• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
10 Mart 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Murat Çakır

‘Sacrificium intellectus’

20 Mart 2022 Pazar - 00:00
Kategori: Murat Çakır, Yazarlar

Murat Çakır

Başlık Latince ve “aklın kurban edilmesi” biçiminde Türkçeye çevrilebilir. Önceleri teolojik dogmalar için kullanılan bu terim, Max Weber’in bir makalesiyle siyasi tartışmalarda da kullanılır olmuş. Terim genel olarak entelektüeller arasında insanın kendi aklını/düşüncesini gönüllü olarak otoritenin veya bir muktedirin boyunduruğu altına soktuğunu anlatmak için kullanılmakta. Bugün ise bu terimi tam bu anlamda burjuva medyası, liberalleri ve reformist sol için kullanabiliriz. Çünkü akıllarını “otoritenin kulu” hâline getiren ve derin uykuya daldıran çokça yaklaşım mevcut – bilhassa Almanya’da!

Almanya reformist solu içinde “Ukrayna’ya yardım” gerekçesiyle Scholz hükümetinin karar altına aldığı 100 milyarlık silahlanma bütçesine onay vermek isteyen meczupları bir yana bırakıp, “ah o güzelim demokratik değerleri” savunanlara bir bakalım: Ukrayna’daki neofaşist “Azov birliklerini” ve Alman faşizminin sadık işbirlikçisi Stephan Bandera’nın mezarına çelenk bırakan ve savaş yaygarasıyla tanınan Ukrayna’nın Almanya büyükelçisi Melnyk ile, savaşı durdurma olanaklarını bilerek kullanmayan Selensky’yi “kahraman” ilân eden burjuva medyası ve liberalleri, sadece kendilerininki değil, sanki tüm insanlığın aklı tatile çıkmış gibi davranıyorlar.

Örneğin Herfried Münkler gayet ciddi (!) bir öneride bulunuyor: “ABD ve Britanya nükleer denizaltılarına Ukrayna bayrağı takarak, Ukrayna başkanının komutası altına sokarlarsa barış sağlanabilir” diyor. Ve ardından “bir nükleer savaşın bölgesel olarak sınırlandırılabileceğini” iddia ediyor. Hani bu görüşleri komplo teorileri üreten gayri ciddi internet sayfalarında okusaydık, güler geçerdik. Ancak Alman devlet aklını temsil eden medya sayfalarında veya hükümetin finanse ettiği strateji enstitülerinin belgelerinde okuyunca, kahramanlık romantizmi ile irrasyonalitenin Alman burjuva “elitlerinin” arasında ne denli kökleştiğini düşünmek zorunda kalıyoruz.

Sorun sadece bir yazarın veya araştırma görevlisinin aşırıya kaçması değil. Aksine Alman devlet aklının nükleer savaşın “kazanılabileceği” opsiyonunu gözden geçiriyor oluşudur. Nükleer silahları taşıyabilen modern F 35 savaş uçaklarının satın alınma kararından nükleer katılım taleplerine dek çeşitli adımlarla Almanya’nın “güçlülerin hegemonyal siyasetine” yönelmekte olduğunu görmekteyiz.

Hukukun değil, güçlünün üstünlüğü siyasetinin, yani emperyalist egemenlik için Orman Kanunları’nın toplumsal kabulü içinse etkin bir ideolojik Aura gerekmektedir, ki bunu yaratma görevi aklını gönüllü olarak Alman emperyalizminin hizmetine sokanlara verilmiştir. “Devlete ve ulusa sadakat” veya “vatan için feragat” gibi söylemler ve “demokrasiyi ve insan haklarını koruma” gerekçesiyle Avrupa toplumlarının aklı uyuşturulmak, “vatan cephesinde” mezarlık sessizliğinin hâkim kılınması istenmektedir. Kadim antikomünizm ile Rus düşmanlığının tuzağına düşerek, egemen sınıflara eklemlenen reformist Almanya solu ise emperyalizmin faydalı aptalı rolüne layık görülmektedir. Alman emperyalizmi NATO basınının yanı sıra NATO entelektüelleri de yaratarak, dünyanın yeniden paylaşımındaki konumunu güçlendirmeye çalışmaktadır.

Willy Brandt’ın çalışma arkadaşlarından ve SPD’nin önemli isimlerinden olan Egon Bahr 2013’te lise öğrencilerine “Uluslararası politikada söz konusu olan demokrasi ve insan hakları değil, çıkarlardır. Tarih derslerinde size ne anlatırlarsa anlatsınlar, bu gerçeği aklınızda tutmalısınız” öğüdünü vermişti. Savaşın vahşetini doğrudan yaşayıp, kendi bedeninde deneyimleyen böylesi burjuva siyasetçilerinin artık olmadığı günümüzde aklını kurban edenlerin bu denli yaygınlaşmış olması, fazlasıyla ürkütücü. Aydınlanma, bilgilenme, her daim sorgulama ve en önemlisi örgütlenerek asıl düşmana karşı savaşma ise bu ürkütücü gerçekten tek çıkış yoludur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Newroz, ezilenler ve ‘ezikler’

Sonraki Haber

Anlaşılamayan Kürt sorunu

Sonraki Haber

Anlaşılamayan Kürt sorunu

SON HABERLER

Savaşın hangi tarafındayız?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2026

Kadınlar herkesi kurtarıyor

Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2026

Silahı kim bıraktırıyorsa muhatap odur

Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2026

Savaşın tahribatı: Ekoloji, tarım ve gıda

Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2026

‘Kadın özgür olmadan hiçbir şey özgür olmuyor’

Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2026

Kadınla yeni özgür yaşama

Yazar: Yeni Yaşam
10 Mart 2026

Trump: Savaş büyük ölçüde tamamlandı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır