• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Emine Ilgaz

Söze sahip çıkmak

9 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Emine Ilgaz, Manşet, Yazarlar

Halep’te iki Kürt mahallesi… Kürtlerin Suriye’deki iradesini teslim almak için bu iki mahalle üzerinden şantaj yapılıyor. İsrail’in Gazze fotoğrafından feyz alındığı çok açık.  Ve bunu ‘Kürtsüz Türk olmaz’ diyen siyasal çizgi savunuyor

Emine Ilgaz

Toplumumuzda en çok değer gören kişilikler, söylem ve eylem duruşunu tutarlı geliştirenlerdir. Yaşadığın gibi konuşur, konuştuğun gibi yaşarsan, sözü geçen, dinlenilen, yanında saf tutulan kişi haline gelebilirsin. Bu kişilerden de yanlışlıklarından da korkulmaz. Zira bu tutarlılığın arkasında toplumsal bir ilke vardır. Sahte olmamak, sahici kalmak ve bunun için de hep yüksek bir sorumluluk duygusu ile hareket etmek! Toplumumuz böyle kişilerin yanlışlıklarından da korkmaz. Çünkü ne olduğunu söylemiş ve yaptıklarını buna göre eylemiştir. Açık sözlü, cesaretli, dürüst gibi kavramlarla, yetersizliği olsa dahi toplum bunu örtmeye yönelir. Ve böyle kişiler oyun bozan bir rol oynarlar, yalan-hile, karalama, iftira etkili olmaz. Toplum zaten buna inanmaz.

Şimdi bu konuyu düşündürten Devlet Bahçeli’nin son günlerde yaptığı açıklamalar oldu. Suriye’de yaşayan Kürtlerin, kimlik hakları ve demokrasiye dayalı bir sistem için yürüttükleri mücadele karşısında, içine girmiş olduğu saldırgan tutumun Türkiye’de yürütülen süreçle taban tabana zıt olması, bu sorgulamanın çıkış noktası oluyor. Zira 29 Şubat 2025 ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısını milat olarak alırsak, Bahçeli’nin ‘kardeşlik’ diye vurguladığı sürecin üzerinden bir yıl geçmedi. Bu sürecin işaret fişeğini yakan ve ezberleri bozarak Önder Apo’ya ‘kurucu Önder’ diye hitap eden yine aynı Bahçeli’ydi. Birçok çevrenin kuşku ve kaygı belirtmesine rağmen barış ve demokratik cumhuriyet özleminde olanlar, kendi niyetlerinin göstergesi olarak Devlet Bahçeli’ye inanmayı seçtiler. ‘Ancak savaşanlar barışabilirler’ sözüne iman ettiler. Öyle olmasaydı, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin partneri olarak seçilen Devlet Bahçeli asla kabul edilmezdi. Fakat yine de bu onur payesini Devlet Bahçeli taşıyabilecek mi? Kürt-Türk tarihi barışının yüzyıllık değil bin yıllık inşasının sütunu olabilecek mi?

Aklı ve yüreği karıştıran bir soru. Zira yaşamını Türk milliyetçiliğine hasretmiş, Türk milliyetçiliğini de Kürt inkar ve imhasına dayandırmıştı. Türk milliyetçiliğinin babası görülen Ziya Gökalp’in inşa ettiği Türkiye’deki inkarcı  zihniyeti, bu defa Devlet Bahçeli ve arkadaşları toplumsal gerçekliğe uygun yorumlarıyla değiştirebilecekler mi? Yeni bir siyasetin zihniyeti şekillendirilebilecek mi?

‘Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz’ sosyolojik yorumunun, günümüz Türkiye siyasetinde yeniden etkili hale gelmesi önemliydi. Her şeyden önce bu kadar altı çizilerek ve tekrarlanarak dile getirilmiş olması Kürt varlığına dayatılan inkarcılığın son bulması anlamına geliyordu. Bu gelişmeden sevinç duyduğumu söylemeliyim. Elbette sevincin yanında çok derinlerde duyumsadığım bir acıyla birlikte… Binlerce gencin yaşamını yitirdiği bu savaşın bilançosunun Türk halkının da geleceğini yok ettiğini bilerek. Yaşanan onca trajedi hiç yaşanmayabilirdi. Bir yalanın itirafı bu kadar uzun süre almamamlıydı diyerek hayıflanmaktan kendimi alamıyorum. Bir yalan ancak bir halkın, ülkenin, binlerce gencin, bir o kadar zenginliğin, insani ilişkilerin yok olmasını neden olan bir yalan. ‘Kürt diye bir halk yoktur’dan ‘Kürtsüz Türk olmaz’a gelinene kadar aşılan yol popüler söylemle yanlış iliklenen ilk düğmenin açılması oluyor. Ama burada duramayız. Düzeltme olacak ve hakikatle yüzleşilecekse tüm düğmeleri yeniden açmak ve doğru bağlar kurmak gerekecek.

Fakat dikkat edilirse Türkiye’nin yüz yılına mal olmuş bir sorunun sebebi, sonuçlarıyla birlikte itiraf ediliyor ama hiçbir şey değişmesin, aynı kalsın diye ısrar ediliyor. Tutarlılık ve sözüne sahip çıkmak böyle olmaz. Geldiğimiz aşamada, Türkiye’nin siyasi yapısı Kürt halkının varlığını tanımış ve kardeşlik yüzyılı çağrısı yapmıştır. Buna rağmen Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı hiçbir kolektif hakka sahip olmaması isteniyor. Bu şekilde Kürt toplumunun örgütlü var oluşuna saldırı sürdürülüyor ve yeni bir inkar ve imha döngüsünün kapıları açık bırakılıyor. Kürt varlığı ‘yok’ olsun diye tehdit ve zor devrede tutuluyor ve yine isyana davetiye çıkarılıyor. Söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmuyor.

Halep’te iki Kürt mahallesi… Kürtlerin Suriye’deki iradesini teslim almak için bu iki mahalle üzerinden şantaj yapılıyor. İsrail’in Gazze fotoğrafından feyz alındığı çok açık.  Ve bunu ‘Kürtsüz Türk olmaz’ diyen siyasal çizgi savunuyor. Oysa Türkiye, böyle bir saldırı girişimi karşısında kardeşlik vaat ettiği Kürt toplumunun yanında durabilmeliydi. Oysa Türk egemenleri yine mazlumun ve masumun değil, zulmün ve haksızlığın yanında duruyor.

Türklerin Ortadoğu’ya girişinde ve kalıcılaşmasında Kürt toplumu ile kurdukları ilişkinin belirleyiciliğini güncel olarak kimse inkar etmiyor. Muhtemelen dönemin Kürt sözcüleri de varlıklarını ve güvenliklerini bu ilişkide görmüşlerdi. Anadolu’nun kapılarını açma esprisi böyle bir diyalektikle şekillenmiş, altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu ile taçlanmıştı. Etnik yapıya vurgu yapmayan imparatorluk yapısının aksine ulus-devletçiliğin, Türklere tek varlık biçimi olarak sunulması ise felaketin başlangıcı oldu. İmparatorluk bünyesinde Türkler kadar Kürtler de vardı ve kendi kimlikleri ve kültürleri ile çalıştılar. Hatta çoğu zaman bu farklılıkları sayesinde yer aldılar. Kürt toplumunun doğal örgütlülüğü aşiret ve kabileler, beylikler bu ortak yönetim biçimine katkı sundu. Kürtler Türklerle böyle bir ortak çatı altında yaşadılar ve varlıklarını sürdürdüler.

Dünya değişiyor, Ortadoğu bölgemiz daha da sancılı değişiyor. Türkiye çevresindeki kapıların kendisine nasıl kapatıldığını görüyor. Ortadoğu planından dışlanıyor. Türkiye’ye Trump’ın Dünya İmparatorluğunda bir uç beyliği kadar rol var. Milliyetçiliğin ve dinciliğin tanınmaz hale getirdiği inanç sistemleri insanlığı karşı karşıya getirirken Türkiye’ye bundan fazlasını tanımaları beklenemez. Avrupa Birliği’nin kapısını açmadığını biliyoruz. Bunun ideolojik nedenleri var. Şimdi Ortadoğu’ya açılmak isteyen Türkiye’nin tek seçeneği Kürtler ile bin yıllık ittifak güncellemesi iken bununla oynamak ateşle oynamak oluyor. Bu sağlanırsa Kürtlerin olduğu her yerde Türk de olur. Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Kardeşlik böyle kurulur. Sonucu da herkese zarar veren bu dünya sistemini değiştirmek olur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ortadoğu’da yeni kırılma noktalarına doğru

Sonraki Haber

Nomosu olmayan yeryüzünde siyaset

Sonraki Haber

Nomosu olmayan yeryüzünde siyaset

SON HABERLER

Ahmed El-Şara Mesut Barzani’yi aradı

Yazar: Bedri Adanır
9 Ocak 2026

Rojava Halep için ayakta: Cizîr ve Firat kantonu gençleri seferberlik ilanı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ocak 2026

Firat Kantonu’ndan ilk konvoy Halep’e doğru yola çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ocak 2026

Şêxmeqsûd’a tank ve ağır silahlarla girmeye çalışan Şam güçleri püskürtüldü

Yazar: Bedri Adanır
9 Ocak 2026

SOHR: Halep’te hastane çalışanları infaz edildi

Yazar: Bedri Adanır
9 Ocak 2026

Cansız, Doğan ve Şaylemez Dêrsim’de anıldı: Gösterdikleri yolda yürüyeceğiz

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
9 Ocak 2026

Şêxmeqsûdlu yurttaşlar: Mahallemizdeyiz, direneceğiz

Yazar: Heval Elçi
9 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır