Uluslararası güçlerin kendi çıkarları için Rojava’ya dönük saldırılara sessiz kaldığını belirten Avrupa’lı ve Güney Afrikalı siyasetçiler, Suriye’de Kürt halkı ile dayanışma içinde olunması gerektiğini belirtti
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli grupların Rojava’ya yönelik saldırıları devam ederken, uluslararası tepkiler de büyüyor. Güney Afrika’daki Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu (KHRAG) Eşbaşkanı ve Güney Afrika’nın apartheid rejimine karşı yürütülen mücadelede yer almış olan Mahmoud Patel, Avusturya Yeşiller Partisi (Die Grünen) Viyana Parlamentosu Milletvekili Berivan Aslan, insan hakları savunucularından Avukat Ezio Menzione, saldırılara karşı tepki gösterdi.
Mahmoud Patel:
“Bunun soykırım niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. Yerel Kürt nüfusun yerinden edilmesi ve Rojava’daki kazanımların yok edilmesi amaçlanıyor. Unutmayın ki, DAİŞ’e karşı savaşan ve onların hedeflerine ulaşmasını engelleyenler, Kuzey ve Doğu Suriye’deki savaşçılardı. 18 Ocak anlaşması rejime her şeyi verirken, Kürt halkının etnik kimliğini ve koşullarını dikkate almamaktadır. Saldırıların temel amacı; Türkiye’deki barış sürecini etkisiz hale getirmek, Suriye’deki demokrasi projesini, eşitlikçi toplumu ve kadın haklarını hedef alan sistemi ortadan kaldırmaktır. Uluslararası kurumların yeterli baskı uygulamaması halinde Rojava’daki kazanımlar yok olma riskiyle karşı karşıya. Kürtlere mesajını ileten Patel, Kürt halkı yalnız değil. Sizinle dayanışma içinde olan dostlarınız var. Ancak sahada olan ve tüm yükü taşıyan sizsiniz; bu yüzden kararlılığınız belirleyicidir. Asla pes etmeyin. Kürt halkı dirençlidir, on yıllardır zorlukların üstesinden gelmiştir ve şüphesiz bu süreci de aşacaktır”
Milletvekili Berivan Aslan:
“AB’ye ya Rojava’yı tanıyacaksınız ya da oradaki bütün etnik ve inanç gruplarının can güvenliğini sağlamak zorundasınız baskısının yapılması gerekiyor. Güvenliğin sadece silahla değil; hukukla, diplomasiyle de sağlanması lazım. Neticede şu anda uluslararası hukuka aykırılık var. Aynı zamanda bütün IŞİD suçlularının cezasız kalmaması için uluslararası yargı süreçlerini desteklemesi lazım. Şu an Avrupa aktörlerinde şöyle bir eksiklik var: Sadece Suriye rejimi ile temas içerisindeler. Bölgesel aktörlerle diyalog içinde değiller. Bu büyük bir yanlış. Mazlum Abdi’yle, Alevilerle, Ezidilerle bir diyalog içerisine girmeleri lazım. Sivilleri hedef alan bir saldırı var. Bu saldırıların durdurulması için baskı uygulanması gerekiyor. Türkiye’nin de gerginliği artıran kutuplaştırıcı söylemlerde bulunmaması lazım. Neticede Türkiye’de yaşayan milyonlarca Kürt var. Barış sürecini istiyorsa yıkıcı değil, yapıcı bir dil kullanıyor olması lazım. Bu kışkırtıcı dil Türkiye’deki barış sürecini de tehlikeye atıyor.”
Ezio Menzione:
“El-Şara sadece bir kukladır. Asıl iki büyük aktör var: Türkiye ve ABD. ABD, hiçbir zaman Kürtlerin gerçek müttefiki olmadı. DAİŞ’e karşı mücadele döneminde bile bu ittifak güvenilir değildi. Bu saldırılarla uluslararası hukuk dünyanın gözü önünde bir bütün olarak ihlal ediliyor. Bu saldırılardaki en ağır suç, insanları zorla göçe zorlamaktır.
Bu saldırılardaki bir diğer sorumluluk ise, Rojava’nın özgür deneyimini bastırmak, yok etmek isteyen, bu sürece karşı hiçbir şey söylemeyen, yani sessiz kalan hükümetlere aittir. Gazze söz konusu olduğunda kamuoyu baskısıyla konuşmak zorunda kaldılar. Rojava’da yaşananlar ise sessizlik içinde geçiştiriliyor. Adeta Rojava’da yaşananlar görünmez biçimde yaşanıyor. Bu sessizlik, dolaylı bir suç ortaklığıdır. Rojava halkı, dünyada eşi ve benzeri az görülen bir toplumsal deneyim ortaya koydu. Bu bilgelik ve örgütlülük, onların en büyük gücüdür. Bu saldırılara karşı da aynı direnci göstereceklerine inanıyorum. Bize düşen de bu direnişe her alanda sahip çıkmak, desteklemek ve Rojava’yı korumak olmalı.”
Kaynak: MA / ANF









