İran savaşıyla petrol ve enerji maliyetleri sıçrarken, TÜİK’in Mart enflasyonu beklentilerin altında kaldı. Bağımsız ölçümler ve Pazar tezgahları ise çok daha yüksek bir enflasyona işaret ediyor
İran’a yönelik saldırılarla başlayan ve bölgeye yayılan savaşın küresel ekonomide yarattığı sarsıntı sürerken, Türkiye’de açıklanan resmi enflasyon verileri tartışma yarattı. Enerji ve ham madde fiyatlarında sert artışların yaşandığı bir dönemde Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Mart ayı enflasyonu beklentilerin altında kaldı.
TÜİK verilerine göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mart ayında aylık yüzde 1,94 arttı, yıllık enflasyon ise yüzde 30,87 olarak hesaplandı. Piyasa beklentisi aylık artışın yaklaşık yüzde 2,4 seviyesinde gerçekleşmesi yönündeydi. Böylece Ocak ve Şubat aylarında beklentileri aşan enflasyonun ardından Mart ayında “sürpriz” bir tablo ortaya çıktı.
Oysa aynı dönemde küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalar yaşandı. Savaş öncesinde yaklaşık 70 dolar seviyesinde olan petrol fiyatı bir ay içinde 120 dolara yaklaşarak yüzde 50’nin üzerinde arttı. Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ülkelerde bu tür artışların zincirleme biçimde fiyatlara yansıması beklenirken, resmi verilerde bu etkinin sınırlı görünmesi soru işaretlerini büyüttü.
Mart ayında en dikkat çekici artış ulaştırma kaleminde yaşandı. Aylık yüzde 4,52 artan ulaştırma fiyatları enflasyona en yüksek katkıyı yaptı. Aynı dönemde motorin fiyatı yüzde 14’ü, benzin fiyatı ise yüzde 7’yi aşan oranlarda zamlandı. Taşımacılık maliyetlerindeki bu yükseliş, üretimden tüketime kadar tüm fiyat zincirini etkileyen bir baskı anlamına geliyor.
Buna karşın gıda fiyatlarındaki artışın sınırlı açıklanması dikkat çekti. TÜİK’e göre gıda grubunda aylık artış yüzde 1,8 seviyesinde kaldı. Ancak yıllık veriler, temel harcama kalemlerindeki yükün sürdüğünü ortaya koyuyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 32’yi, ulaştırmada yüzde 34’ü, konutta ise yüzde 42’yi aştı.
Resmi verilerle sahadaki fiyat artışları arasındaki fark yalnızca gözlemlerle sınırlı değil. TÜİK’ten önce açıklanan İstanbul Ticaret Odası verilerine göre Mart ayında enflasyon aylık yüzde 2,97 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık artışı yüzde 4,10, yıllık enflasyonu ise yüzde 54’ün üzerinde hesapladı. Bu tablo, farklı ölçümlerin giderek daha fazla ayrıştığını gösteriyor.
Ekonomistler de açıklanan verilerin savaşın etkisini yansıtmadığı görüşünde. Uzmanlara göre enerji fiyatlarındaki artışın henüz tüm sektörlere yansımamış olması kısa vadede enflasyonu sınırlı göstermiş olabilir. Ancak akaryakıt zamları ve artan lojistik maliyetlerinin önümüzdeki aylarda daha belirgin bir fiyat baskısı yaratması bekleniyor.
Savaşın yarattığı ekonomik baskı yalnızca fiyatlar üzerinden değil, finansal dengeler üzerinden de hissediliyor. Döviz kurlarındaki ani yükselişleri sınırlamak amacıyla son dönemde yüksek miktarda rezerv kullanıldığı belirtiliyor. Bu politikanın sürdürülebilirliği ise savaşın seyrine bağlı olarak tartışmalı hale geliyor.
Öte yandan enflasyondaki görece düşük artışın bir nedeni olarak tüketimdeki yavaşlama da gösteriliyor. Belirsizlik ortamında hane halkının harcamalarını kısmaya yönelmesi, özellikle Mart ayında fiyat artışlarını sınırlayan bir etken olarak değerlendiriliyor. Ancak bu durumun geçici olduğu ve önümüzdeki dönemde birikimli fiyat artışlarının daha görünür hale geleceği ifade ediliyor.
Tüm bu gelişmeler, resmi enflasyon ile yurttaşın hissettiği enflasyon arasındaki farkın derinleştiğine işaret ediyor. Özellikle gıda, konut ve ulaştırma gibi temel harcama kalemlerindeki artışlar, dar gelirli kesimlerin alım gücünü hızla aşındırmayı sürdürüyor. Yılın ilk üç ayında ücret ve maaşlardaki artışların önemli ölçüde eridiği hesaplanıyor.
Uzmanlara göre savaş kısa sürede sona erse bile enerji fiyatlarının eski seviyelerine dönmesi uzun zaman alacak. Petrolün yıl boyunca yüksek seyretmesi halinde Türkiye ekonomisinde büyümenin yavaşlaması, cari açığın ise belirgin biçimde artması bekleniyor.
KESK: Kaybeden milyonlar
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine sert tepki gösterdi. Açıklamada, son bir ayda akaryakıta çok sayıda zam yapıldığı, temel tüketim maddelerindeki artışın hız kesmediği vurgulandı.
KESK, resmi enflasyonun gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Bu oyunun kaybedeni işçisinden kamu emekçisine, emeklisinden asgari ücretlisine milyonlardır” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamada, maaş ve ücretlerin TÜİK verilerine göre belirlendiği, ancak gerçek enflasyon karşısında hızla eridiği ifade edildi.
Konfederasyon, ücretlere ek zam yapılması, seyyanen ödemelerin taban maaşlara yansıtılması, 3600 ek gösterge düzenlemesi ve grevli toplu sözleşme hakkının önündeki engellerin kaldırılması gibi taleplerini yineledi.
Doğalgazda çift tarife dönemi
Doğal gazda kademeli fiyat uygulaması 4 Nisan itibarıyla yürürlüğe girdi. Yeni sistemle birlikte konut aboneleri, belirlenen tüketim sınırına kadar düşük tarifeden, bu limiti aştıklarında ise daha yüksek tarifeden fatura ödeyecek.
“Kademeli Fiyat Uygulaması” kapsamında her il için ayrı tüketim limiti belirlendi. Özellikle kış koşullarında yüksek tüketim yapan hanelerin daha fazla ödeme yapması bekleniyor. BOTAŞ tarafından açıklanan tarifeye göre, birinci kademe birim fiyatı 10,62 TL olarak uygulanacak. Belirlenen sınırın aşılması halinde ise ikinci kademe devreye girecek ve birim fiyat 18 TL’ye yükselecek. Bu da üst dilimde yaklaşık yüzde 69’luk ek artış anlamına geliyor.
Yeni sistemle birlikte tek faturada iki farklı tarifeden hesaplama yapılabilecek. Uzmanlar yurttaşlara uygulamanın karışıklık yaratabileceği uyarısında bulundu.
Enerjiye yüzde 25 zam
Elektrik ve doğal gaz tarifelerine 4 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere zam yapıldı. Konutlarda her iki kalemde artış oranı yüzde 25’e ulaştı. Elektrik fiyatlarında mesken abonelerine yüzde 25 zam uygulanırken, kamu ve hizmetler sektöründe artış yüzde 17,5, sanayide yüzde 5,8, tarımsal faaliyetlerde ise yüzde 24,8 oldu. Yeni tarifeye göre aylık 100 kWh tüketimi olan bir hanenin elektrik faturası 323,8 TL’ye yükseldi.
Doğal gazda da konut tüketicileri için ortalama yüzde 25 zam yapılırken, sanayide artış yüzde 18,61, elektrik üretim santrallerinde yüzde 19,42 olarak açıklandı. Ayrıca konutlar için kademeli tarife sistemine geçildi. Enerji maliyetlerindeki artışın üretimden tüketime kadar birçok alanda fiyatları yukarı çekmesi bekleniyor.
HABER MERKEZİ









