İstanbul’un sokaklarında Kürtçe müzik yapmanın zorluklarını anlatan sokak sanatçıları, baskılara, engellemelere ve tehditlere maruz kaldıklarını anlattı
Taksim İstiklal Caddesi, yıllarca Kürt müzisyenlerin uğrak noktasıydı. Ancak, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde 2022’de çıkarılan bir yönetmelikle, sokak müziği yapmak yasaklandı. Yasağın temel gerekçesi ise Kürtçe müzik. Yıllarca polis ve zabıta müdahaleleriyle karşılaşan Kürt müzisyenler, yasağın ardından Kadıköy, Bakırköy, Üsküdar gibi farklı noktalarda müzik yapmaya yöneldi. Ancak, buralarda da benzer baskılar devam ediyor.
İstanbul’un sokak sanatçıları Kürtçe müzik yapmanın zorluklarını, karşılaştıkları baskıları, engelleme ve tehditleri anlattı.
‘İstesem seni öldürürüm’
Wanlı müzisyen Zana Zendo (32) 15 yıldır İstanbul’da yaşıyor ve 8 yıl boyunca Taksim’de, son 2 yıldır da Kadıköy Rıhtım’da Kürtçe müzik yapıyor. Zana Zendo, Kadıköy’de baskılardan dolayı kimi zaman Türkçe şarkılar da söylüyor. Zana Zendo, Taksim’de Kürtçe müzik yaptığı için birçok kez gözaltına alınmış, şiddet görmüş, polisin tehditlerine maruz kalmış.
Zana Zendo yaşadıklarını şöyle özetliyor:
“Taksim’de sırf Kürtçe müzik yaptığım için defalarca gözaltına alındım, şiddet gördüm, darp edildim. Beni polis arabasına alıp, dövüyorlardı. Gitarlarımıza el konuldu. Polisler gelip, ‘Kalkın gidin, burada Kürtçe müzik yapamazsınız’ diyerek, bizi tehdit ediyordu. Polisler bir keresinde kafama silah dayayıp, ‘İstesem seni öldürürüm’ dedi. Bir seferinde de uğradığım şiddetten dolayı kulaklarım 4 ay duymadı.”
‘Dertleri bizimle değil Kürtçeyle’
Zana Zendo, Kadıköy’de de benzer baskılarla karşılaştıklarını, “Kürtçe şarkılar söylediğimde ve kalabalık oluştuğunda hemen engelleme ve tehditler başlıyor. 29 Aralık’ta burada müzik yaparken, biri çıkıp ‘Teröristler gelmiş burada Kürtçe müzik yapıyor’ diyerek, tehdit etti. Yine birkaç ay önce bir kadın parmağındaki Türk bayrağını göstererek ‘Burası Türkiye, Türkçe şarkı söyleyeceksin’ dedi. İstisnasız her gün benzer tehditlere maruz kalıyoruz. Polis gelip, ‘Burada müzik yapamazsınız’ diyerek, bizi engelliyor. İBB’den resmi olarak, gerekli izinlerimiz olmasına rağmen zabıtalar gelip ‘Meydanda çok Kürtçe müzik yapıyorsunuz. Böyle devam ederse sizi oradan kaldırırım’ diyor. Bunların derdi bizimle değil Kürtçeyle. Müzik yaparken böyle olaylarla karşılaşmak elbette bizi üzüyor, zorumuza gidiyor. Ama bizi de müziğimizi de kabul etmek zorundalar” ifadeleriyle anlatıyor.
‘Kürt’üz, Kürtçe müzik yapıyoruz’
Van Yüzüncü Yıl Türk Müziği Devlet Konservatuvarı mezunu olan Kerim Kaplan da 2 yıldır Kadıköy’de müzik yapıyor. Kerim Kaplan da baskılar için, “Bazen tek kelime Kürtçe bilmeyen insanların şaşkınlıkla büyük bir ilgiyle dinlediğine şahit oluyoruz. Bazen de sanki terör eylemi yapıyormuşuz gibi tavırlarla, tehditlerle karşılaşıyoruz. Baskılar, tehditler azalsa da hiç bitmiyor. İBB Beyaz Masa’ya Kürtçe müzik yaptığımıza dair sık sık şikayetler gidiyormuş. ‘Sürekli Kürtçe müzik yapılıyor’, ‘Neden sadece Kürtçe müzik söylüyorlar’, ‘Kürtçe söylemesinler’ diye şikayetler gidiyormuş. Bu şikayetler üzerine zabıtalar gelip, bizi uyarıyor” ifadelerini kullanıyor.
Kerim Kaplan şöyle devam ediyor:
“Biz Kürt’üz, anne ve babamız Kürt, tek kelime Türkçe bilmiyor. Bugün sokakta tabii ki de kendi dilimizde müzik yapacağız. Bizden sonra Türkçe müzik yapan arkadaşlarımız da var. Beyaz Masa’ya bunlar sadece Türkçe müzik yapıyor diye şikayette bulunulsa zabıtalar aynı uygulamayı mı yapacak? Bence hayır. Bu örnek de çifte standartı, Kürtçeye, Kürt müziğine yaklaşımı ortaya koyuyor. ‘Neden sadece Kürtçe müzik yapıyorsunuz’ diye engelleme gerekçesi olur mu? Bu Kürt sorunun ne olduğunu da bize gösteriyor.”
“Bejnê”, “Esmer Aman”, “Şirîna min”, “Ehmet Beg”, “Xezal Xezal”, Duhok yöresinden “Min Te çêkir” ve daha birçok Kürt kültürünü, dilini anlatan parçalar seslendirdiğini ve bu parçaların çok sevildiğini anlatan Kerim Kaplan, tehdit, tepki ve saldırılara inat İstanbul’da yaşayan Kürtlerden, farklı halklardan çok olumlu tepkiler aldıklarını, çoğu zaman büyük kalabalıklar oluştuğunu ve şarkıları tek bir ağızdan beraber söylediklerini de ekliyor.
Kürtçe müzik ‘teröristlikle’ eş değer!
Bakırköy Meydanı’nda müzik yapan Devrim Yılmaz ise, “Sadece Kürtçe müzik yaptığı” gerekçesiyle meydanda müzik yapmasının yasaklandığını söylüyor. 19 yıldır İstanbul’da yaşayan ve 15 yıldır sokak müziği yapan Devrim Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden izin belgesi verilmesine rağmen koruma sağlanmadığını belirtiyor ve “İBB, müzik yapalım diye belge vermiş ama sistem sizi korumuyor. ‘Kürtçe müzik yapıyor’, ‘Terörist’, ‘Terör örgütü propagandası yapıyor’ diye insanlar şikayet ediyor. Şikayetler yapıldığı zaman kimse de çıkıp, ‘Bu insanlar Kürtçe müzik yaptığı için terör örgütü propagandası yapmıyor. Bunun bir zararı yok. Tutumunuz yanlış’ demiyor. Kürtçe müzik bahis konusu olunca hemen gelip, ‘Kaldırın, müzik yapamazsınız, yasaktır’ deniliyor. Neden diyoruz? ‘Şikayet var’ deyip gidiyorlar. Peki sen bana bu izin belgesini verirken, benim hakkımı korumak da sana düşmüyor mu? Bu belgeyi bana veriyorsan beni de savunman lazım. Ama bizi ne belediye ne polis ne de zabıta kimse korumuyor. Polis ya da zabıta beğenmediğinde keyfi bir şekilde gelip, seni engelliyor. Neden dediğinde de ‘Yasak’ deyip, gidiyor. Güç ve iktidar kimin eline geçiyorsa yerelde ya da genelde onun borusu ötüyor. İlk harcadıkları kişiler de Kürtler oluyor” diye ekliyor.
Kürtçe duyulsun istemiyorlar
Yıllarca Taksim’de müzik yaptığını ve birçok kez şiddete, tehdide maruz kaldığını anlatan Devrim Yılmaz baskının sistematik olduğunun altını çiziyor:
“Taksim yasaklayınca Şirinevler’de müzik yapmaya başladım. Polis de zabıta da gelip, ‘Kürtçe söylüyorsun, kabalık oluyor’ burada müzik yapamazsın dedi. Orası da yasaklandı. Bu sefer Bakırköy Meydan’a gittim. Şimdi de orayı yasakladılar. Müziği sadece şarkı söylemek için değil halkın sesi olmak için de yapıyoruz. Kürt kültürünü, dilini sanatını yaşatmaya çalışıyoruz. Ben Kürt’üm ve Kürt kültürünü, dilini yaşatmak ve aktarmak istiyorum. Bir kelime de olsa bir Kürtçe şarkı da olsa sokakta duyulmasını istemiyorlar. Ama biz müzisyenler bunda diretmeliyiz ve geri adım atmadan daha gür bir sesle Kürtçeyi dillendirmeliyiz.”
Ölümü göze alarak söylüyoruz
Kürtçeye yönelik baskıların cinayetlere kadar vardığını da hatırlatan Devrim Yılmaz, “Birçok arkadaşımız Kürtçe müzik yaptığı, Kürtçe parça söylediği için saldırıya uğradı, öldürüldü. Farklı bir dilde müzik yapsaydık bunları yaşar mıydık?” diye sorarak ekliyor:
“Her saldırıya karşı dimdik ayaktayız. Sadece para için sokak müziği yapmıyoruz. Halkımız bizi sahiplensin, biz onlar için varız. Onlar bizi ne kadar sahiplenirse biz de halkın kültürünü, değerlerini o kadar sokakta yüceltip, en üstelere taşır, gelecek nesillere aktaracağız. Amacımız budur. Kendi dilinde, kültüründe müzik yapmak paha biçilemez bir duygudur. Kendi kültürümüzü, dilimizi yansıtmak için her gün sokaklarda ölümü göze alarak, bulunuyoruz.”
Haber: Selim Sontay \ Yeni Özgür Politika