• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Şubat 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Suriye yönetiminde artık Kürtler de var

18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:40
Kategori: Güncel, Manşet

Fuat Ali Rıza, Suriye’de DSG ile Şam Hükümeti arasındaki anlaşmaya ilişkin, ‘Irak’tan sonra Suriye’nin de Kürt Yönetimi’ni kabul etmesi, Kürtlere dayatılan soykırımın sona erdirilmesi ve Ortadoğu’da Kürt sorununun çözülmesi açısından çok büyük önem taşıyor’ dedi

Yeni Özgür Politika yazarı Fuat Ali Rıza, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Geçici Suriye Hükümeti arasında 29 Ocak’ta yapılan anlaşmayı değerlendirdi:

Dört parça Kürdistan’da ve dünyanın dört bir yanında sokaklar ve meydanlar, Önder Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü isteyen sloganlarla yankılandı. Kürtler ve dostları, 15 Şubat komplosunun 27. yıl dönümünü her yerde günlerce süren yaygın eylemlerle protesto etti. Toplamda milyonlarca insanın katıldığı bu yılki protesto eylemleri, komployu kınama ve Önder Apo’yu sahiplenme noktasında yeni bir zirve oluşturdu.

Aslında Kürt halkının ve dostlarının söz konusu yaygın eylemleri, Şam Yönetimi’nin Halep’teki Kürtlerin yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldırmaya başladığı 6 Ocak’tan bu yana her alana yayılıp büyüyerek sürüyordu. Rojava Kürtlerini sahiplenen bu kesintisiz eylemlilik, Önder Apo’yu hedefleyen tarihi 15 Şubat uluslararası komplosunu protesto eylemleriyle birleşerek tam anlamda doruk yaptı. Rojava etrafında tüm Kürtler, yediden yetmişe birleşerek en güçlü demokratik ulus birliğine ulaştı.

Kuşkusuz Şam’daki Ahmet Şara Yönetimi’nin saldırıları bir düzeyde katliam yapıp on binlerce insanı yerinden göçerterek halka önemli düzeyde zararlar verdi. Yine Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Örek Yönetimi ile Demokratik Suriye Güçleri’ni daraltıp etkinliklerini azalttı. Sonuçta 29 Ocak tarihinde ateşkes ve demokratik entegrasyon temelinde belli bir uzlaşma sağlanmış ve bu yönlü bazı adımlar atılmış olsa da yakın geleceğin nasıl olacağı henüz belirsizliklerle dolu. Bunu taraflar da çeşitli vesilelerle ifade ediyor.

Elbette siyasi ve askeri düzeyde tüm bu belirttiklerimiz önemlidir ve asla küçümsenemez. Ancak bunlar 6 Ocak’tan bu yana yaşananların sadece bir tarafıdır. Diğer tarafta ise Rojavayê Kurdistan halkı ayaktadır ve kazanımlarını korumak için direnişte kararlıdır. Her fırsatta ortaya koyduğu bu tutumunu, 15 Şubat komplosunu protesto eylemlerinde Önder Abdullah Öcalan’a yediden yetmişe sahip çıkarak ve her yerde Önder Apo’nun resimlerini taşıyarak net bir biçimde ortaya koymuştur.

Dahası bu durum Rojava halkıyla da sınırlı kalmamış, diğer Kürdistan parçaları ve yurt dışındaki Kürtler tarafından da aynı düzeyde sahiplenilmiştir. Kadın özgürlüğü temelindeki Rojava Devrimi’ni sahiplenmek ve savunmak için dünyanın dört bir yanında kitleler ayağa kalkmıştır. Her yerdeki Kürtlerin, kadınların ve demokratik çevrelerin Rojava Devrimi’ni sahiplenme çabaları, DAİŞ’e karşı savaş dönemindekini de ikiye katlamıştır. Yani Rojava savunması yeni ve çok güçlü bir kitle hareketini ortaya çıkarmıştır.

Bilindiği gibi, bugün Hesekê Vilayeti olarak örgütlenen ve genelde ‘Kürt bölgeleri’ denen yerlerde sadece Kürtler yaşamamaktadır. Kürtler ancak nüfusun yarısı düzeyindedir. Diğer yarısını ise çok büyük çoğunluğu Arap olmak üzere Süryani, Ermeni, Türkmen nüfus oluşturmaktadır. Yani mevcut haliyle söz konusu halk toplulukları ‘Demokratik ulus’ çizgisinde bir arada ve kardeşçe yaşamaktadırlar. Önder Abdullah Öcalan’ın “Demokratik ulus programının başarısız kaldığını” söyleyip de sevinç duyanlara duyurulur.

Bütün bunlara son olarak 14-15 Şubat tarihlerinde toplanan “Münih Güvenlik Konferansı”na Rojava Kürtlerini temsilen QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Dış İlişki Bürosu Sözcüsü Îlham Ahmed’in de katılmış ve toplantının en ilgi çeken heyeti olarak ABD’den Almanya’ya kadar onlarca katılımcı heyetle özel görüşmeler yapmış olduğunu da ekleyelim. Yine söz konusu toplantıya Şam’daki yönetim heyetinin bir parçası olarak katılmış olduklarını da belirtelim.

Peki bu durum ne anlama geliyor? Açık ki Suriye’deki Kürt Yönetimi’nin Münih Güvenlik Konferansı’nın bir parçası ve üyesi haline gelmiş olduğu anlamına geliyor. Bu durum, Münih Güvenlik Toplantısı’nın esas aldığı mevcut devletçi dünya sistemi tarafından Kürt Yönetimi’nin resmen tanındığını gösteriyor. Yani artık dünya devletleri Suriye’deki Kürt Yönetimi’ni resmen tanıyıp kabul ediyor ve Şam’daki Ahmet Şara Yönetimi de bunu resmen esas alıyor. Şam Yönetimi Kürtleri artık resmen kabul ediyor ve de yönetimi Kürtlerle paylaşıyor. Kısaca Suriye yönetiminde artık Kürtler de var.

Yakın geçmişe bakıldığında kaba olarak şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: DAİŞ’e karşı savaşta Koalisyonu oluşturan güçler Kürtlere destek verdiler ve bu temelde Kürt etkinliği gelişerek Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi ortaya çıktı. Daha sonra Koalisyon güçleri hazırladıkları HTŞ yapılanmasına destek vererek Şam’daki Esat Yönetimi’ni yıkıp Ahmet Şara Yönetimi’nin kurulmasını sağladılar. Yönetim olabilmek için Ahmet Şara güçleri önce Alevi ve Dürzi toplumlara saldırdı, ardından da saldırının yönünü Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ne çevirdi. Söz konusu bu saldırılarda da Koalisyon denen yapılanmadan açık destek gördü.

Öyle anlaşılıyor ki, Suriye’deki Koalisyon, Ahmet Şara Yönetimi’yle tüm çete güçlerini denetim altında tutmayı ve onları iktidar yapısı içinde eritmeyi hedefliyor. Bunun için de Ahmet Şara’yı destekleyerek güç kazandırıyor. Peki bunun karşısında, daha Ocak ayındaki saldırılarla zayıflattığı Rojava Kürt Yönetimi’ni Münih Güvenlik Konferansı’na çağırmakla neyi amaçlıyor? Herhalde bu sorunun cevabı açıktır. Bu biçimde de Suriye’deki Kürt Yönetimi’ni ayakta tutarak Şam’daki Ahmet Şara Yönetimi’ni dengelemek istediği, onun aşırılıklarını frenlemeye çalıştığı, belki de Suriye’deki modern yapının tümden tasfiye edilmesini engellemeyi hesapladığı görülüyor.

Açık ki küresel kapitalist sistem burada da alternatifli olmayı esas alıyor. İleride yönetim değiştirebilmek için şimdiden hesap yapıyor. Bunun bilinmeyen ve anlaşılmayan bir yanı yoktur. Böyle de olsa Suriye Yönetimi’nin Kürtleri resmi olarak tanıması, hatta Suriye Yönetimi içinde Kürtler resmen Kürt olarak yer alması önemlidir. Irak’tan sonra Suriye’nin de Kürt varlığını kabul edip bir biçimde Kürt Yönetimi’ni kabul etmesi, Kürtlere dayatılan soykırımın sona erdirilmesi ve Ortadoğu’da Kürt sorununun çözülmesi açısından çok büyük bir önem taşımaktadır. Şimdi akla gelen soru şudur: Kürt nüfusunun yarısını kendi sınırları içinde bulunduran Türkiye Cumhuriyeti Devleti şimdi ne yapacaktır?

Açıkça görülüyor ki, yüz yıldır ileri sürdüğü “Kürt yoktur” tezini artık ileri süremeyecek ve buna kimseyi inandıramayacaktır. Yüz yıldır uyguladığı Kürt düşmanı politikaları uygulamak için eskisi gibi destek bulamayacaktır. Suriye’deki bir-iki milyonluk Kürt nüfusunun özerk yönetildiği bir dünyada “Kürt yoktur” diyerek 30 milyon Kürt üzerindeki asimilasyon politikalarını şimdiye kadar olduğu gibi uygulayamayacaktır.

Kuşkusuz bu durum Türkiye’deki Kürtler açısından çok önemli ve olumlu bir durumdur. Çünkü eskisi gibi artık Kürtler inkâr edilemeyecek ve soykırım uygulanamayacaktır. Türkiye’de de Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü yönünde ciddi adımlar atılacaktır. Elbette bu durum sadece Kürtler açısından olumlu değildir, aynı zamanda Türkiye demokratikleşmesi açısından da çok olumludur. Çünkü Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü yönünde atılacak her adım, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesi için de atılan olumlu adım olacaktır. Tabii Suriye’deki gelişmeleri “Kürtler kaybetti” diyerek histerik çığlığı atan faşist-milliyetçi çevreler de gerçeği görüp yerlerine oturmak zorunda kalacaktır.

Peki bütün bunları niçin belirtiyoruz? Öncelikle Türkiye’de 27 Şubat tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile zaten bu sürece girilmiş olduğunu hatırlatmak için. Daha önemlisi de Meclis’e rapor sunmak için hazırlık yapan Komisyon’a ve bu temelde kanun yapmaya hazırlanan Meclis’e gerçekleri göstermek için. Herhalde Komisyon raporu ve Meclis kanunu bunların gerisinde olamaz. Eğer gerisinde olursa, yani Kürt varlığını resmen kabul etmez ve bu temelde Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünün gerektirdiği kanunları çıkartmazsa işte o zaman artık bu dünyada yaşayamaz hale gelir.

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

TÜİK verilerine göre 2025’in dördüncü çeyreğinde işsizlik geriledi

Sonraki Haber

Japonya’da Takaiçi Sanae, ülkenin 105. başbakanı seçildi

Sonraki Haber

Japonya’da Takaiçi Sanae, ülkenin 105. başbakanı seçildi

SON HABERLER

Silêmanî’de bir kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

İran rejim güçleri Gilan’da bir öğretmeni kaçırdı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

Rusya, istihbarat servislerinin Telegram’a erişimi olduğunu açıkladı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

İran’da 40’ıncı gün anmalarına protestolar damga vurdu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

Osmaniye’de bir kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

Türbinler arttıkça süt kesildi: Hayvancılık bitme noktasında

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

85 ülkeden İsrail’e ‘Batı Şeria’ tepkisi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır