• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Sahne ışıkları altında emperyalizm

13 Şubat 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Manşet, Özel

Latin Amerika’da konser artık sadece müzik değildir: Kimlik üretir, aidiyet duygusu yaratır, politik öfkeyi estetikleştirir. Dans eden bedenler yalnızca eğlenmez; küresel dolaşıma entegre olmuş bir Latin öznenin üretimini temsil eder

Osman Damla

Super Bowl 60’ın devre arası gösterisi, maçın Seattle Seahawks’ın 29–13’lük üstünlüğüyle tamamlandığı gecede California Santa Clara’da 8 Şubat 2026 tarihinde saatler 20.00’i vurduğunda kültürel ve politik bir müzikal şok gerçekleşti. Bu şapkadan kötü tavşanın çıktığı Levi’s Stadium’daki performansın merkezinde Bad Bunny vardı. Gösteri karanlık bir sahnede, dev LED ekranlarda Porto Riko kıyılarını ve Karayip renk paletini yansıtan görsellerle başladı. Açılışta yüksek tempolu bir giriş yaparak Latin trap ritimleriyle stadı ayağa kaldırdı. Sahne tasarımında palmiye siluetleri, mahalle estetiğini andıran sokak lambaları ve devasa bir Porto Riko bayrağı koreografiye entegre edildi. Dansçılar reggaeton ve dembow altyapısıyla senkronize, sert ve enerjik bir koreografi sundu.

Setlist büyük ölçüde sanatçının küresel hitlerinden oluştu. “Tití Me Preguntó”, “Safaera” ve “Me Porto Bonito” gibi parçalarla tempo yükselirken, orta bölümde daha melodik bir geçiş yaparak romantik tonlara yer verdi. Şarkı geçişleri DJ kesmeleri yerine canlı enstrüman dokunuşlarıyla bağlandı; Latin perküsyon grubu sahnede aktif rol aldı. Bu bölüm, performansın sadece popüler değil kültürel bir anlatı taşıdığı hissini güçlendirdi.

Sürpriz konuklar gecenin en çok konuşulan anlarındandı. Ricky Martin sahneye çıktığında stadyumun enerjisi zirve yaptı; klasik Latin pop koreografisiyle kısa ama etkili bir düet gerçekleşti. Lady Gaga’nın katılımı ise Anglo-Latin pop köprüsü olarak yorumlandı. İki sanatçı İngilizce ve İspanyolca sözlerin iç içe geçtiği özel bir düzenleme sundu. Geleneksel Porto Rikolu müzisyenlerin sahneye dahil edilmesiyle final bölümü folklorik bir kutlamaya dönüştü.

Dil politiktir

Görsel olarak dron ışık gösterileriyle gökyüzüne Porto Riko haritası yansıtıldı. Finalde konfeti yağmuru ve havai fişeklerle birlikte yüksek tempolu bir kapanış yapıldı. Kamera açıları özellikle kalabalığın coşkusunu ve dans eden seyircileri göstermeye odaklandı; bu da performansın kolektif bir Latin kutlamasına dönüştüğü izlenimini güçlendirdi. Yayın verilerine göre devre arası gösterisi, maçın kendisine yakın hatta bazı segmentlerde daha yüksek izlenme oranlarına ulaştı. Dijital platformlarda klipler saatler içinde yüz milyonlarca görüntülenme aldı. Böylece gösteri yalnızca spor tarihine değil, popüler kültür ve kimlik temsili tartışmalarına da damga vurdu

Super Bowl 60 devre arası gösterisi aslında biçimsel olarak bir pop performansıydı; fakat yapısal olarak üç katmanlı bir anlatı kurdu: temsil, ritim ve mekân siyaseti. Öncelikle mekân meselesine bakıldığında Super Bowl, ABD’nin en yüksek sembolik yoğunluğa sahip televizyon gösterilerinden biri. Haliyle maçlarda ulusal birlik, askerî gösteri, ticari güç ve Amerikan rüyası aynı anda sahnelenir. Böyle bir mekânda Bad Bunny’nin başrol alması, yalnızca müzik tercihi değil, temsiliyet tercihini de tartışmalı hale getirdi. Çünkü bu sahne, Amerikan kimliğinin yeniden ve yeniden üretildiği bir alan. Bad Bunny burada Anglo-Amerikan merkezli pop geleneğini değil, Karayip-İspanyol bir estetiği merkeze taşıdı.

Konserin ikinci katmanı dildeki farkıydı. Performansın büyük bölümü İspanyolcaydı. Bu tercih sembolikti. Küresel pop piyasasında İngilizce hâlâ hegemonik dil olduğu hepimizce malum. Super Bowl gibi “ulusal” bir Amerikan etkinliğinde İspanyolcanın dominant olması, ABD içindeki demografik dönüşümün kültürel karşılığı. Yani bu yalnızca bir şarkı dili değil, nüfus siyasetiyle ilişkili bir görünürlük meselesidir.

Üçüncü katman sahne estetiği. Gösteri minimalist bir Amerikan pop sahnesi değil; Karayip mahalle estetiği, sokak kültürü, Latin perküsyonu ve kolektif dans figürleriyle kuruldu. Bu, bireysel yıldız merkezli Amerikan sahne anlayışından farklı olarak kolektif bir enerji üretti. Dansçılar yalnızca fon değil, anlatının parçasıydı. Bu durum performansı bir “Latin kutlaması”na dönüştürdü. Müzikal akış da bilinçliydi. Yüksek tempolu trap ve reggaeton parçalarıyla başlayan gösteri, orta bölümde daha melodik ve romantik geçişler yaptı, finalde tekrar kolektif ritme döndü. Bu dramaturji, coşku–duygu–kutlama hattında ilerleyen bir yapı kurdu. Yani performans yalnızca hit şarkı sıralaması değil, ritmik bir anlatıydı.

Konuk sanatçıların varlığı da stratejikti ve bilerek seçilmişti. Anglo pop figürü ile Latin ikonunun yan yana gelmesi, kültürel melezliği görünür kıldı. Bu, çatışma değil hibritleşme estetiğiydi. Merkez ile çevre aynı sahnede eşit görünürlük kazandı.

Görsel tasarımda Porto Riko sembollerinin kullanımı, performansı etnik folklor düzeyine indirgemedi; aksine diasporik kimliği merkezileştirdi. Bu, “azınlık temsili” değil, “çoğul Amerikan kimliği” iddiası olarak okunabilir.

İzlenme oranlarının maçla yarışması, devre arası gösterisinin artık sporun eklentisi değil, bağımsız bir kültürel olay olduğunu gösteriyor. Super Bowl sahnesi günümüzde popüler kültürün en yoğun küresel vitrini. Bad Bunny bu vitrini Latin estetiğiyle doldurdu.

Analitik olarak bakıldığında konser üç şeyi aynı anda yaptı:

Latin kimliğini ABD’nin merkez sahnesine taşıdı.

Küresel müzik endüstrisinin ağlarını maksimum görünürlük için kullandı.

Kimlik, ritim ve estetiği ticari mega-etkinlik formatına entegre etti.

ABD haydutluğu

Peki, ABD’nin Latin Amerika’ya yaklaşımı değişti mi? Yoksa biçim mi değiştirdi? Bir Bad Bunny konseri üzerinden yeni emperyal stratejiyi okumak mümkün mü? ABD’nin Latin Amerika’ya yaklaşımı uzun süre “arka bahçe doktrini” ile tanımlandı. Monroe Doktrini’nden CIA destekli darbelere uzanan tarihsel çizgide mesele nettir: güvenlik, kontrol ve müdahale.

Bu yaklaşımı üç aşamada okumak mümkün:

Askerî müdahale ve darbe dönemi

(Guatemala 1954, Şili 1973 ve Soğuk Savaş müdahaleleri)

Neoliberal entegrasyon dönemi

(IMF programları, NAFTA, serbest ticaret anlaşmaları)

Kültürel hegemonya ve platform kapitalizmi dönemi

Bugün üçüncü aşamadayız.

CIA dosyalarının yerini Spotify algoritmaları aldı. Pentagon’un gölgesini Netflix ana sayfası tamamladı. Ve artık bir konser, diplomatik bir ziyaretten daha fazla sembolik güç taşıyabiliyor. Bad Bunny yalnızca bir pop yıldızı değildir. Porto Rikolu oluşu başlı başına politik bir göstergedir. Porto Riko ABD’ye bağlıdır, ancak tam anlamıyla bağımsız değildir. Bu ara konum, Latin Amerika’nın ABD ile ilişkisini simgeler. Bad Bunny, ABD merkezli kültür endüstrisinin içinden yükselir. Latin kimliğini ve İspanyolcayı küresel piyasada görünür kılar. Direniş estetiğini sahneye taşır. Fakat tam da bu nedenle iki farklı okuma ortaya çıkar. Öncelikle İspanyolca küresel pop piyasasını domine eder. Anglo-Amerikan merkezli kültürel üstünlük kırılır. Latin kimliği küresel görünürlük kazanır. Bu perspektife göre Bad Bunny, kültürel bağımsızlığın simgesidir. Latin kültürü küresel kapitalizme entegre edilir. Direniş estetiği metalaştırılır. Latin gençliği ABD merkezli kültür endüstrisine bağlanır. Burada Gramsci’nin “hegemonya” kavramı devreye girer: Egemenlik zorla değil, rıza ile kurulur. Konser, Latin gençliğin duygusal enerjisini sistem içinde tutan bir rıza mekanizmasına dönüşebilir. Frankfurt Okulu düşünürleri Adorno ve Horkheimer’a göre kültür artık spontane değil, endüstriyel üretimdir. Farklılık bile standartlaştırılır. Bad Bunny sahnesinde direniş estetiği vardır. Ama o estetik küresel dağıtım ağları üzerinden dolaşır. Öfke playlist’e eklenir. İsyan sponsorlu turne olur.

Devlet yaşamı da yönetir

Foucault’nun biyopolitika kavramı modern iktidarın yalnızca toprakları değil, yaşamı yönettiğini söyler. Latin Amerika tarihsel olarak darbeler, krizler ve göçlerle şekillendi. Ancak bugün genç nüfusun duygusal dünyası platform kapitalizmi tarafından düzenleniyor. Konser artık sadece müzik değildir: Kimlik üretir, aidiyet duygusu yaratır, politik öfkeyi estetikleştirir. Dans eden bedenler yalnızca eğlenmez; küresel dolaşıma entegre olmuş bir Latin öznenin üretimini temsil eder. Bad Bunny bu ağın estetik yüzlerinden biri mi yoksa bir direniş sembolü mü? Bad Bunny konseri bu nedenle yalnızca bir müzik etkinliği değildir. O, ABD’nin Latin Amerika ile kurduğu yeni ilişkinin estetik bir özetidir: Direnişi içerir ama sistemi içinde tutar. Kimliği görünür kılar ama piyasaya bağlar. Özgürlük hissi üretir ama ekonomik entegrasyonu derinleştirir.

Bad Bunny kimdir?

Bad Bunny, gerçek adıyla Benito Antonio Martínez Ocasio, 10 Mart 1994’te Porto Riko’da doğmuş bir Puerto Rikolu şarkıcı, rapçi, söz yazarı, yapımcı ve sanatçıdır. Reggaeton, Latin trap ve müzik sahnesinde música urbana denilen akımlarla tanınır ve Latin trap’in kralı olarak anılır. 2016’da SoundCloud üzerinden yayımladığı “Diles” ile dikkat çekti; kısa sürede uluslararası üne kavuştu ve Billboard listelerinde başarılar elde etti. Albümleri arasında X 100PRE, Un Verano Sin Ti ve Debí Tirar Más Fotos gibi eserler vardır; 2026’da Debí Tirar Más Fotos ile ilk defa tamamen İspanyolca bir albümle Grammy Album of the Year ödülünü kazandı — bu bir ilkti. Ayrıca altı Grammy ve çok sayıda Latin Grammy ödülü kazanmıştır. Bad Bunny, kültürel kimliğini sahnede ve medyada vurgulayarak Porto Rikolu ve Latin Amerikalı kimlikleri küresel popüler kültürde görünür kılmıştır. 2026 Super Bowl ara gösterisinde İspanyolca performansıyla da dikkat çekti ve müzik dışında bazen oyunculuk ve profesyonel güreş gibi farklı alanlarda da yer aldı.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürtler: Yeni Ortadoğu ve kirli hesaplar

Sonraki Haber

Türkiye’nin strateji yoksunluğu

Sonraki Haber

Türkiye'nin strateji yoksunluğu

SON HABERLER

Gülistan’ın failleri belli, tutuklama yok!

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Türkiye’nin strateji yoksunluğu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Sahne ışıkları altında emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Kürtler: Yeni Ortadoğu ve kirli hesaplar

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Diken üstündeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Serhildanlar ve Kürt diplomasisi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Halklar Karavanı aktivisti: Türkiye’de cinsel şiddete maruz kaldık

Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır