• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor

13 Nisan 2026 Pazartesi - 20:08
Kategori: Manşet, Mustafa Durmuş, Yazarlar

ABD ile İran arasında Pakistan’da yürütülen ancak anlaşmaya varılamayan görüşmelerin ardından, Trump, Fox News’e yaptığı açıklamada, “görüşmelerde birçok başlıkta ilerleme sağlandığını ancak en önemli konu olan nükleer konusunun çözülemediğini” belirterek, yeni tehditler savurdu: “ABD Donanması, dünyanın en güçlüsü olarak, derhal Hürmüz Boğazı’na giriş yapmaya veya çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacak” dedi.

Trump tehditlerini sürdürüyor

Trump, “ABD’nin uygun zamanda İran’ı “ortadan kaldırmaya” hazır olduğunu da belirterek, İran’ı bir kez daha sivil altyapısına saldırmakla tehdit etti. Ayrıca ateşkes duyurusundan kısa bir süre önce, “bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” şeklindeki, çok eleştirilen tehdidinden “pişmanlık duymadığını da” belirtti. “NATO’nun utanç verici bir tutum içinde olduğunu vurguladı” ve İngiltere Başbakan’ı Keir Starmer’a yönelik sert sözler sarf etti.

(1) Diğer yandan İran, uzun süredir nükleer silah peşinde olmadığını ileri sürüyor ve sadece sivil nükleer programı yürütme hakkında ısrar ediyor. Nitekim 2015’teki tarihi nükleer anlaşma, bir yılı aşkın süren müzakerelerin ardından imzalanmıştı. (Ancak bazı uzmanlar, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun, silah sınıfında olmasa da silah sınıfına ulaşmak için teknik olarak sadece küçük bir adım uzaklıkta olduğunu ileri sürüyor).

İran’ın nükleer silahı var mı?

İran’ın şu anda nükleer silahı yok ve hiç olmadı. İran’ın, ABD’nin yardımıyla başlattığı bir sivil nükleer programı var. 1970’lerin ortalarından itibaren ABD, İran Şahı ile nükleer enerjiye yatırım yapılması konusunda müzakereler yürüttü. Bunun en önemli nedenlerinden biri ABD merkezli enerji şirketlerinin bu ihaleleri alabilmesiydi. Bu çabalar hiçbir zaman meyve vermedi ve 1979 İran Devrimi’nde Şah hükümetinin yıkılmasıyla sonuçsuz kaldı. Humeyni Devrimi, ABD’nin İran’a karşı muhalefetini tırmandırdı. Herhangi bir somut kanıt olmamasına rağmen, İran’ın nükleer silah ürettiği iddiaları yaygın bir şekilde dolaştırıldı.

Oysa Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu IAEA, 1980’lerin başından itibaren İran’ın nükleer enerji kapasitesini denetlemeye başladı. 2003 yılında, olası askeri kullanım amaçlı erken dönem araştırmalara dair kanıtlar bulunmasından bu yana, bu denetimler çok daha kapsamlı ve ciddi bir hal aldı.

Ancak yine 2003 yılında İran hükümeti, nükleer silah üretme niyetini kesin bir dille reddeden açıklamalar yayınladı ve bu tür silahları İslam ilkelerine aykırı olarak nitelendirdi. Bu tutum o günden bu yana değişmedi; ayrıca eski ABD Devlet Başkanı Obama’nın imzaladığı 2015 İran Nükleer Anlaşması’ndan bu yana yapılan uluslararası denetimlerde, nükleer silah üretimi yönünde hiçbir kanıt bulunamadı.

Nükleere ilişkin kanıt yok!

Daha yakın bir tarihte, Ağustos 2025’te, ABD istihbarat topluluğu bir bütün olarak “İran’ın nükleer silah üretmediğini ve kısa süre önce öldürülen Dini Lider Ali Hamaney’in 2003’te askıya aldığı nükleer silah programını tekrar gündeme getirmediğini ” açıkladı.

ABD ve İsrail bu savaşı başlatmadan bir gün önce, Umman Dışişleri Bakanı, CBS News’e, “İranlı müzakerecilerin İran’ın zenginleştirme programına o kadar katı sınırlamalar getirilmesini kabul ettiklerini”, “bu sınırlamaların “asla bomba yapabilecek nükleer malzemeye sahip olamayacakları” anlamına geldiğini ve “tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetimlerine tabi tutacaklarını” söyledi. Bu azaltma seviyeleri, 2015 İran nükleer anlaşmasında uygulananlardan bile daha katıydı. Buna rağmen, ertesi gün ayni ABD-İran görüşmelerinin yeniden başlamasına sadece birkaç gün kala, ABD ve İsrail İran’ı bombalamaya başladı. (2)

Toronto Üniversitesi öğretim üyesi Timothy Snyder’ göre, “Trump yönetiminin İran’ın nükleer silah ürettiği iddiası kanıtlanmadı. Bu iddia, yönetimin geçen haziran ayında hava saldırılarıyla İran’ın nükleer silah programını imha ettiği yönündeki tekrarlanan iddialarıyla da bağdaşmıyor. Trump’ın İslam Cumhuriyeti’nin demokratik – ya da en azından ABD dostu – bir rejimle değiştirilmesi gerektiği konusundaki ısrarı da yabancı askeri müdahalelere ve rejim değişikliği savaşlarına karşı kararlı muhalefetin sözde Trump’ın MAGA hareketinin temel ilkelerinden biri olduğu düşünüldüğünde, en az o kadar tuhaf”. (3)

Nükleer silah tehdidi İsrail’den kaynaklı

İşin ironik yanı, Orta Doğu da gerçekte böyle bir tehdidin olması ancak bu tehdidin asıl olarak İsrail’den kaynaklanıyor olması. Üstelik, İsrail, nükleer bombalarının varlığını ne doğrulayan ne de yalanlayan bir “stratejik belirsizlik” politikası izliyor. Ancak hem ABD’li hem de İsrailli yetkililer birkaç kez ağzından kaçırarak bunu kabul ettiler.

Özellikle de Dimona’daki nükleer cephanelik tehlikeli zira İsrail Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı imzalamayı reddettiği için, bu cephanelik BM’nin nükleer denetim kurumu ya da başka herhangi bir uluslararası gözlemci tarafından denetlenemiyor. İsrail dışında hiç kimse orada kaç adet bomba olduğunu, bunların ne durumda olduğunu ya da savaşta kullanılabilir olup olmadıklarını bilmiyor. (4)

Denetlenmeyen ve genellikle hiç bahsedilmeyen bu nükleer silah cephaneliğinin varlığı, bölgedeki nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarına sürekli bir tehdit oluşturuyor ve Orta Doğu’da nükleer silahlanma yarışının tırmanmasına neden oluyor.

Nükleer silahlanma yarışı artacak

Trump yönetiminin savaşı haklı gösterme gerekçeleri tutarsız ve belirsiz olsa da bunun temelinde her zaman Trump’ın İran’ın asla nükleer silah geliştirmemesi gerektiği konusundaki ısrarı yatıyor.

Nükleer silaha sahip iki saldırgan devletin, kendilerinin yaptığı gibi davranmasını engellemek için, nükleer silahı olmayan bir başka devlete saldırdığı savaşın üzerinden bir aydan fazla bir zaman geçtikten sonra, nükleer silahların yayılması hakkında ciddi sorular da kaçınılmaz olarak gündeme geliyor.

Öyle ki, nükleer silahlara sahip ülkeler uluslararası hukuku ihlal ettikçe, diğer ülkeler caydırıcılık aracı olarak nükleer silahların üretilmesine yönelebilirler: İsrail ve ABD, İran’a böyle bir silahı geliştirmesi için yol açıyor. Üstelik bu durum küresel çapta, nükleer silahların olumlu bir şekilde yeniden değerlendirilmesine yönelik var olan bir eğilimi de güçlendirebilir.

Bu gelişmeler karşısında İran’daki sertlik yanlılarının, nükleer silahlı ülkelerin saldırılarına karşı caydırıcı bir araç olarak nükleer silah peşinde koşmak için daha güçlü bir argümana sahip olmaları çok muhtemeldir. Ayrıca bölgedeki başka gelişmeler de bu silahlanmayı artırabilir.

Örneğin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 2023 yılında Fox News’e verdiği röportajda, “İran’ın nükleer silah geliştirirse Suudi Arabistan’ın da aynısını yapacağını” söylemişti: “Onlar bir tane elde ederse, güvenlik nedenleriyle ve Orta Doğu’daki güç dengesini sağlamak için biz de bir tane elde etmeliyiz”. Daha yakın bir tarihte, CBC’ye verdiği bir röportajda Suudi siyasi analist Salman Al-Ansari, Suudi Arabistan’ın İran ile savaşa girmesi halinde, Pakistan ile olan karşılıklı savunma anlaşmasını devreye sokacağını söyledi. Al-Ansari, “Suudi Arabistan’ın üzerinde Pakistan’ın nükleer şemsiyesi var” dedi.

Yeni Delhi’deki Hava Gücü Araştırmaları Merkezi’nde bir araştırmacı ve Atom Bilimcileri Bülteni’nin Bilim ve Güvenlik Kurulu üyesi olan Manpreet Sethi, giderek artan sayıda ülkenin nükleer silahları bir güç aracı ve saldırıya karşı güvence olarak gördüğü bir döneme girdiğimizi söylüyor: “Bir kez daha, nükleer silah üretme eşiğinde olabilecek devletlerden bahsediyoruz”. Sethi, “Güney Kore, Japonya, Almanya ve Polonya’nın şu anda nükleer silaha sahip olmamasına rağmen, stratejik toplulukların bu silahları geliştirmeyi veya paylaşmayı tartışmaya başlamasının endişe verici bir durum olduğunu” belirtiyor. (5)

Trump’ın, İran’ın nükleer silahı olmamasına rağmen, yalan söyleyerek İran ile savaşı yeniden başlatması tarihte ilk örnek değil. Emperyalist güçler bunu hep yaparlar. Nitekim Irak da benzer bir gerekçeyle, ABD ve İngiltere öncülüğünde yürütülen bir savaşla işgal edilmişti.

Trump gerçekte neden ateşkesi sonlandırdı?

Trump’ın meşru olmayan ama kendisi açısından makul olan bu kararının iki nedeni olabilir: ABD’deki otoriter rejimini ara seçimlerden başarı ile çıkarak pekiştirmek ve içinde yer aldığı oligarşiyi daha da zenginleştirmek. Keza Epstein olayı ve kendisi ile ilgili yolsuzluk davalarının üstünü örtmek de bu nedenler arasında sayılabilir. Bunun dışında, ABD emperyalizminin Çin karşısında hegemonya kaybetmesi ve ABD ekonomisinin giderek ciddi bir finansal krize sürüklenmesi de bu kararın nedenleri olabilir.

Çünkü uluslararası çatışmalar ve savaşlar, ya halkı liderin arkasında birleşmeye zorlayarak (muhalifleri “vatan haini” olarak göstererek) ya da seçimler öncesinde iktidar partisine elverişli koşullar yaratarak, demokrasileri zayıflatabilir ve çökertebilirler. Nitekim ABD ve İsrail’deki aşırı sağcı hükümetler, bu son derece öngörülebilir otoriter modeli izliyorlar.

Uluslararası direnişi büyütmek gerekiyor

Ancak savaşlar bir hükümetin suçlarını silemediği gibi, Trump ve Netanyahu gibi despotların gerçek niyetlerini ortaya çıkarmak için iyi bir fırsat da sunabilirler. Diğer yandan bu fırsatın ABD ve Orta Doğu halkları lehine kullanılabilmesi için uluslararası çapta bir şeyler yapmak gerekiyor.

Öncelikle, savaşın gerçek nedeni ve emperyalist amaçlarla olan ilişkisi çok iyi teşhir edilmeli ve bu savaşın derhal sonlandırılması için dünya çapında bir mücadeleye girişilmelidir.

İkinci olarak, savaş karşıtlığı ve demokrasi cephesi büyütülmelidir. Trump, nüfusun yalnızca yüzde 18’inin desteğiyle İran’a saldırdı. Savaş başladığında destek az da olsa arttıysa da bu yine de modern tarihin en az destek gören ABD savaşı olarak görünüyor (şu anda yüzde 41). İlericilerin ve barış yanlılarının görevi savaş karşıtlığını güçlendirmektir.

Minnesota’daki toplumsal grevler ve ülke çapındaki “No Kings” eylemleri bu açıdan umut veriyor. Ancak bu eylemlerin ABD ile sınırlı kalmaması ve başta Avrupa ve Bölgemizdeki ülkelerde benzerlerinin hayata geçirilmesi gerekiyor.

Eğer küresel sermaye, emperyalist koç başları olan ABD ve İsrail ile birlikte dünyayı tehdit ediyorsa, buna karşı dünya işçi sınıfı başta olmak üzere, emekçi halkların, demokratların ve barış yanlılarının birlikte mücadele etmelerinden başka çare yok.

Anahtar sözcükler: ABD/İsrail-İran savaşı, Ateşkes, Nükleer silahlanma, Uluslararası direniş, Trump

Dip notlar.

 (1) https://www.pbs.org/newshour/world/trump-says-u-s-navy-willimmediately-blockade-strait-of-hormuz-after-ceasefire-talks-endwithout-agreement (12 Nisan 2026).

 (2) https://ips-dc.org/what-you-need-to-know-about-the-u-s-war-in-iran (12 Mart 2026).

(3) https://www.socialeurope.eu/the-iran-war-has-nothing-to-do-withnuclear-weapons (4 Mart 2026).

(4) https://ips-dc.org/what-you-need-to-know-about-the-u-s-war-in-iran (12 Mart 2026).

(5) https://truthout.org/articles/the-us-israeli-war-on-iran-isincentivizing-nuclear-proliferation (26 Mart 2026).

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Batman Cezaevi’nde tutuklu Mehmet Çeviren’in intihar ettiği iddia edildi

Sonraki Haber

Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem

Sonraki Haber

Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem

SON HABERLER

 Êlih’te şüpheli kadın ölümü, Erzirom’da kadın cinayeti

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

İstanbul’da uyuşturucu operasyonu: 8 kişi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

‘Zorla müdahale’ iddiası: Açlık grevindeki üç tutsak hastaneye kaldırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Trump’ın Hürmüz planına NATO ülkelerinden destek gelmedi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Erzîngan’da 4 büyüklüğünde deprem

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Batman Cezaevi’nde tutuklu Mehmet Çeviren’in intihar ettiği iddia edildi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır