Saddam Hüseyin’in kızı Raghad Saddam Hüseyin’in Ahmed Şara ile görüşmesinin yankıları sürerken, akademisyen Kamuran Berwarî, ‘Saddam’ın kızı kendisini Irak’a yapılacak müdahale sonrasına hazırlıyor. Ancak bu mümkün değil. Irak halkları değil Saddam’ın kızı hiçbir Baas’çının Irak’ta yönetici olmasına müsaade etmezler’ dedi
Arapça Fox Press sitesinin, devrilen Irak Baas rejimi eski başkanı Saddam Hüseyin’in kızı Raghad Saddam Hüseyin’in 16 Ocak’ta Şam’da Ahmed Şara ile İngiltere ve Ürdün’ün kontrol ve gözetiminde görüştüğü yönündeki haberinin yankıları sürüyor. Görüşmeyi doğrulayan Suriye Ulusal Kurtuluş Partisi Başkanı Muhammed Muwalid, Raghad Saddam Hüseyin’in Şara ile görüşmesinden sonra, Şam’da İsrail heyeti ile de görüştüğünü belirtti.
Görüşmenin ortaya çıkması ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 10 Şubat tarihinde çıktığı bir televizyon programında Şengal’a dönük tehditlerinin bağlantılı olduğu yönünde yorumlar yapıldı. Irak’ta Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın, Federe Kürdistan Bölgesi’nde ise hükümetin aylar geçmesine rağmen kurulamaması okların Irak’a çevrildiği teorilerini güçlendiriyor.
Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Siyaset ve Demokratik Düşünce Akademisi Başkan Yardımcısı Kamuran Berwarî, Raghad Saddam ve Ahmed Şara arasındaki görüşmeyi, görüşmenin Irak ve Federe Kürdistan Bölgesi’ne yansımaları hakkında konuştu.
‘Tekrar siyasal İslam’ın etkisine koymak için adımlar atılıyor’
Ortadoğu’da etkisini artırmak isteyen Şii ittifakına karşı Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Türkiye tarafından oluşturulmak istenen Sünni ittifakının devrede olduğunu belirten Berwarî, “Eskiden Saddam devrilmeden önce Irak’ta olan bazı Sünni önde gelenler Saddam’dan sonra Ürdün, Türkiye, Katar ve bazı Avrupa ülkelere giderek buralarda geri dönmek üzere eğim gördüler. Bölgeyi tekrar siyasal İslam’ın etkisine koymak için adımlar atılıyor. Bunun gerçekleşmesi için uzun zamandır hazırlıklar yapılıyor. Hazırlıklar kapsamında Türkiye’nin kontrolünde Suriye plana dahil edildi. Saddam’ın kızının Şara ile görüşmesi bu kapsamda oldu. Saddam’ın kızı kendisini Irak’a yapılacak müdahale sonrasına hazırlıyor. Ancak bu mümkün değil. Irak halkları katliamlar yaşadı, değil Saddam’ın kızı hiçbir Baas’çının Irak’ta yönetici olmasına müsaade etmezler” dedi.
‘Irak’ta Şii yönetiminin tasfiye edilmesi gerekiyor’
Irak’ta etkin olan Şii yönetime karşı Sünni bir ittifakın örgütlendirildiğine dikkati çeken Berwarî, “2003 yılından bu yana Irak’ta yönetimler Şii, Sünni ve Kürtler arasında paylaşılıyor. Ancak şimdi bölgede İran’ın zayıflatılması için Irak’ta Şii yönetiminin tasfiye edilmesi gerekiyor. Bunu isteyen ABD başta olmak üzere batı devletleridir. Bunun içi bölgede bulunan Sünni devletleri ikna etmeye çalışıyorlar. Batı devletleri kendi çıkarları için bir arayış içinde. Irak Başbakanı daha belirlenmedi. Kendi çıkarlarına uygun olmayan bir isme izin vermeyeceklerini açıkladılar. Şii olacaksa bile batının çıkarlarını savunacak bir Şii olsun istiyorlar. Aynı zamanda Kürtlerde henüz Cumhurbaşkanı’nı belirlemediler. Krizlerin büyümemesi için Kürtlerin Cumhurbaşkanı adayını belirlemeleri gerek. Nuri el-Maliki’nin yeniden Başbakan olması durumunda Irak’ı karanlık günler bekliyor. Ekonomisi daha kötüye gideceği gibi, yüzde yüz saldırılar da olacak” diye konuştu.
‘Ürdün, İsrail için bir ileri karakol görevi görüyor’
Saddam’ın kızı ile Ahmed Şara arasında yapılan görüşmelerin İngiltere ve Ürdün gözetiminde yapılmasına değinen Berwarî, “Ürdün, İsrail için bir ileri karakol görevi görüyor. Her zaman Ürdün batı devletlerinin çıkarlarını savundu. Son 300 yılda Ortadoğu’da değişen haritalar hep İngiltere gözetiminde değişti. 21’inci Yüzyılda da İngiltere bu rolünü sürdürüyor. Zaten bir önceki yüz yılda bunun hazırlıklarını yaptılar. Ortadoğu’da barışı, huzuru, kardeşliği savunan güçleri (PKK, Kürt Özgürlük hareketi) tasfiye etmek için ellerinden geleni yaptılar. Sahte bir siyasal İslam yaratarak devletleri kendi çıkarları için dizayn ettiler. İslam adına hükmediyorlar ancak toplumu hep geriye götürüyorlar. Halklar arasında ayrımcılıkları derinleştiriyorlar. İngiltere’nin çıkarları doğrultusunda bunu yapıyorlar. Sadece ‘tüccarlar’ bu siyasetten fayda görüyor. Bu tüccarlardan biri de Ürdün’dür. Suriye’de bu tüccarlığa hazırlanıyor. Şara, İngiltere, Fransa, ABD ve İsrail’in desteği ile Şam’a getirildi. Ancak Şara’nın bu tüccarlık girişimi dönüp dolaşıp yine sahiplerini vuracak. HTŞ içinde yer alan örgütler İsrail, İngiltere, ABD ile bir ticaret yapmaktan ziyade onları yerle bir edip yok etmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Hakan Fidan’ın tehditleri gerçektir’
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçtiğimiz günlerde Şengal’e dönük yaptığı tehditler ile Saddam’ın kızı ve Ahmet Şara arasında gerçekleşen görüşmenin bağlantılı olduğunun altını çizen Berwarî, devamında şunları söyledi;
“Rojava’da her şeye göz göre göre yapıldı. Uzun zamandır bu saldırıların hazırlıkları yapıldı. Rojava’da Demokratik Özerk Yönetim’i ve Abdullah Öcalan’ın paradigmasının etkilerini kaldırmak için saldırdılar. Ortadoğu’da halkların bir arada, eşit, özgür yaşamasını istemiyorlar. Bu komplonun merkezinde Türkiye var. QSD yenilseydi bugün Başur adına bir şeyden bahsedemezdik. Kürdistan mücadelesi 4 güç ile bağlantılıdır. Birincisi gerilla, ikincisi QSD, üçüncüsü peşmerge, dördüncüsü ise Rojhilat’ta bulunan peşmerge güçleri. Kürtler hiçbir şekilde silah bırakmamalı. Hakan Fidan’ın tehditleri gerçektir, hakikattir sadece tehdit değildir. Bunun için gruplar hazırlanmış ve birçok yere yerleştirilmişlerdir. Amaçları; Şengal Dağı’nı işgal ederek Şengal’in özerkliğine son vermek. Zap’ta Gerilla’ya saldırmak için stratejik yollar yapıyorlar. Kürtler bu saldırılara karşı birlik temelinde cevap vermesi gerek. Türkiye Federe Kürdistan Bölgesi’ni işgal etmek gibi bir adım atarsa bu şüphesiz Türkiye için bir facia olur. Bu Türkiye’de yaşayan hiçbir halkın çıkarına olmaz. Türkiye’nin önünde barıştan başka bir yol yok. Ortadoğu içi en gerçekçi projeler Sayın Öcalan’ın projeleridir. Bu gerçeği bütün batı devletleri görmeli.”
Haber: Emrullah Acar \ MA









