Saldırı tehditlerinin her geçen gün arttığını söyleyen Şengal Demokratik Özerk Meclisi Eşbaşkanı Cihan Celo, ‘Saldırılara karşı duracağız’ dedi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şengal’e dönük saldırı açıklamalarının ardından Şengal çevresindeki askeri hareketlilik her geçen gün artıyor. 22 Ocak’ta Irak ordusu, Êzidxan Asayişi ile koordinasyon kurmadan Sinûn beldesindeki Kers Vadisi yolunda askeri noktalar kurmaya başladı. Ayrıca DAİŞ ve silahlı grupların tehditlerinin arttığı bir dönemde Irak ordusu, Şengal’de sivillerin özsavunma amacıyla bulundurduğu silahları toplamaya başladı.
Atılan adımlar, Irak-Türkiye ekseninde Êzidîlere karşı yeni bir saldırı yapılacağı işaretleri olarak değerlendirilirken, Şengal Demokratik Özerk Meclisi Eşbaşkanı Cihan Celo, aynı görüşü dile getiriyor. Cihan Celo, tehditlerin yeni olmadığını ifade ederek, “Bu toplumu yok etmek, soykırımdan geçirmek istiyorlar. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şengal’e dönük tehditlerinden sonra bu tehdit arttı. Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılar sonrası bu tehditlerin dozu arttırıldı. Rojava’da yaşanan saldırılarda Türkiye’nin eli var. Ortadoğu’da kendi planlarını devreye sokmak isteyen uluslararası güçler, Suriye’den sonra Irak ve İran’da benzer müdahaleler yapmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Şengal tehdit altında
Rojava’ya dönük saldırıların 15 Şubat 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan uluslararası komplo ile bağlantılı olduğunu vurgulayan Cihan Celo, “Özgürlük felsefesini yok etmek istediler. 15 Şubat’ta Önderliği Türkiye’ye teslim eden zihniyet ile bugün Rojava’ya dönük saldırılara göz yuman, alan açan zihniyet aynı. Bununla bağlantılı olarak şimdi saldırıların sahası genişletilerek Êzidî toplumunun iradesi tehdit ediliyor. Bunu da Irak ordusunun eliyle yapmak istiyorlar. Her ne kadar tehditler Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından yapılsa da Irak hükümetine bağlı bazı güçler bu tehditlerin gereğini yapmak istiyorlar. DAİŞ’e karşı savaşmış bu toplum bugün saldırı tehditleri altındadır. Şengal bugün büyük bir tehlike altındadır. Bu tehlike 2014 yılında maruz bırakılan tehlikeden daha az bir tehlike değildir. O dönem bir güç (DAİŞ) ile Şengal’e geçmek, ferman yapmak, halkı soykırıma uğratmak istediler, şimdi ise devletlerin eliyle bu yapılmak isteniyor. Bu açık. Yapılan tehditler, saldırı hazırlıkları, Irak ordusunun sessizliği bu planların Irak ordusunun eliyle hayata geçirileceğini gösteriyor” diye konuştu.
‘Kirli planlarını devreye koymak istiyorlar’
Şengal Demokratik Özerk Yönetim ve Êzidxan Asayişi’nin bu güne kadar Irak ordusu ile hiçbir zaman karşı karşıya gelmediğini belirten Cihan Celo, “Burada bulunan asayiş güçleri sadece bu topraklar üzerinde soykırım tehditleri altında bulunan Êzidî toplumunu korumaktır. Bizlerin hedef ve amaçları Şengal’de budur. Neden bugün bu iradeyi zayıflatmak istiyorlar? Çünkü 2014 yılında DAİŞ eliyle yapmak istedikleri soykırım planları boşa çıkarıldı. Saldırılara karşı halk daha fazla örgütlendi ve bir askeri güce sahip oldu. Bu onların planlarını boşa çıkardı. Irak’ta birçok toplum kendi kendini yönetebilir; ancak Êzidî toplumu için buna izin vermiyorlar. Çünkü kendi kirli planlarını devreye sokmak istiyorlar. Irak’ta bir kaos var. Daha başbakan ve cumhurbaşkanı belirlenmemiş. Bu kaostan çıkış yolu olarak Şengal’e müdahaleyi görüyorlar. Hala devlet olduklarını ve güçlerinin olduğunu Şengal’e saldırarak göstermek istiyorlar. Irak hükümeti içinde Türkiye ile bağlantılı isimler var. Şengal, Êzidî toplumunu 2014 yılından önceki toplum değil. Şengal’de kirli planlar amacına ulaşırsa Başûr’un tamamı tehlike altına girer. 15 Şubat komplosunu gerçekleştiren uluslararası güçler Sykes-Picot Anlaşması’nı yenilemek istiyorlar” diye belirtti.
‘74 fermandan geçtik’
“Şengal’e dönük saldırılar Rojava’ya dönük saldırıların iki katı büyüklüğünde olur” diyen Cihan Celo, “Êzidxan hem dili (Kürtçe) hem de inancı (Êzidî) açısından saldırılara maruz kalacak. Buna karşı halkımız uyanık olmalı. Kendi Êzidî asayiş güçlerine sahip çıkmalı, başka güce sırtını yaslamamalı. Êzidî toplumunu tanıyan devletler, buna sahip çıkmalı. Êzidî toplumu, bu tehlike ve saldırıya karşı durmazsa Êzidî diye bir şey kalmayacak. Êzidî şuna Şengal üzerinde yaşamlarını idame ediyorlar. Şengal’de Êzidîler bitirilirse dünyada da Êzidîler biter. Herkes bu topluma sahip çıkmalı ve iradesini tanımalı. Saldırılar ile Şengal’in demografik yapısı değiştirilmek isteniyor. Şengal’den Êzidîleri çıkararak başka kişileri yerleştirmek istiyorlar. Êzidîlerin kanından eli olan Sünnileri buraya yeniden yerleştirmek istiyorlar. Bizler kimsenin evine dönmesine karşı değiliz. Ancak Êzidîlerin kanında eli olanlara karşı tavrımız nettir. Bu toprakları insansızlaştırarak binlerce Êzidîyi katledenleri buraya getirmek istiyorlar. Buna karşı direnecek gücümüz var. Halkımız buna karşı ayakta. Rojava’da halkın kendi öz güçleri etrafında kenetlenmesi gibi biz de öz gücümüz etrafında kenetleneceğiz. Saldırılara karşı duracağız. Şengal’i Êzidî katillerine teslim etmeyeceğiz. Muhatabımız Irak hükümeti. Bu sorunları Irak hükümeti ile çözmek istiyoruz. Şengal’de bulunan güçler meşrudur. Bütün Kürt halk nasıl 2014 yılında Êzidî toplumuna sahip çıktıysa inanıyoruz ki tekrar sahip çıkacak. Êzidîlerin varlığı Kürt halkının varlığıdır. Dost ve düşmanlarımız iyi tanıyoruz. 74 fermandan geçtik. Kim bize sahip çıktı iyi biliyoruz. Kürt halkının güçleri bir kez daha Êzidî toplumuna sahip çıkacak ve bu saldırı tehditleri pratiğe dönüşmenden ortadan kalkacak buna inancımız var” şeklinde konuştu.
Haber: Emrullah Acar / MA









