• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ocak 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Tuncer Bakırhan: Süreçte bir kırılma ve güven krizi var

28 Ocak 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Güncel, Manşet, Söyleşi

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Rojava, süreç ve bölgedeki gelişmelere ilişkin gazetemize konuştu:

  • Halep saldırısıyla sürece sabotaj yapıldı ve toplumda güvensizlik derinleşti
  • Şunu açıkça görüyoruz: İktidar, Suriye politikasıyla hem bölgesel barışa hem de Türkiye’deki çözüm sürecine halel getirecek pratiklerde bulundu
  • Kürt halkı tarihte ilk defa parti, inanç, dünya görüşü gibi farklarını bir kenara bırakarak hem Suriye, İran, Irak, Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında bir araya gelerek Rojava için demokratik protesto hakkını en güçlü şekilde kullandı
  • Tutanakların yayınlanması insanların Sayın Öcalan’a dair negatif kanaat oluşturmasını sağlamak için yayınlandığını ama bunun nafile bir çaba olduğunu düşünüyoruz

Hüseyin Kalkan

HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya dönük saldırıları sürerken, Kürtler ve dostları alanları terk etmeyerek çeşitli eylemsellikler yapıyor. Bir taraftan direniş ve saldırılar devam ederken, gözler Türkiye’de süren Barış ve Demokratik ve Toplum Süreci’ne çevrildi. Hükümet tarafından zehirli bir dil kullanılırken, aynı zamanda tehditler de yapılıyor.

Rojava’ya yapılan saldırılar Kürtlerde bir kırılma yaratırken, aynı zamanda ulusal birlik de gündeme geldi.

Öte taraftan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan süreç bağlamında Meclis komisyonu tarafından yapılan görüşmenin tutanakları çarpıtılarak kamuoyuna açıklandı. Henüz Rojava’ya dönük saldırılar yapılmamışken yapılan görüşmelerin yeni gibi medyada dolaşıma sokulması, akıllara devletin algı operasyonlarını getirdi.

Biz de süreç, Rojava ve protestolara dair DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile konuştuk. Günlerdir alanlarda olan Bakırhan’a aynı zamanda gözlemlediği tepkileri de sorduk.

  • Gelinen aşamada ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinde bir kırılmadan söz edebilir miyiz?

Süreç devam ediyor. Ama, süreçte bir kırılma ve güven krizi var. Ve bu kırılmanın sorumlusu bizatihi iktidarın tercihleridir.

Süreç başladığından bu yana komisyon dışında iktidar tek bir pratik adım atmadı. Toplumun taleplerini gören, destekleyen bir girişimde bulunmadı. Bunun yerine tüm enerjisini Kuzey ve Doğu Suriye’ye ayırdı. Suriye’ye harcadığı çabanın binde birini buraya ayırmış olsaydı, bugün bu tablo ile karşılaşmayacaktık.

Biz defalarca hem kamuoyu önünde hem de iktidar ve devlet yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde şunu dedik: “Suriye dosyasını buradaki sürecin önüne koymayın. Türkiye’de atacağınız her olumlu adım, zaten Suriye’de de çarpan etkisi yaratır.” Sayın Öcalan, Suriye konusunda çözüme katkı sunabilecek perspektifini, önerilerini defalarca ortaya koydu. Dinlemediler. Halep saldırısıyla sürece sabotaj yapıldı ve toplumda güvensizlik derinleşti.

Şunu açıkça görüyoruz: İktidar, Suriye politikasıyla hem bölgesel barışa hem de Türkiye’deki çözüm sürecine halel getirecek pratiklerde bulundu. Ama biz parti olarak barış ve çözüm imkanına sonuna kadar sahip çıkacağız. Süreç için, barış için elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz.

  • Genel olarak Suriye’de özel olarak da Rojava’da olanlar Kürtlerde nasıl bir kırılma yarattı?

Kürt halkı tarihte ilk defa parti, inanç, dünya görüşü gibi farklarını bir kenara bırakarak hem Suriye, İran, Irak, Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında bir araya gelerek Rojava için demokratik protesto hakkını en güçlü şekilde kullandı. Uzunca bir süredir çalışması yapılan ulusal birlik için gerekli olan ortak mücadele ruhu meydanda, sokakta, sosyal medyada sağlandı. Dolayısıyla artık siyasal açıdan ulusal birliği sağlamanın psikolojik ve sosyolojik zemini hazır hale geldi. Bu madalyonun bir yüzü.

Madalyonun diğer yüzünü ise son dönemde gerçekleşen saldırıların geleceği en çok etkileyecek boyutu oluşturuyor. Tarih boyunca değişen sosyolojiyi ve politik psikolojiyi okuyamayan devletler, tarihin ve toplumun gerisine düşer. Belki mevcut iktidar şu anda konjonktürel olarak belli güç dengelerine yaslanıyor ve iktidar kibri yaşıyor olabilir ama geleceği görmek gerekir. Hem sahadaki gözlemlerimiz ve görüştüğümüz çok farklı çevrelerden insanlar hem sosyoloji ve politik ekonomi açısından bakıldığında Kürtler, Halep’e ve Rojava’ya saldırılardan sonra muazzam bir duygusal kırılma yaşadı. Hükümet temsilcilerinin açıklamaları, medya düzeni ve sosyal medyadaki ırkçı hezeyanlara karşı ne hukuki ne de siyasi bir karşı çıkış olmaması Kürtler açısından kırılmanın en önemli nedenleri oldu.


Modern siyasette duygu, tali bir alan değil; toplumsal sözleşmenin harcıdır. Yürütme erkinin bunu iyi bilmesi gerekir. Bu duygusal kırılmanın onarılması devletin en önemli görevlerinden biri olarak duruyor. Mevcut durum bir kardeşlik retoriği veya et-tırnak edebiyatıyla onarılacak yerde değil. Daha yapısal ve esastan düzenlemelerin ciddi anlamda vaktidir. Eşit yurttaşlık, tanınma ve demokratikleşme gibi yasal-ussal adımların atılması gerekiyor.

  • Rojava’ya uygulanan ablukanın sonuçları nedir, bu konuda kamuoyuna bir çağrınız var mı?

İlk olarak küresel düzen, Rojava’yı çoğu zaman bir dosyaya indirgiyor. İşte IŞİD’le mücadele, sınır güvenliği vs gibi başlıklarda gündeme geliyor. Böyle olunca hak ve statü meselesi, ertelenebilir hatta harcanabilir görülüyor. Buna teşne birçok ülke yaklaşımı mevcuttur.

İkincisi, Rojava’daki yaşam modeli ve deneyiminin bölgesel anlamda statüko ile beslenen diktatörlükleri son derece rahatsız ettiği açık. Çünkü bu deneyimi bulaşıcı görüyorlar. Ablukalar üzerinden modeli nefessiz kılarak, başarısız gösterme amacı var.

Üçüncüsü, Türkiye’de de Rojava düzenli olarak hedef gösteriliyor, Kürt düşmanlığı ekseninde güvenlik alanına çekiliyor, terör denilerek hedef yapılıyor. Oysa bir tehdit durumu yoktur, hiç olmadı da.

Bu üçünü topladığınızda Rojava’da esas savaşın barış arayışı ile savaş, demokrasi ile faşizm arasında yaşanan bir savaş olduğunu görürüz.

Kamuoyuna çağrımız, Rojava bir insanlık onurudur. Bir toprak parçası ya da sıradan bir yer değildir. Rojava’daki savaş hali, bölgeye dayatılan çözümsüzlük düğümünün provasıdır.
2011’den bu yana burası, halkların birlikte yaşadığı en güvenli ve en seküler deneyimlerden biri olarak görüldü. Bu deneyim, “istikrar” denilen şeyin yalnız askeri kontrolü değil; toplumsal sözleşme, yerel yönetim, birlikte yaşam ve kadın özgürlüğü ile mümkün olabileceğini gösterdi. Rojava’nın tasfiyesi, yalnız Kürtleri değil, bölgedeki tüm toplulukları mezhepçi/tekfirci şiddetin insafına bırakır. Kim “laiklik-demokrasi” diyorsa, bunu somut örneğinde savunmak zorunda diye düşünüyorum. Rojava yaşatılmadan Ortadoğu’da “değerler” söylemi boş gösteren olur.

  • Bu bağlamda partiniz hangi adımları veya çalışmaları planlıyor?

Halep saldırısından hemen sonra bir kriz masası kurduk ve üç alanda yoğun çalışma yürütüyoruz.

Birincisi, demokratik tepkidir. İlk günden bu yana halkımızla birlikte alanlardayız, sınırdayız. Rojava’ya yönelik saldırılara karşı asla sessiz kalmayacağız. Demokratik protesto ve dayanışma eylemlerimizi sürdüreceğiz. Halen her gün yüzlerce yerde yürüyüş, açıklama ve demokratik protestolar var.

İkincisi, siyasi çözümdür. Türkiye’deki parti liderleriyle görüşmeler yapıyoruz, ayrıca STK ve kurumlarla. Burada amacımız Kürtlere yönelik saldırıların durdurulması ve Türkiye’nin Suriye’de yapıcı bir rol oynaması. Uluslararası diplomaside de aktif çalışıyoruz.

Üçüncüsü, acil insani yardımdır. Kobani başta olmak üzere Rojava kuşatma altında. Elektrik yok, su yok. Çocuklar soğuktan ölüyor. Gıda ve ilaç krizi had safhada. Yerel yönetimlerimiz öncülüğünde yüzlerce tır yardım malzemesi hazırda bekliyor. İktidarla Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarının açılması için görüşüyoruz. Henüz sonuç alamadık ama ısrarımızı sürdüreceğiz. Türkiye’den insani koridor acilen açılmalı. Bu sadece siyasi bir mesele değil, insani bir sorumluluktur. İnsani koridor açılana kadar çalışmalarımızı gece gündüz demeden sürdüreceğiz.

  • Abdullah Öcalan ile Meclis komisyonu arasında yapılan görüşme tutanağı tartışma yarattı. Özellikle bu süreçte çarpıtılarak yayınlanmasını neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle dikkatinizi bir konuya çekmek istiyorum. Bu tutanaklar, çözüm zemininin bugüne kıyasla daha olumlu olduğu, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonların henüz gündeme gelmediği bir döneme aittir. Meclis Komisyonunun Sayın Öcalan’la yaptığı tarihi görüşmenin tutanaklarının komisyon üyeleri ve Türkiye halklarına sunulmasını talep etmiştik. Komisyonda AKP dışındaki partiler de bu yönlü talepte bulunmuştular. O dönem görüşme tutanakları yayınlanmadı. Çok kısa ve manipüle edilmiş bir özet komisyonda okundu.

Halep’teki katliam girişimi ve Rojava’ya dönük saldırıların olduğu bu dönemde tutanakların komisyon üyelerine sorulmadan ve bilgi verilmeden kamuoyuyla paylaşılması elbette bir siyasi hesabın sonucudur. Ama baştan söyleyelim, bu ucuz bir siyasi hesaptır.

Sayın Öcalan yalnızca bir “muhatap” değil; bu meselenin tarihsel ağırlığını taşıyan, barışın ve demokratik çözümün baş müzakereci adresidir. Barış ve demokrasi çizgisi konjonktürel değil; ilkesel, tarihsel ve siyasidir. Tam da bu yüzden, bugün yaratılan negatif zeminde bu tutanakları araçsallaştırmak, çarpıtmak, bağlamından koparmak; iyi niyet değil, art niyet göstergesidir. Üstelik kullanılan yöntem de başlı başına sorunludur: Tutanak dediğiniz şey yorumla, seçmeyle, montajla paylaşılmaz. Tutanak olduğu gibi aktarılır. Aksi, hakikati boğmaktır.

Tutanakların yayınlanması insanların Sayın Öcalan’a dair negatif kanaat oluşturmasını sağlamak için yayınlandığını ama bunun nafile bir çaba olduğunu düşünüyoruz. Elli yıl ısrarla sürdürülen ama tek bir sonuç üretmeyen “Anadolu’dan Görünüm ve Tek Türkiye” senaryosunun farklı araçlarla sürdürülmesidir.
Gazeteniz aracılığı ile net ifade etmek isterim; hakikati parçalayıp servis etmek yerine, barışın hakkını verin. Toplumun duygusuyla oynamayın; toplumun acısını büyütmeyin. Bu ülkenin kaybedecek bir günü, halkların kaybedecek bir canı daha yok. Barışın dili kurulacaksa, bu dil manipülasyonla değil; açıklıkla ve siyasi cesaretle kurulur.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni hızlandırmamız gereken bir dönemdeyiz. Sürecin önüne yeni stres testleri koymak kimseye kazandırmaz. Bu kapsamda bu süreçleri yönetenleri ucuz siyasi hesaplara tevessül etmemeye çağırıyoruz.

  • Sürecin yeni bir ivme kazanması için hangi adımlar atılmalı ve İmralı heyetinin adaya gitmesi için bir girişiminiz var mı?

Çözüm ve barış sürecinin yeni bir ivme kazanması için yapılması gereken şey, niyet beyanlarından vazgeçip somut adımlar atmaktır. Kürt meselesini siyasi ve hukuki zemine çekecek adımlar atılmalı. Kürt olgusu tüm boyutlarıyla Cumhuriyetin yasallığına dahil edilmeli. Sayın Öcalan ile daha sık, her kesim ile görüşebileceği, sesini topluma duyuracağı sağlıklı diyalog zemininin açılması gerekir. Bu da çatışmasızlığın kurumsal güvencelere kavuşturulmasında itici güç olacaktır.

Bu ay sonunda bitmesi planlanan ortak raporun güçlü ve tüm toplumsal beklentileri karşılayacak içerikte olması çok hayatidir. Yüzlerce görüşme oldu, tespitler ve olması gerekenler çok net ortaya kondu. Bunlara cevap olmak, siyaset kurumunun ama en çok da yürütme erkinin politik ve ahlaki görevidir. Toplumun istediği, bilimin, sosyolojinin istediği açıktır. Yine buna paralel olarak yargının siyasallaşmasına son verilmeli; siyasi tutsaklar, seçilmişler ve muhalefet üzerindeki baskı kalkmalıdır.

Heyetimizin daha sık ve düzenli görüşmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu zorunlu bir ihtiyaçtır. Bu tarihi süreç, böylesi bir iletişim stratejisi ile ağır aksak gitmektedir. Bizim zaman kaybetme lüksümüz yoktur.
Heyetimizin adaya gitmesi için her daim görüşme halindeyiz. Önümüzdeki günlerde yeni bir görüşme bekliyoruz.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rojava’da kuşatmaya karşı direniş sürüyor: İnsani kriz derinleşiyor, eylemler küreselleşiyor | Canlı Blog

Sonraki Haber

Kalyon Enerji halkın sırtından in!

Sonraki Haber

Kalyon Enerji halkın sırtından in!

SON HABERLER

Kobanê’de halk kent ve köylerini savunuyor | Foto Galeri

Yazar: Editör
28 Ocak 2026

Silêmanî’deki Newroz Stadyumu’nda Rojava etkinliği

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ocak 2026

Amed’de 3 kişi işkence ile gözaltına alındı

Yazar: Editör
28 Ocak 2026

Avusturya’da Rojava’ya yönelik saldırılara karşı kitlesel protesto

Yazar: Editör
28 Ocak 2026

İşçileri taşıyan servis kaza yaptı: 13 işçi yaralı

Yazar: Editör
28 Ocak 2026

Lahey’de Rojava’ya destek eylemi

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ocak 2026

QSD’nin stratejik kararı, devrimin ebedileşen rüzgârı

Yazar: Yeni
28 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır