• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

‘Türko, demokrato, vallahi bravo’

18 Mart 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Trump geçtiğimiz gün neredeyse bütün dünyayı savaşa davet etti. Öyle kalp simgeli, çiçekli, böcekli bir düğün davetiyesiyle değil. Ültimatomla; “ben müttefiklerime yardım ettim, onlar bana yardım etmiyor, bu NATO’nun sonu olur” mealinde bir ültimatom.

Muhatapları Almanya, İngiltere, Fransa gibi devletlerle, Amerikan üslerinin bulunduğu petrol zengini Körfez devletleri… Devasa askeri donanmasıyla Hürmüz Boğazı’na giremeyen ABD müttefiklerinden deniz gücü talep etmekte.

Acaba bu ültimatif davetiye Türk devletine de postalandı mı? Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş’ın ‘’İsrail sıra Türkiye’de diyor’’ diyerek yaptığı konuşmaya bakılırsa, davetiyenin Erdoğan’ın posta kutusunda beklediğini, İsrail’in “ya davetiyeye icabet et ya da sıranı bekle” demiş olduğunu söyleyebiliriz.

Erdoğan, kazara davetiyeye yanlışlıkla elini uzatırsa elinin yanacağını ve tıpkı Batılı devletler gibi “bu savaş NATO’nun savaşı değil, davetine icabet etmem” dediği gün sıranın Türkiye’ye geleceğini biliyor. O nedenle şu sıralarda Saray’ının posta kutusundan uzak duruyor. Batılı devletler ABD’nin baskısına, ültimatomuna hep bir ağızdan direniyor da Türk devleti onlar gibi direnebilir mi? Direnemez. Avrupa’nın “hasta adamı” Türkiye, nasıl Birinci Dünya Savaşı’na katılması için Almanya’nın baskısına direnemediyse, Osmanlı’nın son zamanlarına benzeyen bugünkü haliyle, eğer ABD kara harekatına karar verirse, AKP-MHP iktidarı tıpkı İttihat Terakki gibi kendini savaşta bulur. Mesela Kürecik’teki ve şimdi İncirlik’e de konuşlandırılmak üzere olan Patriot füzelerinin gövdesine, Erdoğan kendi eliyle tıpkı Alman zırhlısına Osmanlı bandırası çekildiği gibi,  “made in Türkiye Cumhuriyeti” damgası kazır, Patriotların düğmesine ise, tıpkı Yavuz zırhlısının, kafasına Osmanlı fesi geçirmiş Alman Kaptanı tarafından Sivastopol’u bombalaması gibi, Amerikan çavuşu basar. Tarih tekerrür eder ve Türkiye, Osmanlı’nın kaderini paylaşmak üzere dünya savaşına bir kere daha girmiş olur.

İşte bu “mukadder” gibi ortaya çıkan ihtimal Devlet Bahçeli’yi de, Numan Kurtulmuş’u da, hatta Erdoğan ve belki de Hakan Fidan’ı da, şu sıralarda birer “barış yanlısı” haline getirmiş, topunu da neredeyse Apocu “Üçüncü Yol’un” ağzına kadar getirmiştir. Libya’yı NATO’yla birlikte bombalayanlar, Kafkaslar’da Ermenistan’a karşı Azerbaycan’la birlikte cihada kalkanlar, Somali’den Suriye’ye kadar ayak basmadıkları toprak bırakmayanlar, elli yıldır süren bir savaşta trilyon dolarları bol keseden harcayanlar, şimdi hem ekonomik iflasın içindeler, hem de iktidarı kaybetmenin eşiğindeler. “Üçüncü yoldan” başka gidecek tek bir “duble yolları” kalmamıştır. Şimdi soru şudur: Bu durumda AKP-MHP’nin tekerleri patlamış, balataları sıyrılmış, dümeni kitlenmiş arabası “üçüncü yola” girebilir mi? Giremez.

Olsa olsa, bir Amerikan tankına halatla bağlanır ve “Tahran’a doğru”, gaza bile basmadan sürüklene sürüklene “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” diyerek savaş yoluna koyulur.

Elbette bu gidiş mukadderat değildir. Durdurulabilir. Nasıl?

Kulaklara hoş gelen en popüler çare bir “erken seçim” yapıp AKP-MHP iktidarına son verme çaresidir. O erken seçim yoluna yerel seçimlerin ertesi günü girmek üzere koyulunsaydı, menzile ulaşılabilirdi. Ama artık “erken” bastıran savaş için artık seçim “gecikmiş” ve o nedenle derde deva olmayacak bir çare haline gelmiştir. Bu savaş ortamında en erken bir yıl sonra gerçekleşecek olan seçimi beklerken, kapıya dayanan savaş, “seçimsiz ve muhalefetsiz” bir rejimi de beraberinde getirebilir.

Hani aniden bir devrimci kriz patlasa, on milyonlar alanı doldursa, Erdoğan tası tarağı toplayıp, Saray’dan Üsküdar’daki evine çekilse, bu “çareye” şapka çıkarırdım ama…. Ortada böyle bir çarenin emaresi yok. O halde devlet arabasının orasını burasını tamir edip, onu üçüncü yola nasıl sokabiliriz? Türkiye’yi ve Kürdistan’ı savaş dışında nasıl tutabiliriz?

Aklıma geleni bildiğiniz gibi yazdım: TBMM’deki tüm partilerin “Ortak Hükümeti”ni şu an için tek çare olarak önerdim. Önerinin muhatabı elbette Dem Parti değil. Onun önünde “Barış ve Demokratik Toplum sürecini”, son bir gayretle, iki-üç ay içinde, AKP’ye müzakere sürecinde sonuçlandırmak gibi bir acil hedef var. Olmadığı durumda Başkan Öcalan’ın “bu iş burada biter” deme ihtimali önümüzde duruyor.

Önerimin muhatabı Cumhuriyet Halk Partisi’dir. AKP’nin kendisine karşı açtığı savaşa karşı yürüttüğü direniş kampanyasının hedefini, “savaş dışında kalmak ve demokratik bir seçim yapmak için TBMM’deki tüm partilerin, başında Erdoğan olacak olsa bile, ortak hükümetini kurmaya hazırız” diyerek güncellemesinden söz ediyorum.

Böyle bir ortak hükümet çağrısı, hem seçimde ciddi bir varlık göstermesi düşük ihtimal olan diğer sistem içi muhalefet için, hem başkanlığını koruması çoktan tehlikeye girmiş Erdoğan için, hem de “beka sorunuyla” yüz yüze olan devlet için, optimal bir “uzlaşma” şansı olabilir.

Aynı zamanda “Barış ve Demokratik Toplum” amacına, Dem Parti’nin de içinde yer alacağı böyle bir hükümetin kurulmasıyla ulaşma imkanı genişleyeceğinden, bu öneri Kürt halkının çıkarlarıyla örtüşür. Denecek ki, Erdoğan böyle bir ortak hükümete yanaşmaz. Yanaşmayacağını ben de biliyorum bilmesine de o yanaşmasa da onu yanaştırmak da mı mümkün değildir diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Şu hale bakın: Savaş kapıdayken “iç cephe” önem kazanır. Kürt Özgürlük Hareketi “iç cepheyi” savaşa son vererek kendi payına güçlendirmiştir. Türk partileri ise biri CHP’yi yok etmeye, öteki AKP’yi iktidardan devirmeye çalışıyor.

Bana Sadun Aren anlatmıştı. Yunan adalarından birine yüzerek çıkan kişiyi Yunan askeri yakalamış. Sığınmacı Türk devletine muhalif olan Türklere Yunanistan devletinin sempati duyduğunu düşünerek “ben Türko, Türko demokrato” diye bağırmış. Asker şaşkın. Türk’ten demokrat olmaz diye düşünmüş olmalı ki, “vay canına hem Türko, hem de demokrato, vallahi bravo” demiş.

Ben de Türk partilerinin şu hallerine bakıyorum da, “bravo” demekten kendimi alamıyorum.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘Özerklik Şartı süreç için bir imkândır’

Sonraki Haber

DYO, Mêrdîn’de GES kuracak. Peki neden?

Sonraki Haber

DYO, Mêrdîn’de GES kuracak. Peki neden?

SON HABERLER

Newroz pîroz be

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

İran krizinin aşılması için toplumsal hafıza: Med–Pers Konfederasyonu  

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Rojdar’ın hayali bir bisiklet bir de Efrîn

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

DYO, Mêrdîn’de GES kuracak. Peki neden?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

‘Türko, demokrato, vallahi bravo’

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

‘Özerklik Şartı süreç için bir imkândır’

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Newroz meydanlarında dalgalanan PKK bayrakları

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır