ÇED yönetmeliğinde değişikliğe gidilirken, öte yandan HSK kararıyla özelleştirme, doğal alan tahsisi ve ÇED davaları özel mahkemelere bağlandı. Bu durum ise halkın yasal mücadelelerinin önünü kapatan özellikte
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde değişiklik yaparken, doğa yağması karşısında sürdülen yasal mücadelelerle yağmayı durdurmak artık mümkün olamayacak. Diğer yandan Adalet yeni Bakanı Akın Gürlek’in ilk icraatı HSK üzerinden geldi. HSK’nın yeni kararına göre; Kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri ile ÇED kararlarına ilişkin davalar belirlenen ihtisas mahkemelerine bağlandı. Çevre Bakanlığı’nın 5 Mart 2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemesiyle, yönetmelikte yer alan bazı tanımlar, karar türleri, askı ve ilan süreçleri ile rapor teslim süreleri kısaltıldı.
Halkın söz hakkı yok
Düzenlemede “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” başlığı kaldırılırken, Bakanlığın yetkili olduğu kararlar “ÇED Olumlu”, “ÇED Olumsuz” ve “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” olarak yeniden düzenlendi. Diğer yandan, Bakanlığın gerekli gördüğü durumlarda yetkisini sınırlarını belirleyerek il müdürlüklerine devredebileceği de hükme bağlandı. Yönetmelikte halkın katılımı toplantılarına ilişkin usul de değiştirildi. Toplantıların Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasında ilan edilmesi, ayrıca projeden en çok etkilenmesi beklenen yerlerde askı ilanı veya anons yoluyla duyuru yapılması düzenlenirken halkın toplantıya katılmaması süreci etkilemeyecek hal getirilirken, şirket ya da yetkili temsilcisinin toplantıya katılmaması halinde toplantı bir kez ertelenebilecek.
Süreçler kısaltıldı
Ayrıca ek listelerde çok sayıda değişiklik yapıldı. Ek 1 ve Ek 2’de yer alan proje türleri ve eşikler güncellenirken, bazı başlıklarda kapsam genişletilirken, bazı tanımlarda istisnalar netleştirildi. Güneş enerji santralleri, demiryolu projeleri, liman ve dip tarama projeleri, atık yönetimi tesisleri, çeşitli gıda ve hayvansal ürün işleme tesisleri gibi alanlarda liste ve eşiklerde değişiklikler yapılarak işletmelerinin süreçleri kısaltılaarak bazı muafiyetler eklendi. Yayınlanan yeni yönetmeliğin aynı günü Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, acele kamulaştırma, özelleştirme kararları, turizm yatırımları ve çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kararlarından doğan davaları ihtisas idare mahkemelerine taşıdı.
Yağmalar İhtisas Mahkemelerine
Bu amaçla yeni idare mahkemeleri kurulacak. Karar, 5 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Adalet Bakanlığına getirilen İstanbul Eski Başsavcısı Akın Gürlek’in ilk icraatleri olarak mahkemelerde değişiklikler başladı. 18 Şubat’ta Bakırköy, İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece asliye ticaret mahkemelerini kaldırarak, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri çatısı altında birleştirirken, ÇED kararlarının tek elde toplanmasını uygulamaya koydu. HSK’nin 3 Mart 2026 tarihli ve 346 sayılı kararına göre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinde düzenlenen “ivedi yargılama usulü” kapsamındaki davalar belirli idare mahkemelerinde toplanacak. Bu kapsamda, acele kamulaştırma işlemleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları, Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında yapılan satış, tahsis ve kiralama işlemleri ile Çevre Kanunu uyarınca verilen ÇED kararlarına ilişkin davalar belirlenen mahkemelerde görülecek.
İhtisas mahkemeleri adresleri
Karara göre, bölge idare mahkemesi merkezlerinin bulunduğu illerde belirlenen idare mahkemeleri bu davalara bakacak. Buna göre; Adana’da 1, Ankara’da 9, Antalya’da 1, Bursa’da 4, Diyarbakır’da 1, Erzurum’da 2, Gaziantep’te 5, İstanbul’da 4, İzmir’de 5, Kayseri’de 1, Konya’da 3 ve Samsun’da 1 numaralı idare mahkemeleri ihtisas mahkemesi olarak çalışacak. Halen süren davaların ise ihtisas mahkemelerine gönderileceği belirtildi.
Her şey şirketler için!
Son çıkarılan ÇED yönetmeliği ve HSK kararları şirketlerin yasal anlamda önünü tıkayaan gelişmeler ortadan kaldırılma süreçleri aralıksız devam ediyor. 2021 yılı Aralık ayında, ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesiyle sermaye kesimlerinin yağma özgürlükleri genişletilmişti. Komisyon görüşmelerine TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB, Madenciler Derneği ve diğer enerji şirketlerinin örgütlendiği 13 örgütün davet edilerek kanunun son hali verilirken, TMMOB, Baro vd. halktan ve doğadan yana yapılar toplantılara çağrılmamıştı. ‘Enerji Piyasası Kanunu’ yeniden düzenlenerek enerji ve maden şirketlerine özel imtiyazlar, teşvikler, kamudan kaynak aktarılması gibi uygulamalar için önlerin de hiçbir engel bırakılmadı.
Maden şirketlerine engel yok
Bu da yetmedi, 2025 Ekim’de ‘Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’ değiştirilerek Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre yönetmelikte yer alan sekizinci maddenin üçüncü fıkrasındaki ‘ihale yoluyla’ ibaresi yürürlükten kaldırıldı. Bu ibarenin yürürlükten kaldırılmasıyla beraber maden ruhsatlarının verilme yöntemi yeniden düzenlenmiş oldu. Her istediklerini iktidara yaptırabilme gücüne erişmiş olan maden şirketlerinin iktidardan beklentileri sürekli artmaya devam ediyor. Uzun süredir gerçekleştirmekte zorlandıkları birçok talebi içeren yasa ve yönetmelikler ise iktidar tarafından çıkarılıp yürürlüğe sokulurken, maden şirketlerinin önünde hiçbir engel kalmadı ve şirketler tamamen özgürleşti. Zeytin bahçeleri dahil tüm alanlar, ormanlar ve meralar sermaye hizmetine sunuldu.
EKOLOJİ SERVİSİ









