Sağlıkçılar, Kobanê’deki kuşatma sağlık hizmetlerine ulaşmada zorlukların arttığını ve sağlık sorunlarının ağırlaştığını vurgulayarak, kuşatmanın acil olarak kaldırılmasını, bölgeye insani ve sağlık hizmetinin ulaştırılması için Türkiye’nin Murşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmasını istedi
Amed Sağlık Platformu, abluka altında olan Kobanê’de yaşanan insani kriz ve sağlık hizmeti ihtiyaçlarına ilişkin Amed Tabip Odası’nda açıklama yaptı. Açıklamaya Amed Tabip Odası, SES üyeleri ve çok sayıda sağlık emekçisi katıldı. Açıklamada konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Amed Şube Eşbaşkanı Yıldız Ok Orak, “Platform olarak Kobanê’de yaşanacak olan sağlık sorunlarına dikkat çekmiştik. Kobanê’ye giden yardım konvoyu ile iki sağlıkçı arkadaşımız gitti. Kuşatma altında olduğu için çok büyük tehlike var ortada. Kuşatmanın acil bir şekilde kaldırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘4–5 ailenin birlikte yaşamak zorunda kaldığı tespit edilmiştir’
Ardından konuya ilişkin yapılan ortak açıklamanın Kürtçesini SES Amed Şube Eşbaşkanı Mehmet Nur Ulus, Türkçesini ise Amed Tabip Odası Başkanı Mehmet Veysi Ülgen yaptı. Kobanê’nin 150 bin olan nüfusunun 600 bine ulaştığını belirtilen açıklamada, “Yaşanan yoğun göç nedeniyle barınma koşulları ciddi şekilde kötüleşmiştir. Normal şartlarda tek bir ailenin yaşadığı konutlarda, göç nedeniyle aynı anda 4–5 ailenin birlikte yaşamak zorunda kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca kentte bulunan dört okul, göç eden ailelerin barınması amacıyla kullanılmaktadır. Bu dramatik nüfus artışı karşısında mevcut sağlık altyapısı tamamen yetersiz kalmış; kentte sağlık hizmetleri fiilen çöküş noktasına gelmiştir” denildi.
‘Yalnızca sınırlı sayıdaki acil vakalara müdahale edebilmekte’
Kentte faaliyet gösteren sağlık kurumlarının ciddi ilaç ve tıbbi sarf malzemesi eksikliği yaşadığı vurgulanan açıklamada, “Ana hastaneler yalnızca sınırlı sayıdaki acil vakalara müdahale edebilmekte, planlı ameliyatlar durdurulmuş durumdadır. Radyoloji ve laboratuvar hizmetleri büyük ölçüde işlevsiz hale gelmiştir. Diyaliz hastaları için hayati öneme sahip ilaçlar kritik seviyenin altına düşmüştür. Kadın doğum, gebelik takibi ve doğum sonrası bakım hizmetleri ciddi risk altındadır. En kritik durumlardan biri ise hastanelerde oksijenin tükenmiş olmasıdır. Bu durum; yoğun bakım hastaları, ameliyat sonrası hastalar, yeni doğanlar ve solunum yolu hastaları açısından doğrudan yaşam tehdidi oluşturmaktadır. Abluka koşulları nedeniyle hastaların başka sağlık merkezlerine sevki neredeyse imkânsız hale gelmiştir” ifadelerine yer verildi.
‘Çocuklarda hastalıklar yaygınlaştı’
Sağlık hizmetlerinin aksamasında yaşanan sorunlara işaret edilen açıklamada şunlar yer verildi:
“Saha gözlemlerine göre çocuklarda akut ishal, kusma, yüksek ateş, solunum yolu enfeksiyonları ve bronşit vakaları yaygınlaşmıştır. Kalabalık barınma koşulları nedeniyle uyuz ve diğer bulaşıcı hastalıkların yayılma riski artmıştır. Temiz suya erişimde yaşanan kesintiler, olası salgın riskini büyütmektedir.
Kronik hastalar-kalp, diyabet, hipertansiyon, astım, tiroid ve anemi hastaları başta olmak üzere — hayati öneme sahip ilaçlara erişememektedir. Açık kalp ameliyatı geçirmiş, ameliyat bekleyen veya ağır hastalığı bulunan birçok kişi tedaviye ulaşamamaktadır. Bebeklerde dehidratasyon ve yetersiz beslenme hayati risk oluşturmaktadır. Mevcut koşulların devam etmesi halinde bulaşıcı hastalıkların yayılması, kronik hastalıkların ağırlaşması ve özellikle çocuklar, yaşlılar ve engelliler açısından ölüm riskinin artması kaçınılmazdır.”
Temel ihtiyaçlar
Açıklamada, saha gözlemleri ve sağlık birimleri tarafından bildirilen temel ihtiyaçları ise şöyle sıralandı:
“Acil müdahale ve yoğun bakım ilaçları, antibiyotikler ve enfeksiyon tedavisi ilaçları, Kronik hastalık ilaçları, Pediatrik ilaçlar , solunum yolu hastalıkları ilaçları, kalp ve damar hastalıkları ilaçları (antikoagülanlar, antihipertansifler), Cerrahi ve tıbbi sarf malzemeleri, kritik ilaçlar (Albümin, oksitosin, antiepileptikler, astım ilaçları), demir, çinko ve folik asit preparatları, oksijen tüpleri ve oksijen üretim sistemleri.”
Talepler
Sağlık hakkı evrensel bir insan hakkı olduğunu ve savaş ve abluka koşullarının sivillerin yaşam ve sağlık hakkını ortadan kaldırmaması gerektiğini ifade edilen açıklamada, şu talepler sıralandı:
“Kobanê’ye ilaç ve tıbbi malzeme geçişinin derhal sağlanmasını, uluslararası insani yardım koridorlarının açılmasını, kronik hastalar, gebeler, çocuklar ve acil cerrahi müdahale gerektiren hastalar için güvenli sevk mekanizmalarının oluşturulmasını, uluslararası sağlık örgütleri ve insani yardım kuruluşlarının acil müdahale planı oluşturmasını, oksijen ve temel yaşam destek ekipmanlarının acilen bölgeye ulaştırılmasını talep ediyoruz.”
“Kobanê’de yaşanan kriz yalnızca bölgesel bir sorun değil; uluslararası insan hakları, tıbbi etik ve insani sorumluluk meselesidir” denilen açıklama şu ifadelerle son buldu:
“Tüm sağlık emekçilerini, demokratik kitle örgütlerini ve uluslararası kamuoyunu dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ilgili kurumlarını bu duruma kayıtsız kalmamaya, gerekli insani izinlerin derhal verilmesini sağlamaya ve insani yardım geçişleri için Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmasına yönelik sorumluluk almaya çağırıyoruz. Yaşam hakkını ve sağlık hakkını savunmak, insanlık değerlerini savunmaktır.”
Kaynak: MA









