• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Ocak 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sular özgür ve halka ücretsiz olmalı!

14 Ağustos 2021 Cumartesi - 12:30
Kategori: Yazarlar, Yusuf Gürsucu

Kapitalizm koşullarında orman katliamının başlıca nedeni endüstriyel kerestecilik, rantsal kentleşme, maden, enerji, endüstriyel tarım, savaşlar ve iklim değişimi olurken, küresel ısınmanın etkisi ve rantsal amaçlı çıkan/çıkarılan yangınlar, orman varlığını ciddi anlamda tehdit etmektedir. Küresel ısınma bir yandan orman varlığını tehdit ederken aynı zamanda içilebilir su varlığının da azalmasına neden oluyor. Dünyadaki suların toplamı içinde tatlı su varlığının oranı yüzde 2,5 civarında ve bu tatlı suyun yüzde 2’si buzullardan oluşmakta. Günümüzde sular, ‘temiz’ enerji savıyla inşa edilen büyük barajlar ve HES’ler nedeniyle doğadan koparılarak sermaye çıkarına bağlanırken, kapitalist endüstri var olan bir avuç suları kirletip kullanılamaz hale getirmektedir.

Son yıllarda özellikle Kürdistan coğrafyasında uygulamaya konulan devlet politikalarıyla halk susuzlukla ‘terbiye’ edilip yaşam alanlarından göçe zorlanmaktadır. Suya erişemeyen Kürt çiftçisi elektrik kullanımına zorlanıp borçlandırılarak, her türden gelirine el koyulmaya, icra yoluyla topraklarından sürülmeye başlanmıştır. Burada, Cumhuriyet tarihi boyunca asimile edilemeyen yani Türkleştirilemeyen Kürtlerin demokratik taleplerini baskılamak ve yaşadıkları coğrayada sermayeye yeni yağma alanları açmak olarak özetlenebilecek bir süreç yaşanmaktadır.

Su insanların ve diğer tüm canlıların en temel hakkıdır ve ticarileştirilip metalaştırılamayacak nitelikte bir varlıktır. İnsanlar suya erişmek için para ödemek zorunda olamaz. Elbette su sadece insanlara özel bir varlık da değil. Diğer canlıların para ile ilişkisinin olmaması onların ölüm fermanı anlamına gelmektedir. Suyun ticarileştirilmesini o kadar çok kanıksamış durumdayız ki, şişe sularını bile kabullenip yaşamımızın bir parçası haline getirmeyi başardık.

Devlet bir organizasyondan başka bir şey değilken, ona haketmediği önemler atfedip her şeyi yapabilen bir tiran olarak kabullenmişiz. Ege ve Akdeniz’de yaşanan orman yangınları bize devlet organizasyonunun ne olduğunu açıkça gösterdi. Yanan alanların maden sahası olarak işaretlenmiş olması dikkat çekici ancak şaşırtıcı değil. Enerji şirketinin çıkarları için bölgede yanmamış olarak kalan bir avuç Akbelen Ormanı’nın kesilerek katledilmesine karşı bölgede nöbet tutan yurttaşların, jandarma marifetiyle orman alanından uzaklaştırılma girişimi devletin ne olduğunu çok net anlamamızı sağlamaktadır.

Ormanlar yaşamın önemli bir parçası. İçinde yaşadığımız ekosistem ise ormanlar olmadan varlığını sürdüremez. Sular ve tarım toprakları olmadan ise insan dahil hiçbir canlı yaşayamaz. Ekosistem adını veridiğimiz yaşamsal döngüdeki muazzam denge hızla bozulurken, bu duruma seyirci kalmak ise intihar etmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle ormanlara sahip çıkmak, büyük barajların yıkılmasını istemek, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önüne geçmek mutlak bir gerekliliktir.

Özellikle suyun ücretlenmesi ve barajlarla insanların ve diğer canlıların suya erişim hakkına el konulmuş olması kabul edilemez. Geçimlik yapılan köylü tarımında ve evlerimizde suyun kesinlikle ücretsiz olması için artık bekleyemeyiz. Bu taleplerimizi ete kemiğe büründüremediğimiz koşullarda ise ne kendimize ne de yakınlarımıza boşuna bir gelecek aramayalım, çünkü bulamayız…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yaptıkları sağduyu değil gaflet çağrısıdır

Sonraki Haber

Allah da bizi bırakmıştı!

Sonraki Haber

Allah da bizi bırakmıştı!

SON HABERLER

ABD’de Şam’a karşı yasa tasarısı kampanyası: İmzalar 100 bini aştı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

TÜİK’e göre işsizlik azaldı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Nisêbîn’den Rojava’ya geçen genç: Halkımı savunmak için geldim

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Cansu Özdemir: HTŞ’nin olduğu bir Suriye küresel istikrar için yıkıcı olur

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Koordinasyon Çerçevesi: Nuri el-Maliki adayımız

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

33 yıllık tutsağın tahliyesine engel: 6 yıldır disiplin cezası almıyor

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

YDK üyesi Cansu Tuncer: Rojava’da kadınların direnişi bütün mitleri paramparça etti

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır