• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Şubat 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Turgut Özal’ın ‘Kürt raporu’ açıklanacak: Kürt sorunu nasıl çözülmez?

7 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Kürt meselesinin çözümü için Meclis’te kurulan komisyonun nihai raporunu sunması beklenirken, Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci’nin 1992’de Özal’a sunduğu rapor yeniden gündeme geldi

Turgut Özal Vakfı Başkanı Semih Narlı, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 1990’lı yıllarda Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci’ye hazırlattığı “Güneydoğu Raporu”nun kitapçık halinde basılacağını ve kamuoyu ile siyasi partilere sunulacağını söyledi.

Anadolu Ajansı’na (AA) konuşan Narlı, Türkiye’nin kaderine yön vermiş bir lider olduğunu belirterek, Özal’ın bugün Türkiye’de devam eden sürecin 1990’lı yıllardaki en önemli mimarlarından biri olduğunu ileri sürdü. Özal’ın en büyük hayalinin tüm unsurlarıyla kardeş, güçlü ve dünyanın ilk beş gücü arasında yer alan bir Türkiye olduğunu aktaran Narlı, Özal’ın hazırlattığı rapor hakkında şunları söyledi:

“Bu meselenin silahla değil, müzakere ve demokratik yollarla çözülebileceğini büyük bir cesaretle dile getirmiştir. Son birkaç gündür basına yansıyan İmralı tutanakları bu tarihi gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır.

Tutanaklarda yer aldığı üzere Turgut Özal, Abdullah Öcalan’a silahlı mücadelenin kimseye bir kazanç sağlamayacağını, silahların bırakılması halinde tüm demokratikleştirme adımlarını atmaya hazır olduğunu ifade etmişti.

Öcalan ise bu çağrıyı değerli bulduğunu, Özal’a güvendiğini, terör örgütünü feshetme ve mücadelenin demokratik siyasi zeminde sürdürebilmesi yönünde karar aldığını ancak bu karar hayata geçirilemeden Özal’ın vefat ettiğini beyan etmektedir.

Ne yazık ki sürecin başarıya ulaşmasını istemeyen derin yapılar ve emperyalist odaklar Turgut Özal’ı ortadan kaldırarak bu tarihi fırsatın önünü kesmiştir. Bugün gelinen noktada, örnekte merhum Özal varken korkmadan böylesine cesur çıkış yapan Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu kararlı irade, bizlere 90’lı yıllardaki o cesur lider Turgut Özal’ı bir kez daha hatırlatmaktadır. Özal bu uğurda hayatını kaybetmiştir. Bugün aynı sorumluluğu ve riski göze alarak yola çıkan Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bahçeli’nin duruşu son derece kıymetlidir.”

Sadece 2 ayda: Kahveci, Bitlis ve Özal’ın ‘şüpheli’ ölümleri

Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993’te yaşamını yitirdi. Özal’ın ölümü bugüne kadar da şüpheli bulundu.

Özal’a 1992’de Kürt Raporu hazırlayarak veren Adnan Kahveci’nin ölümü hakkında da sık sık şüphe dile getirildi. Kahveci, Özal’dan sadece 2 ay önce, 5 şubat 1993’te bir trafik kazasında yaşamını yitirdi.

Orgeneral Eşref Bitlis ise, Kahveci’den sadece 12 gün sonra, 17 Şubat 1993’te içinde olduğu uçağın Ankara’da düşmesi sonucu yaşamını yitirdi. Bitlis’in ölümüne dair şüpheler de bugüne kadar giderilmiş değil.

Kahveci’nin raporu: Kürt sorununa ilişkin tespitler ve çözüm önerileri

Daha çok Adnan Kahveci’nin adıyla bilinen, fakat Bitlis’in de katkı sunduğu ileri sürülen rapor, “Kürt Sorunu Nasıl Çözülmez?“ başlığını taşıyordu.

Kahveci’nin raporunda Kürt sorununun mahiyetine ilişkin şu tespit yapılıyor:

“Kürt sorunu bugün Türkiye’nin gündeminde enflasyon ve işsizlikten çok daha önemli bir boyut kazanmıştır. Sorunun çözümü için somut ve kapsamlı öneri üreten hemen hemen yok gibidir. Ayrıca hiç kimse kusurlu olduğunu kabul etmemektedir. Sorunun bugüne kadar çözülememesinin tek sebebi Türkiye’nin bunu çözecek demokratik olgunluğa erişememiş olmasıdır.”

“Kürt sorunu çözülmezse ne olur?” sorusuna ise Kahveci’nin hazırladığı raporda şu yanıt veriliyor:

“Demirel-İnönü hükümeti Kürt sorununun çözümünü yine zamana bırakmıştır. Sorunun çözümünü zamana bırakmak yapılabilecek en büyük yanlıştır. ANAP’ın başlattığı çözüme dönük uygulamalar şimdi tamamen durdurulmuştur. ‘ Milletimiz buna hazır değil’ bahaneleriyle somut demokratik adımlardan kaçınılmaktadır. Benim inancım odur ki, Kürt meselesi Türkiye’nin en önemli gündem maddesi haline gelmiştir.

Şırnak’ta Cizre’de Nevruz kutlaması bahanesiyle 80-90 kişi ölüyorsa ve Türkiye basınıyla, aydınıyla ‘İşbaşında DYP- SHP koalisyonu var’ diye susuyorsa, bu, çok büyük sorunlara gebeyiz demektir. Eğer Kürt sorununa ciddi teşhis konmaz, ciddi çözümler uygulanmazsa Türkiye iç harbe sürüklenir. Herkes korkup sessiz kalırsa Türkiye felakete doğru gidecektir. Şehit olan her asker ve polisten sonra Kürtlere karşı ayrımcılığın arttığının belirtileri vardır. Hızla artan bu gidişi durduramazsak iç savaşa sürüklenmemiz kaçınılmazdır.”

“Kürt sorununun çözümü var mıdır?” sorusundan hareketle Kahveci’nin raporunda şu tespitlere yer veriliyor:

“Çözüm vardır. Ama uygulanması siyasi otoritenin tam olarak etkinliğini göstermesine bağlıdır. Askeri çözümle hiçbir ülke çözüme ulaşamamıştır. Askeri çözümler her zaman iç harbi getirmiştir.

Bu krizin çözümü için öncelikle ‚‘sorunda dominant hale gelen, yani diğer etmenler üzerinde de egemenlik kuran siyasal adımlarla bu düğümü kesmek gerekcektir. Bu nedenle Kürt realitesi, Kürt kimliği ve dili hızla kabul edilerek Kürtlerin siyasal hakları verilmelidir.

Kürt sorunu bugün Türkiye’nin en temel sorunudur. Hatta sorun olmanın ötesine de geçmiş, siyasal yaşamı kilitleyen kriz haline dönüşmüştür. Bu tablonun altında kültürel, ekonomik, sosyal, siyasal etmenler yatabilir. Ama sorun kriz halini aldıktan sonra tek bir etmen dominant (belirleyen) hale gelmiş demektir ki, o etmen çözülerek sorun önce kriz durumundan çıkarılabilir. …

Bu nedenle Kürt kimliği ve dili hızla kabul edilerek siyasal alanda temsil olanağı sağlanmalıdır. Lozan Anlaşması’nda Ermeni, Rum ve Yahudilerden başka azınlık tanımadığımızın ifade edilmiş olmasından söz edilmesi kanımca yersizdir. Zira Lozan’ın imzalandığı yıllarda azınlık kavramının ifade ettiği manayla bugün azınlık kelimesinin ifade ettiği mana farklıdır. O yıllarda Fransa, Breton, İspanya da Bask diye bir azınlık tanımıyordu. Türkiye bu fikir evrimini geçirmek zorunda kalacaktır.”

1990’larda hangi parti ‘Kürt raporu’ hazırladı?

SHP:

  • Doğu ve Güneydoğu Sorunlarına Bakış ve Çözüm Önerileri Raporu 1990
  • “Newroz” Raporu 1992

CHP:

  • Tunceli Raporu 1996
  • Doğu ve Güneydoğu Raporu 1999
  • Demokratikleşme ve İnsan Hakları Raporu 1999
  • Algan Hacaloğlu Raporu 2000

DSP:

Güneydoğu Raporu 1987

ANAP:

  • Güneydoğu Raporu 1993
  • Demokratikleşme Bildirisi 1999
  • Kaya Toperi, Aslan Güner Raporu 1992
  • Adnan Kahveci Raporu: “Kürt Sorunu Nasıl Çözülmez?” 1992
  • Kemal Yamalak Raporu 1993
  • Hikmet Özdemir Raporu 1993

Refah Partisi:

  • Kürt Raporu 1991
  • Güneydoğu Raporu 1994
  • Terör ve Güneydoğu Sorunu-Ekonomik Boyut Raporu 1996

MHP:

  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu Raporu 1991

Sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan ‘Kürt raporları’

  • Mazlum-Der Kürt Forumu 1992
  • Türk-İş Raporu 1993
  • İktisadi Kalkınma Vakfı Raporu 1994
  • Sakıp Sabancı Doğu Raporu 1995
  • TOBB Doğu Raporu 1995
  • Türk Metal Sendikası Raporu 1995
  • CEDİT Grubu Raporu 1995
  • Politik Psikoloji Merkezi Raporu 1996
  • HAK-İŞ Raporu 1996
  • Türk Tabipler Birliği Raporu 1996
  • TÜSİAD Türkiye’de Demokratikleşme Perspektifleri 1997
  • GÜNSİAD Raporu 1997
  • TMMOB Raporu 1998
  • Sivil Toplum Kuruluşlarının Güneydoğu Raporu 1999
  • Türkiye Barolar Birliği Güneydoğu Raporu 1999
  • TOSAV Raporu 1999

Kaynak: Nûmedya24

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tutsak gazeteciler: Dayanışmayı büyütelim

Sonraki Haber

Bakırhan’dan tahliye olan Taş ve Yıldız’a ziyaret

Sonraki Haber

Bakırhan'dan tahliye olan Taş ve Yıldız'a ziyaret

SON HABERLER

İHD İzmir: Ege bölgesinde 1 yılda 50 kadın katliamı yaşandı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Pakistan’daki DAİŞ saldırısında can kaybı 36’ya yükseldi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

ABD ile Hindistan arasında ‘geçici’ ticaret mutabakatı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

HRANA’: İran’da 6 bin 955 kişi katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Kayıp yakınları Akdeniz, Aydınlar ve Tekdağ için adalet istedi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

15 Şubat komplosu protesto edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Bakırhan’dan tahliye olan Taş ve Yıldız’a ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır