• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Beyza Üstün

Suça ortak olmamanın onuru…

2 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Beyza Üstün, Yazarlar

Barış ve kardeşliği öreceğimiz, güçlendireceğimiz yeni bir yıl olması dileği ile merhaba…

2025’i geride bırakırken 2026 için Barış içinde yaşayacağımızın umudunu korumamız ve bu umudum eksilmeden sürdüğünü hissetmemiz, üstelik yaşam alanlarında süren onca vahşiliğe, saldırılara, hukuksuzluğa rağmen umudu taşımak en çok da suçu işleyenlerin tarafında olmamanın onurundan besleniyor olsa gerek. Akademiye döneceğiz demiştik; 2016 da imzaladığımız Barış metninin ardından araştırma alanlarımızdan, öğrencilerimizden koparılıp atıldığımızda, ağır cezalarda yargılandığımızda. Bugün bu hukuksuzluğa karşı sadece dört arkadaşımızın göreve iadesini Danıştay onadı. O gün de kararlıydık, bugün de Barış içinde yaşamaktan eşit ve özgür yaşamı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Barış metnine deklare etmemize neden olan 2016-katliamların yaşandığı Sur’da, Nusaybin’de, Şırnak’ta, Cizre’de, Silopi’de vd. Kürt illerinde, halkların yerinden yurdundan yaşamından koparıldığı her karış toprakta, bugün petrol, kaya gazı sondajları delik deşik ediyor bölgeyi. Maden şirketleri, enerji şirketleri, inşaat şirketleri cirit atıyor her karışında. Ne bölge halklarının yaşam olanağı kaldı, ne geçimlik yaşam koşulları, ne orman ne mera. Bir yandan fosil yakıtlar çıkarılıp metaya dönüştürülüyor, diğer yandan yenilenebilir enerji üretimi için GES, RES, JES yapımına şirketlere devlet hızla olur veriyor. Yenilenebilir enerji üretimlerinde kullanılacak stratejik madenlerin çıkarılması için ardı ardına maden şirketleri aynı hızla Mezopotamya Havzasına konuşlandırılıyor. Siyasi iktidar metaların taşınım yollarını, otobanlarını yapanlara desteğini sonuna kadar arttırmış durumda. Cumhurbaşkanına bağlı yetkililer (bakanlar) Gabar petrollerini Batman rafinerisine taşınacağını belirttikleri Batman Hasankeyf arası otobanları, ulaşım akslarının açılışını gururla yapıyor. Sur, Cizre artık TOKİ’nin tek tip yapılarla, burjuvalaşmış, demografik yapısı tamamen değişmiş bir kent. 2016 sürdürülen savaşı sürdürenler bugün sermaye ve hegemonyalarını arttırmış durumda.

Türkiye’de bu gerçekler yaşanırken, 2026’da sömürü süreçlerinin ekonomi politik kurgulayıcıları uluslararası organizasyonları ile 2. kez Türkiye’de buluşacak.

Son yazımda uluslararası İklim Konferansı Taraflar Zirvesi’nin Türkiye’de yapılacak 31. buluşmasının Türkiye için; kapitalist sistemin ve taraftarı siyasi iktidarın buluştuğu 2. kritik zirve olduğunu belirtmiştim. BM COP31 İklim konferansı taraflar zirvesi; 2009’dan sonra (suya ve su havzalarını ticarileştirme, birlikte el koyma stratejilerini yaygınlaştırdıkları) Dünya Su Konseyi 5. Forumundan İstanbul zirvesinden sonra bu kez İklim zirvesi ile yeşil ekonomi, sanal karbon stratejilerini meşrulaştırmak için, siyasi iktidarın büyük çabaları ve desteği sonucunda, Kasım 2026’da Antalya’dalar. Suların ve havzalarının sermaye birikimine sokulması çabalarından sonra, Yeşil ekonomi hamlelerini bu coğrafyada yoğunlaştırmayı amaçlıyorlar.

İklim krizine çözüm iddiaları ile ürettikleri yeşil ekonomi ajandalarını Türkiye, Ortadoğu’nun ve çevre çeper ülkelerin doğal varlıkları, yaşam alanları için işletecekler. Enerji, maden sektörlerine, Tarım, sağlık, teknoloji sektörleri eklenerek sağlıktan gıdaya, yaşam alanlarından kültür varlıklarına kadar yaşam, zirvede alınacak kararlar ve sonrasında yapılacak uluslararası anlaşmalarla, yeni sermaye talanına daha hızla ve bu coğrafyada yaygınlaştırılarak sokulacak.

Bu süreçte Bizler ise; dayanışmamızı, politik mücadelemizi Halkların İklim Zirvesi ile duyuracağız. Politik sözümüzü de tutumumuzu da Dünya Halklarına duyuracağız.

İstanbul’un Trakya’nın kuzey ormanları, sulak alanlarını yok eden, Akbelen’in, Hatay Dikmece’nin zeytinliklerini kökleyen, Hewsel’in, Dicle’nin Hasankeyf kimliğinden koparan, İda Dağlarını, Munzur havzasını paramparça ederek paylaşmaya çalışan şirket- devlet sisteminin hegemonyasının yaşandığı bu coğrafyada -parçalayın ama restorasyon projelerinizle yenileyin- stratejisini Halkların İklim zirvesinden çıkaramayacaklar, çıkmamalı. Sinop ‘a, Akkuyu’ya, Kuzey Ormanları’na yapmaya çalıştıkları Nükleer santralları fosil yakıtla çalışan üretimlere tercih etmediğimiz gibi, iklim adaletini onlara tercihler sunarak kurmaya çalışmayacağız, çalışmamalıyız örneğin.

Onların politikalarının içine girerek – suçlarına ortak olmayacağız-, sömürü stratejilerinden birini diğerine önceleyerek Onları aklamayacağız, aklamamalıyız.

Bizlere sürdürülebilir, yenilenebilir tanımlarla önümüze koydukları 2026’da yenilerini ekleyecekleri, savunacakları, iklim krizine çözüm olarak dayatacakları projelerini savunurken göremeyecekler, görememeliler.

Sömürü stratejilerini Antalya’dan tüm Dünya halklarına duyurmaları, stratejilerini meşrulaştırma çabaları sonuç vermeyecek.

Biliyoruz COP31 Halkların İklim Zirvesi bizler için de yaşamı özgürleştirme kararlılığında olanların da yaşamı savunanların, özgürlük mücadelesi verenlerin de dayanışma sınavı.

İklim Konferansı Taraflar Zirvesi 2026’da Türkiye’ye yeniden gelecek olan İklim değişimi taraftarlarına, onlarla ortaklaşacak olanlara, destekçilerine, bileşenlerine, liberallere duyurumuzdur; boşuna heveslenmesinler bizim üzerimizden; sömürü mekanizmalarını, kapitalist üretim ilişkilerini yeniden üretmelerine aracı olmayacağız.

Bizler düşmanı tanıyoruz, onunla politik pazarlık yapmayacağız. Kullandıkları araçları, savaşı ve iknayı, ehlileştirmeyi, hegemonya oluşturmak için hangi araçları kullandıklarını biliyoruz. Doğayı- yaşamı- emeği sömürürken ırkçılıkla amaçlarına nasıl ulaşmaya çalıştıklarını, şiddeti, savaşı, ayrımcılığı şovenizmle nasıl yürüttüklerini; Bizlerin politik ayrışmalarından nasıl faydalandıklarını çok iyi biliyoruz.

COP 31 Halkların iklim zirvesinden bu coğrafyada yıllardır her alanda verilen özgürlük mücadelesinin sözü ve tutumu yansıyacak. Yaşamı özgürleştirmeye kararlıyız, barışı, kardeşliği öreceğiz ne yaparlarsa yapsınlar.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Enerjide ‘büyük’ oyunlar!

SON HABERLER

Suça ortak olmamanın onuru…

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

Enerjide ‘büyük’ oyunlar!

Yazar: Aziz Oruç
2 Ocak 2026

Suriye’yi kim bölüyor?

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

Müzakereler somutlaşmıyor

Yazar: Aziz Oruç
2 Ocak 2026

Kürtçe sanat için bir ara bilanço

Yazar: Aziz Oruç
2 Ocak 2026

Eşik zamanı: Barışa semah dönmek

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

Linyit, çıra ve kıvılcım

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır