Sokaklara çıkan gençler, meydanları dolduran kadınlar kurtuluşun birlikte hareket etmekten geçtiğini görmekte ve ‘bu defa farklı, bu kez kazanacağız’ diyerek direnişi esas almaktadır. Halkların sloganları bundan dolayı ortaklaşmaktadır: Ne Şah ne de Ayetullah, Özgür, demokratik İran!
Ali Sinemilli
Venezuela devlet başkanının bir askeri operasyonla kaçırılması ve ardından Trump başta olmak üzere ABD’li yetkililerden yapılan açıklamalar, İran ile ilgili tartışmaları oldukça büyütmüş durumda. Malum, Rojhilat Kürdistan- İran’da onuncu günü geride bırakan protestolar gerçekleşiyor. Bu protestolar gün geçtikçe daha fazla şehirde ve her kesimden insanın katılımına dayanıyor.
Eylemlerde atılan sloganlar, dile gelen talepler geçmiştekilerle benzerlikler taşısa da, bu sefer idam rejiminin elinin çok daha zayıf olduğu konusunda genel bir hemfikirlik söz konusu. İşin gerçeği, dini lider Xamaney bilindik açıklamalarından birini yaptı. Yine üst perdeden konuştu ve halkı tehdit etti. Fakat Xamaney’e nazaran cumhurbaşkanının açıklamaları ortamı yumuşatma amacı taşıyan, bu biçimde yorumlanan bir mahiyet taşıdı.
İran yönetiminden gelen her iki değerlendirmeyi de izlenen siyasetin bir yansıması olarak değerlendirmek mümkün. Yani bir yandan devletin zor gücüne vurgu yapılıp ayağa kalkan toplum korkutulmak istenirken diğer yandan güya topluma hak verildiği söylenerek zaman kazanma amaçlanıyor.
Elbette, esas olan yapılan açıklamalar değil sahada yaşananlar oluyor. Hali hazırda, Rojhilat Kürdistan- İran’ın geneline yayılan eylemlere rejimin sert müdahalesi devam ediyor. Şu ana kadar gelişen eylemlerde onlarca şehit, yüzleri, binleri bulan gözaltı ve tutuklamalar söz konusu. Rejim daha öncesinde olduğu gibi bu eylemlerde de halkın üzerine tüm zor araçları ile gitmekte, katliamlara başvurmakta, yoğun gözaltı- tutuklamalar ile halkın geri adım atmasını sağlamaya çalışmaktadır.
Fakat buna rağmen, eylemlerin yaygınlığı giderek artıyor ve nitelik değiştiriyor. İlk günlerde belli şehirlerde gerçekleşen eylemler peyderpey tüm İran coğrafyasını etkisi altına almış durumda. Yanı sıra, birçok şehirde halkın öz savunma çerçevesinde rejim güçleriyle karşı karşıya geldiğine ilişkin görüntüler yansıyor. Eyleme kalkan halkın bırakalım geri adım atmasını tersinden daha fazla rejim ile kavgaya tutuşan onu geriletmeyi hedefleyen bir yaklaşımı öne çıkıyor.
Diğer yandan, Rojhilat Kürdistan’lı örgütlerden gelen açıklamalar eskiye oranla daha hazırlıklı olunduğuna dair işaretler veriyor. ‘Rojhilat Kürdistan Partileri Arası İşbirliği ve Diyalog Merkezi’nden yapılan ‘ortak ve etkili eylemlerin gerekliliği’ konusundaki kararlaşma bunu gösteriyor.
PJAK Yönetim Konseyi Üyesi Rebwar Abdanan’ın “biz eylemlerin bir parçası değil, öncüsüyüz” değerlendirmesi mevcut durumu anlamak açısından önemli bir veri sunuyor. Bilindiği üzere, PJAK, Rojhılat Kürdistan- İran’da gerçekleşen ve bütün dünyanın dikkatini çeken ‘Jin Jiyan Azadi’ eylemlerinin de öncü gücüydü. Bu eylemlerin kitleselleşmesi ve bütün İran’ı kapsamasında PJAK’ın hayati bir rol oynadığı biliniyor.
PJAK başta olmak üzere Rojhilat Kürdistanlı örgütlerin, yine İran’daki farklı örgüt ve yapıların yaptıkları açıklamalar bu defa hem örgütlü yapıların hem de halkın daha organize olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla şunu söylemek mümkün; ne Xamaney’in tehditleri ne de Pezeşkiyan’dan gelen yumuşak mesajlar eylemlerin gidişatını etkiliyor. Belirleyici olan, halkın var olan rejimden kurtulmak için adım adım ördüğü yol oluyor.
Rojhilat Kürdistan-İran halkları rejimin eski prestijli günleri geride bıraktığını görmekte, yaşadığı sıkışmanın düzeyini anlamaktadır. Yakın zamanda gerçekleşen İsrail- ABD saldırısı her ne kadar askeri hedefler barındırsa da, bu saldırıların en fazla da rejime dönük psikolojik bariyerlere darbe indirdiği görülmektedir. Aşılmaz, darbe yemez denilen ‘İran İslam Cumhuriyeti’ gelişen bu saldırılar karşısında ayakta durmakta zorlanmış, askeri olarak varlık gösteremez hale gelmiştir. İsrail’e dönük gerçekleşen hedefi belli olmayan füze saldırılarının rejimin prestijini kurtarmaya yetmediği aşikârdır.
Hal böyleyken, halkı tehdit ederek susturacağını, sindireceğini düşünmek, içerde yaşanan büyük ekonomik buhrana rağmen sahte ekonomik paketler açıklamak, dönemsel olarak bile rejimi kurtaramayacaktır.
Rojhilat Kürdistan- İran halkları rejimin yürüttüğü psikolojik savaş ile kendisini ayakta tutmaya çalıştığının bilincindedir. Kürt- Fars, Belüç, Azeri, Arap halkları bu rejimin yaşadıkları sorunlara bir çare üretmediğini bugün her zamankinden daha fazla bilmektedir.
Bundan dolayı, yumuşak ya da sert, yönetimden gelen söylemlere kulak vermemekte, gelişen saldırılardan ürküp sokakları meydanları terk etmemektedir.
Sokaklara çıkan gençler, meydanları dolduran kadınlar kurtuluşun birlikte hareket etmekten geçtiğini görmekte ve ‘bu defa farklı, bu kez kazanacağız’ diyerek kesintisiz direnişi esas almaktadır. İşte gerek Kırmaşan ve İlam’da gerekse de Tahran ve İsfahan’da ayağa kalkan halkların sloganları bundan dolayı ortaklaşmaktadır: Ne Şah ne de Ayetullah, Özgür, demokratik İran.









