Elbette serhildanlar tek başına çözüm değildir ancak çözümün önünü açan halk iradesinin diplomatik alana yansımasıdır. Ancak çözümün mümkün olabilmesi için inkar ve imha siyasetinin terk edilerek Sayın Öcalan’ın ortaya koymuş olduğu Demokratik Entegrasyon projesinin hayata geçmesiyle mümkündür
Ali Kalik
Kürt halkının örgütsel ve siyasal tarihinde sokaklar hiçbir zaman yalnızca bir protesto alanı olmadı. Sokaklar sürekli kapatılan siyasal kanalların, inkar edilen kimliğin, soykırıma tabi tutulan kültürün, bastırılmaya çalışılan iradenin, kendini ifade ettiği tek alan oldu. Bu yüzden Kürt coğrafyasında yükselen her serhildan sadece bir tepki değil; örgütlü, tarihi ve politik bir diplomasi olarak okunmalı.
Sokak, Kürt halkı açısından devletlerle kurulamayan eşit ve özgür ilişkinin görevini yapan bir siyasal alandır. Parlamentoların işlevsizleştirildiği, seçilmişlerin tasfiye edildiği, kayyumlarla halk iradesinin gasp edildiği koşullarda serhildanlar, halkın kendi eylemleriyle kurduğu bir muhataplık alanıdır. Bu muhataplık sadece Ankara’ya değil; bölgeye ve uluslararası kamuoyuna da yöneliktir.
Kürt meselesinde klasik diplomasi kanalları hiçbir zaman belirleyici olmadı. Çünkü Kürt halkı, devletlerarası oluşturulan diplomasi masalarına eşit bir muhatap olarak davet edilmedi. Tam da bu nedenle serhildanlar, Kürt özgürlük mücadelesinde alternatif bir diplomatik hat oluşturdu. Serhildanlarda yükselen ses, medya aracılığıyla sınırları aştı; insan hakları raporuna, uluslararası kurumların gündemine ve demokratik, sosyalist ve enternasyonalist dostların vicdanına ulaştırıldı.
1990’ların başında, Kürt halkına dayatılan inkar, imha ve kültürel soykırıma karşı Cizre ve Nusaybin’de başlayan serhildanlar inkar ve imha siyasetinin kırılmasında belirleyici bir rol oynadı. Aynı tarihlerde Avrupa kentlerinde de gelişen serhildanlar Kürt meselesini uluslararası arenaya da taşıdı. Faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, zorunlu sürgünlerle bastırılmak istenen bir halk, serhildanlarla kendini dünya kamuoyuna görünür kıldı. Kürt yoktur söyleminden Kürt realitesini tanıyoruz noktasına gelmek serhildanlarla kabul görüldü. Devletin “güvenlik ve terör sorunu” olarak tanımladığı Kürt meselesi, serhildanlar sayesinde bir hak ve özgürlük meselesi olarak dünya gündemine girdi.
PKK’nin kurucu lideri Sayın Abdullah Öcalan; bir halkın soykırımını sadece önlemedi, devlet olmadan nasıl diplomasi yürütüleceğini, varlık mücadelesinin nasıl ve hangi araçlarla verileceğinin kültürünü de geliştirdi. Kürt Halkı; Apo’cu felsefeyle bugün uluslararası kapitalist moderniteyi dizginleyecek diplomatik ve politik bir düzeye gelmiştir, bunu açık örneklerle biraz açalım.
2014 yılında DAİŞ çeteleri Kobani’ye saldırdığında içerideki direniş kadar Kürt halkının geliştirdiği serhildanlar da Rojava devrimini gerçekleştiren önemli bir mücadele hattıydı. Bu süreçte gelişen serhildanların açığa çıkarmış olduğu diplomasi gücü bölgesel ve küresel ölçekte etkisini ortaya koydu. Kobani kuşatmasına karşı yükselen halk tepkisi, sadece sınır kentlerinde değil, dünyanın dört bir yanında karşılık buldu. Kürt halkının oluşturduğu basınç, uluslararası aktörlerin pozisyonlarını gözde geçirmeye zorladı. Kobani pratiği, silah kadar serhildanların da belirleyici olduğunu gösterdi.
Devletlerin Kürt meselesini yalnızca “asayiş ve güvenlik” kavramlarıyla ele almaları sorunu çözmedi, aksine derinleştirdi. Çünkü görmezden gelinen her serhildan biraz daha uluslararası boyuta taşındı. İçeride yok sayılan hak talepleri serhildanlarla daha çok uluslararası boyut kazandı. Sayın Öcalan devletin bu çıkmazını ve Kürt halkının örgütlü gücünü ve kendi felsefesinin toplumsallaştığını gördüğü için Kürt sorununu demokratik entegrasyon çerçevesinde çözüm manifestosunu ortaya koyarak tıkanan devlet siyasetinin önünü açmak istedi.
Bugün Ortadoğu merkezli gelişen üçüncü dünya savaşı, Türkiye-Suriye hattındaki Kürtlere dönük soykırım yaklaşımları ve Apo’cu hareketin bölgesel denklemdeki rolü düşünüldüğünde serhildanların anlamı daha iyi anlaşılır. Kürtler için artık sadece Türk devletine değil; bölgesel güçlere ve küresel aktörlere seslenilen politik bir alandır serhildanlar. Bu da halkın kendi diplomasisini kurma iradesidir, bu iradeyi de Apo’cu felsefeden almaktadır. Rojava’da dayatılan soykırımdan çözüm masasına dönülmesinin altında yatan gerçeklik özgürlük hareketinin Kürt halkında yaratmış olduğu serhildan kültürüdür. Ancak bu sefer gelişen serhildanların öne çıkan önemli diğer bir mesajı ise dört parçada ve dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan Kürt halkının tüm partilere ulusal birlik çağrısıydı…
Elbette serhildanlar tek başına çözüm değildir ancak çözümün önünü açan halk iradesinin diplomatik alana yansımasıdır. Ancak çözümün mümkün olabilmesi için inkar ve imha siyasetinin terk edilerek Sayın Öcalan’ın ortaya koymuş olduğu Demokratik Entegrasyon projesinin hayata geçmesiyle mümkündür. Çünkü serhildanlar bastırıldığında sönümlenen değil, yeniden kendini örgütleyen ve güçlendiren bir reflekstir.
Sorulması gereken soru açıktır: Kürt halkının, kendi iradesi ve baş müzakereci olarak kabul ettiği Sayın Öcalan’ın ortaya koyduğu çözüm iradesi ve perspektifi dikkate alınacak mı?









