• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Şubat 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

TJA: Rojava’daki toplumsal kırım girişimine karşı somut adımlar atılmalı

16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:59
Kategori: Güncel

Rojava’ya dönük saldırılara dair rapor hazırlayan TJA, uluslararası kurumları toplumsal kırım girişimine karşı acil ve somut adımlar atmaya çağırdı

Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), hazırladığı “Kuzey Doğu Suriye-Rojava Ocak 2026 Kadın ve Çocuk Hak İhlalleri” raporunu açıkladı. Raporda, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter yapıların, 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmaqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine dönük başlayan ve ardından Rojava’ya yayılan saldırılarının yarattığı yıkım ile ihlallere odaklanıldı.

Sağlık sisteminin kasten hedef alındığı, temel hizmetlerin ve cinsel şiddetin bir savaş silahı olarak kullanıldığı belirtilen raporda, kadınların bedenine yönelik onur kırıcı müdahalelerle  savaş suçu işlendiği kaydedildi. Halep’te beş hastanenin hedef alındığına yer verilen raporda, Kobanê’deki dört çocuğun silahlı baskın, bir çocuğun ise bombardımanla katledildiği aktarıldı.

‘Tanık olunan demografik mühendislik hamleleri toplumsal kırım pratiğidir’

Saldırıların bölgenin kadim toplumsal dokusunu hedef alan sistematik bir “toplum mühendisliği” ve “demografik tasfiye” stratejisi olarak okunulması gerektiğine dikkat çekilen raporda, “Bu süreçte tanık olunan demografik mühendislik hamleleri, Kürt halkının tarihsel varlığını ve inşa etmeye çalıştığı demokratik özerklik modelini tasfiye etmeyi amaçlayan bütünlüklü bir toplumsal kırım pratiğidir. Bölgenin tarihsel ve sosyo-politik dokusunu hedef alan bu strateji; zorunlu göç kritik altyapı ve lojistik hatların izolasyonu ve sistematik mülksüzleştirme politikaları vasıtasıyla yerel halkın direniş kapasitesini kırmayı amaçlamaktadır. Nihai hedef, bölgedeki statükoyu geri dönülemez bir biçimde değiştirerek yeni bir jeopolitik gerçeklik inşa etmektir. Sivil altyapının ve temel hizmetlerin kasten hedef alınması, toplumun kendini yeniden kurma kapasitesini zayıflatmakta ve temel hizmet ağlarına yönelik kasıtlı saldırılar, toplumsal dokunun kendini yeniden inşa etme gücünü zayıflatarak kalıcı bir istikrarsızlık ve bağımlılık sarmalı yaratmaktadır” denildi. Sağlık merkezlerine yönelik saldırıların tedaviye erişimi imkansızlaştırırken; su, elektrik ve gıda hatlarının birer “savaş silahına” dönüştürülmesinin salgın riskini, yetersiz beslenmeyi ve barınma krizini büyüterek “aç bırakma ve yıldırma” politikasına hizmet ettiğini belirtilen raporda, “Bu noktada savaşın yarattığı yıkım sınıfsal ve sosyal bir ayrışmaya da yol açmaktadır; yoksullar, yaşlılar, hastalar ve engelliler yerinde kalmaya zorlanarak sistematik bir ölüme terk edilmektedir” diye belirtildi.

‘Yerinden edilenlerin yüzde 70’i kadın ve çocuk’

Bu stratejinin ideolojik merkezinin doğrudan kadın kimliği ve özgür yaşam modeline yönelik olduğu kaydedilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Jineoloji perspektifiyle bakıldığında; hayatını kaybeden kadın savaşçıların bedenlerine yönelik teşhir, işkence ve onur kırıcı eylemler münferit vakalar değildir. Kürt kadın hareketinin yarattığı özgür iradeyi kırmaya yönelik kasıtlı birer ‘kadın kırımı’ ve psikolojik harp taktiğidir. Kadın bedeninin bir savaş sahasına dönüştürülmesi ve kadın bedenine yönelik sömürgeci-eril söylemler, etnik ve mezhepsel temelli kaçırmalar ve cinsel şiddet vakalarıyla pekiştirilerek toplumu terörize etme amacına hizmet etmektedir. Yerinden edilen 1,3 milyon sivilin yüzde 70’inden fazlasının kadın ve çocuklardan oluşması, krizin yükünü en ağır şekilde bu kesimlerin üzerine yıkmaktadır. Kadınlar, suya erişimden regl sağlığına, gebelik ve çocuk bakımından yaşlı bakımına kadar tüm ‘hayatı sürdürme’ yükünü, kaynaklardan mahrum bırakılarak taşımak zorunda bırakılmaktadır.

‘Hafıza kırımına, dönüşmektedir’

Rojava Jineoloji Akademisi tarafından Qamişlo’da ‘Kuzey ve Doğu Suriye’deki Savaş Suçları’ raporu hazırlandı. Sahada kadın kurumlarına yönelik yağma, kundaklama ve kişisel verilerin ifşası gibi pratikler, kadınların örgütlü gücünü ve dayanışma ağlarını dağıtmayı hedefleyen sistematik bir hat ve ideolojik bir savaş konsepti oluşturmaktadır. Bu saldırılar, mezarlıklara ve cenazelere yönelik ihlallerle birleşerek toplumsal hafızayı parçalamayı amaçlayan bir ‘hafıza kırımına’ dönüşmektedir. Yas tutma hakkına bile yönelen bu saldırı, insanları yalnız evlerinden değil, tarihsel hikayelerinden de koparmayı amaçlayan mülksüzleştirmenin tamamlayıcı bir parçasıdır. Al-Hol gibi alanlarda yaratılan hukuki boşluklar ile çocukların eğitim ve yaşam haklarının gasp edilmesi ise Kürt toplumunun geleceğini ipotek altına alan bir ‘kayıp nesil’ tasarımıdır. 

‘Toplumsal kırım girişimine karşı acil ve somut adımlar atılmalı’ 

Sonuç olarak Ocak 2026 krizi, Suriye’de ‘Esed sonrası dönemin’ vaatlerinin, Kürt nüfusu başta olmak üzere korumasız siviller için sistematik bir tehdit dönemi başlattığını kanıtlamıştır. Halep’ten Rojava geneline yayılan bu tablo; Kürt nüfusunu mülksüzleştirmeyi, kimliğini sömürgeci bir dille aşağılamayı ve demokratik ortak yaşam idealini coğrafyadan silmeyi amaçlayan planlı bir şiddet mimarisidir. Bu çalışma, yaşanan sistematik saldırıları belgeleyerek; uluslararası kamuoyunu bilgilendirmeyi, Kürt halkının maruz kaldığı tasfiye siyasetini görünür kılmayı ve hakikatin inkâr edilmesine karşı durmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda ilgili devletleri, uluslararası kurumları ve insan hakları mekanizmalarını sorumluluk almaya, etkili izleme ve koruma mekanizmalarını devreye sokmaya ve bu toplumsal kırım girişimine karşı acil ve somut adımlar atmaya çağırmaktadır.”

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Nazilerin infaz ettiği 200 komünistin fotoğrafları ilk kez ortaya çıktı

Sonraki Haber

İran’da iki günde 17 kişi idam edildi

Sonraki Haber

İran’da iki günde 17 kişi idam edildi

SON HABERLER

Dumlu Cezaevi’ndeki baskı ve ihlaller için bağımsız soruşturma talep edildi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Zonguldak’ta madende göçük: Mahsur kalan işçiler var

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Efrîn’e geri dönüşler başlıyor: İlk etapta 400 aile gidecek

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

SOHR: Suriye’de 15 günde 115 kişi öldürüldü

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

DEM Parti il yöneticisi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

MHP’li Yıldız: Umut hakkı başlık olarak olmasa da AİHM kararları üzerinden olacak

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

İran, Hürmüz Boğazı’nda askeri tatbikat başlattı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır