• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Şubat 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Tutsak Nasrullah Kuran: Beni motive eden Önderlik felsefesiydi

14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:49
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Ömrünün 33 yılı aşkın süresini tutsak olarak geçiren Nasrullah Kuran, ‘Beni Özgürlük Hareketi mensubu olarak motive eden ana şey Önderlik felsefesi ile bu felsefeyi yaşamsallaştıran ideolojik ve politik örgütlülüktü’ dedi

Nasrullah Kuran, PKK’ye 1990 yılında katıldı. 14 Nisan 1992’de Antalya’nın Alanya ilçesinde gözaltına alınan ve yargılandığı Malatya 1’inci Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” iddiasıyla müebbet hapis cezası verilen Kuran, 33 yılı aşkın süredir birçok cezaevinde kalan Nasrullah Kuran, 15 Mart 2015 tarihinde Nazili E Tipi Kapalı Cezaevi’nden PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın büyük çabalarıyla başlayan ancak devletin “tasfiye” süreci olarak ele aldığı dönemde tutuklu Veysi Aktaş, Ömer Hayri Konar, Mehmet Sait Yıldırım ve Çetin Arkaş’la birlikte “sekreterya görevi” ile İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne götürüldü. Nasrullah Kuran, İmralı’da 9 ay 10 gün kaldıktan sonra 26 Aralık 2015’te Çetin Arkaş ile birlikte Silivri 9 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Nasrullah Kuran, Kürt Özgürlük Hareketi ile bağını anlattı. Nasrullah Kuran, Kürdistan Özgürlük Hareketi ile tanışmasının hayatını tamamen değiştirdiğini ifade etti.

Nasrullah Kuran, kendisini en çok etkileyenin ise gerilla saflarında onlara ilk dersi veren kişinin, Özgürlük Hareketi’ne katılmadan önce okuma yazma bilmeyen bir köylü olduğunu öğrenmesiyle olduğuna dikkat çekti.

Hem kendi kişiliğini hem de Kürt halk gerçekliğini tanımada Abdullah Öcalan’ın çözümlemelerinin çok büyük etkisi olduğunu vurgulayan Nasrullah Kuran, mücadelenin her aşamasında yaşananlara rağmen bir devrimci olarak inancını hiçbir zaman yitirmediğini belirtti.

‘Hamdım, özgürlük hareketi içerisinde piştim’

Nasrullah Kuran, Özgürlük Hareketi’nin hayatında neleri değiştirdiğini, “Mücadeleye katılım ile mücadele kültürü içerisinde yoğurulma süreci zorlu ve sancılı bir süreçtir. Özgürlük Hareketi ile çocuk yaşlarda tanışmam önemli bir avantajdı; fakat diğer taraftan verili düzenin içine doğmuş ve onun da kültürünü almış bir insandım. Gerillaya katılım gösterdiğimde, kişi olarak oldukça toy, düşünce olarak ise fazlasıyla yüzeyseldim. Sol yanım baskındı ama Kürtlük bilincim zayıftı. Özlü bir ifadeye kavuşturmak gerekirse hamdım, Özgürlük Hareketi’nde piştim. Pişme fiili bir ömrüm bütününü kapsadığı ve diyalektik bağlamı içerisinde sürekliliği gerektirdiği için ‘pişme yoluna girdim’ demek daha sağlıklı bir tanım olacaktır” diye belirtti.

‘Diyalektiği yaşamdan anlatabilen başka kimseye rastlamadım’

İlk temel eğitimini gerillada aldığını söyleyen Nasrullah Kuran, “Bize eğitim veren arkadaş köylü bir arkadaştı; okuma yazmayı gerillada öğrenmiş ve sadece dört aylık kış kampında ideolojik, politik ve askeri eğitim almıştı. Eğitim grubumuzun çoğunluğunu üniversiteden gelen arkadaşlar oluşturuyordu. Buna rağmen, konulara hakimiyeti ve sistemli anlatımıyla hepimizi hayretler içerisinde bırakmıştı. Yine medrese kültüründen gelen Melle bir arkadaş vardı. Diyalektik konusunu o kadar güzel ve yaşamdan örneklerle anlatabilen bir başka kimseye rastlamadım. Güya üniversite çevrelerinde çalışmalar yürütmüş, tartışma ve toplantılara katılmış; dolayısıyla kendimizi her konuda söz sahibi görüyorduk. İlk dersimi bu arkadaşlardan aldığımı, ilk utancımı bu arkadaşlar karşısında yaşadığımı ve ilk sorgulama yapmaya buradan başladığımı gayet iyi hatırlıyorum” dedi.

‘Altında Kürt halk gerçeğine yabancılığımın yattığı’

İkinci dersini Güney Kürdistan’a geçişte Sineht bölgesinde karşılaştığı Şehit Şiyar’dan (Kazım Kulu) aldığını söyleyen Nasrullah Kuran, “Gelip bizimle sohbet etti. Sıra bana geldiğinde, gerillacılık üzerine Che ve Latin Amerika deneyimine dayanan kitaplardan öğrendiğim ne varsa sıralamaya; Besta ve Cudi’de karşılaştığım, buna tezat pratikleri de örnekleyerek anlatmaya başladım. Haliyle ortaya bir şikayetler manzumesi ve onun dili çıkmıştı. Söyleyecek sözüm bitince, bize Kürt halk gerçekliğinden; onun özüne yabancılaşmış dünyasından ve onun Halk Ordusu Gerilla’sına yansımalarından oluşan geniş bir değerlendirme yaptı. Sonrasında bana dönüp, gözlemlerimin yerinde olduğunu fakat doğru anlamlandıramadığımı; bunun kaynağında da Kürt halk gerçeğine yabancılığımın yattığını ve pratik içerisinde zamanla kavrayarak bu eksikliğimi giderebileceğimi belirtti. Gerçekten de pratik içerisinde toplumsal parçalanmanın yarattığı sorunlarla karşılaşıp cebelleştikçe, ezberlerimi bir tarafa bırakmaya ve olanı olduğu gibi kavramaya başladığımda çözüm yönünde mesafe almaya başladığımı fark ettim” ifadelerini kullandı.

‘Önder Apo’nun çözümlemelerinden öğrendim’

Nasrullah Kuran şunları belirtti:

“Kürt halk gerçeğinden hareketle kendimi, kendimden hareketle de Kürt halk gerçeğini tanıyıp bilince çıkarmada en büyük beslenme kaynağım Önder Apo’nun çözümlemeleri oldu.

Diyebilirim ki bu konudaki en büyük imkanı, bir çelişki gibi gözükse de zindanda buldum. Çözümlemelerin hem kitaplaştırılmış hali hem de video kasetleri bulunduğum bir zindana düzenli olarak geliyordu. Bu içerikte muazzam bir kütüphanemiz oluşmuştu.

2000-2004 yıllarına kadar hem toplu eğitimimizi hem de bireysel yoğunlaşmalarımızı çözümlemeleri merkeze alarak yapıyor; inceleme ve araştırma konularımızı da bu çerçevede belirliyorduk. Doğal olarak bu durum, salt ideolojik-politik, savaş ve mücadele sorunlarına yaklaşımda bir hakimiyet ve birikime yol açmakla kalmadı; beraberinde bir dil ve tarz da açığa çıkardı.

Kendini ve toplumunu, aynı düzeyde düşmanını tanıma ve anlamlandırma tutumu gelişti. Kişilik çözümlemeleriyle her birimiz kendimizi yeniden yarattık. ‘Kendini bil’ düsturuyla başlayan her çözümleme, kişiye önce kendine bakmayı ve kendi ruhunu eğitmeyi öğretir.  Kendi ruhunun bilgisine sahip olmayan biri, bir başkasını gereğince tanıyıp ona özgürce seslenebilir mi?

‘İnsanın değersizleştiği yerde, yaşamın bir değer olmaktan çıkar’

Verili yaşamı tanımak için sokaklara çıkın. Acıların ve sevinçlerin kaynağını anlamak bir tarafa, adını dahi koyamayan nice insanla karşılaşırsınız. Sıradanlık ve anlam yoksunluğu çağın en temel hastalığı haline gelmiş durumda. Böyle bir insan kalabalığı ile her şeyi yapabilirsiniz; bir tek demokrasi ve sosyalizm yapamaz, bunlar adına değer oluşturamazsınız. İnsanın değersizleştiği yerde, yaşamın kendisi bir değer olmaktan çıkar.

Değersizleşmenin altında, ahlaki ve politik bir varlık olmaktan, amaç için varlık olmaktan çıkmak var. Amaç varlığı olmaktan çıkan insan araçsallaşır. Kapitalist sistem ve onun ulus-devlet uzantısı, insanı her açıdan araçsallaştırma mekanizmalarıdır. Buradan, toplumun özgün ve özerk yapısını öğüterek tek tipleştirmeyi; ondan, maddi bağımlılığı her şeyin önünde tutan biyolojik varlıklar türetmeyi hedeflerler. Kişilik çözümlemesi, Marx’ın zincirlerimizi ‘hayali çiçekler’ olarak adlandırdığı yanılsamayı açığa çıkartır ve o zincirleri kırıp atmamızı sağlar.

Bir nevi, ‘Dinle, yoksa dilin seni sağır eder. Yüzleş, yoksa kalbin seni esir eder. Anla, yoksa zihnin seni deli eder’ biçimindeki Kızılderili özdeyişinin tanımlanması gibidir. Dinlemek, yüzleşmek ve anlamak, bir devrimciyi esas özgürleştiren eylemdir. Bu bütünlüğü içerisinde Özgürlük Hareketi size, hakikat arayışının nitelendirdiği bir yaşam sunar. O yaşamın kıyısında, kenarında mı yoksa merkezinde mi olacaksınız? Tercih size kalmış. Tercihinize göre kendinizi yapar, kişilik ve karakter kazanırsınız.”

Hiç olumsuz düşünceleri olmadığını söyleyen Nasrullah Kuran, “Bireysel tarihimin hiçbir döneminde böyle bir duygu, düşünce ve yalpalama haline girmedim; çünkü kendini alternatif olarak sunan birçok ideolojiyi inceleme imkanı buldum ve hiçbirinin Özgürlük Hareketi kadar bütünlüklü, radikal ve pratikçi olmadığını gördüm. Bir de Özgürlük Hareketinin izahı zor, kendine özgü bir iç diyalektiği var. Koşullar ne kadar çetin ve çetrefilli olursa olsun, dünyanın birleşip ona saatlerce, aylarca ömür biçtiği bir yerde bakıyorsunuz; kayalıklarda biten dirençli bitkiler gibi kendine bir çatlak bulmuş ve oradan yeşerip daha güçlü hale gelmiş. Bu da insana muazzam bir güven aşılıyor ve özgüven kazandırıyor” diye belirtti.

‘En büyük motivasyon, en büyük mücadele anlamlı yaşamdır’

Kendisini Özgürlük Hareketi mensubu olarak motive eden ana Önderlik felsefesi ve bu felsefeyi yaşamsallaştıran ideolojik ve politik örgütlülük olduğunu vurgulayan Nasrullah Kuran, şunların altını çizdi:

“Amaca bağlılığın ve zaferin sözü, binlerce şehit, mücadele mevzilerinde direniş ateşini canlı tutan binlerce militan ve mücadele değerlerine bağlı yaşayan; sayısı milyonları bulan bir halk, halklar gerçeğidir.

Yaşayan ve birbirine ışık tutan bu gerçekliğin varlığı, en büyük motivasyon, en büyük mücadele ve en anlamlı yaşamdır. Apocu militan ahlaki ve politik bir insandır. Ruhu ve bilinci oranında vicdanı olan bir insandır. Vicdan, emeğe saygı, değerlere bağlılık ve ilke temelli yaklaşımı gerektirir. Zorlanabilir, büyük acılar içerisinde kıvranabilir, hatta ciddi haksızlıklara da uğrayabilirsiniz ama yönünüzü kaybetmez, varlığınıza ihanet etmezsiniz.

Halkınızı, ülkenizi ve özgür insanlığı seviyor ve insan kalmakta ısrar ediyorsanız, o zaman onların yanında olmak, onların dili, bilinci ve eylemi olmak zorundasınız. Çünkü bizi var eden, adlandırıp tanımlayan, sevgi ve emekle buluşturan, bizatihi onların varlığıdır.

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Gülcan Kaçmaz Sayyiğit: Ulusal birlik çalışmaları dört parçayı kapsayacak

Sonraki Haber

Mehmet Öcalan: Komplo ile Rojava saldırıları arasında fark yok, kaderimiz bir

Sonraki Haber

Mehmet Öcalan: Komplo ile Rojava saldırıları arasında fark yok, kaderimiz bir

SON HABERLER

TJA: Saçını ördü diye tutuklanan öğrenci serbest bırakılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Ekonomik kriz sürüyor, et fiyatları artıyor, besicilik azalıyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Şêx Seîd’in torunu: Direniş halen devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Hasta tutsak Besra Erol cezaevinden çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

TUAY-DER Eşbaşkanı: Yasal düzenleme yapılmalı, hasta tutsaklar serbest bırakılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Mehmet Öcalan: Komplo ile Rojava saldırıları arasında fark yok, kaderimiz bir

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

Tutsak Nasrullah Kuran: Beni motive eden Önderlik felsefesiydi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır