Dünya gündemi İran savaşı ile meşgulken, ki sonuçları şimdiden dünya ekonomisini etkiliyor; gene başta Avrupa olmak üzere dünyayı nükleer cehenneme çevirebilecek başka bir gelişme gözlerden kaçıyor gibi görünüyor ya da dikkatler bilinçli bir şekilde bu tehlikenin üzerinden çekiliyor: Ukrayna’nın AB üyeliğine alınmasının sonuçları. Burjuva medyası ve egemen siyaset Ukrayna’nın NATO üyesi olmasını fikir birliği içinde reddederken, AB’ye üye yapılmasını “insani eylem” olarak savunuyorlar. Halbuki böylesi bir adım Avrupa’yı Rusya ile doğrudan sıcak savaşa sokacak hukuki bir mekanizmanın işlemesine neden olacak.
Hukuki bağlayıcılık açısından bir karşılaştırma yaparsak: NATO’nun ünlü 5. Maddesi üye devletleri yalnızca “gerekli gördükleri önlemleri, silahlı güç kullanımı da dahil olmak üzere, derhal almaya” (a. b. ç.) yükümlü kılmaktadır. Bu madde NATO üyesi devletlere, şimdiye dek görüldüğü gibi, sembolik jestlerden kapsamlı askeri müdahaleye kadar uzanabilecek bir takdir yetkisi tanımaktadır.
Ancak AB’nin 2009’da karar altına aldığı Lizbon Sözleşmesi’nin 42. Maddesinin 7. Bendi çok daha bağlayıcı bir şekilde formüle edilmiştir: “Bir üye devletin topraklarına silahlı bir saldırı olması durumunda, diğer üye devletler bu üye devlete ellerinden gelen her türlü yardım ve desteği sağlamakla yükümlüdürler.” Bu formülasyon üye devletlerin yorumlama alanını önemli ölçüde daraltmaktadır. Bu durum ise önemli bir yapısal faktör üzerinden NATO’nun Türkiye gibi AB üyesi olmayan üye devletlerini de etkilemektedir. Şöyle ki; AB’nin 27 üye devletinden 21’i aynı zamanda NATO üyesidir. Ukrayna’nın AB üyesi yapılması ve Rusya ile savaşın devam etmesi durumunda 42. Madde NATO üyesi devletlerin ezici çoğunluğu otomatikman yasal olarak bağlayıcı hale gelecektir. Bunun sonucunda ise bir NATO-Rusya savaşı, dolayısıyla nükleer savaş kaçınılmaz hale gelecektir.
Aslında bu pek de varsayımsal bir endişe değildir. Gerçi 42. maddenin 7. bendi AB tarihinde bir kez, o da 2015 Paris saldırılarının ardından Fransa tarafından etkinleştirilmiştir. O dönemde diğer AB üyesi devletler Fransa’ya sadece asgari düzeyde askeri destek sağlamışlardı. Ancak Ukrayna konusunda durum tamamen farklıdır: 2015’teki etkinleşmenin gerekçesi bir “terör saldırısıydı”, nükleer bir güçle yaşanan konvansiyonel bir askeri çatışma değil. O açıdan Ukrayna’nın AB üyesi yapılması öngörülemez tehlikeler içermektedir.
Kaldı ki Putin yönetiminin gelişmeleri yakından takip ettiği ve bu adımları çatışmaya hazırlık olarak yorumladığı biliniyor. Avrupa’daki egemen siyasetin Rusya’nın yorumunu abartılı bulmasından bağımsız asıl önemli olan, Ukrayna’nın AB üyeliğine alınmasının Rusya’nın stratejik hesaplamalarını nasıl etkileyeceği sorusudur. Bilindiği gibi Rusya Aralık 2021’de ABD ve NATO’ya, NATO’nun Doğu Avrupa’ya genişlemesini durduracak güvenlik önerileri sunmuştu. Bu öneriler reddedildi ve iki ay sonra Rusya Ukrayna’nın Doğu bölgelerini işgal etti.
Kanımızca Putin yönetimi bu deneyimden ders çıkartarak, AB’nin kurumsal gelişmesini tamamlamasını beklemenin dezavantajlı durum yaratacağı kanısında. Ve Ukrayna’nın AB’ye üye yapılmasını da AB ile NATO’nun kalıcı bir çatışmaya kararlı olduğunun göstergesi olarak değerlendirecek ve bu duruma göre adım atacaktır. Bunun ne denli büyük bir tehlike arz ettiğini ve olası bir NATO-Rusya savaşının nelere yol açacağını anlatmaya gerek yoktur herhalde.
Ukrayna’nın AB’ye üye yapılması tartışmalarının tam da “Avrupa Savunma Sanayi Mevzuatının” uygulamaya sokulması ve askeri harcamalarda eşi görülmemiş artışlarla çakışıyor olması dikkat çekicidir. AB üyesi yapılacak bir Ukrayna, AB ile NATO’nun kolektif güvenlik yükümlülüklerini ve Soğuk Savaş’tan bu yana Avrupa’nın en büyük askeri seferberliğini bir araya getiren bir devlet olacaktır. Sonuç itibariyle nasıl 1914 ve 1939 öncesi sorumlu “Uyurgezerler” sermaye lehine dünyayı yangın yerine döndürdülerse, aynı şekilde bugün de ‘’Uyurgezerler’’in kol gezdiği bir yangın döneminden geçiyoruz. Ama bu sefer, değil “Uyurgezerler”, insanlıktan geriye pek fazla bir şey kalmayacak gibi; eğer ezilen halklar ve çalışan sınıflar buna dur demezlerse.









