Ulusal birlik olmadan ulus devlet olur mu? Hele parçalanmış bir Kürdistan haritasında bu mümkün de değil. Her Kürt insanının kendi topraklarında kimliği, kültürü, diliyle ve insan gibi vatandaşlık haklarıyla beraber yaşamak en büyük arzusudur. Kürtler bu unsurlardan yoksun yaşamaya mahkûm edilmiş olarak senelerdir yaşadılar. En ufak bir hak talebinde bulunmaları terörist damgasının vurulmasına neden oldu. Bu günlere bin bir zorlukla gelindi. Ulusal birlik çağrıları yoğun bir şekilde dile getirilmeye başlandı. Mesut Barzani bu birlikteliğin önemli bir adımını attı ve Rojava yönetimiyle beraber uluslararası arenaya beraber çıktılar. Ocak ayındaki olumsuz gelişmelere karşı SDG, katliamları önlemek için Hewler’de KDP ve YNK yöneticileri ile görüşmelerde bulundu ve birlikte olmalarının Kürt halkı için var olma nedeni olduğunun altını çizdiler. Her iki parti liderleri de Rojava kırmızıçizgimizdir diyerek kararlı olduklarını gösterdi. Bu birliktelik Kürt halkı üzerinde çok olumlu bir durum yarattı. Türkiye destekli HTŞ saldırılarının devam ettiği süreçte ABD senatosunda Trump’ın Suriye politikalarına karşı tepkiler çoğalmaya başladı. Hem ABD’de ve hem de AB’de Kürtleri yalnız bıraktıklarını ve bu durumun kabullenilmeyeceği sesleri yükselmeye başladı. Dünyanın her yerinde Kürt halkı protesto eylemleri ile Rojava’ya dikkat çektiler ve bu en önemli birlik mesajıydı.
Tabii ki en önemli gelişmeler Münih Güvenlik Konferansı’nda oldu. Suriye geçici Dışişleri bakanı Esad Şeybani’nin heyetinde SDG lideri Mazlum Abdi ve Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dışişleri Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in de adlarının olması Kürtler açısından çok önemli bir gelişmeydi. Suriyeli bu üç isim basın açıklamalarında olumlu konuşmalar yaptılar. Şeybani, “SDG ile anlaşma sahada iyi gidiyor, bunun pratik göstergesi de Sayın Mazlum Abdi’nin bugünkü toplantılarda yanımda olmasıdır” dedi. Özerklik ile ilgili sorulan soruya Mazlum Abdi hedeflerinin Kürt bölgelerinin kendi kendini yönetmesi olduğunu vurguladı. İlham Ahmed, “bütünleşme süreci olumlu bir yolda ilerliyor. Sahadaki sorunları karşılıklı anlayışla çözmeye odaklanmış durumdayız’’ dedi. Türkiye tarafından Suriye’den sorumlu Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katılmadı. Son iki sene bu toplantılarda bulunuyordu kendisi. Ayrıca Suriye konulu panele Mehmet Şimşek ve Levent Gümrükçü’nün katılacağı belirtilmişti ama onlar da Suriye konulu toplantıya katılmadılar. MİT Başkanı İbrahim Kalın toplantıya katıldı.
Türkiye Kürtlere bu kadar alan açılmasından çok rahatsız oldu. Kürtlere bu kadar alan açılması ve konferansa damga vurması iktidarı sessizliğe boğdu. ABD Dış İşleri Bakanı Rubio ile basına yansıyan fotoğraf tarihi bir değerdeydi. Bu fotoğraf Kürt kazanımlarının kabul edildiğini uluslararası planda tescil etti. Türkiye, Kürtler açısında olumlu olan bu gelişmelerin önüne geçemedi, bu da dikkate alınması gereken bir konu. Gelecekte kurulabilecek önemli ilişkiler açısından Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in Türkiye’ye davet edilmeleri gerekir.
Türkiye’deki çözüm süreci raporu artık yayınlanmalı ve gelecek için adımlar atılmalıdır. DEM Parti tabanı bu gecikmeden dolayı rahatsız ve parti çalışmalarını yeterli görmüyor. Aynı şekilde belediyelerden de şikâyetler gelmeye başladı. Yetersizlikleri görerek bir an evvel tedbir alınması gereklidir. Bir partili olarak verilen emeklerin harcanmasını kabul etmem mümkün değildir. Yarın seçim olacakmış gibi coşkuyla, heyecanla çalışmak herkesin görevidir.
2026 senesinde olumsuz olarak başlayan süreç olumlu gelişmelere doğru ilerledi. Umudumuz bu gelişmelerin devamının gelmesidir.









