• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Ocak 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dr. Hayri Hazargöl

Rojava’ya saldırı barış sürecine saldırıdır

27 Ocak 2026 Salı - 00:00
Kategori: Dr. Hayri Hazargöl, Manşet, Yazarlar

Rojava’ya saldırının bir yanı da Rojava’daki devrimin temelini atan Önderliğe yönelik olmasıdır. Bu önderliğin yürütmek istediği barış ve demokratik toplum sürecinedir. Kürt halkı ve demokrasi güçleri bu gerçekliği de görmelidir. Bu açıdan Rojava’ya yönelik saldırıya karşı mücadele etmek aynı zamanda barış ve demokratik toplum sürecine ve bu süreci yürüten önderlerini sahiplenmek olmaktadır

Dr. Hayri Hazargöl

Kürt halkı ve demokratik güçler Türkiye’nin desteklediği HTŞ çetelerinin Rojava’ya saldırıları karşısında her yerde ayaktadır. AKP-MHP iktidarı bu gerçekliği göreceğine Rojava’da Kürtlere düşmanlık yapan bir politika yürütüyor. Erdoğan, açıklama yapıyor, Hakan Fidan konuşuyor. Konuşmaları HTŞ çetelerini destekleme ve Kürtleri tehdit etme biçiminde oluyor. Kürtlere demir yumruk gösteriliyor. Bunları düşününce insan İmralı’da sürdürülen süreci bir yere koyamıyor.

Kürtlere Rojava’da düşmanlık yapanlar Türkiye’de Kürtlerle nasıl barış yapabilir, diye sorgulanıyor. Şimdiki HTŞ’yi önemseyenler, destekleyenler 1000 yıldır yan yana yaşadığı, kardeş dediği Kürtlerin duygularını ve isteklerini hiçbir biçimde dikkate almıyorlar. Bu durum bir yıldır süren çatışmasızlık ortamının AKP-MHP iktidarı tarafından bitirileceğinin işareti oluyor. Çünkü kullanılan dil ve izlenen politikalar Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesine yönelik bir saldırı planlamasının olduğunu gösteriyor. Zaten daha şimdiden DEM Parti’nin hedeflenmesi AKP-MHP iktidarının bir barış politikasının olmadığı anlamına geliyor.

Devlet Bahçeli, Ortadoğu’daki siyasi durumun Türkiye için tehdit olduğunu düşünerek Türkiye’nin buna pozisyon alması için içerde bir süre rahatlamayı gerekli görmüştür. Türkiye’nin içindeki siyasi ve ekonomik durumu da iyi bir durumda değildi. Bu ortamda Erdoğan ve Bahçeli bir araya gelerek bir dönem Kürtlere yumuşak yaklaşma kararı aldılar. Devlet Bahçeli’nin Meclis’te DEM Partililerle tokalaşması ve tüm Kürtlerin dikkate aldığı Abdullah Öcalan’a çağrı yapmasının arka planının böyle olduğu anlaşılıyor. Zaten AKP-MHP yandaş basınının yayınlarına bakıldığında Kürtlerle bir barışın amaçlanmadığı görülür.

Hakan Fidan, İmralı’da yürütülen görüşmelere yönelik ifadelerinde açıkça oradaki görüşmeler önemli değildir, dedi. Abdullah Öcalan’ın söylediklerinin örgüt tarafından farklı uygulandığını belirterek, İmralı ile Kandil arasında bir örgüt dili olduğunu söyleyip görüşmelerin kendileri için bir anlamı olmadığını ifade etmiştir. Kendisinin söyledikleriyle iktidarın politikaları arsında bir fark olmadığını da vurgulamıştır. Böylece Hakan Fidan, başından beri süreç karşıtı yaklaşımının esas olarak iktidarın görüşü olduğunu itiraf etmiştir.

Tüm bunlar AKP-MHP iktidarının barış ve demokratikleşme konusunda bir adım atmayacağının ifadeleri olmaktadır. Mevcut süreci sonlandırıp saldırıları artıracaklar, bunu da Kürt siyasi güçlerinin üzerine atacaklar! Şu anda izlenen politikalar böyle bir durumun yaratılmak istendiğini göstermektedir.

Meclis’te bir komisyon oluşturulmuştur. Bu komisyon da AKP-MHP iktidarının politika ve yaklaşımını kamufle eden bir oyuna dönüşmüştür. Hala barış ve demokratikleşme için hiçbir adım atmamıştır. Bırakalım adım atmayı, böyle bir adımın ortamını yaratma çabası içinde de olmamıştır. Komisyon üyelerinin İmralı ile yaptığı görüşme tutanaklarının görüşmeden sonra yayınlanmadığı bilinmektedir. Birkaç gün önce konuşmaların bağlamından ve bütünlüğünden koparılarak yayınlanması da komisyonun amacının barış için bir şeyler yapmak olmadığını göstermektedir. İmralı görüşmesinin böyle yansıtılması ve sonrasında Devlet Bahçeli’nin Kürt halk önderine gönderdiği bir hediyeye karşılık gönderilen kilim üzerinden yapılan değerlendirmeler bir siyasi suikast biçimine dönüşmüştür. Kürt halkının baş müzakerecim dediği, büyük bağlılık gösterdiği bir önderin itibarına yönelik bu saldırılar bir özel savaş merkezi tarafından yürütülmektedir. Bazı Kürtler de bu özel savaşın aracı olarak Kürt halk önderinin itibarına yönelik saldırıya katılmaktadırlar.

50 yıldan fazladır Kürt halkının mücadelesine önderlik eden ve halkın büyük bağlılık gösterdiği bu önderliğin etkisini zayıflatmak için saldırılar yürütülmüştür. Bu önderlik için neler neler söylenmemiştir! Bu önderliğin 50 yıldır bu halk için yaptıklarını mitolojilerde ifade edilen zalim tanrılar bile inkâr edemez. 27 yıllık zindanda nasıl bir duruş ve mücadele yürüttüğünü en iyi Kürt halkı bilmektedir. Bu önderlik üzerinde 27 yıllık ağır bir tecrit varsa bu başlı başına nasıl bir mücadele ve duruş içinde olduğunu gösterir. Özcesi güneş balçıkla sıvanmaz.

Türk devletinin özel savaş merkezinin bu önderliğin halk ve demokrasi güçleri üzerindeki etkisini yıpratmak için özel bir çaba harcadığı anlaşılmıştır. Bu gerçek bilinerek bu kara propaganda ve itibar suikastına karşı Kürt halkı Önderliğini daha fazla sahiplenmelidir. Rojava’ya saldırının bir yanı da Rojava’daki devrimin temelini atan Önderliğe yönelik olmasıdır. Bu önderliğin yürütmek istediği barış ve demokratik toplum sürecinedir. Kürt halkı ve demokrasi güçleri bu gerçekliği de görmelidir. Bu açıdan Rojava’ya yönelik saldırıya karşı mücadele etmek aynı zamanda barış ve demokratik toplum sürecine ve bu süreci yürüten önderlerini sahiplenmek olmaktadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çetin Arkaş: Tarihi değiştiren liderler geç anlaşılır

Sonraki Haber

Küresel anti-Kürt ittifak veya bir halkın makûs talihi

Sonraki Haber

Küresel anti-Kürt ittifak veya bir halkın makûs talihi

SON HABERLER

Gençler Xaçort ve Köyiçi mahallelerinde Rojava için yürüdü

Yazar: Bedri Adanır
27 Ocak 2026

Amûdê ve Dêrik halkı Kobanê zaferinin yıl dönümünde eylemde

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
27 Ocak 2026

Adana’da gençler Rojava’ya saldırıları yürüyüşle protesto etti

Yazar: Bedri Adanır
27 Ocak 2026

Amerikalı Gazeteci: Kürtler yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
27 Ocak 2026

Kadının teşhisi de yok

Yazar: Bedri Adanır
27 Ocak 2026

Söz sırası eylemde, söz sırası mavzer arkadaşta

Yazar: Heval Elçi
27 Ocak 2026

Yağma için ‘Enerji Akademisi’ kayda başladı!

Yazar: Heval Elçi
27 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır