu gibi durumlara tanık olduk. Dolmabahçe mutabakatın da masanın da nasıl devrildiğini unutmadık. Tam her şey yolunda derken birden bütün umutlar masanın altında kaldı. Her an her şey olabilir. Bu olumlu gelişmeyi yaşarken Rojava direnişiyle birlikte Kürt ulusal birliğinin de temel taşları döşenmiş oldu. Mesut Barzani’nin ve Bafil Talabani’n de desteğiyle Kürtler birlikte daha güçlü oluruz mesajını dünyaya duyurdular. Artık partilerin değil de halkın daha çok karar verdiği bir dönem içindeyiz.
Nitekim Şengal’e saldırı hazırlığı var. Irak Suriye sınırında HTŞ ile Haşdi Şabi mezhepsel çatışması her an için patlayabilir. Şengal bu ikisinin arasında sınırda yer alıyor. Türkiye destekli HTŞ ile İran destekli Haşdi Şabi arasındaki olası bir savaşın olması Orta Doğu’da bütün dengeleri değiştirir. SDG’nin kabul etmediği öneriyi acaba HTŞ üzerinden mi hayata geçirmek isteniyor. ABD’nin paralı askeri olmayacağız demişti Salih Müslim Trump’ın önerisine karşı. Olası bir İran – ABD savaşında bu mezhepsel çatışma daha da derinleşecektir. Trump her türlü savaş gereçlerini harekete geçirdi. Buna karşın da İran parlamentosunda ABD kınandı ve ABD bayrağı yakıldı.
Dünya Epstien dosyalarının açılmasıyla başka bir yörüngeye girdi. Çoğunluğu sansürlenmiş dosyalar açıldıkça tanınmış isimlerin nasıl bir rezalet içinde olduklarını hayretle okuyoruz. Dünya siyasetinde yer almış kişilerin barıştan, özgürlükten, demokrasiden, insan haklarından bahsedip de bu konuları ihlal etmeleri çok acı veriyor. Özellikle de çocuk istismarı mide bulandırıcı bir durum. İspanyol futbolcu Fernando Torres bu suçlu kişilerin idam edilmesi gerektiğini yazdı. Türkiye’den bazı isimler ve belgeler var ama çoğu sansürlenmiş yalnızca bir sayfa okunur vaziyette. Bakalım çivisi çıkmış dünyada daha neler çıkacak.








