Suriye Rojava’da Kürtler başka olmak üzere çeşitli dini-mezhebi ve etnik yapılara dönük saldırıları tağuti-emperyal sistemin Ortadoğu’ya yönelik istikrarsızlaştırma, demokratik talepleri bastırma planlarının sonucudur. Tüm Kürdistan ve Türkiye halkını, samimi dindar çevreler başta olmak üzere tüm duyarlılık sahibi demokratik çevreleri buna karşı durmaya davet ediyoruz.
20. yüzyıl başında Batı sömürgeciliği tarafından parçalanan Ortadoğu coğrafyası yine Batı tarafından desteklenen despotik rejimler eliyle yönetilen küçük Ulus-Devletlere bölündü. 50 yıldan fazla Batı (ve dönem SSCB’si) tarafından desteklenen Baasçı Esad rejimi 2010’da halkların isyanıyla yıkılmanın eşiğine geldiğinde halkların, inançların, samimi dindarların kazanım elde etmemesi için Batı istihbaratları tarafından kurulan ve desteklenen “radikal-İslamcı” olarak tanımlanan yapılar ortaya çıkarıldı. Irak’taki kökenlerinde de görüldüğü üzere, Suriye’de de bu neo-Harici yapılar (el Nusra, IŞİD, HTŞ) her daim baskıcı rejime karşı direnen başta Kürtler olmak üzere halklara ve samimi dindar-İslami muhalefete saldırdılar. Yıllarca Kürtlere ve samimi İslami muhalefete katliam düzeyinde saldıran IŞİD-HTŞ türevlerinin İsrail, ABD ve Avrupa sömürgeciliğine tek bir kurşun sıkmaması yeterince izah edicidir. Nitekim güya ABD ve Avrupa’nın (ve Rusya’nın) terör listesinde yer alan HTŞ lideri (Colani lakaplı El Şara) 8 Aralık 2024’te Şam’ı deyim yerindeyse kurşun atmadan ele geçirdi; ve tam da “düşmanları” olan ABD ve Avrupa tarafından Esad rejimini deviren bir kahraman ve “meşru” lider olarak kabul edildi. Başına milyonlarca dolar ödül konmuş teröristlikten “cumhurbaşkan”ı payesine yükseltildi.
Türkiye, Kürtlere karşı katliam yürüten bu neo-Harici unsurları 2014 Kobani saldırısı döneminde desteklediği gibi şimdi de desteklemektedir. İşin ilginç noktası ise ABD ve Avrupa tarafından güya radikal-İslamcılığa karşı bir proje olarak desteklenen “Ilımlı İslamcılığın” temsilcisi AKP hükümetinin bu neo-Harici yapılarla bu derece içli-dışlı olmasıdır. Güya Müslüman olduğunu söyleyen bu ‘Ilımlı İslamcılık’, halen Kürtler başta olmak üzere hak talebinde bulunan bütün yapılara karşı ırkçı ve baskıcı politikaları benimsemektedir. Suriye’de de Kürtlerin herhangi bir hak ve statü sahibi olmaması için çabalamakta, hatta askeri saldırı tehdidinde bulunmaktadır.
Ilımlı İslamcılık olarak lanse edilen bu yapılar İslam’la da alakası olmayan yeni-Emevicilik çizgisinin temsilcileridir. Hz. Ali’yi katleden Hariciler’le Hz. Hüseyin’i ve onlarca sahabeyi katleden Emevici-Yezitçi çizgi bugün Rojava’da Kürtlere karşı harekete geçmiştir. Ilımlı İslamcılık olarak Müslümanlara dayatılan proje özünde Muhammedi İslam’ın öz değerlerinden, adalet, eşitlik, özgürlük ideallerinden kopmuş, itikadi manada içi boşaltılmış, iktidarını sağlama almak için her tür işbirlikçiliği benimsemiş “kabul Müslümanlık”tır. Görünüşte Müslüman olan fakat özünde İslam’la alakası olmayan yozlaşmış bir biçimdir.
Kürt’ün hiçbir yerde hak ve statü sahibi olmamasını temel politika olarak belirlemiş bir yaklaşımın demokratik çözüm sürecine de büyük darbe vurduğunu da görmek gerekir. Şu açıktır ki 100 yıldan fazladır bütün ulusal kimlik, dil ve varoluş hakları inkâr edilen Filistin ve Kürt halkının adil, eşit ve özgür varlık hakları tanınmadan ve bir statüye kavuşmadan Ortadoğu’da, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de hiçbir istikrar gerçekleşmeyecektir. Şehid Fehmi Şinnavi’nin dediği gibi “Kürt sorunu aynı zamanda İslam âlemindeki diğer halkların da sorunudur. Bu soruna getirilecek doğru çözümü diğer azınlıklar da kendilerine uygulanacak kanuni bir belge olarak bulunduracaklardır.”
Bugün bu sorunun doğru çözümünü, İslam kardeşliğinin de öngördüğü gibi bütün hakların ve inançların kardeşçe, eşit, adil ve özgür bir “Medine toplumu” gibi haklara kavuşması ve demokratik bir sistemin inşasıdır. Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü de ancak bu tutumla mümkün olabilecektir. Aksi halde Kürt’ü yok etmeye çalışan Türk, Kürt’ü yok etmeye çalışan Arap ve Fars çok büyük kaybedecektir.
Çağrımız tüm halkımızın bu temelde özgürlük, eşitlik, adalet ve demokratik bir sistem için tüm gücüyle harekete geçmesidir.
-
Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi









