Teknoloji tekelleri yapay zeka ile dünyada egemen olma peşinde. Yapay zeka, 2024 yılında Türkiye’de tüketilen elektriğin yüzde 20 fazlasını kullanırken, yakın gelecekte dünya enerji tarlalarına dönüşecekken, halklar ise köleleştirilmek istenecek
K. Bülent Ongun
Sermaye yapay zekaya milyarlarca dolar akıtırken, yapay zekanın yaratacağı ekonomik büyüme ‘ihtimalinin’ peşine düşmüş durumda. Ancak, kapitalizmin temel çelişkilerini çözebilecek bir teknolojik gelişmenin bu yolla gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. Sermaye elinde ve kontrolünde geliştirilen yapay zeka, sermayenin ütopik büyüme hedefiyle ilerletilmeye çalışılırken, küçük bir gurubu zenginleştirip sonsuza kadar egemen kılmak amaçlanıyor. Doğal yaşamı yok oluşa sürükleyen aşırı üretimleri arttırmak yapay zekanın temel hedefiyken büyüdükçe dünya da enerji ihtiyacı katlanarak artacak. Diğer yandan yapay zeka ile insanlığın çok büyük çoğunluğunun yaşam standartlarını çok daha kötüleştiren sonuçların ortaya çıkması kaçınılmaz.
Post gerçek dünya
5G, Endüstri 4.0 ve beraberinde geliştirilen ‘Yapay Zeka’ ile sermaye kendisine yeni bir büyüme ve birikim yolları açıyor. İnsan zekasının ve insanlığın bugüne kadar biriktirdiği bilgilerin bilgisayarlara yüklenerek gerçeğin ters yüz edilip, post gerçekliğin yaratıldığı bir dünya için ‘Yapay Zeka’ geliştirilmenin yanında, yapay zekayı üretim süreçlerinde kullanarak daha az ve ucuz işçi ile daha çok üretim bağlamında değerlendirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda her türden silahın (biyolojik, nükleer, vd.) daha işlevsel kullanımını hedefleyerek halkları köleleştirme peşinde olduğu izleniyor. Bu durumun örnekleri ise Ortadoğu’da ve en son Venezuella’da açıkça görülebiliyor.
Kapitalizm kendini ‘imar’ ediyor
Kapitalizmin önemli araçlarından biri olan Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Riskler Raporu’nu hazırlayanlardan biri olan Zurich Sigorta Grubu’nun Sürdürülebilirlik Riskler Başkanı John Scott Davos’ta yaptığı bir konuşma dikkat çekiciydi. Scott, “Dünya yapay zeka, iklim değişikliği, jeopolitik değişimler ve demografik değişimlerle önemli yapısal dönüşümlerden geçiyor. Bilinen riskler yoğunlaşıyor ve yeni riskler ortaya çıkıyor ancak bunlar aynı zamanda ‘fırsatlar da sunuyor” sözleri sermayenin herçek aklını ortaya koyuyordu. Davos’ta son yıllarda toplantı gündemlerinde değişmeyen başlıklar, “Dördüncü sanayi devrimi çağında küresel bir mimariyi şekillendirmek, yeni modellerin inşa edildiği bir dünya yaratmak ve yapay zeka” olarak sıralanırken, kapitalizm kendisinin geleceğini nasıl imar ettiğini özetliyor.
Google’ın 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin sera gazı emisyonları 2019’dan bu yana yüzde 48 oranında arttı. Raporda yapay zekanın bu artışta belirleyici bir rol oynadığı açıkça vurgulanıyor. Donanım Haber’den yararlandığımız yapay zeka uygulamaları, dünya genelindeki veri merkezlerinin enerji tüketiminin yüzde 20’sini oluşturuyor. Bu oranın yıl sonuna kadar iki katına çıkabileceği, yani veri merkezlerinin tükettiği toplam elektriğin neredeyse yarısını yapay zekaya ayıracağı tahmin ediliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Nisan ayında yayımladığı rapora göre, veri merkezleri 2024 yılında dünya genelinde tüketilen elektriğin yüzde 1,5’ini (yaklaşık 415 teravatsaat (Twh) ) tüketti. Bu rakam, Türkiye’nin 2024 yılında enerji tüketimi 353,6 TWh ve bu rakam yapay zekanın kullandığı elektriğin yaklaşık yüzde 15 altında. Yapay zekan (AI) destekli hizmetlerin yaygınlaşmasıyla bu oranın 2030 yılına kadar 900 TWh’yi aşması ise kaçınılmaz bulunuyor.
2025 yılında 580 milyar dolar!
Google gibi teknoloji şirketleri yazılım ve donanımlarının enerji tüketim verilerini kamuoyuyla paylaşmaktan kaçınıyor olması rakamın çok daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın yayımladığı yeni bir raporda, 2025 yılında dünya genelinde veri merkezlerine 580 milyar doların harcanacağı bildiriliyor. Bu, yeni petrol kaynakları için ayrılacak bütçeden 40 milyar dolar daha fazla olması dikkat çekici. Yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin on yılın sonunda beş kat artması, mevcut tüm veri merkezlerinin toplam tüketiminin iki katına ulaşması bekleniyor. Microsoft elindeki tüm hızlandırıcılarına yetecek kadar enerji olmadığı açıklaması ise devasa enerji ihtiyacını ortaya çıkarıyor.
2025 yılında 765 milyar LT su
Yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşması yalnızca enerji tüketimiyle değil, su kullanımı üzerindeki etkisiyle de ciddi bir çevresel baskı oluşturmaya başladı. 2025 yılına ilişkin yeni bir araştırma, yapay zeka sistemlerinin küresel ölçekte şişelenmiş su tüketiminin tamamını aşan bir kullanıma ulaştığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, 2025 yılında yapay zeka sistemlerinin çalıştırılması için kullanılan toplam su miktarının 765 milyar litreye ulaşacağı bekleniyor. Bu su tüketimi, veri merkezlerinin soğutulmasında kullanılan suyun yanı sıra, yapay zekayı besleyen elektrik üretimi sırasında dolaylı olarak harcanan suyu da kapsıyor.
Elektrik fiyatı yüzde 267 arttı
Çinli şirket DeepSeek’in R1 modelinin sadeleştirilmiş versiyonu, akıl yürütme özelliği kapalıyken 50 Wh enerji harcadı. Ancak akıl yürütme açıldığında, aynı model 308.186 Wh’e ihtiyaç duydu. Bu, 6.000 katın üzerinde bir artış anlamına gelirken, Gemini gibi programların kullanımı arttıkça enerji ihtiyacı da katlanarak artacak. Bloomberg’te Eylül ayında yapılan analize göre, veri merkezlerinin yoğun bulunduğu bölgelerde toptan elektrik fiyatları son beş yılda yüzde 267 arttı. Uluslararası Enerji Ajansı, veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2030’a kadar neredeyse iki katına çıkabileceğini, yapay zeka odaklı merkezlerin ise enerji kullanımını dörde katlayabileceğini öngörüyor. Enerji tüketimindeki artışın büyük bölümü, akıl yürütme modellerinin soruları çözerken çok daha fazla metin üretmesinden kaynaklandığı belirtiliyor.









