• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tarihsel öz ile var olan, tecrit ile yok olmaz – Zilan Kaya

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ortadoğu’nun kalbinde yok sayılmaya karşı diriliş ve haksızlığa karşı direniş gibi kutsal değerlerin etrafında binlerce yıldır mücadele veren bir halk olan Kürtler ve Kürtlerin yaşadığı coğrafya olan Mezopotamya….

İnsanlığı var eden toplumsallığı geliştiren kutsal kitaplara cenneti tasfir eden bir coğrafyadır Kürdistan. Tarihin izini sürenler bu coğrafyaya yüksek ve ihtişamlı dağları ile ana tanrıçaların mekanı, bereketin ve sembolü kutsalın “kut”u yetiştiği ovaları ile insanlığı binlerce yıl bolluk ve bereketle besleyen insanlığın beşiği Mezopotamya dediler.

Coğrafyasının güzelliğinden, tanrıçalarının gizeminden bilinmez hep aşklara, şiirlere, destanlara konu olurken aynı zamanda en amansız savaşların da mekanı oldu bu topraklar. Sonradan hep inkar edilse de bu topraklarda yaşayan halklar tarihin gizlerinde eşitlik, özgürlük ve adalet ile anıldılar, dengbejlerin sözlerinde geçmişten günümüze akarken, Agitlerin direnişiyle hep var olmaya çalıştılar. Hep ama hep direndiler, hiç boyun eğmediler. Medlerle kök olup tarih sahnesine çıktılar. Kökleri üzerinde insanlığa felsefesiyle sevgiyi, iyiliği öğreten sayısız filozofa ilham olan Zerduşt’u, Dehak’ın zulmüne karşı direnen Demirci Kawa’yı bağrında büyüttüler. Evet, onlar Kürttü. Bizler Kürdüz. Bugün milyonlara ulaşan nüfusu köklü zengin bir geleneğe, kültürel birikime sahip komünal özünden vazgeçmeyen inadına direnen kadim bir halkız. Her ne kadar istilacılarca yok sayılıp inkâr edilsek de, toprağına sımsıkı bağlı olan köklerimiz üzerinden yeşererek hep direnişle var olmayı bildik. Çünkü bizi halk yapan zengin köklü bir kültürümüz, bu kültürden beslenen kahraman önderlerimiz vardı.

‘Hiçbir şey yoktan var olmaz, var olan yok olmazdı’ derdi Sayın Öcalan.

O, milyonlarca insanın (Kürt, Arap, Süryani vb halkların) ‘önderimdir, siyasi irademdir’ dediği bir halk önderi. Bitti denilen anda insanlığa ait değerleri tarihin derinliklerinden çıkartıp kendi özüyle buluşturup kimliğinde yeniden birleştiren bilge insan. Özünü egemenlerce yok sayılan tarihin gizlerinden, halkının direnişçi komünal özünden alarak; bu özden beslenen felsefesini insana ait değerlerin bir bir yok edilmeye çalışıldığı bu karanlık sistemde, insanlığa bir ışık olarak armağan eden bir filozof, bir lider. Kendi tarihsel toplumsal değerlerinden milyonlara umut olan, bu kadar köklü bir geleneğe, zengin bir birikime sahip bir öz yok sayılarak yok ettirebilinir mi? Elbette ki hayır. Var olan yok olmazdı. Hele ki bu var oluş bir halkın yeniden dirilişine neden olmuş, tarih buna tanıklık eden binlerce Agid’in kahramanlıkları ile yazılmışsa hiçbir şey yok olmazdı.

Peki, tarihin en derin, en hukuksuz, en insanlık dışı uygulaması olan tecrit bu gerçeği değiştirebilir mi? Var olanı yok sayabilir mi? Elbette ki hayır.

Tecrit tarih boyunca egemenlerce uygulanan bireyi zayıf kılmanın, köleleştirmenin en vahşi yöntemidir. İnsan toplumsal bir varlık olup içinde yaşadığı toplumda geliştirdiği ilişkilerle var olup gücünü kendi toplumsallığından alır. Dolayısıyla tecrit özgür insanı, ilişkilerinden, toplumsallığından kopararak zayıflatıp özünden kopararak insanlığını öldürmektir. Kendi varlığını başkalarının yok olması üzerinden tutmaya çalışan sayısız iktidar, sayısız diktatör bu vb. yöntemleri vahşice uygulayarak kendilerinin ömürlerini uzatmaya çalıştılarsa da tarihin çöp sepetine atılmaktan kurtulamadılar. Fakat tarihten dersler çıkarılmamış olacak ki, bu gün 21 yy.’da, uzay çağında bu tür geri yöntemlerle sonuç almayı uman insanlık düşmanı bireyler ve iktidarlar var.
Sayın Öcalan salt bir birey değildir, aynı zamanda siyasi bir kimlik, bir düşünce insanıdır. Felsefesinin özünü halkların komünal özünden direnişçi geleneğinden alarak kendisini zaman ve mekân olgusunda aşmış bir bilgedir. Onun felsefesi yaşamı kadın-erkek, canlı- cansız, insan-evren, madde-enerji, doğa-toplum vb. olgular etrafında var olanı yeniden tanımlayarak günümüz dünyasında ideolojik-bir kimlik kazandırdı. Dolayısıyla onun felsefesinde insanlık, insanlıkta da onu felsefesi yaşıyor. Bundandır ki yirmi yılı aşkın süredir tecrit uygulanmasına rağmen fiziki olarak halkından koparılsa da düşünsel ve felsefik olarak insanlığa ulaşmasını engelleyemediler.

Bugün zindanlarda Sayın Öcalan’ın felsefesiyle beslenen binlerce tutsağın ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Kürtlerin başlattığı açlık grevi eylemleri, her gün tecridin kaldırılması için destek veren dünyaca tanınmış aydın, yazar ve siyasetçinin derhal tecrit kaldırılsın açıklamaları, felsefesinin sınırları aşıp milyonlara ulaştığının en somut göstergesidir. İnsan iradesini teslim almak isteyen, tecridin kaldırılmasına dönük kitleselleşen eylemlerde irade beyan eden eylemcilerin kararlı duruşları, direnişle tecridin amaca kilitlenen bir iradenin karşısında nasıl yerle bir olacağını tarih karşısında göstereceklerdir.

Bugün devletin elindeki en büyük silah olan tecrit, yarın halkların direnişiyle kendisine doğrulacaktır. Kendisine güvenilmeyen bin bir baskı ve zorla ayakta kalmaya çalışan, yoksulluk ve yoksunluk politikalarıyla kendi halkını köleleştiren bir sistem, eninde sonunda halkı tarafından tecrit edilip yok olmaya mahkûmdur. O nedenledir ki sözümüz; kendisini bu devran bitmez zanneden zamane ucubelerine. Gaflet uykusundan uyanmanın zamanı geldi de geçti bile. Öyle saray oyunlarıyla varlığınızı ve zamanınızı biraz daha uzatabilirsiniz ancak ve ancak bu halk tarafından tecrit edilmekten kurtulamayacaksınız. Tarih göstermiştir ki özünü bu halkın değerlerinden alanlar tecridi anlamsız kılıp halkların gönlünde taht kurarken, varlığını halkların yok olması üzerinden yaşatmaya çalışanlar halkların tecridinden kurtulamayacak, eninde sonunda zamanın sonsuzluğunda yok olacaklar.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Barış için ortak hükümet

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Dün Yeni Özgür Politika’daki yazımda, “üçüncü” bir füze, provokatörler tarafından ateşlenip, Türkiye’ye düşerse, AKP iktidarının tek başına ABD ve İsrail’in...

‘Hüseyin abi hep iki kart gönderirdi, birisinin arkası boş’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Cezaevleri ile ilgili köşenin devam etmesi için gösterdiği özen, özveri ve hassasiyet duygulandırıyor. Yanımızdan giderken dahi bizi mahrum bırakmak istememiş....

Savaş ve Kürtlerin gücü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bölge halklarına ve insanlığa zarar veren ABD-İsrail ve İran savaşı, şiddetlenerek ve yayılarak devam ediyor. Savaşan güçler başkaları olsa da...

Savaşın yeni grameri, devletin yeni fiziği

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

2026 yılının hızlı başlayan jeopolitik gerçekliği ve özellikle Ortadoğu merkezli sürekli tırmandırılan çatışma ortamı, ‘devlet’ merkezli tartışmaları da yeniden gündeme...

Yapay zekanın insan ve toplum üzerindeki etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Yapay zekanın iktisadi ve emek üzerindeki etkilerinin yanı sıra, çok iyi anlaşılmayan ama potansiyel olarak ciddi sonuçlara yol açabilecek; psikolojik,...

Emperyalizm, İran ve devrim  

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

ABD emperyalizmi ile Netanyahu’nun Siyonist yönetimi, 28 Şubat 2026’dan bu yana İran’a açık savaş açtı. Saldırılar 15. gününde devam ediyor....

Sonraki Haber

Pera Film’de ‘Zaman Dilimleri’

SON HABERLER

Nasrin Momen: Rejimin iktidarda kalması ölümcül baskının devamı olur

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Şirnex’te çığ ve sel: Yolcular mahsur, şoför ağır yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

DOĞUSİFED Başkanı: Sürecin başarısı ekonomiyi güçlendirir

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

16 Mart 1988: Uçak sesi duyunca hala titriyorum, o gün hiç bitmedi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Ressam Parya Ghaderi: İran’da halkın talebi insanca yaşamak

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Çocuğu fuhuşa zorlayan failler ses kayıtlarına rağmen serbest!

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

KCK, Halepçe katliamında yaşamını yitirenleri andı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır