• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Nisan 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Veba, karantina ve tecrit-Hazar Aksoy

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
25 Nisan 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Basın sektöründe 40 yıldan fazla çalışmış biri olarak, bugünlerde emeklilik günlerimin tadını çıkarmam gerek ama maalesef olmuyor. ‘Emeklilik’ için zorunlu mesaiden kurtulmak yeterli değilmiş meğerse; mesai olmasa da, beyin çalışmaya devam ederek olup biteni algılayıp, analiz etmekten vazgeçmiyor. Oysa bugünlerde hep ertelediğim okumaları yapmak istiyorum. Daha önce okuduğum, okumayı daha rahat günlere bıraktığım dünya klasiklerini ilk, ikinci ve hatta bazen üçüncü kez okuyorum. Mesela bunlardan biri, Nobel Edebiyat Ödülü sahiplerinden Albert Camus’nün “Veba” isimli muhteşem romanı. Eserde veba salgını yüzünden karantinaya alınan bir şehirde yaşananlar anlatılıyor.

Önüne geçilemeyen büyük bir felakete karşı mücadele etmeye çalışan bir avuç insanın söz konusu ölüm-kalım savaşındaki psikolojileri, ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi herhalde. Bir yazarın, belki de kendisine filozof dememiz gerek, böylesine olgunluğa erişebilmesi için çok etnisiteli-kimlikli bir kültürden gelmesi ve dahası büyük felaketlerin içinde yaşamak zorunda kalması gerekiyor galiba. 20. yüzyılın en güçlü Fransız yazarlarından biri olan Albert Camus, 1913’te Cezayir’in Mondovi kasabasında doğdu.

Yoksul bir aileden gelen Camus’nün babası Alsaslı (Fransa-Almanya sınırında özerk bir yerdi), annesi ise İspanyol’du. I. Dünya Savaşı sırasında, 1914’te babasını kaybetti. Annesi evlerde hizmetçilik yaparak oğlunu okutmaya çalıştı. Üniversite eğitimi sırasında sağlığı bozuldu ve 1930’da vereme yakalandı. Camus, felsefe eğitimini ancak 1936’da tamamlayabildi. İspanya’da daha sonra iç savaşla sonuçlanacak politik duruma duyduğu kaygı yüzünden 1934 yılında Fransız Komünist Partisi’ne üye oldu. Ancak üç yıl sonra, Troçkist suçlamasıyla partiden atıldı. 1935’te “İşçinin Tiyatrosu”nu kurdu; fakat bu tiyatro 1939’da kapandı. Aynı yıl, verem hastası olduğundan Fransa ordusuna kabul edilmedi. II. Dünya Savaşı’nın ilk zamanlarında bir pasifist olarak kaldı. Ancak bu tutumu Paris’in Alman ordusu tarafından işgali ve 1941’de, komünist gazeteci Gabriel Péri’nin gözleri önünde idam edilmesiyle değişti ve başkaldırmasına neden oldu. Paris-Soir ekibiyle Bordeaux’ya gitti ve aynı yıl ilk kitapları olan “Yabancı” ve “Sisifos Söyleni” ni tamamladı. Camus, Bordeaux’yu 1942’de terk edip Cezayir’in Oran şehrine gitti ve ardından Paris’e döndü. Yaşamını, 1960 yılında, bir trafik kazasında yitirdi.

* * *

Albert Camus, Veba eserinde -şehirde bir süre görülen veba salgını üzerindengiderek simgesel olarak Nazilerin Fransa’yı işgalini anlattığı düşünülüyor. Nazi işgali, Fransa’yı bir veba faciası gibi sarmıştır. Camus’nün romanında Dr. Rieux’nün önderliğinde vebaya karşı örgütlenen hareket, Fransızların Nazi işgaline karşı örgütlenerek oluşturduğu direniş hareketini temsil eder. Albert Camus, Oran kentinde olağanüstü hâl ilan edilmesi ve kentin veba sonrası karantinaya alınmasıyla bir anlamda özgürlüklerin kısıtlanmasına ve insan ruhunun cendereye alınmasına göndermeler yapar.

‘Veba’nın getirdiği ölümü bir çeşit kader olarak kabul edip onu içselleştiren insanların savaşı bırakmaları ve teslimiyeti kabul etmeleri, insanın içini acıtır. Oysa kaderi kabul etmemek gerekir. İnsan, özünü kendisi oluşturur, özünü oluşturmada sorumluluk kendisindedir. Romanın anafikrine göre bu dünyadaki gerçek hastalık, insanların hastalıklara karşı duygularını yitirip olayı kabullenmeleri, kader diye kabul ettikleri kötülükleri içselleştirip onlara boyun eğmeleridir.

Romanın sonunda, direniş olumlu sonuçlarını taşır kentin üzerine. Vebayı yenerler ve gelecek için yeniden umut doğar. Böylece, “İnsan, insan olduğu için kabul edemeyeceği şeyleri kader olarak kabul etmemeli, başkaldırmalıdır. Umut ancak başkaldırmayla mümkün olur” denmektedir. Ben her nedense, Veba romanında yaşananları, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip devasa ve otoriter bir devlete, en insani, en doğal, en meşru ve hatta en yasal taleplerini kabul ettirmek amacıyla Leyla Güven ve dünyanın dört bir yanındaki hevallerinin sürdürdüğü açlık grevine benzettim.

Siz ne dersiniz?

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bir isyan tufanı Üveyş Ana

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Üveyş Ana’nın boyun eğmezliğini kendinde yaşatarak baş eğmeyen halk gerçekliğine doğru yürümüştür. Mücadeleciliği, ‘intikam tarzını’, isyancılığı Üveyş Ana’dan almıştır. Üveyş...

1 Mayıs, hafıza ve Taksim

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Taksim; sadece bir meydan değildir. Türkiye işçi sınıfının kolektif belleğinde sızlayan bir yara, iki sınıf arasında süren bir mücadele; her...

Direnişle 1 Mayıs’a!

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

ABD/İsrail’in İran’a dönük saldırganlığıyla derinleşen emperyalist savaş tablosu, yalnızca Ortadoğu’nun değil, Türkiye’nin de siyasal ve ekonomik gündemini doğrudan belirlemektedir. Petrol...

Ateşkes başlamadan bitti mi?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Trump, İran’ı “şimdilik ve sonsuza dek yok etmekle” tehdit ettikten hemen sonra (7 Nisan’da), aynı ülke ile iki hafta sürecek...

Avrupa faşizme doğru mu ilerliyor?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Aslına bakılırsa geçen haftaki yazımızda değindiğimiz konuyu, Alman işçileri arasındaki faşistleşme sürecini diğer Avrupa ülkelerindeki örnekleriyle irdelemeye devam etmek gerekiyordu....

Basra harap olmadan

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

İran’a yönelik savaş gözümüzün önünden akıp gitti. ABD’nin, Birleşik Krallık’tan devraldığı dünya emperyalist liderliğinin net bir sarsıntıya uğradığına tanık olduk....

Sonraki Haber

Roboski’den Çorlu Adliyesi’ne…-Ezgi Koman

SON HABERLER

Bir isyan tufanı Üveyş Ana

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

1 Mayıs, hafıza ve Taksim

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Amaralı ‘yaman’ bir kadın: Biz oğlunu çok seviyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Direnişle 1 Mayıs’a!

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Dêrsim’in ve hafızanın izinde bir anlatı: Sabe

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Yarımın estetiği: Kendini bilmemenin kültürel körlüğü ve sanatsal yansımaları

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Epstein Ağı ve nekropolitik yamyamlığın işleyişi – II

Yazar: Yeni Yaşam
11 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır