Uluslararası yardım kuruluşlarının raporuna göre Sudan’da çatışmaların derinleştirdiği kriz, 28,9 milyon kişiyi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bıraktı. Birçok bölgede insanlar hayatta kalmak için yaprak ve hayvan yemi tüketirken, kıtlık riski giderek büyüyor
Uluslararası önde gelen insani yardım kuruluşlarının yayımladığı yeni rapora göre, Sudan’da açlık krizi endişe verici bir hızla yayılıyor ve ülke eşi görülmemiş bir gıda felaketinin eşiğine sürükleniyor.
Yayımlanan ortak raporda, Action Against Hunger, CARE International, Uluslararası Kurtarma Komitesi, Mercy Corps ve Norveç Mülteci Konseyi, özellikle çatışmalardan en fazla etkilenen Kuzey Darfur ve Güney Kordofan eyaletlerinde insani durumun hızla kötüleştiğini belirtti.
Günde bir öğünle besleniliyor
Rapora göre, etkilenen bölgelerde milyonlarca aile günde yalnızca bir öğün yemek bulabiliyor, birçok kişi hayatta kalmak için ağaç yaprakları ve hayvan yemi tüketmek zorunda kalıyor. Bazı ailelerin ise günlerce hiçbir gıda kaynağı olmadan yaşadığı kaydedildi.
28,9 milyon kişi akut gıda güvensizliği yaşıyor
Bu durum, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki süregelen çatışmaların milyonlarca sivili yerinden etmesi, tarımı sekteye uğratması ve piyasaları çökertmesi sonucu ortaya çıktı. Böylece dünyanın en büyük insani krizlerinden biri derinleşmiş oldu. Uluslararası uyarılara rağmen çatışan taraflar, kontrol ettikleri bölgelerdeki kötüleşen durumdan sorumluluğu reddediyor. Ancak “2026 İnsani İhtiyaçlar Planı”, Sudan nüfusunun yüzde 61,4’ünün yani yaklaşık 28,9 milyon kişinin akut gıda güvensizliği yaşadığını ortaya koyuyor.
Birleşmiş Milletler’in önceki raporlarında da El-Faşir ve Kadugli kentlerinde kıtlık teyit edilmişti. Ayrıca Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), geçen Şubat ayında Ambro ve Kurnoy gibi bölgelerde akut yetersiz beslenmenin kıtlık eşiğini aştığını bildirmişti.
Sahadan tanıklıklar
Rapor, Sudan içindeki çiftçiler, tüccarlar ve yardım çalışanlarıyla yapılan görüşmelere dayanıyor. Buna göre savaş, tarım alanlarını ve pazarları büyük ölçüde tahrip etti; açlık ise çatışmanın bir aracı olarak kullanılıyor ve halkı kıtlığın eşiğine itiyor.
Raporda ayrıca, açlığa karşı son savunma hattı olan yerel aşevlerinin, finansman yetersizliği nedeniyle artan ihtiyaçlara artık yanıt veremediği belirtildi.
Krizin en ağır yükünü ise kadınların taşıdığı vurgulandı. Kadınların tarlalara, pazarlara ya da su kaynaklarına giderken cinsel şiddet, taciz ve tecavüz riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Kadınların yönettiği hanelerin ise diğerlerine kıyasla üç kat daha fazla gıda güvensizliği riski altında olduğu kaydedildi.
Kaynak: JINHA









